bagimsiz-kurt-devletine-destekler-ve-dusundurdukleri
Bağımsız Kürt Devletine Destekler ve Düşündürdükleri

Bağımsız Kürt Devletine Destekler ve Düşündürdükleri

393 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Mesut Barzani önderliğinde gelişen Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) 25 Eylül 2017 tarihinde referandum yapacağını açıkladı. Barzani, 7 Haziran’da siyasi partilerle gerçekleştirdiği toplantı sonrasında, uzun süredir tartışılan bağımsızlık referandumunun belirtilen tarihte yapılacağını ilan etmişti. Türkiye ve Irak bu referandumu ve talep edilecek bağımsızlık kararını kabul etmeyeceğini ifaade ettiler. İsrail ise Barzani’ye destek verdiğini açıkladı. Başbakan Benjamin Netanyahu’nun makamından yapılan açıklamada, “Terörizmin her türlüsünü reddeden İsrail, Kürt halkının kendilerine ait bir devlet elde etme yönündeki meşru çabalarını destekliyor,” değerlendirmesini yaptı.

Netenyahu yine kritik bir konu üzerinde bir politikacı olarak gönül alıcı bir tutumla Türkiye’yi karşısına almayacak bir tavır sergiliyor. Nedir bu konu? Geçenlerde Eski İsrail Genelkurmay Başkanı Yair Golan’ın Jerusalem Post gazetesinde de yayımlandığı üzere, Washington, Yakın Doğu Politika Enstitüsü’nde yaptığı konuşmasının soru-cevap bölümünde, “PKK’nın terörist bir örgüt olmadığı,” yönünde bir ifade kullanması dikkat çekmişti. Bugün ise Netanyahu ağzından, “İsrail, PKK’yı reddediyor ve terörist bir örgüt olarak görüyor,” ifadesi kullanılmaktadır.

İsrail’de önemli bir şahsiyet bir açıklama yaptıysa, bu her ne kadar kişisel ifade olarak gösterilse de devletin politikası gereğidir. Dolayısıyla Golan’ın açıklaması belli bir amaç taşımaktadır. Netanyahu ise politikacı olarak hareket etmektedir. Yani İsrail Devletinin asıl niyetini Golan, resmi söylemini Netanyahu ortaya koymaktadır. İlaveten, “İsrail’in 1960’ların başından bu yana Kürt halkıyla iyi işbirliği yaptığını,” ifade eden Golan, “Ortadoğu’nun kaderiyle ilgili en olumlu gelişmenin, bir tür Kürt oluşumunun -bağımsız bir oluşumun- ortaya çıkması olacaktır,” şeklinde durumu daha net açıklama yolunu seçmiştir.

IKBY’nin “bağımsızlık referandumu” yapma kararı uluslararası toplumdan destek buldu mu? Türkiye, İran, ABD, Almanya ve Avrupa Birliği, Irak’ın toprak bütünlüğüne vurgu yapan açıklamalar yaptılar. Rusya da Kürt yönetiminin referandumun sonuçlarını iyi düşünmesi gerektiğine işaret etti. Ama gerçekte kim neyi teşvik etti ve ne bekliyor, bu açık mı?

1990’lı yıllardan itibaren daha net görüldü ki, İsrail ajanları Barzani’nin askeri birliklerinin örgütlenmesi, eğitilmesi ve kendilerine istihbarat desteği sağlanması hakkında sahada yer aldılar, birlikte hareket ettiler. O dönemlerden itibaren Türk uzmanlar bu gerçeğe tanık oldular. Endişe de duydular. Hatta Barzani içinde bazı Kürt unsurların Musevi olduklarına dair düşünceler de ürettiler. İlave bir nokta daha var, Türk uzmanlar İsrail’in Metina bölgesinde PKK’ya da destek ve eğitim verdiği noktasında iddialarda bulundular. Söylenenler başka, uygulamalar başka mıydı? Saddam’dan sonra Barzani güçleri Kerkük’te tapu dairesini ateşe verip cayır cayır yaktığında kimler, neden ses çıkarmadılar? Bu oldubittilerle ata mirası topraklarda Türkmenler yurtsuz kılınmış olmuyor muydu?

Endişeler boşuna değildir. İsrail başından itibaren, Saddam’a karşı yürütülen Irak Savaşı öncesinde bile bölgede bir Kürt devleti kurulmasına dönük politikalar üretmiş ve uygulamaya koymuş.

Peki, İsrail bunu yaparken Türk tarafı ne yaptı? Aynı işe başka bir yönden destek sağlamadı mı? Amerika; 1) Barzani (KDP) ve Talabani (KYB), 2) Barzani (KDP) ve PKK, 3) Barzani ve Saddam güçleri arasındaki çatışmalarda hem Çekiç Güç (1991-1996) ile daha belirgin olacak şekilde kendisi hem Türkiye aracılığıyla sürekli Barzani’yi destekledi, eğitti, lojistik sağladı. Bu arada Amerika ile İsrail birlikte görünmemeye çalıştı. Ancak İsrail sürekli orada yer aldı, hem de aynı amaç için.

Bugün Amerika Irak’ın toprak bütünlüğünü ifade ederken ne kadar politik ne kadar samimi? Aynı samimiyet belirtilen yıllardaki yöneticilere de sorulmalıdır? Ne beklediler ki? Amerika başat güç olmanın verdiği rahatlıkla diplomaside bütün dengeleri dikkate alarak konuşur, ama fiilde yapacağından da geri kalmaz. Bu demektir ki Irak’ın toprak bütünlüğü iyi bir söylem olarak görülecektir. Geçmişte, Körfez Krizinden bu yana Irak’ı üçe bölen uygulamaları ne oldu ise bugün için Irak’ta şekillenen fiili durum bize başka bir şey söylemeyecektir.

Ya Avrupa? O da söylem olarak “toprak bütünlüğü” diyor. Ama bir bölünme olacaksa ve oradan pay alacak ise fiiliyatta bu durumdan ne kadar memnun kalır? Türkiye’ye kızgınlığının temelinde bununla ilgili bir pazarlık ve dışlama konusu mu var?

Türk Dışişleri çok sahada çaba göstermek durumundadır. Amerika’yla bölge ve özellikle Suriye ve FETÖ gibi önemli başlıklarda görüş ayrılığı vardır. Söz düelloları yapılmaktadır. Almanya ile kriz giderek tırmanmaktadır. Irak’ta, Suriye’de, Doğu Akdeniz’de ne yapılırsa işler Türkiye lehine döndürülebilecektir? İsrail işin içindeyse Mısır’dan Katar’a, İran’dan Filistin’e ve hatta Kudüs’e, en son olarak da Kürtler üzerinde etkinse, bu durumda Türkiye ne yaparsa “One minute!” diyebilecektir?

Irak Meclisi’nin Kuzey Irak’taki referandumu reddetmesiyle ilgili Dışişleri Bakanlığı’ndan bir açıklama geldi: “Karar memnuniyet verici… Barzani referandumda ısrar ederse bunun bedeli olur, hatalı yaklaşımından vazgeçmelidir.” Yaptırımlar ne olabilir? Türk askeri Barzani’nin karşısına dikilebilir mi? Barzani’ye ekonomik ambargo uygulanabilir mi? Petrol satışında kısıtlama getirilirse Kuzey Suriye’deki kanton konusu ateşlenerek tekrar Türkiye için sorun edilmeye başlanır mı? Petrol oradan denize çıkmazsa buradan çıkar denebilir mi? PKK Amerika ve İsrail’in desteğiyle Türkiye’nin karşısına başka kisvede çıkarılmaya yönlendirilir mi? Amerika ve NATO Türkiye’ye “Kusura bakma, sen Rusya’dan silah alıyorsun…” der mi? Almanya ve Avrupa Birliği “Silah ambargosunu genişletiyorum, PKK’nın yeni perspektifine de destek veriyorum…” der mi?

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

ABD ve K. Kore Gerilimi

DİĞER YAZI

Kral Selman Neden Moskova’daydı?

Politika 'ın son yazıları

Yeni-Rönesans

Küresel çapta önemli bir bariyeri aşmak üzereyken güçler arasındaki sürtüşmeleri çok doğru bir yere koyarak tartışmamız

Yeni Hakimiyet Mücadelesi

İnsanın hakimiyet mücadelesi bitmez. Belki de ilerlemenin yolu budur! Düşmanı ve kaynakları savaşla ele geçirme dönemi Soğuk

Neomedyeval Çağ

Yeni-Normalleşme mimarlarının hedefi neomedyeval düzendir. Bu konuyu yeterince özümsemeden geçersek, olup biten hakkında ne desek az