Biden-Putin Anlaşması Oldu mu?

14 Şubat 2022
Okuyucu

Geçtiğimiz gün Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden ve Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin telefonla görüştüler. Aralarında çok dengeli bir üslupla bu konuşma yaklaşık bir saat sürdü ve memnuniyet ifadeleriyle sonlandı. Ardından kısa açıklamalar geldi. Fakat ilginçtir, ABD ve Rusya belli konularda anlaştıkları halde dünya medyası bunları görmezden geldi. Ancak ben size görüşmeyi ve belli konulardaki temel duruşları açıklayacağım. Bundan sonraki atılacak adımlara ait önemli detayları ifade edeceğim. Bu Ukrayna krizi ve Avrupa’nın güvenlik mimarisi açısından rehber niteliğinde bir yazıdır.

Konu neydi? Elbette Ukrayna krizi üzerinde konuşuluyor ama, esasen Avrupa güvenliği kapsamına dayalıdır. Biden, Putin ile görüştükten sonra Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelensky ile görüştü. Tipik Biden açıklaması: “ABD’nin herhangi bir Rus askeri harekâtına hızlı ve kararlı bir şekilde cevap vereceğine söz verdi.” İyi de Biden, Zelensky’ye asıl ne söyledi, bilen var mı? Neden bu konu dünyada tartışılmadı, Biden-Putin görüşmesinde ne oldu denmedi? Bu birincisiydi.

İkincisi Avrupa güvenliği bahsi. Hemen unutuldu, ABD Rusya’nın istediği güvenlik garantileriyle ilgili bir mektup vermişti. Cevabını Putin’den bekliyorduk. Evet, Biden-Putin bunu konuştular. Merak edenimiz yok mu? 

Medyada nasıl bir kampanya yürütülüyor, anlaşılır gibi değil. Herkes bir tenis maçı izler gibi oturmuş, oyunu seyrediyor.

Noktayı koyayım o zaman:

Biden ve Putin görüştüler. ABD’nin Rusya’ya ilettiği 26 Ocak 2022 güvenlik garantileri mektubu üzerine anlaştılar. Metnin tamamı için değilse de bazı maddeleri kabul edilebilir görüldü ve görüşmeye devam edilecek. Bu telefon görüşmesini müteakip tarafların heyetleri bu çerçeve üzerine detayları somutlaştıracak ve önümüzdeki dönemde bu yönde ABD ve Rusya bir anlaşma imzalayacak.

Görüşmede Putin, Biden’a, bu aşamada Rusya’nın güvenlik mimarisi gereği atacağı bütün adımları samimi ve net bir şekilde açıkladı. Putin Rusya’sı Biden Amerika’sına, “Soğuk Savaş’ta düşmandık, sonrasında dost olduk, bu dostluğu geliştirmemiz gerekir,” diyor. Putin tarafından kartlar açık: “2000 yılından itibaren Avrupa-Atlantik Güvenlik Mimarisi çerçevesinde görülen NATO’nun genişlemesi, Rusya için güvenlik tehdididir. Eğer bu yönde bir anlaşmamız olmaz, bu sinsi genişlemeye dur demezseniz, sonu nükleer felakete kadar uzanacak her türlü askeri adımı atacağız.”

Putin’in Transatlantik’e karşı yürüttüğü kampanyada neler var? Rusya diyor ki: 

  1. Kırım Rus toprağıdır, bunu kabul edeceksiniz. 
  2. Ukrayna krizi, sekiz yıldır aksatılan Minsk Anlaşması gereğince, bugünden sonra önüne engel konmadan görüşülecek. 
  3. Ukrayna’yı istila edeceğimiz hakkında histeri körüklediniz, bu yöntemi terk edeceksiniz. Ukrayna’yı işgal etmeyeceğiz, asıl NATO’nun Ukrayna’yı işgal etmemesi için sınıra asker yerleştirdik. Sadece Ukrayna da değil, Belarus’tan Gürcistan sınırına bu tür uygulamalar olacaktır. Siz Ukrayna dahil bu ülkelere müdahaleye devam ederseniz, biz de kendi yöntemlerimizle müdahale ederiz. 
  4. Bu konular hakkında böyle anlaşırsak, ABD ve Rusya olarak işbirliğimiz devam eder. Tersine durumda, her türlü felaket senaryosuna asıl o zaman hazır olun. Soğuk Savaş dönemine hemen dönmemiz an meselesidir. 
  5. ABD, Ukrayna’ya saldırı silahı konuşlandırmayacak. Zelensky bunun denetlenmesi için gerekirse Rus uzmanlara imkân verecek. 
  6. NATO ve Rusya Avrupa’da, nükleer silah konuları dahil, daha fazla askeri tırmanmayı engelleyecek karşılıklı görüşmelere başlayacak. Bu konudaki çalışmalar, 1997 Rusya-NATO Kurucu Yasası’nın imzalanması sırasında belirlenen hususlar çerçevesinde tekrar gözden geçirilecek.
  7. Provokasyonlara karşı ortak önlemler alınacak.
  8. Bütün bu konularda ilerleme sağlanmadan Ukrayna’nın NATO’ya girme isteği frenlenecek. Hatta Ukrayna NATO’ya alınır, Kırım NATO toprağı olarak kabul görür ve NATO bu kapsamda 5. Maddeyi işletecek olur ise Rusya savaşacaktır. Bu bölgedeki Rus askeri varlığının bulunma sebebi budur.

Rusya’nın perspektifi ile belirttiğim bu anlaşma zeminini dikkate alalım. Bu bize en azından ne olup bittiğini açıklar. Ayrıca bu hususlar liderlerce asıl nelerin konuşulduğu hakkında fikir verir mahiyet taşımaktadır. Konuyu dağıtmadan bakmak isteyenler için bu bilgiler bir rehberdir.

Biden-Putin görüşmesi bu şekildedir. Olumlu geçmiştir. Biden, Zelensky’ye neler yapması gerektiğinin tarif etmiştir. Avrupalı liderler de Putin ile görüşmeye devam edeceklerdir. Diplomasi devam etmektedir. Sınırlara yığılan askerlerin ve yapılan tatbikatların hareketlerinin videolarını paylaşıp çatışmayı bekleyen provokatörler ve safdiller olabilir. 

Görüldüğü gibi, çağımızın en kritik meselelerinden biri olan ve önü küresel bir çatışmaya açık şeklinde gösterilen krizi ve sürdürülen görüşmeleri Politik Merkez’den başka bu netlikte açıklayan ve tartışan olmadı. Herkes bir provokasyonun aleti gibi hareket etmeye devam ededursun, diplomasinin devam ettiği bir noktada bulunulduğunu unutmayalım. Savaşı körükleyerek çıkar elde edenlere rağmen, bir barış ve istikrar çabası ile itidalli politika yapmanın bilincinde olarak hareket etmeye devam etmek gerekmektedir.

Bir eski asker olarak değerlendirmemi yapayım: Bu şartlardan sonra bir savaş olmaz mı? İki olasılık halen ortadadır. Birincisi sıcak bölgedeki yerel halkın aşırı tepkisi ve bundan dolayı çıkabilecek bir çatışmanın büyüme yönüne evrilmesi hali. İkincisi ise Biden ve Putin seviyeleri üzerinde bir bakış açısı ile mevcut krizin diplomasi hali devam etse bile aniden büyüme evresine girmesi. Bu iki halde de hipotatik yaklaşmak söz konusudur. Şöyle genelleyerek ifade edebilirim; savaşlar tüm çabalara rağmen olur! Ama savaşın olmaması için çok çaba gerekir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Caydırıcılığın Simetrisi

DİĞER YAZI

The Door of the Agreement Has Been Opened

Politika 'ın son yazıları

16 views

Stratejik Algı Yönetimi

Strateji ile algı yönetimi bahislerini, canlı örnek olduğu nedenle, Ortadoğu, ABD ve İsrail ile açıklayacağım. Buradaki amacım yaşamda ve çıkarları elde etmede dilin ve yaratılan algının kullanılmasının ne kadar etkili olduğunu göstermektir. Evet, temel olarak bu bir iletişim konusu olsa da görüldüğü üzere, ülkelerin mücadeleleri ve savaşların nedeni dahi olabilmektedir.
60 views

Yapay ve Doğal

Size analitik bir yöntemle, halen Ortadoğu'daki onca yapaylığa ve yürütülen negatif amaçlı algıya rağmen, Türkiye'nin ne denli doğallık içinde ve istikrar amaçlı politika yürüttüğünü açıklayacağım. ABD ve Rusya gibi büyük güçlerin yanısıra, bölgede İran ve İsrail arasında yaşananları kavramsal boyutta irdeleyeceğim. Analizin her bir basamağında belirginleşen kuralları açıklayacağım.
104 views

İsrail, İran ve Gazze

Genel bir değerlendirme yapalım, çünkü İsrail, 7 Ekim saldırısından 6 ay geçti ve "bugün Gazze'de üçüncü aşamaya geçtik" dedi. Bu ne demektir, bölgede başka ne gibi gelişebilir olabilir, hepsini inceleyelim.
78 views

Modern Rekabet

Burada modern rekabetin küreselleşmesi öyküsünü kendi içindeki kavramlarını tartışarak, Rusya ve Çin örnekleri üzerinden otoriter yönetimlerin eleştirisini yaparak açıklayacağım. Kavramsal olarak "modern rekabet" anlayışını bu şekilde açıklama imkanı bulacağım. Sonlara doğru kapitalizmin yozlaşmasını açıklayacağım. Bu kısımda da Anglo-Sakson yapıyı ve Kıta Avrupa'sını işaret edeceğim. Burada anlaşılması gereken şu olacak: Demokrasi ve insanlığın gelişimi kimsenin insafına kalmamalı, rekabetin yapılma amacı değer üretmek esaslı olmalı.
73 views

Seçimler ve Beka

31 Mart Yerel Seçimleri gerçekleştirildi ve Türk demokrasisi kazandı diyoruz. Ben ise size bu seçimleri örnekleyerek bir "beka seçimi" ne demek oluyor, bunu açıklayacağım. Buradan hareketle yapılması gerekenleri de gözden geçirmiş olacağım.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme