Çatışma ve Diplomasi

179 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Tanınmış bir Filistin Devleti varken bugün uluslararası toplum neyle meşgul? Neden çocuklar ölüyor? 1993 yılında Filistin-İsrail meselesi halledilmedi mi? ABD, İsrail ve Filistin liderleri el ele tutuştular, bu yetmedi mi? İsrail neden oyunbozanlık ediyor, amacı ve stratejisi ne? Diplomasiden ne bekleniyor?

Bugün (17 Mayıs) itibarıyla, İsrail-Filistin çatışması 8nci gününe girdi. Ancak özellikle Gazze bölgesindeki çatışmalarda henüz bir azalma olmadı. Gazze tarafından İsrail’e El Kassam’ın roketleri atılıyor. Buna karşılık İsrail’den karadan topçu atışları, havadan uçak ve SİHA’larla taarruzların gerçekleşmesi devam ediyor. Filistin tarafında (10-17 Mayıs arası, Gazze, Doğu Kudüs ve Batı Şeria) toplam; 59 çocuk olmak üzere, 209 kayıp ve 5.508 yaralı; İsrail tarafındaki ise kayıp 2’si çocuk olmak üzere 10 ve 564 yaralı var. Toplam 40 bin Filistinli yer değiştirmek zorunda kalmış ve 500’den fazla ev bombalama sonucu yıkılmıştır.

İsrail’in saldırıları genelde yerleşim merkezlerine oluyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Hamas’a ait oldukları iddiasıyla tespit ettikleri binaları istisnasız vuruyorlar. Bunların içinde sağlık merkezi, banka, okul, uluslararası basın merkezi, nüfus idaresi gibi hedef noktaları da var. Batı dünyası Birleşmiş Milletler’de (BM) yapılan görüşmelerde en çok basın merkezinin vurulmasından etkilendikleri nedenle İsrail saldırıları aleyhine konuşma yaptılar.

Dün İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) toplantısına katılan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Filistin-İsrail meselesinde Müslüman ülkelerin hangi konulara eğilmeleri gerektiği açıkladı. Bakanlar düzeyinde bir toplantı önerildi. Bu toplantı gerçekleşirse, beklenti o ki, BM Genel Kurulu’na gidilmesi saplanacak ve oradan bazı kararların çıkması sağlanacak. Örneğin bir Barış Gücü oluşturulması gibi.

Çavuşoğlu meselede tek sorumlunun İsrail olduğuna vurgu yapmaktadır. BM’deki toplantılarda dikkat çeken husus, sorumlu iki taraftır deniyor. Çavuşoğlu İsrail’in sistematik yürüttüğü etnik, dini ve kültürel temizlik konusunu özellikle vurguluyor. Devamında, İsrail’in asıl amacının Filistinlileri Kudüs’ten sürmek olduğu ve yerleşim yerlerine yönelik haksız uygulamalarla (1993, Oslo’da kararlaştırılan İlkeler Deklarasyonu) iki taraflı çözüm konusunun ortadan kalkacağı ifade ediliyor. Haziran 2018’de BM Genel Kurulu kararıyla uyumlu Filistinli sivillerin korunması için bir Uluslararası Koruma Mekanizması (UKM, örneğin Barış Gücü) üzerinde durulması ve Filistin seçimlerinin yapılması hatırlatılıyor.

Dün yine meseleyi BM Güvenlik Konseyi tartıştı. Buradaki konuşmacılar genel olarak; her iki tarafın da çatışmaya acil son vermesini, ateşkesi, barışı, diplomasiyi, barış gücü oluşturulmasını ve iki devletli çözüm önerisinin uygulanmasını işaret ettiler. Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) veto etmesi dolayısıyla 3 kez toplanan BM Güvenlik Konseyi’nden bir karar tasarısı henüz çıkmadı.

Dahası, ABD bugün İsrail’e 735 milyon dolarlık silah satışını onayladı.

Geçtiğimiz günlerde Katar ve Mısır’dan heyetler İsrail’e gitmiş ve arabuluculuk önermişlerdi. Buradan da bir sonuç çıkmamıştı. Mısır Devlet Başkanı ısrar ederse neyin üzerinde duracak dersiniz? Bir yıl süreli insani ateşkes. Kalıcı ve asıl barışı getiren ateşkesi isteyemez, Sisi yönetiminin İsrail’e karşı bunu yaptırıma dönüştürecek gücü yok.

Salı günü Avrupa Birliği (AB) liderleri bu sorunu görüşmek için toplanacak. Ne karar alırlar? Her iki tarafı itidalli davranmaya davet ederler ve yakından izliyoruz derler.

Öncelikle kayıpların önüne geçmek gerekiyor, burada herkes hemfikir. Savaş yerine diplomasinin öncelik alması konusu da tamam. Ancak barışçı çözüm ne demek bunu kimse öngöremiyor. Nedeni, eğer İsrail’in isteği barış olsaydı, 1993’ten bu yana bir çatışma görülmeyecekti, demek ki çözümsüzlüğü isteyen ve oluşan istikrarsızlık süresini mümkün mertebe uzatmakla ilgili stratejiyi uygulayan taraf İsrail. Uluslararası camianın görmek istemediği kısım burasıdır. Hem bugün özellikle ABD ve İsrail’in terörist örgüt nitelemesinde bulunduğu Hamas’ın kuruluğu 1987 yılıdır. İsrail 1993-2021 yılı arasında çözümü isteseydi bugün hedef gösterdikleri Hamas da olmayacaktı. 

Üstelik 2012 yılında BM’de Filistin Devleti 193 üye devletin 138’inin evet oyuyla tanındı. Halen bu statü varken neden geri adım atılması adına birtakım kaotik süreklere başvuruluyor? Örneğin 2020 yılında nereden çıktı bu Yüzyılın Anlaşması, İbrahim Anlaşmaları ve normalleşme süreci? İsrail 2012-2020 yılları arasında bu planın hazırlığını mı yaptı? İsrail’in bu yeni sorun yaratan adımlarını kim, ne amaçla bekledi?

Bugün bu sorunları bir yana bırakıp, kaç Kassam roketi atıldı ve Demir Kubbe kaçını vurdu, bunları konuşuyoruz.

Ancak BM’de Filistin Devleti’ne evet diyen ülkeler halen resmi yazışmalarında çeşitli nitelemeler kullanıyorlar (özerk yönetim, vs.), yaklaşık 10 yıldır eyleme geçemediler, geçerli durum budur. Demek ki uluslararası politika ve diplomasi buraya kadar iş görmekte.

Demek ki, İsrail gözlüğüyle ifade ediyorum, stratejilerinin temeli; istikrar oluşturacak her ne varsa bunların gelişeceği atmosferi zamanı uzun tutarak beslemek, oluyor. İsrail’in amacı meseleyi ideallerinin dışında çözmek değildir, bilakis sonuna kadar kendilerine meşruiyet yaratacakları sebepleri yaratmaktır.

Bu durumda karşımıza İsrail’i kim veya ne ikna edecek, diye bir soru çıkmaktadır. Bugüne kadar İsrail’i barışçı girişimler, diplomatik girişimler, vs. ikna etmediğine göre sırada ne var diye eklememiz gerekmektedir. Uluslararası toplumun yapıcı yaklaşmasından herhangi bir şüphe yok, diplomasi bunun için var, ancak somut olan önerileri göremiyoruz, buna ne diyecekler?

Sonuç, İsrail, BM dahil diplomasi kurum ve kuruluşlarının kendisi için var olduğunu düşünüyor. İsrail’i sahada sıkıştırmazsanız o daima kazanan taraf olur. Şimdiye dek böyle oldu. Bunu unutmamak gerekir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Gazze Neden Yeraltında?

DİĞER YAZI

Türkiye ve İsrail Jeopolitiği

Politika 'ın son yazıları

BM’nin 76. Genel Kurulu

Birleşmiş Milletler (BM) 76. Genel Kurulu gerçekleştirildi. Burada Cumhurbaşkanı Erdoğan da bir konuşma yaptı. Benim dikkatimi

Yeni-Rönesans

Küresel çapta önemli bir bariyeri aşmak üzereyken güçler arasındaki sürtüşmeleri çok doğru bir yere koyarak tartışmamız

Yeni Hakimiyet Mücadelesi

İnsanın hakimiyet mücadelesi bitmez. Belki de ilerlemenin yolu budur! Düşmanı ve kaynakları savaşla ele geçirme dönemi Soğuk

Neomedyeval Çağ

Yeni-Normalleşme mimarlarının hedefi neomedyeval düzendir. Bu konuyu yeterince özümsemeden geçersek, olup biten hakkında ne desek az