Türkiye ve İsrail Jeopolitiği

207 Tıklama
19 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Türkiye, Filistin meselesi ile doğrudan ilgilidir ve ilgilenmek zorundadır. Sonuçta bunu söyleyeceğim. Ama neden? Nedenlerini bir güç mücadelesi konu başlığı altında açıklayacağım. İsrail, Türkiye’ye karşı neler yapıyor, bunu da detaylandıracağım. 

Teorik Hatırlatmalar

Güç mücadelesi ortamı dinamiktir hem var olan yükleri hem de ortaya çıkan yeni durumlarla mücadeleyi gerektirir. Güç mücadelesi eldeki güç nispetinde gerçekleştirilir. Proaktif tutumları ve yeni güç imkanları yaratmak suretiyle var olan kapasitenin üzerinde risk alıp yönetmeyi gerektirir. 

Güç mücadelesi ortamında, ki küresel, bölgesel ve yerel dinamiklerle özetlenebilir, üstesinden gelinmesi gereken birtakım zorluklar vardır. Bu zorluklar esasında insana özgü yaşam dinamiklerinden ve doğal sebeplerden kaynaklanan zorluklar halinde açıklanır. 

Ülkeler ve güçler sürekli rekabet halindedirler. Rekabetin bir yüzü de düşmanca davranışların olması durumunu yaratır. Güç mücadelesi ortamında üstesinden gelinmesi gerekenlerin bir kısmı nasıl doğal felaketler yönüyle görüldüğü gibi hazırlıklı olmayı zorunlu kılıyorsa, rakiplerin çıkarları gereği ülkeye ve millete karşı sergileyecekleri olumsuz tutumlar da aynı derecede normaldir, beklenmelidir, gerekli önlemler için hazır olunmalıdır.

Güç mücadelesinde boşluk hakkı yoktur, bir tarafın boşalttığı alanı diğeri gecikmeksizin doldurur. Eğer bir alanda varlık gösterirseniz orada nüfuzunuz gelişir, ortaklıklar kurulur. Bunu siz yapmazsanız başkaları ve genellikle güçlü olmayı öğrenmiş olanlar mutlaka yaparlar.

Türkiye ve İsrail Güç Mücadelesi

Türkiye’nin bölgesinde izlediği politikalarla ilgili belirlediği veya belirleyeceği hedefler için sahip olunması gerek anlayış mekanizmaları şöyle açıklanabilir: Görmezden gelen değil, gören; umursamadan geçen değil, umursayan; inisiyatifi rakiplerine bırakan değil, kendi gücüyle her bir konuda emin adımlar atan.

Türkiye’nin küresel güç mücadelesindeki ortam dinamikleri neler? Sıralayalım: Küresel doğal etkenlerde Covid-19, iklim değişikliği, ani gelişebilecek doğal felaketler. Küresel ekonomik ve finansal sorunlardan kaynaklı hareketler. Küresel güç olan ABD, Çin ve Rusya’nın Türkiye’nin bulunduğu bölgedeki çıkarları gereği oluşan bir girdaplar. Bölgesel güç olan İran, İsrail gibi ülkelerin çıkarları gereği oluşan girdaplar. Bölgede var olan kaynakların sebep olduğu paylaşım savaşında güç dinamiklerinin (ülkeler, şirketler, vs.) çıkarları gereği tutundukları hasmane tutumlar. Bölgede meydana gelen girdapların bütününün getirdiği yükler. Bölgedeki teröristlerin, vekalet savaşçılarının, asimetrik ve anonim unsurların ve çıkar gruplarının getirdiği yükler. Yereldeki çıbanbaşı olan ve çıkar bekleyen unsurlar, olup bitenden etkilenen kesimler, siyasi ortam.

İsrail, Türkiye’nin rakibi konumunda bir ülke olarak bölgeye ne gibi yükler getiriyor, örneklik açısından inceleyelim. İsrail, küresel güçlerle angajmanı yüksek, küresel dinamikleri harekete geçirme kapasitesi olan, uluslararası sistem içinde çok iyi hareket edebilen, dinamik, agresif, proaktif, ülke sınırlarını ve çıkarlarını genişletme hedeflerine sahip, bu uğurda güç kullanmaktan kaçınmayan, gerekirse hukuk tanımayan bir ülkedir.

İsrail, Soğuk Savaş bittiğinden bu yana ülkesi, bölgesi ve küresel ortamı dikkate alarak çok planlı bir süreci işletmeye başlamıştır. NATO, Avrupa, bölge ülkeleri, ekonomiyle, teknolojiyle, savaşla ve terörle ilgili yapacakları, hedeflerini ele geçirecek türden yeni yaratacağı kapasitelerle ayrıntılı bir planı devreye koymuştur. 

Güç mücadelesi yaklaşımıyla bakarsanız, bütün bunlar normaldir, iddiası olan bir ülke böyle yapar, dış politikada çıkarlar önemlidir denince, düşünülmesi gereken hususlar üç aşağı beş yukarı böyle şeylerdir. Karşı taraf, rakip konumundaki ise bütün bunları düşünmezse, yapmazsa, eksik yaparsa, geç kalırsa, alanın kontrolünü diğerlerine kaptırırsa, sonuç ne olur, açık değil mi? Bir taraf hedeflerini ele geçirir, diğer taraf ağlayıp sızlanmaya devam eder.

İşte bu noktada ben ve benim gibi uzmanlar sağı solu ikna etmekle uğraşmak, durumu açıklamak için zaman ayırmak zorunda kalırlar. Halbuki başta politika yapanlar bunları bilmelidirler. Her neyse…

İsrail, bölgesel ve potansiyel rakipleri Türkiye ve İran gibi ülkelere karşı planlıydı; İran’a karşı yapması gerekenler ve yaptıkları şöyle dursun, Türkiye’ye karşı olanları geriye dönüp hatırlamamız gerekir. 

Terör diyoruz değil mi, kırk yıllık sorun, bölücü örgüt ve gerekli siyasal platformları var. ABD ve Avrupa içindeki bazı unsurlarla, politikacılarla veya güç dinamikleriyle bu terörün beslendiği bilinir. Çağımızın asimetrik savaş yöntemleri gereği politikalar bunlarla ilgilidir. Saldırıya uğrayan taraf için her ne kadar bütünüyle dava edecek nitelikte ispat ve karşı koyma mekanizmaları yaratmak güç ise de durum budur, bilinir. Konumuz olan İsrail cephesinden bakarsanız, o da çıkarı gereği belirtilen güçlerle ve unsurlarla ittifak halinde hareket eder, bu mümkündür. 

Arap Baharı süreçlerinde, İsrail hep vardı, hatta işin başındakilerden biridir. Bu süreç bitti mi? Hayır. Peki, Arap Baharı vardı da Türk Baharı yok muydu? Olmaz mı? Neden 15 Temmuz darbe girişimini yaşadık? Neden Ayn El Arab (Kobani) olaylarını yaşadık? Neden Cumhuriyet tarihinin en büyük kalkışması kabul edilen 6-8 Ekim olaylarını yaşadık? Amaç neydi? Eğer Türkiye’de FETÖ’cüler darbe yapsaydı, İran sınırından Doğu Akdeniz’e uzanan bir (güya) Kürt Özerk Bölgesi ihdas edilseydi, Türkiye ile İsrail oyun alanı arasına bir set çekilseydi, bugün en fazla İsrail memnun mesut olurdu.

İsrail bağlamında düşünürseniz, Suriye, Ürdün, Mısır, Lübnan, vs. ülkelerin neye dönüştürüldüğü açık mı? İran başka bir konu, ama bölgede çok yönüyle istikrarsızlık üretirken, bir kısım faaliyetleriyle İsrail’e saldırıları için hukuki meşruiyet kazandırır türden hamleler yaparken, diğer taraftan ise rakip konumuyla durdurulması gereken bir bölgesel güç olduğuna göre, İsrail buna karşı kapsamlı bir plan içindedir. 

Türkiye bölgesinde potansiyeli ve bir medeniyet iddiası olan ülkedir. Türkiye halen Osmanlı bakiyesi bu coğrafyada olup bitenden istese de istemese de ilgili bir ülkedir. Örneğin Mayıs ayı başında Şeyh Cerrah mahallesinde İsrail ile Filistin halkı arasında dava konusu olan yasadışı yerleşim yerleri açılması hadisesinde mahkeme masasına konan evraklar Osmanlı tapularıydı. Duruma genelde böyle bakmak gerekir. Bir başka örnek, Irak ve Suriye’de Türk nüfusun (Türkmen denmektedir) hak ve hukuku meseleleri var. Osmanlı sonlarında Misak-ı Milli hudutları içinde belirlenen bu coğrafyadaki kardeşlerimiz uluslararası antlaşmalarda kendilerine verilen haklar çerçevesinde bugün fiilen bir hayli geriye düşmüştür. Bunların haklarını korumak demek, aynı zamanda imza koyduğumuz antlaşmalarımızın veya senetlerimizin de takipçisi olmak demektir.

İsrail, İran’a karşı başka yöntemler izlerken, Türkiye’ye de uygulaması mümkün, etkisi ona göre belli taktikleri seçecektir. Örneğin politika, propaganda, medya ile baskılama, terör, bölge siyasetinden uzak tutacak diplomatik faaliyetleri devrede tutmaktadır. Hatta ticari yönden önünü kesecek hamleler yapmaktadır. Ticaret yolunda, kendi ülkesini hub noktası olmasına dönük projeler için savaş verecektir. Rekabet bu değil mi? Yapmadı mı? Amacı, kendi alanı kabul ettiği, Irak Kürt Bölgesi (IKBY) ve Suriye kuzeyinde kurulmaya çalışılan bir hat ile Türkiye’nin, güneydeki İsrail faaliyet alanından uzak tutulması, arada bir izole alanın yaratılması, güney yönlü hareketinin engellenmesi, kendi sorunlarıyla boğuşuyor olmasının sağlanması gerekir, o böyle düşünür.

Bir diğer konu Doğu Akdeniz’dir. İsrail’in 2000 yılı itibarıyla deniz alanındaki hidrokarbon yataklarının varlığını teyit ettikten sonra politikası nettir: Doğu Akdeniz kıyı şeridinde tek söz sahibi olmak. Bakın bütün sonuçlara, bu politikaya hizmet eden türden olaylar silsilesini göreceksiniz. Burada işbirliği yapacağı güçler, ülkeler ve yerel unsurlar bellidir. Küresel şirketler, ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği, Avrupa’dan bazı ülkeler, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, hatta örtülü olarak terör örgütleri… Diğer yandan Mısır, Körfez Ülkeleri… Bu dokuyu ilmek ilmek örmek politikadır, diplomasidir, güç mücadelesi işidir. İsrail bunu yapmaktadır. 

İddiası olan bir ülke böyle yapar; buna karşı iddiası olan diğer ülke de güç mücadelesinde kendi hal tarzlarını uygular. Bu illa savaş demek değildir. Bu mücadele biçimi günümüz akıllı güç (yumuşak güç ve sert güç) unsurlarıyla gerçekleştirilen bir yöntemle açıklanır.

İsrail-Filistin Meselesi ve Türkiye

Geldik şu anki duruma. İsrail’in iç meselesi gördüğü konu başlığı nedir? Filistin. Filistin’i İsrail en temel meselesi görmektedir. Peki, onun açısından bakın; küresel hedefleriniz olacak, genişlemek isteyeceksiniz, ama kazancınızı paylaşacaksınız, hem bunu bir Yahudi olarak kabulleneceksiniz… Sanki bu asla mümkün olmayacak bir önerme olur! Çünkü Yahudiler için bu “ekonomi hakimiyet zihniyeti” konusudur, Kutsal Kitap’ta dahi yer alır, temelleri MÖ 1900’lerde atılan ve geliştirilen bildik bir meseledir.

İsrail’in bu temel iç meselesi gördüğü Filistin konusunda sahada neler oluyor? Lübnan Hizbullah’ı, İran, Suriye ve Ürdün’deki gerilla ve bazı terör grupları uzun zamandır İsrail ile savaş halindedir. Bunları bazen çıkarı gereği İsrail teşvik bile eder; zira bölgeye müdahalesinde meşruiyet hakkı için dolaylı kullanım yolundan faydalanır. Diğer yandan fikir akımı veya ideolojik yaklaşım olarak işaret edilebilir, Orta Doğu’daki İhvan Hareketi (Müslüman Kardeşler) İsrail’e, İsrail de ona karşı mı? Bu durumda böyle!

Buna karşılık Türkiye One Minute çıkışından sonra ne yaptı? Şimdiki fotoğrafa bakın; Irak ve Suriye’de Türkiye güneye indi, askerini İsrail’in oyun alanında bulunduruyor. Doğu Akdeniz’de inisiyatif ortaya koydu, bölge ülkelerle ilgileniyor, ama asıl olarak denizde sondaj yapıyor, çizilmiş deniz parsellerini ise tanımıyor. Kıbrıs’ta askerini bulunduruyor, Kuzey Kıbrıs’ta oynanan politik oyunları bozdu ve Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması politikalarını uyguluyor. Türkiye’nin bütün bu girişimlerinden İsrail’in memnun olacağını düşünmeniz mümkün müdür? Hatta ABD ve İsrail açısında işbirliği halindeki Türkiye iç siyasetinde faaliyeti olan parti ve unsurların memnun kalacağını söyleyebilir misiniz? İşte size rekabet ve güç mücadelesi!

Türkiye ve İsrail birbirlerine rakiptirler ve aynı zamanda güçlerini birleştirerek ortak da hareket edebilirler. Günümüzdeki anlayışlarla güç mücadelesi içinde sadece bir tane yol seçilmiyor. Yani ya ortak ya da rakipsiniz diye bir anlayış yok. Kasten anlamamak isteyenlere söyleyeceğim yok, ama hani gerçekten anlamayanlar için ifade ediyorum, işte güç mücadelesinde olması gereken nokta burası, ortakken rakip olarak hareket edersiniz, aynı anda ikisi de uygulanır, ancak güç parametrelerinizi iyi kullanmak ve riskleri çok iyi yönetmek zorundasınız.

Sonuç

Türkiye, Filistin meselesi ile doğrudan ilgilidir ve ilgilenmek zorundadır. Filistin ile siz ilgilenmezseniz başkaları mutlaka ilgilenir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Çatışma ve Diplomasi

DİĞER YAZI

Hava Ülkesi, Uzay ve Türkiye

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden

Soğuk ve Sıcak

Soğuk Savaş dönemini ve bugünü stratejik ölçekte kıyaslayalım. Dünün politikalarının ve güçlü adımlarının bize öğrettikleri var,