diplomasi-gucu
Diplomasi Gücü

Diplomasi Gücü

Okuyucu

Türkiye ve ABD arasında çok yönlü ve tartışmalı bir ilişki süreci içindeyiz. Bu incelemedeki temel soru şudur: Hangi sistem daha güçlü bir diplomasi üretir? Hemen herkes olup bitene kulak kabartıyor. Biz burada tarafların geri planındaki yapıları, ortada duran meseleleri ve icradan sorumlu olanların bağlantılarını inceleyeceğiz. Bu incelemede temel farkları ortaya koyarak, sorun olan ana noktaları bulmaya çalışacağız. Dolayısıyla modelleme üzerinde durulmasını salık veririm. Yazıyı okurken temel modelin ana resim ile özetlendiğini, buradan takip etmek gerektiğini işaret ederim.

Önce ABD tarafına bakalım.

ABD’de icra/uygulama aslında belirgin bir alanda cereyan eder. Türkiye’de bir algı var. Denir ki, ABD’de işler karışıktır. Böyle değil. İcra organları arasında ilişkiler bellidir. Sonuçta Kongre veya Başkanlık işin onaylayıcısı ve imzasını atan yerleridir. Ama bu, ben yaptım oldu şeklinde değil, iç dinamiklerin ve dengelerin etkileşimiyle ortaya çıkan bir sonuç bağlamındadır, icra böyle karşılıklı etkileşimle söz konusu olur. Ben burada Kongre (ilave olarak Temsilciler Meclisi de buraya eklenebilir), Başkan ve Yardımcısı, Bakanlıklar (Dışişleri, Hazine, Savunma), Merkez Bankası (FED), İstihbarat kuruluşları (küresel CIA ve içeride FBI), bağımsız yargı (yerelden Yüksek Mahkeme’ye) gibi kurumları, politikacıları, bürokrasiyi işaret edeceğim. Buna ilave olarak ABD’nin baskın olduğu NATO ve BM gibi uluslararası kurumlar da icrada enstrüman olarak kullanılabilir, karar verici gibi söylenmese de kullanımda kolaylık yaratacağından düşünülebilir. Peki icra/uygulayıcıların arkasındaki temel kanatlar hangileri? Bunu kolay anlaşılması bakımından Muhafazakarlar ve Küreselci Neo-Liberal kanat olarak özetlemek istiyorum. Anlatım farkları olabilir, Evanjelistler, Yahudi Lobisi, WASP (White Anglo-Sakson Protestant) gibi. Ama ben ikiye ayırarak sadeleştirmeyi uygun görüyorum. Bakın, böyle düşünürseniz demokratik bir yapıdan bahsetmiş oluyoruz, sistem bütünlük kazanıyor.

Çözülecek meseleler diplomasinin varlık sebebidir.

Türkiye-ABD arasında bugün masada olan konular neler, diye sorarsak, burada öne çıkanları listeleyelim: Rahip Brunson, FETÖ, F-35, S-400, Suriye, PYD/YPG, Kudüs/Filistin, Ticaret Savaşı, Hakan Atilla Davası, Metin Topuz/vize meselesi. İlaveler de yapılabilir. Örneğin Irak meselesi, İran, vs. Ben burada bir modelleme yaklaşımı içindeyim, dolayısıyla meseleleri zamanla azaltıp çoğaltmak ve öncelik vermek haliyle mümkündür diyorum.

Şimdi Türkiye’deki yapıya geçtik, inceleyelim.

Bu meselelerde icra/uygulayıcı olan tek bir nokta var. O da şimdiki adı ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’dir. Bizdeki devlet anlayışı budur. O parti veya bu parti başta olsun, değişmeyecektir, kim iktidarda ise icradan sorumlu odur. Bakın ABD’den ayrışan alan budur.

Peki, Türkiye’de icrada veya uygulamada zorluk nereden ileri gelir? İşte meselenin bizdeki tartışılacak noktası buradadır. Ülkemizde uzun süreden beri bir terör üreten, bunlarla iltisaklı olan, dışarıdaki destekçilerle müşterek düşünen, bilerek/bilmeyerek bu kesimlerin etkisinde hareket eden bir taraf var. Bakın, taraf var diyorum. İcradakiler demokratik fikir bağlamında tartışılacak konularda bir de ülkede etkisi olan terör örgütleri ve uzantılarıyla, tabiri yerindeyse, tartışma içinde kalmaktadır. Söylediğim gibi hangi parti olursa olsun, bu tür bir sorun var, burada işaret etmek istiyorum. Bugün terör örgütleri ve aynı ağızla konuşanlar kimler? FETÖ/PDY, PKK, PKK uzantısı meşru yapılar, IŞİD (DAEŞ), DHKP-C. Şimdi söylemem gereken şu: Bu tür terör veya destekçisi organlar icraya bir biçimde etki etsin diye üretilmişlerdir. Kim ve ne amaçla büyütmüştür bunları? CIA, MOSSAD, MI6, FSB (KGB), BND… Ben bunlara Dominant İstihbarat Servisleri diyorum. Halen konumuz ABD olduğuna göre ülkemizde işleri aksatmak için geri planda etkileyen sistematikte CIA’nın olabilmesi mümkündür, böyle düşünmek gerekir.

ABD-Türkiye ilişkilerinde ve meselelerinde icradakiler sorumlu. Bunu anladık. Ancak demokratik sistem içinde bir de Muhalefet var. Buna ister parti gözüyle bakın, isterseniz ideoloji, ister çıkar grubu, değişmeyecektir. Demokratik birer meşru muhalefetin mevcudiyeti söz konusudur ve olması gereken de budur. ABD içinde iki yapı var diyerek sadeleştirmiştim, işte aslında fark burada, ABD’de muhalefet icrada da kendini gösterebilmektedir, bizde olumlu/olumsuz katkı yapan konumundadır. Eğer iyi muhalefet varsa, iyi katkı olur demekteyiz. Tam tersi de var, icraya köstek olmak da söz konusudur. Bu köstek olma bağlamından yaklaşırsak, muhaliflere (parti, ideoloji, STK, vs.) güçlü ülkelerin etkisi söz konusu olabilmektedir. İkili ilişkilerle haliyle dış irtibatlar vardır. Ama akıl veren yapılar veya demokraside bir ihtiyaç gibi görülen politik destek alma yönü içinde değerlendirirseniz, örneğin konumuz gereği bu hassas noktaya biraz daha eğilirsek, tarihte örnekleri vardır, ABD, Almanya, Rusya, vs. destekçiler hep aranır ve bunların bir biçimde etkisinde de kalınır. Bu icraya etki eder. ABD’de muhalefet kendi sistemine endekslidir ve hatta küresel çapta diğer ülkelerin muhtaç oldukları desteğe de standartlar koyar. Bizde ise konmuş standartlardan istifade etmek söz konusudur. Onun için muhalefet (kim olursa olsun) iyi niyetli, açık, vs. politika yapar ama bu küresel politik nefes alma şartları bakımında mutlaka etki altındadırlar. Biz bunu hesaba katmadan adım atamayız.

Burada bir modelleme ile diplomasinin işlemesini açıkladım. Devlet, hükümet, kabine, demokrasi, uluslararası ilişkiler, diplomasi, vs. Tümüne bu gözle bir daha bakın. Meselelerin çözülmesinde güçlü olan diplomatik yapı hangisidir? Yapılması gerekenler nelerdir? Modern diplomasinin işlemesini bile anlamakla ilgili sorunları aşmak bir vizyon ve disiplin gerekir. Haklılık başkadır, güçlü olabilmek daha başka. Biz ülke olarak haklıyız, şimdi güçlü olmakla ilgilenelim. Herkes kendine bir ödev çıkarabilir; akademisyenler, üniversiteler, basın ve elbette politikacılar.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Brunson Davası

DİĞER YAZI

Emperyalizmle Mücadele

Politika 'ın son yazıları

Pivot Türkiye

ABD’den propaganda mermisi taşıyan politik silahlarla yaylım ateşi açılmak suretiyle Türkiye’nin NATO müttefikliği ve bu anlamda

Jeopolitik Köprü

Bu makale bir Almanya Şansölyesi Olaf Scholz eleştirisidir. Karizmatik lider Angela Merkel’den sonra kendinden belli oranda

Çağımızda Liderlik

Siyaseti, stratejiyi, yaşanan dünya meselelerini ve liderlik bahsini açıklamak bazıları için kolaydır, bazıları içinse zor. Bunun