brunson-davasi
Brunson Davası

Brunson Davası

Okuyucu

Papaz Brunson’ın tutukluluğunun ev hapsine çevrilmesi ABD tarafından yeterli görülmedi. ABD yetkilileri Andrew Brunson’ın suçsuz olduğunu söylüyor ve salıverilmesini talep ediyor. Dün gece önce ABD Hazine Bakanlığı Türkiye’ye karşı bir yaptırım kararı aldı, ardından Singapur’da bulunan Bakan Mevlüt Çavuşoğlu imzasıyla Türk Dışişleri Bakanlığı’nın kınama kararı yayımlandı. ABD tarafı yaptırımları geliştireceğini ifade etti. Türkiye de ABD’nin her kararına karşılık misliyle mukabelede bulunabileceği sinyallerini verdi. Bu konuyu bütünüyle ele alalım.

Brunson Davası

Papaz Brunson uzun zamandır İzmir, Alsancak’ta, Protestan Diriliş isimli bir küçük kilisede görev yapmaktaydı. Hakkında açılan davada, FETÖ’ye ve PKK’ya üye olmamakla birlikte, örgüt adına suç işleme ve devletin gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk suçuyla aldığı ve başkalarıyla paylaştığı, bu faaliyetlerini misyonerlik görüntüsü altında gizlice yaptığı, işaret edilmektedir. İddianamede Brunson’ın, terör örgütlerinin amaçlarını bilerek, FETÖ ve PKK ile aynı eksende, nihai amacı ülkeyi karıştırmak, kaosa götürmek ve bölmek olan ayrıştırma planı üzerinde çalışarak, bu amacı gerçekleştirecek bilgileri toplamaya, özellikle belli bir etnik kökene sahip vatandaşları bu amaç doğrultusunda yönlendirmeye ve bu tür eylemleri organize etmeye yönelik aktif olarak faaliyet yürüttüğü, savunulmaktadır. Türkiye’nin birkaç parçaya bölünmesini, bir kısmının PKK idaresine, bir kısmının ise FETÖ idaresine verilmesini, uzun vadede belli etnik kökene sahip olanların Hıristiyanlaştırılmasını araç kılmak suretiyle bölmeyi ve ayrıştırmayı amaçlayan bir yapılanma içinde faaliyet gösterdiği iddiasında bulunulmaktadır. Brunson’ın, Evangelist kilise pastörü maskesi altında daha çok istihbarat ve psikolojik savaş doktrini ile gayri nizami harp elemanı gibi hareket ettiği, İzmir Protestan Diriliş Kilisesi pastörü olarak, çoğu özel eğitim almış asker ve istihbarat geçmişi olan kişilerden oluşan özel teknikler ile faaliyet gösteren bir oluşum içerisinde PKK ve FETÖ ile koordineli bir şekilde olduğu, bu örgütlerin amaçları doğrultusunda insani yardım, eğitim ve kurs gibi maskeler altında etnik köken, dini inanış ve mezhep farklılıklarını suistimal ederek ülkemizin bölünmesi, parçalanması, iç karışıklık çıkartılmak suretiyle halkın birbirine karşı kışkırtılması yönünde faaliyette bulunduğu, ifade edilmektedir.

Türk yetkililer, ABD’nin FETÖ konusunda köşeye sıkıştığını iddia etmekteler. Halen ABD’de ikamet eden ve karargahı Pensilvanya’da olan Fethullah Gülen’in ikili ilişkiler kapsamında geri istenmesi sonrasındaki süreçte, “Fethullah ve Brunson ABD’nin bu bölgede yaptıklarının ve yapmak istediklerinin kanıtı,” olarak görülmektedir. ABD “derin devleti” denen yapıların, (ki içinde daha çok Evanjelist -Hıristiyan Siyonistler şeklinde de ifade edilmektedir- grupların olduğu söylenmektedir,) Irak’ta ve Suriye de dahil olmak üzere, Türkiye’yi de içine alan bölgede yaklaşık 35 yıldır geliştirdikleri planın bir parçası olduğu iddia edilmektedir. Buna karşılık ABD, Pastör hakkında iddia edilenlerin tamamen yanlış olduğunu, Türkiye’nin insan hakları konusunda ihlalde bulunduğunu işaret etmektedir.

Papaz Brunson’ın mahkemesi 12 Ekim’de olacak. ABD tarafından, bu tarihe kadar beklenmemeli, hemen salıverilmeli, denmektedir.

Yaptırımlar

Dün gece ABD tarafından alınan karara bakalım. Hazine Bakanlığı bir karar alıyor. Bunu basın özeti olarak yayımlıyor (https://home.treasury.gov/news/press-releases/sm453). Yaptırımın dayanağı 2016 yılına ait Global Magnitsky Yasası olarak bilinen ve başka ülkelerdeki insan hakları ihlallerine dayalı olarak alınan bir karar çerçevesine oturtuluyor. Rahip Brunson’ın bu sürece kadarki tutuklanma işlemlerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, isim bildirerek, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül hakkında tedbir getirildiği bildirilmektedir. Bu tedbir uygulaması sembolik bir yaptırım kararı şeklindedir.

Yaptırımlara Başkan Yardımcısı Mike Pence’in inisiyatifiyle başkalarının da ekleneceği haberleri alınmaktadır. En önde gelen konu F-35’lerin teslimatı ile alakalıdır. Yine dün gece ABD Senatosu’nda F-35’lerin teslimatının geciktirilmesi kararı onaylandı. Temsilciler Meclisi’nde daha önce benzer bir karar alınmıştı. Bu dudumda Donald Trump imzalarsa karar uygulanacaktır.

Yankıları

Gazeteci Nedim Şener, “Bugün ABD’nin aldığı yaptırım kararları 15 Temmuz’un devamıdır,” diyor. “FETÖ konusunda köşeye sıkışan ABD bu konuyu öne sürüyor. Konu Erdoğan ise neden bakanlar hedef alındı? ABD FETÖ’yü koruyor.” Bu tür düşünceler ifade edilmektedir.

ABD’de gazetecilik yapan Serdar Turgut, şunları ifade etti: “ABD’de 6 Kasım’da seçimler var. ABD iç politikasında Evanjelistlerin etkisi var. Bir şey yapar görünmek için alınmış bir karardır, uygulaması güç.” Ayrıca Serdar Turgut ekledi: “İlgililere, FETÖ ile CIA iltisaklı ise bu duruma bir belge bulunabilir mi diye sordum. Bana, ilişki var ama bir belge bulmak haliyle mümkün değil, dediler. Küresel çapta FETÖ okullarında CIA görev yaptı. Bu durumda ABD FETÖ’yü vermek istemez.”

Türkiye’de genel görüş şöyle; “Aslında Trump FETÖ’yü Türkiye’ye verir ama derin Amerika bunu engellemeye çalışır.”

CHP’nin önerisi şöyle: “Ulusal duruş göstermek, Meclis olarak karar almak yararlı olur.”

ABD’nin Global Magnitsky Yasası’nın uygulanmasını eleştiren hukukçular şunları söylediler: “ABD kararı uluslararası hukuka aykırıdır. Çünkü BM hukukuna göre ülkeler arasında dostane ilişkide bulunulması konusu var, Magnitsky bunu çiğneyen bir uygulamadır.” “NATO üyesiyiz, örneğin küresel terörle mücadele için İçişleri Bakanı ile ABD birlikte toplantı yapamayacak mı?” “Yaptırım sadece ABD’de değil, uzun el yargı yetkisi denen bir anlayışa göre, ABD’nin etki alanındaki yerlerde uygulanabilir mahiyettedir.”

Bir yetkili şöyle dedi: “ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin ve Başkanı Yardımcısı Mike Pence Evanjelisttir. Seçimleri düşünüyorlar. Trump’ı bu bakımdan etkiliyorlar. Seçimler için Evanjelist desteğini almanın gerektiğini ifade ediyorlar. Türkiye’de Brunson davası gibi, İran ve Suriye konusu da aynı çerçevede görülmelidir. Seçimler önemli görülüyor. Ön yoklamalar Trump’ın Senato’daki yeterli sandalye sayısını kaybetme ihtimalini gösteriyor. Bu Trump’ın hassas noktası. Evanjelistler derin Amerika’yı temsil etmekteler. Buna karşılık Savunma Bakanı Jim Mattis ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo aynı değiller…”

Sonuç

ABD ve Türkiye asasında sürmekte olan Suriye üzerindeki anlaşmazlıklar devam etmektedir. ABD alenen “PKK uzantısıdır” dediği YPG’ye silah veriyor ve bunları eğitiyor. Ayrıca ABD, FETÖ liderini ülkesinde tutmaya devam ediyor. Brunson davası her iki ülke arasında bir şekilde çözülebilecek bir konu şeklinde görülüyorken, hatta bu yönde ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu belli adımlar atmışken, bu tür bir yola girilmesi neticesinde ilişkilerin başka bir alana savrulduğu dikkat çekici bulunmaktadır. Gelişmeler izlenecektir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

İç Siyaset Sahnesi

DİĞER YAZI

Diplomasi Gücü

Politika 'ın son yazıları

’Hırsız ABD’

Dün, bugün medyada Suriye, Rakka bölgesinde karayolu üzerindeki uzunca bir tanker konvoyunun video görüntüsünün yayımlanması üzerine

Pelosi Esintisi

ABD Temsilciler Meclisi Nancy Pelosi'nin Asya-Pasifik bölgesine ve bunun içinde Tayvan'a yaptığı ziyaret (2-3 Ağustos 2022)

Ortadoğu’da Bloklaşma

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Jeo Biden'ın uluslararası ilişkiler açısından çokça sözü edilecek bir ziyaret programı gerçekleşti.