dortlu-zirve
Dörtlü Zirve

Dörtlü Zirve

28 Ekim 2018
Okuyucu

Almanya, Fransa, Rusya ve Türkiye. Bu dört ülke neden bir araya geldi, liderler ne amaç güdüyorlar? İstanbul’daki zirveden kim ne anlamalı? Önemi ne? Sonuçlar ne olabilir? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel arasında Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul Vahdettin Köşkü’nde 28 Ekim 2018’de gerçekleştirilen Dörtlü Suriye Zirvesi gerçekleştirildi. Zirvenin asıl konusu Suriye’deki gelişmeler ve siyasi çözüm süreci idi. Toplantının özel meselesi ise İdlib’de ateşkes oldu. Soçi mutabakatının ardından İdlib’deki durum ve Astana ile Cenevre platformlarında sürdürülen siyasi çözüm süreci, zirvenin ana gündemiydi.

Zirvede, Türkiye’den Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Rusya’dan Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Almanya ve Fransa’dan özel danışman ve temsilciler yer aldı. Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura ve Astana platformunun Cenevre’de oluşturduğu “küçük grup”tan temsilciler, bu zirvede ilk kez bir araya geldi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, zirve sonrasında Vahdettin Köşkü’nden ayrılmasının ardından Erdoğan ile Putin bir araya geldiler, baş başa görüştüler.

Bu zirveden çıkan sonuç;

  • Suriye’de toprak bütünlüğünün korunması,
  • Suriye halkının iradesi,
  • Anayasa çalışmaları ve
  • Sığınmacıların geri dönüşleri, şeklinde özetlenebilir.

Şimdi bu hususlara bakalım, çünkü anlamları önemli:

Suriye’de toprak bütünlüğünün korunması: ABD’nin kendine müzahir PYD/YPG vasıtasıyla ülkeyi Irak’takine benzer şekilde bölmeye yönelik çabalarının karşısında duruluyor olması bakımından bu vurgu önemlidir. Şunu da ilave etmek gerekiyor, terörü destekleyip ardından oldubitti ile ülkeyi bölmeye kalkışmasını ABD beraberinde İngiltere, İsrail başta olmak üzere Suudi Arabistan, Mısır ve Körfez Ülkeleri (Katar hariç) istemektedir. Bu nedenle Suriye’yi bölmek isteyenler ile toprak bütünlüğünden yana olanlar bu şekilde ayrışmaktadırlar. Bu husus zirvedeki BM temsilcilerinin de bilgisine bir kez daha taşınmış oldu.

Suriye halkının iradesi: Suriye’nin geleceğini tayin için Suriye halkına gidilmesine devam edilecektir. Astana ve Soçi Mutabakatları bu bakımdan teyit edilmiştir. Barış için Suriyelilere dayatma yapılırcasına yaklaşan diğer iradeler ve öneriler yok sayılmaktadır. Taraflarca örneğin, Suriye’ye şöyle yaparsanız barış olur, ben de size destek sağlarım, gibi bir dış dayatma asla düşünülmemeli fikri hakimdir. Bu sebeple Cenevre’de sürdürülecek barış görüşmelerine bu husus taşınacak, dolayısıyla Astana ve Soçi’de var olan tarafların iradeleri BM zeminine de taşınacaktır. Halkın iradesinin Esad’ın geleceği için de esas olduğu sonucu çıktı. Dayatmacı bir şekilde, süreçte Esad varsa her şey biter, türünden bir yaklaşım burada yoktur. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan Esad’ın halkına karşı zulüm yapan bir lider olduğunu tekrar etmiştir. Burada bir ayrıntı var, dikkatten kaçmaması açısından vurgulamakta yarar var, 2011’de Suriye’de iç savaş çıkmasının asıl sebebi Esad rejiminin sonlandırılması için halkın çoğunluk kesimlerinin Arap Baharı benzeri tepkiyle ayaklanması şeklinde açıklanmaktaydı. Esad halka rejimin tüm gücüyle yüklendi ve katletti, hatta milyonlarca Suriyeli ülkesini bu nedenle terk etti. Bu durum halen Esad’dan kaynaklandı. Ancak gelinen noktada eğer kurulan Anayasa komisyonu temsilci gruplarının kendi aralarında anlaşıp seçime gidene kadar Esad’ın meşruiyetini kabul ederler ise işte bu halkın iradesi olarak kabul edilmiş olunacak bir husustur.

Anayasa çalışmaları: Varılacak kalıcı bir barış için BM şemsiyesi altında Cenevre sürecine bağlı anayasa çalışmalarının tamamlanması esas olacaktır. Bu bakımdan Astana ve Soçi devamında gelişen süreçte tarafların listelerini hazırlayıp bunlar üzerinde anlaşma sağlanır ise masaya oturulacak ve anayasa hazırlığı tamamlanacak. Dörtlü Zirve ülkeleri bu bakımdan mutabık kalmışlar ve bu yıl sonuna kadar listelerin tamamlanmasına miat vermişlerdir. Hatta Dörtlü Zirve ülkeleri kendilerine katılmak isteyen diğer ülkelere de açık kapı bırakmıştır ki bu irade ve güvence şemsiyesi genişleyebilsin. Burada sorulardan da anlaşılan bir ayrıntı var, Kürt, Arap, Türkmen, vs. gözetilmeksizin, listeler doğru yapılmış ve üzerinde mutabakat sağlanmış ise bu anayasa yazmak için gerekli tarafların iradesi olarak kabul edilecektir. Zor olan işlerden birisi üzerinde mutabakatın sağlandığı bu temsil listelerinin hazırlanmasıdır.

Sığınmacıların geri dönüşleri: Halen kendi toprakları dışına çıkmış olan sığınmacı Suriye halkının geri dönüşleri için şartlar müsait değildir. Acele edilmemesi üzerinde mutabakat sağlanmıştır. Terörden arındırılmış bölgelere dönüşler sağlanacaktır. İdlib meselesi bu konuda örneklik etmektedir. Ayrıca önemli olan bir nokta Suriye’de yaşam şartlarının iyileştirilmesidir. Eğer barış için yol açılır ve bu kulvarda emin bir şekilde ilerleme sağlanır ise bir yandan da kentlerin tekrar hazır hale getirilmesi, temizlenmesi ve altyapı kolaylıklarında destek sağlanması gibi diğer konular ele alınacaktır.

Bu zirve tarihsel süreçte belirleyici olacak mı, göreceğiz. Türkiye olarak bizler elbette belirleyici olmasını istiyoruz. Çözüme ve barışa yaklaşan belirtilen çerçevedeki girişimi ABD, İsrail ve İngiltere’nin kabul edip etmeyeceklerini bundan sonra birlikte göreceğiz. İran Soçi’de de İstanbul’da da yoktu. Esasen bölgede 70 bine yakın olduğu söylenen silahlı militan bulunduran ve bu militanları, Esad’a destek veriyorum ama ABD, İsrail ve İngiltere’ye karşı burada tutuyorum, diyen İran’ın pozisyonu, bundan sonra atacağı olumlu adımlarla belirginleştirilecek gözükmektedir.

Türkiye bu barışçı ve onurlu mücadelesinde önemli bir zirveye daha inisiyatifle ev sahipliği yapmıştır. Süreç uzun ve zordur. Liderler de bu ifadeyi teyiden bazı ifadelerde bulunmuşlardır.

Zirvenin öncesi ve sonrasında liderler kısa süreli ikili görüşmeler gerçekleştirdiler. Başta Cemal Kaşıkçı olmak üzere güncel önemli konuları görüştükleri gibi bölgesel ve küresel denklemler için niyet beyanlarında da bulundular. Bu bakımdan ticaret savaşı ve ekonomide iyileşmeye gitmek için alınacak tedbirler ele alındı. Hatırlanacağı üzere bu Dörtlü Zirve’nin hemen öncesinde Almanya Ekonomi Bakanı Peter Altmaier Türkiye’de temaslardaydı. Bu bağlamda bazı hususlar zirve öncesinde iki liderlerin de konusu içindeydi.

Sonuçta Türkiye bu zirve ve görüşmeler neticesinde azami yarar sağladı.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

distopyacilarin-sahte-yuzleri
ÖNCEKİ YAZI

Distopyacıların Sahte Yüzleri

suudiler-ile-turklerin-liderlik-yarisi-mi-var
DİĞER YAZI

Suudiler ile Türklerin Liderlik Yarışı mı Var?

Politika 'ın son yazıları

48 views

Yerelde Yapısalcılık

Bir olaya bakış yöntemimde felsefe ve tarih olmaz ise ben bunu oldukça eksik görürüm. Hemen herkesin siyaset, seçim, belediye, vs. konuştuğu noktada ben, bu işte temel felsefe ve asıl stratejik açıklama nerede diye arıyorum. Dolayısıyla felsefi yaklaşım ve stratejik bakış tarzı siyaset üstüdür. Benim açıklamalarım bu noktada değerlidir; mevcut yapılanlar gibi değil, başka türlü tartışmaları kapsamaktadır. Açıkça yazayım: Kim kazanacak, iktidar veya muhalefet ne yapacak, türü ifadelerle değil; imar neye göre olmalı, altyapı ve üstyapı nasıl planlanmalı, ülke ekonomisine uyumluluk ne şekilde sağlanmalı, kanunlar ne içerikte olmalı, gibi piramidin üstündeki meseleler önemlidir.
89 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
101 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
130 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
97 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme