ermenistanda-rus-isgali-mi
Ermenistan’da Rus İşgali mi?

Ermenistan’da Rus İşgali mi?

15 Kasım 2016
Okuyucu

Yaptığımız değerlendirmelerde Kafkasların önemini sürekli vurgulamış ve Rusya’nın asıl korumak istediği mevkiin Ermenistan olduğuna dikkat çekmiş idik. Bugün medya Ermenistan ve Rus “ortak ordu kurulması” projesine dönük yeni bir haberle dünya gündemine bir not düştü. Nedir bu konu? Bir Rus işgali mi, Ermenistan’ın daha iyi korunması mı, yoksa bölgesel güç açısından bir büyük hamle mi? Peki, Türkiye açısından olanlar ne anlama gelmektedir?

Soğuk Savaş sonrası Batı kampı birçok yerde olduğu gibi Kafkaslarda da “portakal” renkli devrimlere destek vermiş, buradaki bazı ülkeler kendi kontrolüne çekmişti. Örneğin Azerbaycan ve Gürcistan bu yönde saf değiştiren ülkelerin başındaydı. Ermenistan ise özellikle Amerika ve Fransa’daki zengin Ermeni lobilerinin isteklerine rağmen bir türlü Rusya’dan koparılamamış ve Batı safına çekememişti. Uygun zamanının gelmesini ve şartların olgunlaşmasını bekleyenler çoktu. Zira asıl Ermeni diasporası Moskova’daydı ve ülkede yaşayan halk çok fakirdi, beslendiği kanallar Ruslardan gelmekteydi. Ayrıca Rusların Ermenistan’da çok sayıda askeri üssü vardı. Aralarında Ortak Savunma Paktı yürürlükteydi. Bu yetmiyor muydu?

Hatta bu süreçte Türkiye’ye de rol biçilmiş ve Ermenistan-Türkiye arasındaki buzların erimesi için bir tarafın adım atması istenmişti. Hatırlanacaktır, Abdullah Gül Ermenistan’da bir milli maça gitmiş ve bazı sıcaklıklar yaşanmıştı. Ancak bu diplomatik açılım pek işe yaramamıştı. Çünkü zamanı değildi.

Dünyanın gündemi Suriye ve Irak, dahası DAEŞ gibi Ortadoğu coğrafyasında kilitlenmişti. Rusya, Suriye’deki hassasiyetleri dünya gündemine oturtunca herkes buraya baktı. Henüz Ortadoğu’daki bu sıcak hava değişmedi. Rusya’nın Suriye’de de askeri üsleri var ve şu anki yönetim üzerinde nüfuzu yüksektir. Rusya bölgesel politikalarda hiç bir şey yapmasa da ortaklık kurabildiği İran kartını öne sürerek büyük bir kozla devrede olmaktadır.

Türkiye ise Suriye, Irak ve DAEŞ ile, hatta PKK meselesiyle fazlaca meşgul edilmekteydi. Unutulmamalı ki; PKK meselesinde Ermenistan ve Rusya’nın ve hatta İran’ın hep bir ilgisi olmuş ve fiili durumların yaratılmasında Rusya kendini göstermekten kaçınmamıştır. Dolayısıyla Rusya, Türkiye’nin Azerbaycan ile birlikte Ermenistan’a bir güç göstermesi durumu söz konusu olsa, masaya hemen PKK kartını konmaktaydı.

PKK’yı kimler kullanmıyor ki? Bu başka bir dert!..

Obama yönetimi bir türlü bu sıcak bölgede önceki zamanlarda olduğu gibi askeri bir oyuna girmek istemedi. İş uzadıkça Rusya’nın bölgedeki oyunu istediği gibi gelişti. Gel zaman git zaman, Amerika’da yeni seçim oldu. Askeri alanda oynamak istemeyen Demokrat Obama çözüm bekleyen sorunları tam da Hillary’ye devretmeyi planladığı aşamada Donald Trump seçimi kazandı ve Cumhuriyetçi iktidarının neye sebep olacağı belli olmayan bir döneme girildi. Üstelik Trump seçim kampanyaları esnasında, bölgesel sorunların çözümü için Putin’e sıcak baktığını ima etmekteydi. Ama henüz ipler Trump’ta değil, yeni yıla kadar ABD’de bir yönetim boşluğu var.

Tam da bu esnada Putin klasik Rus satranç hamlesini yaptı ve bugün basına verilen konuda Ermenistan sınırlarını Rusya’nın savunacağını duyurdu. Zaten bu iki ülke arasında çok yönlü askeri bağlar varken, bu son hamlenin anlamı neydi ki? Aslında olan tamamen şuydu; Rus askeri, komuta yapısı, stratejik ve savunma kararlarının verilmesi ve silahlanma gereklilikleri tamamen Rusya’ya geçecekti. Bu duruma “tam işgal” demek yanlış olmaz, belki daha aşırıya giderek, “SSCB dönemi geri geldi,” de denebilir.

Böylelikle Rusya daha önce Suriye’de yapmadığını bugün Ermenistan’da, fırsattan yararlanarak, tam olarak yaptı. Bugün Rusya “ortak ordu kurulması” hamlesiyle ipleri tam anlamıyla kendi elinde tutacaktır. Eğer Amerika, Azerbaycan veya Türkiye bir şekilde Ermenistan ile savunma, stratejik, politik konularında görüşmek için masaya oturur ise karşısında Ruslar olacak. Eğer “Dağlık Karabağ meselesi ne olacak?” diye sorulur ise bunun cevabını alman için önce Moskova’nın kapısı çalınacaktır.

Ne diyelim? “Helal olsun Putin! Hamle böyle olur…” Üstelik Putin’in bu tür kararları ve cesaret dolu hamleleri sadece Ermenistan ile ilgili değil, başka ülkelerde de karşılık buldu. Bulgaristan ve Moldova’dan gelen Rus yanlısı tutumlar boşa değildir. Kırım’ın işgali oldu bitti, sonuç değişti mi?

Hatta Türkiye dahi uçak düşürülmesi krizinin ardından Suriye, DAEŞ, PYD/YPG, PKK ve bölgesel meseleleri sadece Amerika ve NATO ile değil, Rusya ile de görüşmesi gerektiğini anladı. Bunun dışında petrol ve doğal gaz boru hatları meselelerinde de Rusya’nın işaret ettiği projelere öncelik verdi. Bundan böyle Kırım, Karabağ veya başka hassasiyetler için başka değerlendirmeler yapılacaktır.

Sürekli şu tezi savundum: Türkiye’nin doğusundaki bölgede sorunları teşhis etmek ve çözmek için Ortadoğu ve Kafkaslara, başka bir ifade ile Hazar ve  Basra havzalarına, yani “sıcak denizlere inme yollarına” birlikte bakmak gerekmektedir. Şimdi Türkiye bu tür bir bakış açısını daha net görür oldu.

Son olarak provakatif bir sorum var; eğer Türkiye, Azerbaycan ile “Ortak bir ordu kuralım,” dese idi, sizce bunu gerçekleştirebilir miydi? Engeller neler olur, nerelerden gelirdi? Türkiye’nin hamleleri ilerlemekle mi, yoksa birşeylerden kurtulmakla mı ilgili? Bu açıdan Fırat Kalkanı’nı önemsiyorum. Benzer hamle şimdiden Kafkaslar’da şarttır, şekli ise tartışılmalıdır. Türkiye yeni stratejik yapılanmaları değerlendirmelidir.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

gunaydin
ÖNCEKİ YAZI

Günaydın!

trump-mi
DİĞER YAZI

Trump mı?

Politika 'ın son yazıları

48 views

Yerelde Yapısalcılık

Bir olaya bakış yöntemimde felsefe ve tarih olmaz ise ben bunu oldukça eksik görürüm. Hemen herkesin siyaset, seçim, belediye, vs. konuştuğu noktada ben, bu işte temel felsefe ve asıl stratejik açıklama nerede diye arıyorum. Dolayısıyla felsefi yaklaşım ve stratejik bakış tarzı siyaset üstüdür. Benim açıklamalarım bu noktada değerlidir; mevcut yapılanlar gibi değil, başka türlü tartışmaları kapsamaktadır. Açıkça yazayım: Kim kazanacak, iktidar veya muhalefet ne yapacak, türü ifadelerle değil; imar neye göre olmalı, altyapı ve üstyapı nasıl planlanmalı, ülke ekonomisine uyumluluk ne şekilde sağlanmalı, kanunlar ne içerikte olmalı, gibi piramidin üstündeki meseleler önemlidir.
89 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
101 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
129 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
97 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme