Joe Biden’nın Tehdidi Dünyaya

Okuyucu

Joe Biden’ın, Rusya’yı, rejimini, varoluşsal değerini ve hatta Putin’i değiştirmek, amaçlı Varşova ve Brüksel’den verdiği mesajlar, yeniden bir Soğuk Savaş algısı yarattı! Bu dünya barışı için tehlikeli bir durumdur.

Geçmiş dünya savaşlarının gerçekleştiği noktada, stratejik değerdeki Varşova’da, Biden’ın nutku uzunca süre tartışmaya değerdir. Öyleyse yaşadıklarımızın hepsi bir bütün halinde okunmalıdır, 2017’de Uzun Savaş’ın tarif edilmesi, CAATSA (düşmana uygulanacak ekonomik yaptırımlar) kanununun çıkarılması, 2019 sonrasında, Biden Beyaz Saray’a geçerken 2020 başlangıcında ABD Kongre baskını olayı, Afganistan’dan çekilme ve dahası, bütün bunlar küresel ve derin kırıklar açtı. Bu nedenlerden dolayı Biden politikalarının jeopolitik değerlendirmesiniyapmak zorundayız.

Joe Biden’dan açıkça 2019’da Putin karşıtı (“katil” dedi) ve demokrasi özlü politikaya tanık olduk. Biden’ın Putin için son söylediklerinden birisi de “kasap”! Sanırım, insanları kesen, katleden, vs. demek istiyor, tarihsel arka planı olan bu sözcükleri çalışıp da buluyor olmalılar; rastgele değildir. 

Varşova’da, 2022’de, Biden, kendi stratejisinin meyvelerini toplarcasına bir nutuk attı. Bir ara “ABD bitti mi?” tartışmaları vardı! ABD’yi hafife alanlar oldu. Her yer ABD’nin bir dünya savaşı çıkarmak istese bunu rahatlıkla yapabileceğini bir türlü anlamak istemeyenlerle doluydu.  

Biden, Varşova’da şöyle diyordu: “Tarih defalarca, en büyük ilerlemenin en karanlık anlarımızdan geldiğini gösteriyor. Bu bizim anımız ve demokrasiyi savunmak, zamanımızın görevidir…”

Biden Katolik Kilisesi’nden sözler ve temalar da işaret ediyordu.

Biden’ın konuşmasında, “demokrasiye karşı otokrasi, kurallara dayalı düzene karşı kaba kuvvet; Putin’in saldırganlığına karşı uzun bir mücadele,” tarif edildi. Daha sonra Biden, “Bu adam (Putin) iktidarda kalamaz!” dedi.

Tam ifade: “Tanrı aşkına, bu adam iktidarda kalamaz!”

Eğer Putin, 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya girmese idi Biden’ın Polonya’da Rusya’yı anti-demokrasiyle ve bu tonda eleştirmesi gerçekçi bir anlam taşır mıydı?

Dünyada bütün işleri bileşik kaplar teorisiyle açıklarsınız, ekonomi dahil, ancak kabı değiştiren liderin vizyonu gereği bütün yaşanan ve yaşanacakları ilk defada anlayabilmekte güçlük çekersiniz. Sizin hesabınız daha az tutarken veya tutmazken, o kabın imalini yapanın hesabı tama yakın gerçekleşir.

Mesele şu: Barış görüşmesini Rusya ve Ukrayna yapıyor, ama en çok ABD Başkanı Joe Biden konuşuyor. Bu garip mi? Değil. Sadece içinde bulunduğumuz durumu daha iyi anlayalım diye hatırlattım. Durum böyleyse çözüm de zor demektir!

Biden resmen Putin gitmeli, Rusya benimle olmalı diyor! Bunun farkında olmayanlar var, ben Ukrayna Savaşı’ndan önce başladım bunları söylemeye… Şimdi ortaya çıkınca koro çalışmaları hızlanıverdi, hep olduğu üzere.

Vladimir Putin ise mevkidaşı (hani böyle bir söz var ya!) Biden’ı hedef alıp henüz bir konuşma yapmadı. Zira Ukrayna Savaşı var. Savaştayken benzer biçimde bir karşılık vermez, bu normal. Ancak Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov konuşuyor, dolaylı da olsa. 

Lavrov: “Dünya toplumunun diğer üyeleri açısından Avrupa, NATO ve ABD’yi içeren demokrasi topluluğunun aslında bir otokrasidir.” 

Buyurun buradan yakın şimdi! Lavrov, bu saydıklarının dışındaki X ülkesi için, örneğin Hindistan bir tür zorbalıkla karşılaştı, diyor. Zorba aslında Biden oluyor. 

Hatırlatma, Hindistan bu sıralarda çok stratejik değerde, özellikle bu ülke ismini verdim.

Tekrar edeyim, Varşova’da Biden, Moskova’da bir rejim değişikliğinden bahsetti. Batılı uzmanlardan bazıları bunu “gaf” olarak niteledi. Kremlin’e yakın isimler ise “rejim değişikliği gibi bir konunun mevzubahis olmadığını”söylüyorlar. Biden neye istinaden böylesi bir koyu gündeme getirmiş olabilir? Geniş coğrafyada yaşanması istenen bir istikrarsızlık tablosunu mu işaret ediyor.

Gaf mı, hesaplı mı? Dün yine soruldu Biden’a, söylediğinin arkasındaydı. Bu Biden’ın stratejisi gereği söylenmiş bir sözdür.

Strateji deyince açıklamalıyım: Savaş varsa, barış yapılır. Barış ise politika ve diplomasiyle yapılır. Ukrayna-Rusya Savaşı var. Biden bir çözüm arıyorsa politika ve diplomasi yolunu seçmeli. Ancak Biden stratejik önceliğini durumu kışkırtmaya dayandırıyor. Bu durumda amaç barış değil savaşı derinleştirmek. Bu ise başka endişeleri ortaya çıkartır bir sonuç, bilinçlice yapılıyor. Ama en azından bu bir stratejidir.

Joe Biden’ın “Uzun Savaş” dediği bir zamandayız. Yine mi Uzun Savaş? Joe Biden, “Bu savaşı günler ve aylar içinde kazanmayacağız, ancak kendimizi önümüzdeki Uzun Savaş’a hazırlamamız gerekiyor.” 

Size kısaca fikrimi söyleyeyim: 

ABD ve İngiltere (geniş anlamda ben buna “Anglosphere” demekteyim), Dördüncü Sanayi Devrimi’ni kendine göre iyi analiz etti. Sadece teknolojiye ilgi yok, bunun beraberinde sosyo-politik, sosyo-ekonomik ve jeostratejik eylemleri de planladı. Bu önemlidir. Fark buradadır. Biden ile Avrupa Birliği ve G-7 ülkeleri, bunu gördü ve kabullendi. Çin ve ABD’nin hedefleri 2049 yılı miadındadır. Palanlarına bakılırsa herşey bu tarihte tamamlanmış olacak görünüyor. Bu tarihler hedeflenerek, fosil enerji, enerji piyasası ve enerjinin dağıtımyolları ile ilgi politikalar ile finans araç-yöntemleri değişiyor olacak. Orta Doğu önemimi kaybediyor, diyebiliriz.Ancak güvenlik boyutundaki hedefleri, bu Orta Doğu’nun oluşturulan bataklık tecrübesinin başka alanlara kaydırılması sayesinde durumun kendi lehlerine dönüştürülmesi olabilir. Sosyo-politik ve sosyo-ekonomik açılardan yakından bakılırsa, Körfez Ülkeleri ve Suudi Arabistan, kendilerine şimdiden alternatif arar oldular. ABD, daha fazla size gerek kalmayacak, diyor olabilir. ABD, AB, G-7, NATO ve AUKUS ortaklar (İsrail desayılmalı). 2035 sonrası Yeşil Enerji ve Fintech önemli ölçüde devreye girecek olabilir. 

Bugün Ukrayna Savaşı nedeniyle, Rusya’ya uygulanan yaptırımlar yoluyla, ABD Dolar’ı, AB para birimi Avro, Birleşik Krallık Pound’u ve Japon Yen’i birleşti. Bu az bir şey değil: Küresel rezerv para gücünün %92’si demek oluyor. Diğer bazı ülkeler (Rusya, Çin, Türkiye, Azerbaycan, BAE, Suudi Arabistan, Katar, gibi…) yaklaşık 2-3 yıldır SWIFT ve finans alternatifi üretiyor ki bunlar boşuna değildi.

Dünyada 2008 sonrasında yaşananlar çok fazla, etkili, büyük ve hızlı değişime sebep oldu, şok etkisi yaptı denebilir. Lehman Brothers, Korona (Corona), Afganistan, Ukrayna Savaşı ve Çin ile bağının koparılması operasyonunun sürdüğü Rusya’ya büyük yaptırım uygulamaları (küresel stratejik izolasyon)! Ancak “yeni normalleşme” süreçlerinin de planlı sürdürüldüğü bir dönemi yaşamaktayız. Küresel Ekonomik Kriz sonrası yeni normalleşme; Korona virüs sonrası yeni normalleşme, şimdi de göreceğiz, sürekli dile getiriyorum, Ukrayna Savaşı sonrası yeni normalleşme. Dünya değişiyor, haliyle bu bir devrim! Düşünceme göre, 2049’a kadarki sürede her şey zor geçecek. Şimdi Post-Ukrayna’yı yaşayacağız. Biden Uzun Savaş dedi bile; ilave edelim, bir büyük savaş bile mümkün mü diye hazır olmak gereken dönemdeyiz. Önemli sayılabilecek sayıdaki ülke liderleri ve entelektüel çevrelergidişatın ciddi olduğunun farkındalar, bireyler de bilmeli.

Sonuç: Bugün İstanbul’da Ukrayna ve Rusya heyetleri bir anlaşma zemini arayacaklar. Bu barış arayışının tarafları Biden’ın stratejisini iyi anlamalıdır. Biden’ın Putin’i böylesine bilerek tehdit etmesi nedeniyle konu Rusya tarafından bir “varoluşsal tehdit” olarak algılanmıştır. Eğer böyleyse dünyanın diğer ülkeleri de çok rahat olamazlar!

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Zaman Türkiye’yi Haklı Çıkardı

DİĞER YAZI

Ukrayna Cephesinde Değişen Yok

Politika 'ın son yazıları

Kaosu Yönetmek

Okuyucularım bu yazacaklarıma uzak değiller, kaosu yönetmeyi, tam spektrumlu baskı kurmayı, hatta geleceği tarif ederken çokça

Elitizme Karşı Putinizm mi?

Geçtiğimiz gün Putin, Ukrayna'nın dört bölgesinin ilhakı töreninde yaptığı konuşmada, yaptığı savaşın anlamını uzun uzadıya açıkladı.