katar-katar
Katar Katar

Katar Katar

405 Tıklama
16 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Şu küçük ülke Katar’ın, kitabi mi dersiniz gerçekte mi bilinmez, zengin emirleri küresel aktör olmuşlarken, bu küresel emirler dünyada ayak basmadık yer bırakmıyorlarken, milyarlarca dolarlık yatırımlar yapıyorlarken (bilinen 335 milyar dolar) bu kriz de nereden çıktı? İddia edildiği gibi bu sadece bir terör konusu mu?

Konu terörse bile farklı bakış açıları var. Örneğin İsrail’inki: İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman, “Arap ülkeleri bile bu bölgedeki riskin İsrail değil, terörizm olduğunu anladı. Bu durum Arap ülkeleriyle radikal İslami teröre karşı işbirliği için bir fırsat,” dedi. İsrail’in yaptığı bu açıklama ile dünyada terörün Araplar tarafından desteklendiği bir kez daha örneklenmiş oldu.

Arap Arap’a karşı! Şii-Sünni kutuplaşması yetmiyormuş gibi; daha 2016 başlarındaki İran ve Suudi Arabistan arasında 47 kişinin idamı olayındaki politik tırmanma yetmiyormuş gibi; bugün koltuklarını babadan oğula sıkıca tutan diktatörler, krallar ve emirler yine benzeri bir idare sistemine sahip Katar’ın terörü desteklediğini iddia ederek bu ülkeyi tecrit ettiler.

Nasıl oluyor böyle bir şey? Yine 2016 yılında 34 Müslüman ülkenin katkısı ile Müslüman Ordusu kurulmadı mı? Ne oldu bu orduya? İsrail veya Amerika kızdı mı yoksa, “Neden ordu kuruyorsunuz bu topraklarda?” diye.

Körfez İşbirliği Konseyi var, İslam İşbirliği Konferansı var, Arap Birliği var… Olmayan yok, şu bahse konu Ordu bile var; ama birbirleriyle kanlı bıçaklı, paralarıyla kendilerini küresel aktör sınıfına çıkarmış emir, sultan veya kral konumundaki liderler, öyle veya böyle bugün böylesi ilginç bir durumun nedeni olabiliyorlar.

Düşünsenize, örneğin Suudi Arabistan ve Katar hava sahasında Amerikan savaş uçağı uçabiliyor, Suudi Arabistan semalarında Katar Hava yolları sivilleri taşıyamıyor.

Pentagon sözcülerinden Binbaşı Adrian R. Galloway, “ABD uçakları Irak, Suriye ve Afganistan’daki operasyonlar kapsamında Katar’dan görev icra etmeye devam ediyor,” şeklinde beyanat veriyor. Tersinden bakalım, Katar Emiri küresel takdir alabilmek için ülkesinin topraklarını, hava sahasını başka ülkelere ne pahasına açıyor? Bugün neden Amerikan Başkanı Trump Suudi Kralı’nı arayıp, “Yapmayın, çok ayıp, bölgede barışı bozmaya kimsenin hakkı yok, bizim savaş potansiyelimiz var orada…” demiyor da Binbaşı çıkıp, “ABD ve Koalisyon, oradaki varlığımıza uzun zamandır verdiği destekten ve bölge güvenliğine derin bağlılığından dolayı Katarlılara minnettardır. Katar’daki durumumuzu değiştirmek gibi bir planımızı söz konusu değil,” demeyi yeterli görüyor.

Dünya petrol rezervinin %30’una sahip Ortadoğu’da yeni patlak veren bu kriz, ABD Başkanı Trump’ın 20-21 Mayıs’taki Riyad ziyareti sonrasına denk geldi. Trump’ın haberi mi yoktu bu tür bir krizden? Mutlaka biliyordu. O halde Trump neden çekilen o meşhur fotoğraftaki küreye birlikte el uzatan Suudi Kralı Selman’a ve Mısır Başkanı Sisi’ye, “Bölgede bir huzursuzluk istemem!” demedi? Arap askerinden çok Amerikalı ve İngiliz ülkesi askerinin konuşlu olduğu 11,5 bin kilometre karelik minik çöl ülkesinde terörist saklandı da bulamadılar mı? Bırakın koalisyonun tüm askeri, medya ve politik kapasitesini, sadece Amerikan askerleri bir şey istese anında yerine getirilir. Böylesi herkesi tedirgin eden, karmaşık ve ani bir belirsizlik hali yaratılmaz. Demek ki konu böyle gelişsin istenmiş! O zaman bu bir yöntem. Diğer yerlerde de benzerleri meydana gelebilir.

İran’ı izole etmeye çalışan Trump, Riyad’da, Müslüman ülkeleri silahlı terör gruplarına karşı birlik olmaya çağırmaktadır. Tahran’ı silahlı gruplara sponsor olmakla suçlamaktadır. ABD son ziyaretinde, Suudi Arabistan’a 110 milyar dolarlık silah sattışı imzaladı. Demek ki bu silahlar boşuna verilmedi. Tehdit İran ve Yemen idi, şimdi başkaları da olacak. Demek ki Ortadoğu’da şekillenme devam ediyor. Hedefin İran olduğunu söyleyen çok uzman var. Eğer böyle ise durum daha da tırmanacak, denebilir.

Cari bildiriler şöyle: Suudi Arabistan, BAE, Yemen, Mısır ve Bahreyn Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kesti. Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn, ülkelerinin hava sahasını Katar’a kapattı. Katarlı diplomatların 48 saat içinde ülkelerinden ayrılmasını istedi. Katar’a karşı yapılan diplomatik ablukaya Maldiv Adaları ve uluslararası toplumca meşruiyeti olmayan darbeci General Hafter destekçisi Libya Tobruk hükümeti de katıldı. Katar’la tüm ilişkiler kesildi. Gerekçe olarak Katar’ın terör örgütlerini barındırarak teröre destek vermesi, basın yayın organlarında terör örgütleri propagandası yapması ve İran’a yakın tutum sergilemesi gösterildi. Söz konusu ülkeler, Katar ile kara, hava ve denizden bağlantılarını ve diplomatik ilişkilerini kestiklerini açıkladı. Katar’ın tek kara bağlantısı olan Suudi Arabistan sınırı kapandı, gıda kamyonları mahsur kaldı. Diğer yandan Katar’ın, Suudi Arabistan öncülüğünde Yemen’de Şii Husi örgütüne karşı oluşturulan Uluslararası Koalisyondaki rolünün sona erdiği de açıklandı. Koalisyon Komutanlığı açıklamasında, Uluslararası Koalisyonun, “Yemen’de terörizmi güçlendirmesi ve darbeci milislerle ilişkilerinden dolayı,” Katar’ın koalisyondan çıkarılmasına karar verdiği kaydedildi.

Katar neyle suçlanıyor? Mısırlı siyaset uzmanı Hüseyin Haridi, “Katar ile diplomatik ilişkileri kesme ve sınırlarına abluka kararı, Doha’nın Arap dünyasındaki muhalif gruplara ve özellikle siyasi İslam gruplarına sığınma hakkı tanıması nedeniyle alındı. Ayrıca bu gruplara ve hareketlere medyada da imkân sağlandı,” dedi. Suudi Arabistan, Doha tarafından değişik terör örgütlerinin (ajanslara göre Müslüman Kardeşler, IŞİD ve El Kaide kastediliyor) desteklenmesini, Katif ilindeki İran bağlantılı terör eylemlerine destek vermesini, Yemen’de Şii Husi militanlarının desteklemesini gerekçeleri arasına almış. Mısır ise Katar’ın El Kaide ve IŞİD fikrini yaydığını, ülkenin içişlerine karıştığını ifade ediyor. Bahreyn, ülkesinde eylem yapması için Doha’nın İran bağlantılı silahlı örgütlere mali destek sağladığını iddia ediyor.

Şimdi Katar yönetimi “Haksızlık!” diye bağırıyor. Trump’ın Suudi Arabistan ziyareti sonrasında Katar’ın resmi haber ajansı QNA, Katar Emiri Şeyh Tamim Bin Hamid es-Sani’nin askeri okul mezuniyet töreninde yaptığı iddia edilen bir konuşmanın haberini yayınladı. Buna göre Emir, İran ve Körfez ülkeleri arasındaki gerilimi eleştiriyor, Hizbullah ve Hamas’ın siyasi güç olduğunu, Trump’ın ABD’nin başında uzun süre kalamayacağını söylüyordu. Katar, bu haberleri yalanlıyor. Siber saldırı sonucu bu yalan haberler yayımlandı, deniyor. Ancak bu ifadeler Arap kamuoyunda geniş yankı buluyor. Nasıl olduğu bilinmez ama ortada şu var, herkes birbirini takip ediyor, dostluğun olduğu bir yerde insanlar takip mi edilir, demek ki dostluk yok!

Bizler de garipsedik doğrusu. Ortada bir haksızlık varsa, neler oluyor? En azından biliyoruz ki Katar’ın Türkiye’deki son yıllara tekabül eden yatırımı 18 milyar dolar civarında. Türk müteahhitlerin Katar’da 14,2 milyar dolarlık ihaleleri var. Örneğin halen 2022 Dünya Kupası’na yetişecek 8 stadyum inşa ediliyor. Bunların devamı gelsin isterken bu paralar da tehlikeye girerse Türk ekonomisi etkilenir. Kaldı ki Katar dünyanın en büyük likit doğalgaz ihracatçısıdır. Her şey bir yana Hac dönemine giriliyor, şimdi olur mu böyle bir sıkıntı?

Rusya ve İran önemlidir. Malum Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesinde Amerika koalisyonu ile Rus-İran ittifakı çatışmaktadır. Rusya konuya temkinli yaklaşıyor ve uzlaşmaya gidilmesini öneriyor. İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Özel Kalem Müdürü Hamid Ebutalibi ise bir yandan Rusya gibi diyalog çağrısında bulunurken, diğer yandan, ABD Başkanı Trump’ın Suudi Arabistan’ı ziyareti sırasındaki Kral Selman ile yaptığı kılıç dansına işaret ederek, “Olanlar, kılıç dansının ilk neticeleridir,” iddiasında bulunuyor.

İnsanın aklına şu gelmiyor değil: Obama Ortadoğu’da bazı işleri yapma iradesi göstermiyor deniyordu. İki yüzden fazla askeri danışmanla seçim kampanyası yürüten ve halen kabinesinde çok sayıda emekli general bulunduran Trump Ortadoğu’ya istek üzerine el attı mı? Suriye konusunda iş bitme yoluna girdi dendiği bir noktada Rusya’nın ve İran’ın kazanımlarını olabildiğince azaltmak için acaba Amerika başka bir sorun sahası daha yaratarak, yeniden pazarlıkta hasımlarının ellerini mi zayıflatmak istiyor? Kaldı ki Trump’ın İran’a karşı tutumu bellidir. Acaba İran ile Obama’nın imzaladığı nükleer anlaşmanın çöpe atılmasını sağlamak için başka bir hamle mi yapılıyor. Bilinmez!..

Diğer çıkar alanlarına da bakalım: Katar’ın Almanya, İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan ile yani Avrupa Birliği ülkeleri ile yakın ekonomik ve finans ilişkileri, ortak yatırımları bulunmaktadır. Örneğin bu krizde Almanya’nın ne diyeceği merak ediliyor. Çünkü en büyük Alman firmalarında Katar’ın ortaklıkları bulunmaktadır. Amerika dünyada Almanya’ya bir ekonomik savaş açmışken ve geçenlerde Merkel-Trump görüşmesinden sonra Merkel’in yakındığı bir zaman diliminde Katar’dan dolayı da Almanların etkilenmeleri dikkat çekici olabilir. AB dışında Katar’ın İngiltere ve Amerika, İsviçre, Çin, Brezilya ve Türkiye ile ortak yatırımları bulunmaktadır.

Evet, Katar tek başına önemsenmeyebilir, ama katar katar sorunu beraberinde taşımaktadır. Katar krizi büyüyebilir ve pek çok ilkeyi beraberinde sürükleyebilir. Dolayısıyla önemlidir. Bu, dünyayı tedirgin edecek bir krizdir. Bir taşta çok kuş vurmayı bilen ülkelerin becerileri ile gelişmiş türden hamlelerdir bunlar.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Zorluklar

DİĞER YAZI

Politik Çözüm

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden

Soğuk ve Sıcak

Soğuk Savaş dönemini ve bugünü stratejik ölçekte kıyaslayalım. Dünün politikalarının ve güçlü adımlarının bize öğrettikleri var,