NATO ve Rusya Analizi

Okuyucu

Bundan sonraki süreçlerde, Ukrayna-Rusya Savaşında çok temel soruların fiilen gerçekleşip gerçekleşmediği hususu öne çıkacaktır.  Başat güçler açısından Rusya ve onun somut düşmanı olarak gördüğü NATO’yu kapsamlı bir karşılaştırmayla ele aldım (NATO’dan kastedilen içinde ABD ve Ortakları bulunmaktadır). Burada bir analiz için dört temel soru belirledim. Belirlenen temel soruları Bayesian’ın analiz yöntemleriyle inceledim. Bu yapılan analize bağlı olarak bazı sonuçlara vardım. Sizlere konu bütünlüğünü bozmaması açısından analizin sadece sonuç bölümünü aktaracağım. 

Önce bu çalışmanın sınırlarındaki noktaları işaret edeyim: 1) Analiz içinde liderlerin psikolojilerini ve olağanüstü şartları göz ardı ettim. Ancak bunun önemli olduğunu ve yaşanacaklara çok büyük etki yapacağını bilmemiz gerekir. 2) Hatta Ukrayna Cumhurbaşkanı olarak Volodymyr Zelensky için de olasılıkları irdelemek gerekir. Bu analizde sorunu kısıtladım, bir Dünya Savaşı veya Nükleer Savaş olasılıkları üzerine çalışma yaptım. 

Bu analize göre sonuçlar şöyle çıktı:

  • Rusya barış masasına oturacak mı? Barış masası: %62 evet. Hayır %38. Açıklık %12.
  • Rusya sınırlı taktik nükleer silah kullanacak mı? Nükleer seçenek: %57 hayır. Evet %43. Açıklık %7.
  • Rusya bir NATO ülkesine saldırarak savaşı NATO-Rusya savaşına çevirecek mi? NATO-Rusya Savaşı: %63 hayır. Evet %37. Açıklık %13.
  • Batı, Rusya’yı savaşı yayması için gerekli şartları hazırlayacak mı? Provokasyon: %55 evet. Hayır %45. Açıklık %5.

Bu sonuçlara göre asıl risk, provokatif alana bağlı gelişmektedir. Eğer süreç içinde Rusya ve Ukrayna liderleri provokasyon olasılığını görerek hareket ederler ise şartlar daha barışçıl gelişebilir. Ancak ifade ettiğim gibi, liderlerin psikolojilerini inceleme dışında tuttum ve bu gerçekten şu ana kadar olan bütün yükleri taşımakla ilgili bir doğal durumu işaret ettiğinden, mutlaka sonuca etki edecek bir parametredir. Dolayısıyla süreci barış yönüne doğru çevirmek isteyenlerin en fazla çaba göstermesi gereken husus, liderlere güven verecek biçimde yaklaşıp onları ikna etmek olmalıdır, daha da çok agresif hale getirmek değil.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden en basit biçimde Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin’e her türden olumsuz sözcükleri (kasap, katil, vs.) bilinçli biçimde kullanmaktadır. Nükleer seçenekleri ileri sürmek adına taraflar birbirlerini sahte bayrak operasyonları bakımından suçlamaktadırlar. Rusya’daki Nazi söylemi ilginç noktalara gelmiştir. Bunlar provokatif konulardan en bilinen örneklerdir. Elbette sahada da başka provokasyonlar gerçekleşmektedir. Örneğin, soykırım, kimyasal silah kullanıldı, biyolojik ajan var, gibi. Bu savaşın görünmeyen büyük cephesi; propaganda, medya operasyonları, Enformasyon Savaşı, Siber Savaş olmaktadır. Bir de uygulanan nokta atışlı yaptırımlar nedeniyle kişisel servetlerden kayıplar söz konusudur, bu gibi etkileri açık biçimde görmek mümkün olmamaktadır.

Görüldüğü gibi sonuçlar birbirine yakın yüzdelerle ortaya çıkmaktadır. Açıklıklar %7-13 arasındadır. Bu demektir ki pozitif veya negatif sonuçlu yaklaşımlar neticesinde durum etki altına alınabilecektir. Aradaki açıklıklar (örneğin) %25’ten fazla olsaydı, liderleri barış veya savaş için ihtiyaç duyulan ikna etme gücü de artacaktı. 

Putin’in önemli hususlar hakkında stratejik bir karar vereceği kritik eşik noktasındayken, bu hassasiyet dikkate alınmazsa ve uygulanan politikalar özen gösterilmeksizin sürdürülürse, örneğin Rusya taktik nükleer silah kullanmayı şu an %57 istemiyorken, bir de bakarsınız bu oran %8’lik bir kaymayla, %49’a düşüverir. İşte bu kritik bir durumu işaret eder, çünkü aradaki açıklık %25’ten fazla değildir.

Her şeye rağmen nelerden söz edilebilir? Kremlin’in savaş dilini kullanmasına, nükleer silah kullanma tehdidine veya savaşı Avrupa’ya yayma seçeneklerine rağmen, fiili şartlar Putin’i barış masasına çekmeye uygun gözükmektedir. Yapılan analize göre, Putin’in en fazla istemeyeceği seçenek, Rusya’yı NATO ile bir savaşa sokmak olacaktır (%63). NATO (esasen Rusya karşısında NATO’nun öncü ülkeleri ABD ve İngiltere daha aktif politika izliyor, bu güçler) tarafından, Rusya’nın fazla riski girişimlerden uzak kalmak isteyeceği değerlendirildiği nedenle, Ukrayna’yı daha fazla destekleme politikası sürdürülmektedir. Ancak bu husus (özellikle ağır ve sofistike silahların, siber ve istihbarat desteğinin verilmesi) giderek Putin’i köşeye sıkıştırmakta ve psikolojik açıdan sertleşmesine neden olmaktadır. 

O halde bundan böyle uygulanacak caydırıcılık konusunda bile atılacak adımların, risklerin çok iyi hesaplanarak değerlendirilmesinde yarar olacaktır.

Sonuç: Rusya-Ukrayna Savaşında (her ne kadar savaşın içinde bulunmadıklarını ifade etseler de) şartları belirleyen Batılı güçlerin adımları çok önemlidir. Bunlarla, önemli ölçüde Putin’in kararlarına etki edebilir, kurdukları baskı sistemleriyle onu hataya sürükleyebilir, buna dönük adımları attıracak bir durumla karşı karşıya kalınması söz konusu olabilir. Dolayısıyla gündeme getirilen konular bir nükleer veya dünya savaşı hususlarıdır. Savaşan taraflar ve Ukrayna’yı destekleyenler bir yana, tümüyle bakalım, dünyanın ve geleceği düşünmenin icap ettiği bir nokradayken, yapılacak değerlendirmelerin serin kanlılıkla ortaya konması gerekir. Çünkü durum bir hayli kritik!

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Revolution and Politics

DİĞER YAZI

Putin Closer to Peace

Politika 'ın son yazıları

Kaosu Yönetmek

Okuyucularım bu yazacaklarıma uzak değiller, kaosu yönetmeyi, tam spektrumlu baskı kurmayı, hatta geleceği tarif ederken çokça

Elitizme Karşı Putinizm mi?

Geçtiğimiz gün Putin, Ukrayna'nın dört bölgesinin ilhakı töreninde yaptığı konuşmada, yaptığı savaşın anlamını uzun uzadıya açıkladı.