Enformasyon Savaşı

Okuyucu

Ukrayna krizi sürecinde yoğun bir enformasyon savaşına maruz kalındı. Burada provokasyon konusu öne çıktı. Büyük güçler olarak ABD ve Rusya’nın sistemli biçimde medyayı kendi çıkarına kullanması söz konusu oldu. Aslında bildiğimiz konular ve yöntemler ama güncellenmiş kavram ve yöntemlerle bu sistematiği bütünüyle bakarak irdeleyelim. Zira nerede yağıyorsa yaşasın çağımızda her birey bir medya organıysa provokasyon da onun gündeminde olmalıdır.

Putin açıkladı: ABD histeriyi körüklüyor… Bu konu sanki bir Psikolojik Savaşa dönüştü. Psikolojik Savaş başka bir konudur. Bu stratejik krizde ancak ve ancak geri plandaki bir amaç olur. Ancak olup bitenler zorluklarla doludur; başat güçler birbirlerini her alanda sınamaktalar. Örneğin bu durumda bazı politikacılar Enformasyon Terörü adını bile koydu. O kadar çok maksatlı haber yayılıyor ki, bu çağda böyle gelişmeler dikkat çekicidir.

Anlatımımı yazının görselinden takip etmeniz mümkündür.

Son yaşanan krizde başat güç ve başat ülke olarak ABD ve Rusya’yı görüyoruz. Buna Avrupa ve Çin’i de eklemek mümkündür. Başat güçlerin ardından bölgesel ve yerel ülke ve unsurlar devrededir. Örneğin Türkiye bir NATO ve bölge ülkesi olarak bu konuya dahildir.

O zaman şöyle ifade edelim, her ülkenin bir yönetimi ve onun uyguladığı politikası vardır. Yine aynı şekilde hem geçmiş değerleri ve genel bakışıyla hem de politikalarıyla oluşturulan ülkelerin bir niyeti ve maksadı vardır. Bu tabirler teknik tabirlerdir ve dokümanlarda böyle geçmektedir. Ülkeler niyet ve maksatlarına bağlı olarak plan yaparlar. Ülkeler için bütün bu temel, cari ve gelecek perspektiflerinde çalışan istihbarat organları en önemli resmi güç merkezidir.

Politika deyince açıklamamız gerekiyor. Bu çağda artan görünürlükte küresel güçler (özellikle ABD) diğerlerinin iç politikalarına da müdahale edebiliyorlar. O halde politikayı iç ve dış politika diyerek ayırmak zordur. Örneğin bir parti üyesi başka bir ülkenin veya partinin sözcüsü gibi olabilmektedir. Uzmanlıklar, iktidar, muhalefet hep böyle tartışmalı haldedir. Zaten Enformasyon Savaşının hedefinde olanlar da bireylerdir; seçimlerde oy veren bireyler.

Planlar elbette rakibe karşıdır. Ancak bu plana güç verecek ve hazırlanacak kendi halkı, dünyanın bakış açısı, en önemlisi gri bölge operasyonlarındaki ülkeler kapsam içerisindedir. Plan icra edildiğinde bu kapsama dayalı ayrıntılarla birlikte detaylandırılır. İcranın çok genel olarak askeri ve diplomasi yönlerinin (uygulama alanlarının) yanı sıra ekonomik yaptırımlar gibi baskı araçları da söz konusu olur. Sert Güç bağlamında (hem savunma hem taarruz) icrada Hibrit Savaş (ABD açısından Tam Spektrumlu Savaş ve Rusya açısından Doğrusal Olmayan Savaş) kullanılır.

Hibrit Savaş, Düzensiz Savaş ve Siber Savaş yöntemlerinden oluşur. Yine kabaca işaret edelim, Siber Savaş, Siber Operasyonlar ve Bilgi Harbi olarak planlanır ve icra edilir. Bilgi Harbi içerisinde medya ile gerçekleştirilen Algı Yönetimi söz konusudur. Algı Yönetimi konvansiyonel ve sosyal medya kullanılarak yayılır. Yayılma ağlarla ve tekrarlarla gerçekleştirilir. Her iki medya şeklinde de provokasyon, gerçeklik ötesi (post-truth) işlemleri vardır. Medya üretimi bazen profesyonelce bazen de sıradan çalışmalar sonucu yapılır. Daha teknik konular var, burada ayrıntıya girmeyeceğim.

Diğer ülkeler ve merkezler kendi politikaları gereği aynı, benzer, tepkisel, farklı biçimlerde planlar ve uygular. Ortada kaotik bir atmosfer oluşur. Güçlü olan bu kaotik hali daha sade bir biçimde görür ve etkiler. Bu süreçlerde gücün etkisi çok önemlidir.

Bir de medya kuruluşlarına bakalım. Öncelikle küresel, bölgesel ve yerel medya diye genel bir açıklama yapılabilir. Medya organları çok genel olarak politikacıların açıklamalarını, uzman görüşlerini alır, meydana gelen olayla ilgili detayları oluşturur ve yayar. Biz medya kuruluşlarının ürünlerini haber ve analiz olarak görürüz. Haber ve analiz kümeleri konvansiyonel ve sosyal medyada tekrarlanır.

Bütün bu süreçlerde resmi istihbarat çalışanları yer alır. İstihbarat analiz eder, ürün yaratır, bilgi verir… Aslında şöyle bakmamız gerekir, örnek olarak işaret ettiğimiz Ukrayna sorununda, herhangi bir ülke, örneğin Türkiye kendi politikası içinde planlamasını yapacakken, bütün bu saydığımız prosedürleri politikayla ve kontrolle icra etmek durumundadır. Bu yaklaşımla örneğin Türkiye’nin istihbaratı, bütünüyle her bir safha faaliyeti kontrol etmek ve varsa yanlışları siber yöntemlerle düzeltmek zorundadır.

Şöyle oluyor: ABD ve Rusya kendi ürünlerini haberlere ve sosyal medyaya servis ediyor. ABD tarafının haber kaynaklarının içinde, diyelim CNN, Bloomberg, CNBC, gibi küresel şirketler, yayın organı olarak itibar edilen Reuters gibi kuruluşlar da var. Türkiye’de hem konvansiyonel medya ve sosyal medya bu tür bir ciddi olaya bakarken ve riski tam manada üstlenmemek amacıyla bu tür organları referans olarak alırlar hem de uzmanlar benzer tavırla bu medya haberlerine bakarak bilgilerini oluştururlar. İşte algı yönetiminin püf noktası buradadır: Hâkim medya ve başat güç politik açıklamanın içinde var olan politika algıyı da belirlemiş olur. 

Politika böyle bir şey! Politika ne olursa olsun kazanmaya odaklanmaktadır, savaş dahi olsa… ABD kazanmak istiyorsa medya silahını kaçınılmaz kullanacaktır. “Barıştayız, medya bağımsızdır,” demek yanlıştır.

Anayasal sistemlerde medya “dördüncü güç” olarak bilinir. Bir de şöyle düşünün, bir tür Soğuk Savaş ortamındayken, ABD yönetimi ve küresel gücü olan medya, daha geniş ölçekte bakarsak Yumuşak Güç imkanları, kazanmaktan vaz geçer mi? Bir ülke için politika, niyet-maksat ve plan neyse, olup biten o düzlemde ilerler. Buna inanmayan entelektüel kesim idealist sözcükler kullanarak kendini ve başkalarını kandırmaya kalkışmamlıdır.

Kurumsal olarak NATO’nun da siber savaş birimlerinin olduğunu da hatırlayalım. Rusya’nın NATO’su ise kendi içindedir, yok diyemezsiniz. Güvenlik ittifakları ortak çalışma gruplarını inşa eder.

Ukrayna krizinde rakipler ABD ve Rusya için bakacak olursak, aynı konuyu üst perdeden niyet ve maksatlarına göre ölçerler ve dinamik biçimde girdilerini sürdürürler. Örneğin Rusya, “evet bölgeye asker yığdım ama bu NATO’nun haksız genişlemesine karşıdır” derken, ABD ise “Rusya bugün-yarın Ukrayna’yı işgal edecek” der. Bu işlerin nasıl olduğunu bilmeyenler ise etki altında kalır ve aslında taraf seçer. Hangisi doğru, hangisi haklı? Herkese göre bir düşünce oluşur. Bu düşünceler kümelenip yönlendirilir. Böyle sürer algı yönetme biçimi…

Şimdi sahaya inin, diyelim Kırım ve Donbass’taki radikal unsurlar. Onlar zaten olaya “bir sebep olsa da harekete geçsek” diye bakarlar. Eğer bütün bu gerilme hattında bir güç birimi (genellikle örtülü biçimde) durumu provoke etmek için tetikleyici rol alır ise buradan kaotik bir sonuç dahi ortaya çıkabilir.

Enformasyon savaşı çapımızın önemli bir konusudur. Bireyler sorumluluk taşırlar, isteseler de istemeseler de. Ancak ülkelerin durumu kendi çıkarına göre yönetmesi gerekmektedir. Hatta medyada uzman olarak konuşanların seçimi dahi çok önemlidir, bunlardan bazıları etki ajanı olabilirler ve siz farkında değilsinizdir, etki ajanları (alnında yazmaz) bir tarafa ait bilgilendirmelerle ortamı yönlendiriyor olabilirler. Burada resmi istihbarat birimleri çok önemli noktalardır. Güvenlik, savunma, beka, vs. derken bu kavramlar bir bütünlük arzeder.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Deter or War

DİĞER YAZI

Information Warfare

Güvenlik 'ın son yazıları

Kuzey Akım’a Sabotaj

Dün Baltık Denizi'nde Kuzey Akım 1 ve 2'ye yapılan stratejik sabotajlarla dünya sarsıldı. Bu konuda henüz

Ege’de Angajman

Geçtiğimiz günlerde kamuoyunu meşgul eden ve sürebileceği değerlendirilen, Yunanistan hava savunma sistemlerinin düşmanca muamele olarak işaret