politik-psikolojik-etki
Politik Psikolojik Etki

Politik Psikolojik Etki

27 Ağustos 2018
Okuyucu

Politika ve psikoloji arasında derin bir ilinti vardır. Bu ilintiyi çok yerinde değerlendirmek gerekir. Karşıdakilerin önem atfetmesini sağlamak için Türkiye’nin varlık sebebini konu ederek yaklaşımlarda bulunması doğru mudur? Burada tarafların konu ettiği varlık sebebi meselesini gözden geçireceğiz.

En başta ifade edeyim. Evet, Türkiye’ye saldırılar var. Bu hep var olan bir gerçektir. Türkiye hedef halindedir. Bir beka meselesi üzerine tartışmalar söz konusudur. Bunları yok sayanlara karşıyım. Konu bu değil. Tedbir bağlamında yapılanlar içinde ve ayrıntıda bir konu var; “psikolojik etki” meselesi, buna dair bir hatırlatmam olacak.

Bir toplum tarihiyle övünür. Bu belirgin bir konudur. Bayramlar, törenler, geleneksel tutumlar gereklidir. Bir coşku ile kutlamalar yapılır. Bunlar yalındır ve jeopolitikle ilgilidir. Ama güncel politikanın üstünde tutulurlar.

Evrensel bilinçte hafızalar çok başka şekillerde tepki verir. Siz, “Beni küçük görmesinler, daha da önemsesinler,” dediğiniz noktada, hafızalardaki etkileşimler beklentinizin karşılığı olmayabilir. Hatta tam tersi bir durum da ortaya çıkabilir. Psikolojik etkiler çok iyi değerlendirilmelidir.

Hemen her coğrafyacı, tarihçi, politikacı, stratejist temel bilgileri okur, işine devam ediyorsa kendini güncel bilgilerle ikmal eder, tartışır ve her ne yapacaksa “bilerek” hamle yapar. “Yeterince bilinmiyor, tekrar hatırlatayım…” diyerek anlatılanlar içinde, eğer “varlık sebebi” düzeyinde bir ifade kullanılırsa, aslında bu kasten size “söyletilen tema” da olabilir.

Uygulama yönüyle ifade ediyorum, güncel politik temalar ile akademik bahisler arasında fark vardır. Akademik mecraya sürekli bilgi pompalamak gerekir, varsa ilave tartışma konusu veya düşünülmesi gereken husus, bu alanda yapılması sağlanmalıdır.

Politikacı tarihsel vesikaları, yürürlükte olan anlaşmaların gereklerini ve güncel yaptırımları tartışır. Bunları varlık sebebiyle birleştirerek bir okuma yaparsa, uzun vadede etkisi ters olabilir. Asıl politik savunma ve saldırı konusu haklılık sebeplerinden güç almak kaydıyla vesika üzerinden sürdürülür.

Politikacı birden fazla hamle yapma imkanına sahip olmalıdır. Savunma, istihbarat, güvenlik, ekonomi, hukuk, diplomasi, liderlik… Karşı tarafın bir değil, aynı anda birden fazla kartı elinizde tuttuğunuzu bazen görmeli, bazen görmese bile baskısını hissetmelidir. Hal böyleyken, en dipteki durum konu edilirse, karşı taraf bunu kolay istismar eder. Hiç değilse küresel medya baskısını kullanır.

Osmanlı son dönemlerinde neleri tartıştı ve sonuç ne oldu? Eğer toplumsal idrak, “Biz sorunlu bir yerlere gidiyoruz herhalde…” şeklinde boşluk hissine girerse, en hamasi söylemle bile ortaya çıkılsa, en duyulması istenen bile ifade edilse, o an alınan tepki beklentiyi karşılıyor görülebilir, ama uzun vadede bunun toplumda bıraktığı iz düşünülenin tersi de olabilir, hatta dışarıdaki algı çok daha tahrik edici hale dönüşebilir, baskılar o yönde artabilir.

Temel hassasiyetlerin politikadaki etkisi çok farklı şekillerde karşılık bulabilir. Bu riski doğru değerlendirmek gerekir.

“Dibe vurma” hissi verilmek isteniyor. “İnsanlar bilinçaltında bu fikri kabullensin,” deniyor. Aman dikkat! Varlık sebebi ile ilgili noktaya geri dönerek bir savunu içine girilir ise alınan riskleri unutmamak gerekir.

Türkiye büyüyor, bunun sancıları doğal. Küreselcilerin dünyaya dayattığı değişimler var, bunun sancıları doğal. Yaşananlar bu denli gerçekken ve devamında acılı sancılar çekilirken, “can havliyle bir çıkış yapıp yapmamak” hususu iyi düşünülmesi gereken bir “direnç” seviyesi halinde algı oluşturur. Riskin sınırını bu direnç hali belirler.

Türkiye çalışacak, daha çok üretecek… Başka yolu yok! Az çalışarak tüketmek diye bir olasılıkla varılacak bir yer hiç yok! Önemli olan toplumu çalışacak ve üretecek alana çekmektir. Yaşama dönük “gerçek tatminler” üzerine yoğunlaşma temin edilmelidir.

Dışarıya mesaj mı verilecek? “Çalışıyoruz, üretiyoruz, size uygun şekilde satacak malımız var,” denmesi yeterlidir. Dışarıya, “Bizi bölemeyeceksiniz, dimdik ayaktayız, sonuna kadar direneceğiz,” mesajı vermek başka etkiler yapabilir. Politikacı korkmadığını ve boyun eğmediğini zaten görüşme masasında ortaya koyduğu gerçeklerle gösterir. Konjonktürel baskılar karşılık bulacaksa, varlık sebepleriyle eşleştirilerek bir savunma yapmamak uygun olur. Çünkü karşı taraf sizi bu alanda tartışılır kılmak ister, kendi varlığını üstün göstermek için bu ters algıyı tuzak olarak kullanır.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

rusya-ile-stratejik-ortaklik
ÖNCEKİ YAZI

Rusya ile Stratejik Ortaklık

tahranda-uclu-zirve
DİĞER YAZI

Tahran’da Üçlü Zirve

Politika 'ın son yazıları

48 views

Yerelde Yapısalcılık

Bir olaya bakış yöntemimde felsefe ve tarih olmaz ise ben bunu oldukça eksik görürüm. Hemen herkesin siyaset, seçim, belediye, vs. konuştuğu noktada ben, bu işte temel felsefe ve asıl stratejik açıklama nerede diye arıyorum. Dolayısıyla felsefi yaklaşım ve stratejik bakış tarzı siyaset üstüdür. Benim açıklamalarım bu noktada değerlidir; mevcut yapılanlar gibi değil, başka türlü tartışmaları kapsamaktadır. Açıkça yazayım: Kim kazanacak, iktidar veya muhalefet ne yapacak, türü ifadelerle değil; imar neye göre olmalı, altyapı ve üstyapı nasıl planlanmalı, ülke ekonomisine uyumluluk ne şekilde sağlanmalı, kanunlar ne içerikte olmalı, gibi piramidin üstündeki meseleler önemlidir.
89 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
101 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
130 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
97 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme