politik-psikolojik-etki
Politik Psikolojik Etki

Politik Psikolojik Etki

207 Tıklama
7 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Politika ve psikoloji arasında derin bir ilinti vardır. Bu ilintiyi çok yerinde değerlendirmek gerekir. Karşıdakilerin önem atfetmesini sağlamak için Türkiye’nin varlık sebebini konu ederek yaklaşımlarda bulunması doğru mudur? Burada tarafların konu ettiği varlık sebebi meselesini gözden geçireceğiz.

En başta ifade edeyim. Evet, Türkiye’ye saldırılar var. Bu hep var olan bir gerçektir. Türkiye hedef halindedir. Bir beka meselesi üzerine tartışmalar söz konusudur. Bunları yok sayanlara karşıyım. Konu bu değil. Tedbir bağlamında yapılanlar içinde ve ayrıntıda bir konu var; “psikolojik etki” meselesi, buna dair bir hatırlatmam olacak.

Bir toplum tarihiyle övünür. Bu belirgin bir konudur. Bayramlar, törenler, geleneksel tutumlar gereklidir. Bir coşku ile kutlamalar yapılır. Bunlar yalındır ve jeopolitikle ilgilidir. Ama güncel politikanın üstünde tutulurlar.

Evrensel bilinçte hafızalar çok başka şekillerde tepki verir. Siz, “Beni küçük görmesinler, daha da önemsesinler,” dediğiniz noktada, hafızalardaki etkileşimler beklentinizin karşılığı olmayabilir. Hatta tam tersi bir durum da ortaya çıkabilir. Psikolojik etkiler çok iyi değerlendirilmelidir.

Hemen her coğrafyacı, tarihçi, politikacı, stratejist temel bilgileri okur, işine devam ediyorsa kendini güncel bilgilerle ikmal eder, tartışır ve her ne yapacaksa “bilerek” hamle yapar. “Yeterince bilinmiyor, tekrar hatırlatayım…” diyerek anlatılanlar içinde, eğer “varlık sebebi” düzeyinde bir ifade kullanılırsa, aslında bu kasten size “söyletilen tema” da olabilir.

Uygulama yönüyle ifade ediyorum, güncel politik temalar ile akademik bahisler arasında fark vardır. Akademik mecraya sürekli bilgi pompalamak gerekir, varsa ilave tartışma konusu veya düşünülmesi gereken husus, bu alanda yapılması sağlanmalıdır.

Politikacı tarihsel vesikaları, yürürlükte olan anlaşmaların gereklerini ve güncel yaptırımları tartışır. Bunları varlık sebebiyle birleştirerek bir okuma yaparsa, uzun vadede etkisi ters olabilir. Asıl politik savunma ve saldırı konusu haklılık sebeplerinden güç almak kaydıyla vesika üzerinden sürdürülür.

Politikacı birden fazla hamle yapma imkanına sahip olmalıdır. Savunma, istihbarat, güvenlik, ekonomi, hukuk, diplomasi, liderlik… Karşı tarafın bir değil, aynı anda birden fazla kartı elinizde tuttuğunuzu bazen görmeli, bazen görmese bile baskısını hissetmelidir. Hal böyleyken, en dipteki durum konu edilirse, karşı taraf bunu kolay istismar eder. Hiç değilse küresel medya baskısını kullanır.

Osmanlı son dönemlerinde neleri tartıştı ve sonuç ne oldu? Eğer toplumsal idrak, “Biz sorunlu bir yerlere gidiyoruz herhalde…” şeklinde boşluk hissine girerse, en hamasi söylemle bile ortaya çıkılsa, en duyulması istenen bile ifade edilse, o an alınan tepki beklentiyi karşılıyor görülebilir, ama uzun vadede bunun toplumda bıraktığı iz düşünülenin tersi de olabilir, hatta dışarıdaki algı çok daha tahrik edici hale dönüşebilir, baskılar o yönde artabilir.

Temel hassasiyetlerin politikadaki etkisi çok farklı şekillerde karşılık bulabilir. Bu riski doğru değerlendirmek gerekir.

“Dibe vurma” hissi verilmek isteniyor. “İnsanlar bilinçaltında bu fikri kabullensin,” deniyor. Aman dikkat! Varlık sebebi ile ilgili noktaya geri dönerek bir savunu içine girilir ise alınan riskleri unutmamak gerekir.

Türkiye büyüyor, bunun sancıları doğal. Küreselcilerin dünyaya dayattığı değişimler var, bunun sancıları doğal. Yaşananlar bu denli gerçekken ve devamında acılı sancılar çekilirken, “can havliyle bir çıkış yapıp yapmamak” hususu iyi düşünülmesi gereken bir “direnç” seviyesi halinde algı oluşturur. Riskin sınırını bu direnç hali belirler.

Türkiye çalışacak, daha çok üretecek… Başka yolu yok! Az çalışarak tüketmek diye bir olasılıkla varılacak bir yer hiç yok! Önemli olan toplumu çalışacak ve üretecek alana çekmektir. Yaşama dönük “gerçek tatminler” üzerine yoğunlaşma temin edilmelidir.

Dışarıya mesaj mı verilecek? “Çalışıyoruz, üretiyoruz, size uygun şekilde satacak malımız var,” denmesi yeterlidir. Dışarıya, “Bizi bölemeyeceksiniz, dimdik ayaktayız, sonuna kadar direneceğiz,” mesajı vermek başka etkiler yapabilir. Politikacı korkmadığını ve boyun eğmediğini zaten görüşme masasında ortaya koyduğu gerçeklerle gösterir. Konjonktürel baskılar karşılık bulacaksa, varlık sebepleriyle eşleştirilerek bir savunma yapmamak uygun olur. Çünkü karşı taraf sizi bu alanda tartışılır kılmak ister, kendi varlığını üstün göstermek için bu ters algıyı tuzak olarak kullanır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Rusya ile Stratejik Ortaklık

DİĞER YAZI

Tahran’da Üçlü Zirve

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden

Soğuk ve Sıcak

Soğuk Savaş dönemini ve bugünü stratejik ölçekte kıyaslayalım. Dünün politikalarının ve güçlü adımlarının bize öğrettikleri var,