turk-sivil-siyaseti
Türk Sivil Siyaseti

Türk Sivil Siyaseti

244 Tıklama
8 Dakikalık Okuma
Okuyucu

“15 Temmuz” sonrası Türk sivil siyaseti yeni ve önemli bir aşamaya geldi. Bu konuyu bir kez daha tespit edelim.

İleri demokratik sistemlerde bireyin gücüne dayalı bir yapı vardır. Bireylerin her biri kendini devlet ile vatandaşlık anlaşması ile bağlarlar. Çünkü birey vatandaştır ve vatan onundur.

Sosyo-politik ve sosyo-ekonomik hayatta sivil toplum resmiyetin dışındaki her alanda vatandaşlığın verdiği güçle ve şahsiyetle bireysel ve örgütlü olarak yer alır. Örgütlü olma açılımını dernek, vakıf vs. Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ile hayata geçirir. Birey STK’ların bir gün birine, ayrılıp diğer gün bir başkasına dahil olabilir, çünkü özgürdür. Burada hukuk sistemi, devlet, birey ve STK ile ayrı taraflar arasında işler.

Sivil siyaset ise vatandaşın kendi özgür dünyası ile siyaset yapma hakkını bireysel ve örgütsel olarak gerçekleştirmesidir. Bilinen şekilde bu hak bir siyasi kuruma bağlı veya tamamen kurumsallıktan bağımsız platformlarla ve örgütlenmelerle gerçekleştirilmektedir. Burada temel nokta herkesin vatan ortak paydasında buluşmuş olmasıdır. Ortak değer olan vatan üzerinde bireyler ve örgütler siyaseten hangi yolla daha başarılı olacağının seçimini yaparlar.

Türkiye’de bu hakkın varlığı en son “15 Temmuz” başarısız darbe girişiminde gözlendi ve destansı şekilde teyit edildi. Vatandaş özgür iradesi ile çok farklı haberleşme kanallarını kullanarak sokağa çıkıp demokrasiye, aslında siyasete müdahil oldu. Bu milli irade gayet olumlu bir vakıa olarak Türk siyasi tarihine geçmiş oldu.

Şimdi olması gereken nedir? İleri demokrasi yolunda “demokratik kültür” denen kritik eşikte Türk vatandaşlarının fiilen ispat ettiği bu hakkını kökleştirmesidir. Türk sivil siyasetinde bireyler vatanını kurda kuşa yem etmeme inancı saklı kalmak kaydı ise düşünme, ifade etme, tartışma hakları ilerlemesine devam etmelidir.

“15 Temmuz” sonrası Türk sivil siyasetinin parolası bir kez daha perçinleşmiştir: “Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır!”

Bu “Kuvayı Milliye” ruhudur, ama bir ileri aşamasındadır: Kuvayı Milliye işgal altındayken vücut bulan bir diriliş hareketi idi, bu ise demokrasiyi gasp etmek isteyenlere özgür iradeyle verilen bir ortak tepki olarak ortaya çıktı. Bugün Türk Milleti sivil siyasette ölümüne var olduğunu göstermiştir ve bunu bütün dünya gıpta ile tespit etmiştir. Şimdi Türkiye üzerinde belli hedefleri olanların dikkate alacağı bir unsur vardır, Türk vatandaşı vatanına, demokrasine, istikbaline ve istiklaline dair kararları ancak kendisi alabilir, kedisini yok sayanlara cevabını tanların altına çıplak vücuduyla yatarak verebilecek iradeye sahiptir.

Bazı önemli noktaları hatırlayalım:

  • Siyasette partiler, örgütler, STK’lar, değişik görüşler, ideolojiler vardır; demokraside bunlar olacaktır da. Sorun bunlarla iç içe olmak, ilgilenmek, eleştirmek değildir. Sorun, bireysel özgürlüğün önünü tıkayanlardan kaynaklanır. Vatandaşın iradi haklarının gasp etmesinin istenmesi ya ona güvenmemek ya da ona rağmen siyaset yapmak anlamı taşır.
  • “İlla  bana tabi olacaksın, başka bir kapıya gidemezsin,” diyenlere, “Neden?” diye sorabilmek sivil siyasetin derinleşmesi için bir irade arayışıdır. Örneğin, “Eğer Kürt isen benim gibi hareket edeceksin,” diyenler ve vatanı bölmeyi meşru zeminlere çekmek isteyenler var ise buna vatandaş yine siyaseten “Dur!” diyebilmelidir. Ama nasıl? Sadece sandık başında mı? Bu yetmez. Bu yapı ileri demokraside eksik kalır.
  • İleri demokraside vatandaş bireysel veya bir platform olarak, bu vatana sahip çıkılması şartıyla, fikrini ortaya koyabilecek özgür ortamlarda tartışabilmeli, sorular sorup kanuları daha iyi öğrenebilmeli, varsa iradesini beyan edebilmelidir.
  • Medya buna imkan vermelidir. Nasıl 15 Temmuz’da kendini ispat etti ise aynı şekilde medya ileri demokrasiye ve vatanın bütünlüğüne hizmet etmeyi sürdürmelidir. İleri demokraside şunun veya bunun medyası olmaz, vatandaşın sesi olur.
  • Bölücülük, ayrımcılık yapmak ve kültürel yapıdaki ahengi bozmak sivil siyasete engeldir. Devlet vatandaşını bu olumsuzluklardan koruyacak tedbirleri alabiliyor olmalıdır.
  • Yasalar sivil siyaset için vatandaşın bu hakkını koruyabilmelidir.
  • Vatandaşa, “Eğer siyaset yapacaksan bir partiye girmek zorundasın,” denmemelidir. Siyaset 15 Temmuz’daki gibi bireysel irade konarak yapılır. O veya bu partili olunabilir, hatta siyasetle hiç ilgilenilmiyor da olunabilir. Ama bu Aziz Millet nasıl Türk Bayrağını alıp “demokrasi nöbeti” esnasında çok net bir şekilde siyaset yapabildi ise aynı mantıkla devam etmek mümkündür.

Sivil siyaset böyle kökleşir…

Normalleşme tamamlandıktan sonra bu avantajlı bilinç bir yana bırakılmayacak, aksine daha da kökleştirilecektir. Artık siyaseten vatandaş ülke ve devlet üzerine faaliyeti olanlara gerektiğinde, “Dur bakalım, bu söylediğin, yaptığın vatana ihanet anlamı taşır, şimdi son bir daha düşün, aksi halde seni hem siyasetten hem de bu sınırlardan men ederim,” diyebilecektir.

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!”

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Küresel Silahlanma Dinamikleri ve Türkiye

DİĞER YAZI

Dinamik Devlet Yapısı

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden