İklimde Acil Durum

522 Tıklama
8 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres İklim Değişikliği Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, dünya liderlerinin küresel ısınmadan kaçınmak için harekete geçmeleri için ülkelerinde “iklim acil durumu” ilan etmeleri gerektiğini söyledi. 

Guterres, “Hala dramatik bir acil durumla karşı karşıya olduğumuzu inkar eden var mı? Bu nedenle bugün, dünya çapındaki tüm liderleri, karbonu sıfırlamaya ulaşılıncaya kadar ülkelerinde İklim Acil Durumu ilan etmeye çağırıyorum,” dedi.

Guterres, koronavirüs salgınının ardından başlatılan ekonomik kurtarma paketlerinin düşük karbonlu bir geleceğe geçişi hızlandırmak için bir fırsat olduğunu söyledi. Ancak bunun yeterince hızlı gerçekleşmediği konusunda da uyardı.

Guterres konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “G20 üyeleri teşvik ve kurtarma paketlerinde fosil yakıt üretimi ve tüketimiyle bağlantılı sektörlere düşük karbonlu enerjiden yüzde 50 daha fazla harcıyorlar. Bu kabul edilemez. Koronavirüsten kurtulmak için gereken trilyonlarca dolar, gelecek nesillerden ödünç aldığımız paradır. Bu kaynakları, gelecek nesilleri bozulmuş bir gezegende bir yığın borçla bırakmak için kullanamayız.”

Paris İklim Anlaşması beş yaşına girdi. Beş yıl önce, 12 Aralık 2015’te, 195 ülke tehlikeli boyutlara ulaşan küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadele için Paris İklim Anlaşması’nı kabul etti. Yasal bağlayıcılığı olan ilk evrensel anlaşma, 22 Nisan 2016’da imzaya açıldı, 55 ülkenin onayının ardından 4 Kasım 2016’da da yürürlüğe girdi.

Anlaşmada küresel sıcaklık artışının yüzyıl sonuna kadar 2 santigrat derecenin altında tutulması ve dünya genelinde karbon salınımının 2030’a kadar yüzde 50 azaltılması, 2050’yılına kadar ise sıfıra indirilmesi hedefleniyor. Dünyayı en çok kirleten ülkelerin başında Çin geliyor. İlk onda ise Çin’in ardından sırasıyla ABD, Hindistan, Rusya, Japonya, Almanya, İran, Güney Kore, Suudi Arabistan ve Endonezya yer alıyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na (UNEP) göre, en fazla sera gazı üretenler arasında Çin, ABD ve Avrupa Birliği bulunuyor. UNEP verileri, 2015’te atmosfere 50 milyar ton sera gazı salımı yapılırken, 2019’da Paris İklim Anlaşması’nın dördüncü yılında bu miktarın yaklaşık 55 milyar tona çıktığını gösteriyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü’ne (WMO) göre ise 2016-2020’nin şimdiye kadarki en sıcak 5 yıl olarak kayda geçmesi bekleniyor. Küresel su seviyeleri, Grönland ve Antarktika’da buzulların hızla erimesiyle artmaya devam ediyor ve WMO’ya göre, 2050’ye kadar sel riski altındaki kişi sayısının 1,6 milyara çıkması, 2,7 ila 3,2 milyardan fazla kişinin ise su kıtlığı ile karşı karşıya kalma riski bulunuyor.

Küresel sıcaklık artışı ve sera gazı salımı anlaşmaya rağmen devam etse de İklim Eylem Takibi tarafından yayımlanan sıcaklık analizleri, iklim hedeflerine 2050 yılına kadar halen ulaşılabileceğini öngörüyor. Dolayısıyla, küresel sıcaklık artışının yüzyıl sonuna kadar 2 santigrat derecenin altında tutulması ve dünya genelinde karbon salınımının 2050’yılına kadar sıfıra indirilmesinde atmosfere en fazla sera gazı gönderen ve dünyayı en çok kirleten ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede atacağı adımlar önemli olacak.

İklim değişikliğini inkar eden ABD Başkanı Donald Trump’ın çekildiği Paris İklim Anlaşması’na Joe Biden yönetiminin göreve başladığı ilk gün geri dönecek olması ve dünyayı en fazla kirleten Çin’in 2060 yılına kadar karbon salınımını sıfıra indirme vaadi ise iklim hedeflerine ulaşılması umutlarını artıyor.

Trump, Haziran 2017’de ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekileceğini duyurmuş, 4 Kasım 2019’da ise resmi olarak anlaşmadan resmen ayrılmıştı. 20 Ocak 2021’de başkanlık görevine başlayacak Joe Biden ise ofisteki ilk gününde Paris İklim Anlaşması’na geri dönme sözü verdi. İklim değişikliğiyle mücadeleyi öncelikleri arasına alan Biden, 2050’ye kadar sıfır karbon salınımı ve yenilebilir temiz enerjiye 4 yılda 2 trilyon dolar yatırım yapmayı hedefliyor.

İklim değişikliğinin sel, su kıtlığı ve gıda güvensizliğini de beraberinde getireceği biliniyor. BM’ye göre, bugün 500 milyon kişi çölleşmenin meydana geldiği bölgelerde yaşıyor ve bu bölgelerde yaşayanlar her geçen gün iklim değişikliğinden daha fazla etkileniyor. Dünya nüfusunun 2050’ye kadar 10 milyara ulaşması bekleniyor ve bu da beslenmesi gereken 3,4 milyar insan daha anlamına geliyor. Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre ise gıda ihtiyacının 2050’ye kadar en az yüzde 70 artacağı göz önünde bulundurulduğunda dünya genelinde tarım üretiminin de artırılması gerekiyor. Ancak bilim insanları iklim değişikliğinin etkileri, yüksek sıcaklıklar, aşırı hava koşulları, kuraklık, artan karbondioksit seviyeleri ve deniz sevilerinin yükselmesinin gıda kaynaklarını tehdit ettiği konusunda uyarıyor. Dolayısıyla, insanlığın 2050’ye kadar yeteri kadar gıdaya ve suya erişimi de iklim değişikliğiyle mücadele atılacak adımlara bağlı olacak.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Avustralya Yangını ve Küresel Isınma

DİĞER YAZI

Müsilaj

Çevre 'ın son yazıları

İklim Değişikliği ve COP26

Bu yıl Glasgow'da düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı, Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli'nin altıncı değerlendirme

Müsilaj

Müsilaj, başka tabirle deniz salyası, milli bir felaket! yük bindi, bindi ve bu yıl deniz kustu.

Cennet Kül Olunca…

Okuyucu İtalya, Vichenza’dayız. Bir büyüğümle hafta sonları Alp Dağları’nın nadide güzelliklerini ziyaret ediyor ve cennet benzeri