BM İklim Değişikliği Konferansı (COP28)

14 Aralık 2023
Okuyucu

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP28) bugün, hızlı, adil ve hakkaniyetli bir geçişin zeminini hazırlayarak fosil yakıt çağının “sonunun başlangıcını” işaret eden bir anlaşmayla kapandı. Bu plan emisyon kesintileri ve artan finansmanla destekleniyor.

Konferansta yeterince etkili kararlar alındı mı?

Küresel bir dayanışma gösterisinde, yaklaşık 200 Taraftan müzakereciler Dubai’de bir araya gelerek, iklim eylem planını 10 yıl sonundan önce, 1,5°C’ye ulaşılabilirlik hedefini hızlandırmak için, dünyanın ilk ‘küresel stok sayımı’ konusunda bir karara vardılar. Stok sayımı, küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlamak için küresel sera gazı emisyonlarının 2030 yılına kadar, 2019 seviyelerine kıyasla %43 oranında azaltılması gerektiğini gösteren bilimsel bulguyu kabul ediyor. Yine de konu Paris Anlaşması hedeflerine ulaşma konusunda tarafların yeterince doğru yolda olmadıkları anlaşılıyor. Taraflara, 2030 yılına kadar küresel ölçekte yenilenebilir enerji kapasitesinin 3 katına çıkarılması ve enerji verimliliği iyileştirmelerinin 2 katına çıkarılması yönünde harekete geçilmesi çağrısında bulunuluyor. Artık elimizde verimsiz fosil yakıtların aşamalı olarak ortadan kaldırılmasına ve kömür santrallerinin azaltılmasına yönelik çabaların hızlandırılması için bir liste var. Yakıt sübvansiyonlarında ve enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan geçişin adil, düzenli ve hakkaniyetli bir şekilde gerçekleşmesini yönlendirecek bir yol haritası var. 

Taraflar, değişen iklimin etkilerine karşı dirençli olmak ve ülkelerin çabalarını değerlendirmek için dünyanın nereye ulaşması gerektiğini belirleyen Küresel Uyum Hedefi (GGA) ve çerçevesine ilişkin hedefler üzerinde mutabakata vardı. GGA çerçevesi, uyum hedefleri ve bu hedeflere ulaşmak için finansman, teknoloji ve kapasite geliştirme desteği ihtiyacı konusunda küresel bir fikir birliğini yansıtıyor.

İklim finansmanı konferansın odak noktasında yer aldı. Yeşil İklim Fonu (GCF), 6 ülkenin COP28’de yeni fon sözü vermesiyle birlikte şu anda 31 ülkeden gelen toplam taahhüt 12,8 milyar ABD Doları tutarında rekor düzeye ulaştı. Az Gelişmiş Ülkeler Fonu ve Özel İklim Değişikliği Fonu’na bugüne kadar toplam 174 milyon ABD Dolarını aşan yeni taahhütler açıklandı. COP28’e Uyum Fonu şu ana kadar yaklaşık 188 milyon ABD Doları tutarında yeni taahhütleri kabul etti. Bu mali taahhütler, gelişmekte olan ülkelerin temiz enerji geçişleri, ulusal iklim planlarının uygulanması ve uyum çabalarıyla desteklenmesi için nihai olarak ihtiyaç duyulan trilyonların çok altında olsa da bu bir başlangıç. Önümüzdeki 2 yıl kritik olacak. COP29’da hükümetlerin iklim sorununun ölçeğini ve aciliyetini yansıtan yeni bir iklim finansmanı hedefi oluşturması gerekiyor ve COP30’a, ekonomi çapında, tüm sera gazlarını kapsayan ve 1,5°C sıcaklık sınırına tamamen uygun, ulusal olarak belirlenen yeni katkılarla hazırlıklı gelmeleri gerekiyor.

Fosil yakıtın sonunun başlangıcı mı? 

Bu bir geçiş dönemi, atılacak adımlar var ve bu ödev herkese ait. Bugün alınan kararlarla iklim krizinin özünde fosil yakıt krizi olduğu kabul edildi. Belki de bu iklim değişiklikleri açısından şimdiye kadar atılan en cesur kararlardan birisi oldu. Peki böyle olduğu bilinmiyor muydu? Neden bu kararlar ancak 2023 Aralık ayında alınabildi? Bunu petrol zengini şirketler veya ülkeler mi engelliyordu? Yoksa sıfır emisyonlu araçlar için teknoloji ve bu alandaki ekonomik büyüklük belli bir seviyeye gelince mi cesaret bulundu? Peki bugün bu kararları alırken tereddütlü açıklamalarda bulunanlar olduysa, acaba yarım kalan bazı konuları gördüklerinden mi böyle davranıyorlardı? 

Her şeye rağmen bu kararlar alınabildiyse, acaba bugün Dördüncü Sanayi Devrimi’nin bir zaferine mi tanık olundu? Endüstrideki değişimi göremeyenler için bu cümle yeterli olabilir kanısındayım. Yeni tür enerjilerle ilgili ülkelerin ve küresel güçlerin, petro-devletlerden bayrağı alacağı bir dönemde, dünya ekonomisinin yeniden şekillenmesi söz konusudur. Böylelikle politik açılardan da çok farklı değişimlerin başlangıcını görebileceğiz.

Şöyle bir düşünelim. 2015’te imzalanan ve 2016’da yürürlüğe giren Paris Anlaşması’ndan bu yana gezegenimiz ne tür düzelme sürecine girdi? Bir kararlılık içerisinde oldukları görünen hükümetlerin kararlarda gerekli düzeltmeler yapmak adına planlı toplanmaya devam etmeleri de yararlı bir çabaydı. Paris’te o adım atılmasaydı bugün böylesi bir değişime cesaret edilebilir miydi? 

Yine de ihtiyatlı olmalıyız, ilgilileri doğru yolda ilerlemeleri için teşvik etmeliyiz. Mesela dünya gerçekten fosil yakıtı bir kenara koyabilecek mi? Eğer ısrarcı olmazsak bu konuda ayak sürüyenler çıkabilir. Yeni tür enerji kaynaklarının ve enerji depolama sistemlerinin bulunması açısından bilim insanları hangi müjdeleri verebilecekler? Tercihlerimizle bile olsa temiz enerjiden yana olduğumuzu göstermezsek bilim insanları yeterince hızlı hareket edemeyebilirler. Hatta, COP28’de öne çıktığı gibi, bazı ülkelerin eli daha rahatken, coğrafyanın getirdiği zorluklara bağlı olan 39 ada ülkesinin endişelerini gidermek adına diğerleri aynı titizliği gösterebilecekler mi? Bizim savunduğumuz bu gezegen, yani evimiz!

Şunu hatırlıyorum, bir dönem Avrupa’dan kömürle çalışan enerji santrallerinin (termik) ikinci el satışları yapıldı ve politikaları daha esnek ülkeler bu santralleri alarak kendi elektrik üretimlerini yapmak için bu boşluğun fırsatçısı oldu. Avrupa dönüşümü disiplinli bir şekilde uyguladı diyebiliyorsak, iklim değişikliğinin geçeğenimizi ilgilendirdiğini söylüyorsak, santrallerin A’dan B’ye aktarılması bir zafer sayılabilir miydi? Hayır. Ama fırsatçılar yine olacak! Paris Anlaşması’na rağmen 2015’ten sonra ikinci el alımlarla kurulan santrallerin bugün temiz enerjiyle çalışanlarla değişimi için mevcut fonlardan yararlanmak isteyen az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin harcamaları dengeleri bozabilir.

Geçtiğimiz yıl haberlere yansıdı, Ukrayna krizi beraberinde Avrupa için enerji sorununu gündeme getirdiğinde Almanya tekrar kömür ocaklarını çalıştıracak şeklinde. Bunlar ne derede gerçekleşti ne derecede Paris Anlaşması’nın rayından çıkmasına sebep oldu? 

Sorularımız var, ama yönümüz bellidir. Savaşlar da olmasın! Bu da insanlık adına önemli bir husus değil mi? Sonuçta buzullar eriyor, ekolojik sistem bozuluyor ve iklimler değişiyor. Hangisi daha büyük felaket?

Çevre 'ın son yazıları

1.1K views

İklim Değişikliği ve COP26

Bu yıl Glasgow'da düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı, Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli'nin altıncı değerlendirme toplantısında (COP26) dünya liderleri daha önce belirlenen hedeflerle ilgili umut verici bazı yeni anlaşmalara imza attılar. Ancak bütün hoşgörülü ifadelere rağmen küresel sera gazı emisyonları şu ana kadar gezegenin ihtiyacı olan hızda azaltılmıyor. Diğer yandan bazı ülkelerin iklimle ilgili vaatleri güçlendirilirken, bunlara ulaşmak için somut önlemlerin eksikliği gerçek bir endişe kaynağıdır. Politik çıkar ve küresel canlanma arasında gidip gelen bir sorun var. Sanırım insanlık önce bunu aşmak zorundadır.
1.8K views

Müsilaj

Müsilaj, başka tabirle deniz salyası, milli bir felaket! yük bindi, bindi ve bu yıl deniz kustu. Bakın benim öyküm nasıl tarif ediyor bu kirlilik meselesini.
1.5K views

İklimde Acil Durum

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres İklim Değişikliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, dünya liderlerinin küresel ısınmadan kaçınmak için harekete geçmeleri için ülkelerinde “iklim acil durumu” ilan etmeleri gerektiğini söyledi.
cennet-kul-olunca 1.5K views

Cennet Kül Olunca…

Okuyucu İtalya, Vichenza’dayız. Bir büyüğümle hafta sonları Alp Dağları’nın nadide güzelliklerini ziyaret ediyor ve cennet benzeri yerlerde ruhumuzu doyuruyoruz. Bir Pazar günü mangal yapmaya karar verdik. Alışveriş yaptık; et, kömür, vs. bindik otomobile ve sürdük daha doğru. Büyüğüm çok özel bir yere gideceğimizi söyledi.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme