Cennet Kül Olunca…

Çevre & Kent

İtalya, Vichenza’dayız. Bir büyüğümle hafta sonları Alp Dağları’nın nadide güzelliklerini ziyaret ediyor ve cennet benzeri yerlerde ruhumuzu doyuruyoruz. Bir Pazar günü mangal yapmaya karar verdik. Alışveriş yaptık; et, kömür, vs. bindik otomobile ve sürdük daha doğru. Büyüğüm çok özel bir yere gideceğimizi söyledi.

Bir yere kadar geldik. İnsanlar, karavanlar, doğa sporcuları, piknikçiler hep oradaydı. Araç park yeri, tuvalet, telefon (o zaman cep telefonu yeni sayılır), başka şeyler var o alanda. Burası mı, diye sordum. Sürmeye devam etti.

Bir yere daha geldik. İn cin top atıyor. Ama yol burada bitiyor. İndik otomobilden. Malzemeleri yüklendik. Bir müddet yürüdük. Aslında yokuş yukarı tırmandık desem olur. Oraya giden patika da bitti. Bir yere geldik. Burası, dedi.

Hem de ne kadar harika bir yer!.. Kayalardan düşen buz gibi su, devasa ağaçlar, manzara… Hannibal’ın da burada konakladığını söylesem olur. Sessizliğin içinde yankılanan bülbül seslerinden başka bir şey işitmek mümkün değil. İşte huzur, işte cennet…

Eşyaları bırakır bırakmaz korunaklı gördüğümüz bir yere mangalı yerleştirip çakmağı çaktık. Belki alev henüz kendini göstermişti, bir de baktık iki ormancı dibimizde. Biri bayan, bize yaklaşan, diğeri birkaç adım onun gerisinde. İtalyanca bir şeyler söyledi. İngilizce bildiğimizi ve NATO personeli olduğumuzu söyledik. İngilizce konuştu. Ateş yakmanın yasak olduğu bir yerde bulunduğumuzu, bunun bilmediğimizi düşündüğünü, ateşi söndürüp beş dakika içinde burayı terk etmek zorunda olduğumuzu, piknik alanının aşağıda olduğunu, oraya gitmemizi söyledi. Sonra kayboldular.

Söz dinledik, toparlandık, geriye dönmeye koyulduk. İyi ki böyle yapmışız! Bir de gördük ki, ormancıların aracı yanında silahlı Carabinieri timi yola barikat kurmuştu. Bizi bekliyorlardı. Sonuçta kibarca da olsa bize beş dakika vermişlerdi. Ne denli hazırlıklı olduklarını görünce şaşırdık doğrusu. Yanlarından geçerken bizimle konuşan bayan ormancı baş selamı verdi. Olay bitmişti.

Dönüş yolunda kendi aramızda konuşuyorduk. Bizi o kadar çabuk nasıl bulmuşlardı? Bizim ateş yakıp yakmayacağımızı nasıl gözlemişlerdi? Nasıl bir hızla gelmişlerdi? Nasıl o kadar planlı yaklaşmışlardı? Neden o kadar ciddi bir tedbir almışlardı?..

Orman yanmasın diye, cenneti korumak için! Güzelliği korumanın ciddiyeti bu!

Yıllar önce yaşanmış bir olay bu. Dün Muğla, Dalaman-Göçek’te yaklaşık 500 futbol sahası cennet kül olunca tıpkı sizlerinki gibi benim de gözümden yaşlar geldi. Evler, tesisler kurtuldu, ama… Buranın gerçek sahibi kızılçamlar, endemik bitki örtüsü, yaban hayat yandı kül oldu. Sonra aklıma bu anı geldi.

Tamam, mevsimler değişiyor, belki bundan sonra bir zaman daha küresel ısınmanın etkisiyle felaketler yaşanacak. Ama bizlere düşen, halk, devlet görevlileri, çok iş var. Sorumlu olmamız gerekiyor. Basit gibi görülen tedbirlerle cenneti kurtarmak bile mümkün olabiliyor.

Leave a Reply

Çevre & Kent 'ın son yazıları

Antalya’da Hortum

Antalya’da hortumlarda ve fırtınalarda artış var. Antalya marka olmak istiyor. Dünya turizminde

Vizyon Antalya

Antalya’da ve turizmde hemen herkes “Antalya için ne gerekli?” diye sormaktadır. Neden?
DÖN BAŞA