2020’nin Ekonomik ve Politik Riskleri

Ekonomi

Bugünlerde Nouriel Roubini de dahil bazı ünlü ekonomistler, ABD stagflasyona gidiyor mu, sorusuyla ilgili açıklamalar yapıyor. Konulara neler? Köpük, FED, göç, kamu harcamaları, popülizm, teknoloji, risk gibi kavramlar var. ABD’nin İran’a vurmasıyla yeni bir petrol şoku tehlikesi var mı? ABD ile Çin arasında Ticaret Savaşı’nı bitirmek için yeni görüşmeler olacak mı? FED gelecekte küresel şokları yönetecek tedbirleri devreye sokacak mı? ABD Başkanı Trump’ınki kadar Çin Devlet Başkanı Xi’nin de milliyetçilik söylemleri artmaya başladı, öyleyse yeni bir Soğuk Savaş dalgası mı geliyor? Bunun gibi konjonktürel başlıklar var.

Olmaz ama, politikacılar bıraksalar dünya ekonomisi kendi yolunu çizecek, büyüyecek, dünyada refah daha da artacak. Hakim ekonomik kurumlar bile politikanın etkisi altında hareket ediyorlar. Peki politikacılar ne yapmak istiyor olabilirler?

Donald Trump’a bakalım, bir Ticaret Savaşı başlattı, bunu Teknoloji Savaşı’yla destekledi, korumacılık duvarlarını yükseltti, ABD Federal Rezervi (FED) sürekli eleştiriyor, politik ve güvenlik sorun alanlarını besliyor. Neden? Trump, ABD halkının haklarının daha iyi elde edilmesi için bu yapılanların zorunlu olduğunu iddia ediyor. Onun 2016’da seçim kampanyasında açıkladığı politikası böyleydi, neredeyse bir dönem liderliğini tamamlayacak, halen aynı düşüncede. Trump’ın 2020 seçimlerini almak için planları ortada. Daha fazla kaos, daha fazla sorun… Çözmeden bırakma, dedirtecek.

İşi ve uzmanlığı ekonomi olanlar bu duruma ne diyorlar? “Trump yanlış yapıyor…” Aslında bu kesimin ifadesi de bir politik bakış açısı yaratıyor. İç içe geçmiş Matruşka bebekleri gibi bir görüntü çıkıyor ortaya.

Doğrusu ne? İnsan politikasız, arzusuz, diğerine göre daha üstün olma güdüsünden yoksun olabilir mi? İnsan daha az tedbir alarak kendini güvende hissedebilir mi? Aslında rekabet varsa ekonomi ve politika aynı anda var. Bu durumda politikacılar kadar ekonominin sözcüleri de olup bitenden sorumlular.

Rekabet için taraflar, kurallar, üzerinde mücadele edilecek bir ödül gereklidir. Örneğin bugünkü sisteme göre taraflar uluslardan müteşekkildir. Kurallar, politik açıdan 1920’lerde kurulan Versay sistemiyle, ekonomik tıkanıklıktan sonra 1930’larda Keynesyen tedbirlerle, 1950’lerde uluslar sistemine dayalı kurumların inşa edilmesiyle, 1970’lerde doların rezerv para sistemi olmasının kabulüyle, 1980’lerde Reagan ve Thatcher döneminde neoliberal modelin geliştirilmesiyle, 1990’larda Soğuk Savaş sonrası şartlarda Serbest Piyasa Ekonomisinin benimsenmesiyle belirlendi, denebilir ve bu böyle söylenir gider. Teori, pratik, olay, tedbirler, arzular… Bunların hepsi geçerli. Ödül ne? Daha fazla iktidar, güç, güvenlik, refah…

Uluslar sisteminin miadını doldurmaya başladığını söyleyen küreselciler ne diyorlar? Küreselciler mevcut şartlar içinde sistem eleştirisi yaparak aslında bir haksızlık durumu içindeler. Var olan kurallar, şartlar, kurumlar, politikacılar, uygulamalar üzerine sürekli eleştiri yapıyorlar. Belki bu bir vakum etkisi oluşturup, uluslararası sisteme dayalı mevcut yapıyı güçlendirmek için faydalı oluyordur. Kim bilir?..

Avrupa’da Euro Bölgesi kuruldu, doların, FED’in ve ABD liderlerinin etkisi altında can çekişiyor. Deneme için kripto para ileri sürüldü, henüz güven vermiş değil. Çin ve Rusya kendi aralarında kendi paralarını kullanma iradesi gösteriyorlar. Ama şartla bu tür girişimlerin amaçsız olduğunu işaret ediyor. En azından enerjinin (petrol, gaz, vs.) ve değerli madenlerin karşılığı dolar endeksine bağlı. Bazı mal ve hizmetlerin ticaretinin yerel parayla yapılması çok önemli görülmüyor. Ancak, spekülatörlerin yarattığı köpük ile ilgili bir değer artışı daha var, bununla ne Çin ne de Rusya olması gerektiği gibi savaşacak güçte değiller.

Üstelik insanlar her attığı adım için riske giriyor. Risklerin bazıları hesap edilebilir, bazıları ise belirsizliklerle gelişiyor. İnsanlar riski kime tahvil ettirecek? Belki risklerin yönetilmesi için yine politikacılara, kurumlara ve bilimsel çalışmalara ihtiyaç vardır. Öyle değil mi?

Görüyorum ki yetkililerce, oradan bir cümle, buradan başka cümle, o da var, bu da var, diyerek anlatımlar yapılıyor. Çuvalın içinde her şey var. Durum tarif ediliyor ve ardından reçeteler öneriliyor. İster teknoloji ile ilgili konuşun ister finans, ama neticede insan politikaya dahil oluyor. O zaman rekabetin şartları insanla ilgili olarak sürüyor, fazla söylenecek bir şey yok. Daha aktif olmak, üretmek, çözüm sunmak, hikâye oluşturmak, ikna etmek, vs. en yararlısı.

Osaka G20’de Trump ve Xi zirvesi gerçekleşti. Ama insanlar halen endişelerini atlatmış değiller. Bazı karanlık ve gri alanlar yeni soruların da sorulmasına sebep oluyor. Bu dünyaya özgü endişeler hiç bitmiyor! 2020’de riskler artacak gibi görülüyor. Yeni krizler için herkes pozisyon almaya başladı bile. Belki risk zamanları yeni kazançlı çıkacaklar için bir fırsattır. Ne dersiniz?

Bir Cevap Yazın

Ekonomi 'ın son yazıları

İleri Kapitalizm Çare mi?

Günlük meselelere odaklandığımızdan olsa gerek, geleceğin nerelere evrildiğini kaçırıyoruz. Ancak değişik teorisyenler
DÖN BAŞA