ABD’nin Jeo-politikası ve Küresel Ekonomideki Baskısı

17 Eylül 2022
Okuyucu

Küresel ekonomik şartların aşırı derecede değişiklik göstermesinin mantıklı bir açıklaması olmalıdır. Rastgele gelişmelerin yaşanması şeklinde açıklamalar ve büyük ekonomilerin bunun üzerine politika üretmeleri pek kabul edilebilir değildir. 2008’de başlayan olumsuz dalga Covid-19’dan sonra, bugün Ukrayna’daki savaşın getirdiği olumsuz ekonomik şartları da geçti, gelişmeler salt politika deyip bakılamaz noktada, bugün Ukrayna’da bir savaş oluyorken, Hint-Pasifik’te hemen her an bir provokasyon ile şartlar gerginleştirilmektedir. Normal ekonomi yaklaşımlarıyla “normal, birbirini tetikliyor,” şeklinde açıklanabilecek olumsuz ekonomik gelişmelerle, özellikle ABD kaynaklı jeopolitik ve jeostratejik girişimlerle, daha da derin sorunlar olmaya dönüştürülmektedir.

POST-KORONA ve POST-UKRAYNA

Koronavirüs döneminin olumsuz küresel ekonomik şartlarını ve maliyetini aklımızda tutalım. Daha bu şartların etkisi geçmeden Rusya-Ukrayna Savaşı başladı ve bunun küresel ölçekte çok fazla ekonomik değişimi beraberinde getireceğini söylemek güç değildir. 

Görüşüme göre “Post-Korona” diyebileceğimiz şartların yaşama ne kadar farklılıklar ve zorlamalar getirdiğidir. Bunun oluşturduğu şartların ise “yeni normaller” olarak ne kadar kısa sürede kabul gördüğüdür. Defteri kapatmıyorum ve aynı bakış açısını sürdürüyorum: “Post-Ukrayna’nın yeni normalleri” neler olacak?

Yeni Normaller

(Bkz: Post-Ukrayna)

Bu grafikte ifade edilen “küresel mücbir sebep” konusunu bu makale boyunca akılda tutmanızı isteyeceğim. Çünkü ekonominin birbirini tetiklemesi belli bir çok konusunun mücbir sebep yaratması kadar doğal bir bakış açısı olamaz. Eğer bütün bu yaşanan gelişmeler bir küresel ekonomik savaş bakış açısına sahip olunmasını gerektiriyor ise bu yine de kabul edilebilirdir; ancak bir adım ileriye gidilerek küresel ekonomik savaş için sıcak savaş dahil çeşitli baskılama politikaları söz konusu ise bu pek kabul edilebilir değildir. Tepki çeken ve paradoks yaratan hususlar bunlardır.

ABD’NİN BÜYÜK STRATEJİSİ

Günümüzde jeopolitik durumdaki gelişmeler ve ABD stratejisinin belirgin bir inisiyatifle küresel baskılama yöntemini ileri sürmesi, “Biden Doktrini”nin devamında ABD Yönetiminin cari politikaları dikkate alınmaya değerdir. 

ABD’nin Büyük Stratejisi

(Bkz: ABD’nin Büyük Stratejisi)

Bu grafik ile Rusya-Ukrayna arasındaki savaşı ve ABD’nin Rusya’ya uyguladığı yöntemi açıklamak bir hayli kolaydır. Aynı bakış açısıyla ABD’nin Çin ile rekabetini ve olası Hint-Pasifik çatışmalarını bile açıklamak mümkün olabilecektir.

ABD’nin mevcut savaş ile şekillendirdiği hususları işaret edelim: 1) Dünya geneli bakımından istikrar arayışına özlemin arttırılması gibi bir süreci işletiliyor olabilir. Ancak bu tür bir beklentinin artması demek, dünyada risklerin, çatışmaların, savaşların daha da artması, ortamın daha da olumsuzluğa düşmesi gerekir ki, işte bunun nereye kadar gelişeceğini ancak bu projeyi yönetenler bilebilirler. 2) Avrupa ülkeleri ABD yanında olabilmektedir, en azından bu kışa girerken olan durum budur. Bakalım enerji açığını Avrupa nasıl çözecek? Bundan sonra konu nasıl şekillenecek, hep birlikte görebileceğiz. 3) ABD bu savaş ve uyguladığı yaptırımlarla Rusya’nın elinin zayıflamasını beklemektedir. Pek öyle görünmüyor ama, Rusya zayıf düşecek mi, sorusunu buraya not edelim. 4) Savaş ve daha sonraki gerilimlerle birlikte Çin’in Kuşak Yol İnisiyatifi’nde bir değişiklik olacak mı? ABD için asıl mesele Çin’in kendisini geçmesinin önlenmesi olabileceğine göre, buna dair planın seyri de ancak ABD’de takip edilen bir konudur.

DURUM

Her şeyi her yönüyle, hatta acımasızca konuştuğumuz bir dönemdeyiz: İklim değişikliği, Dördüncü Sanayi Devrimi, Soğuk Savaş-II, Üçüncü Dünya Savaşı riski… Bunlar yenilir yutulur konular değildir. Tek başına bu konular bile dünyada pek çok değişimi tetiklemeye yeterlidir.

Küresel gelişmelerin yarattığı hava lehte değil, aleyhte sonuçlar doğuruyor. Jeopolitik gerilimin yakın zaman içinde azalması pek mümkün değilken, “çok kutuplu” bir dünyada daha fazla avantaj elde etmek isteyecek şirketlerin iş modellerini yalnızca riskten arındırmakla kalmayıp, birçok şey için yeniden düşünmeleri gerekmektedir. Tedarik zinciri darboğazları devam edecek, stratejileri desteklemek ve avantajı artırmak için çevik ve sürdürülebilir tedarik zincirlerinin stratejik önemini artıracak görünüyor. Yeni teknolojilerin (örneğin, AI, Quantum) önlenemez yükselişi, yıkıcı yenilik ve yeniden icat için çıtayı yükseltecektir. Tüketici davranışı değişiyor; bu durum pandemi ile hız kazandı, halen sürüyor. Tüketiciler, son zamanlarda yaşanan aksaklıkların bir sonucu olarak satın alma davranışlarını hızla değiştiriyor. Yetenek kritik bir avantaj kaynağıdır; insanlara, kültüre ve yeni çalışma biçimlerine odaklanan şirketler, belirsizlikte daha güçlü performans gösterirler. Zamanımızın belirleyici zorluğu olan iklim krizi, şirketleri iddialı sosyal çevre ve yönetim (ESG) ile net sıfır stratejileri ve taahhütleri ile adım atmaya zorluyor.

Evet, konu bu! ABD içinde dahi bazı önemli kesimler artık “çok kutuplu” bir dünyaya geçişin başladığını işaret etmekteler. Acaba ABD içinde de buna engel olmak isteyen bir direnç grubu mu var, aralarında kıyasıya bir mücadele mi oluyor, bunu tam olarak görememekteyiz.

Bu noktada stratejik bakışla ekonomik cenahta nelerin görülmesi gerektiği işaret edilmelidir. Çünkü bu bir küresel devrim, Soğuk Savaş veya zorlamalarla yeni bir Dünya Savaşı atmosferi gibi süreçleri çağrıştırıyor ise Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nın küresel ölçekli ekonomilere etkisi gibi bugün de bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.

ABD ve Çin küresel rekabeti ortadadır. Bu ana kadar sıraladığımız devasa etkisi olan konular bu rekabet ile birleştirildiğinde nelerin görülmesi gerekiyor? 2008’de başlayan küresel mali krizin etkileri devam ediyorken, bugün küresel tedarik zincirlerindeki sıkıntıları, küresel enerji sorununu, yeşil (yenilenebilir) enerji teknolojilerinin kullanılmasını, küresel silahlanma yarışının hız kazanmasını ve özellikle büyük ekonomilerin hemen hepsini içine alan enflasyonist ekonomik şartları karşımıza aldığımızda ortaya kabarık bir fatura çıkmaktadır.

Makroekonomik bağlamda ne tür olaylarla karşı karşıyayız? 1) Enflasyonist baskı ve tüketici talebindeki değişimler, işgücü, enerji ve malzeme maliyetleri üzerindeki etkilerle küresel işletmeleri etkilemeye devam ediyor. 2) Merkez bankaları, borçlanma maliyetleri, yatırım seviyeleri ve nispi para birimi değerleri üzerinde zincirleme etkilerle birlikte daha yüksek faiz oranları yoluyla enflasyonu düşürmek için dikkatli ve kararlı bir şekilde hareket ediyor. 3) Küresel ekonomik durgunluk göstergelerinin karışık ve çok çeşitli tahminlerle birlikte kasvetli görünümü endişe vericidir. 

PARADOKS

ABD küresel bir gerilim yaratmaktan kaçınmamaktadır. Rusya’yı provoke etmiştir. Rusya’ya uygulanan ekonomik yaptırımlar neredeyse küresel ekonominin çarklarını olumsuz yönde (belli oranda) etkilemektedir. Açıkça ABD, Ukrayna’nın bu savaşını tam anlamıyla finanse etmektedir. Savaştaki Ukraynalı askerlerin maaşları bile ABD tarafından verilmektedir. Bu yetmemekte, Doğu Avrupa’da kurulan NATO savunma hattının olası bir Rus saldırısını önlemek adına ABD tarafından harcanan para az değildir. Sürekli yardımlarla bölgeye mali destek yapılmakta ve silahlanma programları uygulanmaktadır. 

ABD’nin bütün bu yaptıkları niçin oluyor? Mesele demokrasi mi? Yoksa bu bir hakimiyet savaşı mı? Demokrasi ve istikrar der ve arkasından riskleri, çatışmaları ve savaşları teşvik ederseniz, işte bu net açıklanması gereken bir soru olur.

Pandemide duraksayan ekonomik şartlarda ülkeler iç dengelerini ayakta tutmak için para basma sürecini başlattılar. Bu kez olumsuz ekonomik şartların devam etmesiyle birlikte para basım faaliyeti sürmektedir. Pandemi ve üstüne savaş döneminde artan para arzının itirazsız piyasalar tarafından emilmesi büyük bir küresel mali operasyonla gerçekleştirilmektedir. Hem vatandaşların aşırı olumsuz tepkisi olmadan hükümetler para politikalarında ellerini rahat görmektedirler. Bunun faturası çoğu ekonominin enflasyon değerlerinin artmasına etki etmektedir. Ekonomideki çarklar, neyin neye sebep olabileceği konuları az çok bellidir. Hatta ekonominin çarkları hızla dönmeye başlayınca ortada tek bir mesele kalır, sisteme uyulması! 

Şöyle düşünün; işsizlik, piyasa şartlarının kötüleşmesi, emtia fiyatlarının artması, yatırımların azalması, bazı ekonomilerin durması, hatta küçülmesi söz konusu iken örneğin Biden yönetimi dünyada demokrasiyi kurtarmak adına bu savaş için para harcıyor ve ABD halkı ile küresel ekonomik çarklarda beklentisi olan yatırımcıların bu durumu normalmiş gibi görmeleri acaba bir çaresizlik hali mi?

Her rezerv para gücü olan ekonomi (aşağıdaki grafikte görülmektedir: ABD Doları, Avro, Pound, Yen, vs.) eğer bu yolu seçer ise kendi hacmine paralel para arzını ve teşvikleri arttırarak küresel enflasyonist ve ekonomik durgunluk dönemine ayak uydurabilmektedir. Bu büyük ekonomilerin ki daha çok G7 ülkelerinin halkları, bunca olağanüstü şartın üst üste binmesine hem kendi iç yapılarında hem de uluslararası alanda itiraz etmeden, yeni normalleşme şartlarının hızlıca gelişmesini bekler bir davranış sergilemektedirler. 

MAKROEKONOMİK VERİLER

Durumu tarif edebilmek adına şimdi aşağıya bir dizi McKinsey[1] ve Brookings[2] grafiklerini ekleyeceğim. Bunları sizler de bulabilirsiniz. Neden-sonuç ilişkisi içerisinde gelişmelerin seyrini gözden geçirelim.

Haberler şöyle: 1970’lerden bu yana en yüksek enflasyon! Sıralı konular neler? Merkez bankaları agresif bir şekilde oranları yükseltiyor. Tüketici duyarlılığı rekor seviyede. Emtia fiyatları tüm zamanların en yüksek seviyelerine yakın. Enflasyon en azından ekonomik havayı değiştirmekte ve potansiyel olarak önümüzdeki yıllarda dünya çapında küresel ve ulusal ekonomilerin yolunu yeniden ayarlamaya çalışmaktadır. 

Son altı ayda enflasyon, Aralık 2021 beklentilerinin çok üzerine çıktı. Birçok ülkede, gerçek oranlar tahminleri ikiye katladı. Özellikle Avrupa ülkeleri bundan etkilendiler. Örneğin, Birleşik Krallık %9 ile tahminlerin oldukça üzerinde. Asya daha az şiddetli bir değişim görüyor: Hindistan enflasyonu yaklaşık %7, tahminlerin sadece biraz üzerinde ve Güney Kore %5’te. Çin ve Japonya’da enflasyon sessiz kalmaya devam ediyor.

(McKinsey, OECD verileri)

Enflasyon ile resesyon dönemlerine bakacak olursak, görünür tablo farklı bir görüntü vermemektedir. Ancak henüz ekonomideki çarklar aksasa da dönüyor gösterilmektedir. Aşağıdaki tabloda 2008 küresel mali krizi şartlarının bugün oluştuğu kolaylıkla görülmektedir.

(Brookings)

Enflasyonun endişe verici yükselişine cevap olarak, dünya çapındaki merkez bankaları çekirdek banka kredi oranlarını yükseltmektedir. Ancak şu ana kadar çoğu ülkede faiz artışları enflasyonun hızıyla eşleşmemektedir. Enflasyonun artmasına en fazla etki edenler; konut, enerji ve emtia fiyatları olmaktadır.

Yatırımcılar genellikle enflasyonist şartlarda yatırım yapmak için en güvenli yerin emtia olduğunu söylerler. Bilindiği kadarıyla, emtia fiyatları ekonomik genişleme için ihtiyaç duyulan hammadde talebini yansıtmaktadır. McKinsey bu fiyat artışı modelini şöyle tarif ediyor: Verilen ekonomik teşvikler, koronavirüs pandemisi tarafından delinen küresel ekonomiyi yeniden şişirir, emtiadaki ve buna bağlı hemen her şey için fiyatlar yükseliverir. Sonra Rusya’nın işgali fiyatları daha da yükseltir. En büyük artış gübrede meydana gelir. Gübre yapımında önemli bir bileşen olan doğalgaz kıtlığı ve çiftçilerden gelen artan talep nedeniyle gübre fiyatları da keskin bir şekilde yükselir.

(McKinsey)

Ukrayna’daki savaşın diğer yansımalarıyla birlikte temel gıda fiyatları çok daha yukarılarda seyretti. 2021’den bu yana, gıda fiyatları Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Ofisi’nin (FAO) endekslemeye başlamasından bu yana en yüksek seviyesine yükseldi. Bugün fiyatlar, küresel mali krizin yarattığı çalkantıların hızlandırdığı 2008 ve 2011’deki geçmiş dalgalanmalara göre oldukça yüksek. O zamandan bu yana geçen on yılda, fiyatlar önemli ölçüde kabul edilebilir görüldü. Ancak tedarik zincirindeki aksaklıklar, kuraklık ve işin başındakilerin etkileriyle 2021’de keskin bir şekilde yükseldi. Ukrayna’daki savaş, gıda fiyatlarını tamamen yeni bir düzeye çıkardı.

Yiyecek fiyatlarının görüntüsü ürkütücü seviyededir.

(McKinsey)

Enflasyonun bileşenlerinden ücretlerden başlayarak, küresel ekonomi üzerindeki en kritik iki etkiye bakalım. OECD ekonomilerinde uzun yıllar boyunca reel ücretler yatay seyretti. Pandemiden hemen önce, reel ücretler güçlü bir şekilde yükseldi; sıkılaşan emek piyasaları, işçilere toplu görüşmelerde üstünlük sağladı. Pandemi elbette denklemi kökten değiştirdi. Ama Ukrayna’daki savaş sebebiyle bu durum devam eder nitelikte seyretmektedir.

(McKinsey)

Fiyatlar yükselirken (ve birkaç düşüş belirtisi gösterdikçe) risk nedir? Enflasyonun yerleşik hale gelmesi ve merkez bankalarının talebi yavaşlatmak için oranları daha iddialı bir şekilde yükseltmek zorunda kalmasıdır. Buna göre, birçok analist ekonomik büyüme tahminlerini düşürmektedir. Örneğin, OECD’nin Ekonomik Görünüm raporunda, Türkiye’de öngörülen reel GSYİH büyümesi şu anda önceki tahminlerden yaklaşık sekiz puan daha düşüktür (Arjantin’inki de aşağı yukarı aynıdır). Birleşik Krallık için tahminler şimdi %7,4 puan daha düşüktür. Ancak, yüksek talep gören petrol sebebiyle birlikte, Suudi Arabistan’ın reel GSYİH büyümesine ilişkin tahminler şimdi yaklaşık %6 puan daha yüksektir. 

(McKinsey)

Ekonomiler istikrara kavuşup yeniden enflasyona kavuştukça, reel ücretler yeniden yükselmeye başladı. Ancak, yaygın enflasyon bu büyümeyi kontrol etti, o kadar hızlı yükseldi ki, ücretlilerin maaşlarının satın alma gücünü azalttı. 

Halk idarecilerine veya rakip ülkelere (örneğin) şöyle sormuyor: Ukrayna-Rusya Savaşını bitirmekten söz etmiyorsunuz, üstelik Pasifik’te de savaşı körüklercesine hareket ediyorsunuz, Tayvan’a provokasyon için gidiyorsunuz, bu dünya ekonomisindeki gelişmeleri çok derinden etkiliyor, demokrasi diyorsunuz, ne olacak bu küresel gerilimin, para basmanın, silahlanmanın, enerji sorununun, olumsuz ekonomik şartların sonu?..

ABD’de Joe Biden Ocak 2020’de Başkan olunca ülke içinde teşvikleri arttırdı ve büyümenin hızlanmasını istiyor görüntüsü verdi, ancak bu çok kısa sürdü. Ukrayna’daki savaş ABD’nin büyümesine değil, savaşın idamesine yönelik bir yön aldı. Brookings’in aşağıdaki grafiğine bakılırsa, ABD ekonomisi 2024’te dahi ekside olacak görülüyor. 

(Brookings)

Hatta son GSYİH yavaşlaması önemli bir resesyon riski doğuruyor. Dünya geneli, ABD, Avrupa ve Çin resesyona sürükleniyor, böyle bir risk var, şekliden değerlendirmeler yapılıyor. Küresel büyümenin 2021’deki %5,7’den 2022’de %2,9’a (Ocak 2022’deki tahminden %1,2 daha düşük) inmesi bekleniyor.

(Brookings)

Biden yönetiminin bugününde ABD’nin cari faiz oranlarındaki seviye Donald Trump dönemine dönmüş gözükmektedir. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Ukrayna’daki savaşa kadar sabit seviyedeyken bugün bir artışla karşı karşıyadır.

Terslik buydu. Bile bile lades mi?

YENİ NORMALLER

Bu açıdan soralım: ABD (ve buna paralel G7 ve AB ülkeleri) küçülmeyi göze alarak ne kadar ilerleyebilir? Acaba ABD Dolar arzını maksimuma çıkararak, 2024 sonrası ekonomik şartlarda, başka bir yönteme mi başvuracak? Savaşların ve gerginliklerin bu denli davet edilmesi ne tür bir amaca hizmet ediyor olabilir? ABD (ve buna paralel G7 ve AB ülkeleri) sürekli enflasyonist politikalarla Post-Ukrayna için şimdiden açıklamadığı bir hazırlık içinde mi? 

ABD işte bu şartları küresel ölçekte yeni bir para politikası rejimini yönetiyor olabilir mi? Küresel ölçekte en büyük güce sahip para birimi ABD Dolarının arzını düzenleyen FED, aynı zamanda faiz artırma kararlarıyla bu sonunun nereye varabileceğini hesaplıyor görünmektedir? FED’i izleyen ekonomiler (ki küresel ölçekten bahsetmekteyiz) bu olağanüstü şartlardaki mecburiyetlere katlanmayı ve ayak uydurmayı teminle ilgileniyorlar. O halde FED ve ABD Maliyesi bu süreci yönetmekle mi görevli? ABD bugün dünyayı öyle bir küresel atmosfere soktu ki; hemen herkes zor şartlar içerisindeyken, bu değişimin nereye gitmesi gerektiğini bekler pozisyondadır. Beklemek diyorum, bu bile bir sorun değil mi? Dünya neyi, kimi, hangi şartları bekliyor? Buradaki “yeni normaller” neler?

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu


[1] https://www.mckinsey.com/featured-insights/inflation/how-inflation-is-flipping-the-economic-script?cid=alwaysonpub-pso-mck-2208-i9a-twi-mip-lds&sid=631bb0ef034fcb3c96e4a4dd&linkId=180773867

[2] https://media-publications.bcg.com/BCG-Executive-Perspectives-CEOs-Dilemma.pdf

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Global Inflation and Geopolitical Situation

DİĞER YAZI

BRICS Hakkında

Ekonomi 'ın son yazıları

298 views

Küresel Kapitalizmin Vizyonu İçinde

Keşifler, sanayi devrimleri, Aydınlanma, Rönesans ve Reform Hareketleri, Fransız İhtilali, ulus devletler ve derken hızla bugünlere gelen insanın serüvenine çok farklı yaklaşımlarda bulunanlar var. Bugünden Sömürgeciliği, Emperyalizmi ve Orta Çağı yeniden hatırlatan yazarlar var. Her şey bir yana, her yaşanan gün, hatta saniye, 8 milyarlık dünya için çok değerli!
387 views

Kapitalizmin Kritiği

Güncel konulara ve kavramlara bakarak, kapitalizm gerçeğini, yaşananları, ülkelerin, politikacıların ve entelektüelin durumunu irdeleyelim. Gerçekleri, yanılmaları ve kritikleri gözden geçirelim.
453 views

BRICS Hakkında

Güney Afrika'da 22-24 Ağustos tarihlerinde BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) liderler zirvesi 15nci toplantısı gerçekleşiyor. Şimdi önemli soru ortak para birimi olacak mı? Bunu göreceğiz. Ancak böyle bir karar olsa nasıl mümkün olabilir, tarifini yapalım.
1K views

Global Inflation and Geopolitical Situation

Today we focused on the Ukraine issue. On the other hand, we have a big global problem, related to the economy. We do not talk about the relevance of these negative economic developments to the sanctions imposed on Russia, because the world wants this war to end. So who is making sacrifices or will make more, how will the atmosphere of Post-Ukraine develop?
1.8K views

Hiper Küreselleşmenin Etkileri

Biz ekonomiyi biliyoruz! Kapitalist misiniz, değil misiniz? Liberal misiniz, eşgüdümcü mü? Küreselci misiniz, ulusalcı mı? Kimlik siyasetini mi önemsiyorsunuz, finans politikalarını mı? Kural-egemenlikten yana mısınız, neo-liberalci mi? Kaçıncı Sanayi Devrimi gereği konuları tamamladınız? Bu içinde bulunulan devrimin şartlarına hazır mısınız? Sorular çoğaltılabilir. Ben işin bu netlikle ve bilinçlilikle olan kısmındayım.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme