2019un-en-onemli-konusu-guc-aktarimi
2019’un En Önemli Konusu: Güç Aktarımı

2019’un En Önemli Konusu: Güç Aktarımı

419 Tıklama
13 Dakikalık Okuma
Okuyucu

2019 için kehanette bulunanlar çıktı. Bunların anlattıkları başka!.. Burada vatandaşımıza somut konuları açıklayalım: Gündeme getirilen INF Anlaşması, Paris Sarı Yelekliler eylemi, NATO tartışmaları, Kerç Boğazı krizi gibi konular var. Bunları iyi anlamak gerekir. Yapılan tartışmaları iyi anlarsak tedbir alabiliriz. Nasıl mı?

Sade vatandaş için anlamı var mı bilinmez ama entelektüel kesim merakla soruyor, ne oluyor da INF (Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması) konusu gündeme geliyor, diye. Gerçekten ne oluyor, sorusunun cevabını anlamak bir hayli güç. Biraz bile olsa insan merakını giderebilmeli, değil mi? Konunun “nükleer” gibi ürkütücü ve ciddi olmasına bakılırsa, işte o sade vatandaşı da yakından ilgilendiriyordur o zaman. Nasıl mı?

Konuyu, “Küresel güç dengeleri Atlantik’ten Avrasya’ya kayıyor, gelecekte yeni güç mücadelesinin gerçekleşeceği Asya-Pasifik hattına doğru yavaş yavaş hareket ediyor,”deyip anlatmaya başlasak olur mu?

Eh!.. Sade vatandaşın alıp-verdiği nefes ve cebine giren-çıkan para bağlamında düşünürsek pek bir şey yok. Oysa asıl cümle buydu! Çünkü stratejik maksatlı araçlar ve konular stratejik süreçlerle alakalıdır; taktik, saha, vatandaşın yaşadığı yer itibarıyla ise olaylar kendini çok başka şekillerde gösterir; mesela Paris’te Sarı Yelekliler, “Mazota konan vergiyi kabul etmiyoruz,” deyip kazan kaldırırlar ve tüm dünya akşam haberlerde bunları seyreder. Akşam haberleri izleyen İstanbullu vatandaş, “Ha bizde de benzerleri olmuştu,” diyorsa, bu bile iyi, zira işin bir yönü anlaşılmış kabul edilir. Diğer yüzüyle Parisli, Viyanalı, Kiyevli veya İstanbullu da küresel algı yönetimi içindedir ya, bu daha başka bir konu. Asıl olan ise buradaki güç mücadelesini, hareketlerini ve ilişkilerini anlamaktır.

Sakın nükleer silah tellallığı edenlere kanmayın. Onların amacı insanları korkutmak, sindirmek!.. İşin özünü bilerek hareket etmek ve hatta taraf olunacaksa buna göre pozisyon almak çok daha önemlidir.

Bu safhada, “INF konusunu kimler konuşuyor,” sorusuyla konuyu genişletebiliriz. Cevap, Rusya ve Amerika konuşuyor. Kim bunlar? Geçmişte kafa kafaya getirilmiş iki süper güç. Nasıl kafa kafaya geldiler? Güç mücadelesi içinde dünyayı iki kutba çekerek. Günlük yaşama bu iki kutuplu yaşam komünizm ve kapitalizm muhabbetleriyle dahil oluyordu, hatırlayanlar çoktur. Nükleer silahlar ne işe yarıyordu? Caydırıcılık. Bunların içinde kademeler vardı: Stratejik, operatif ve taktik caydırıcı, şeklinde gruplandırılır. İşte INF (Orta menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması) operatif kapsamda olanlardır. Stratejik olanlar ise örneğin START (Stratejik Silahların Sınırlandırılması Anlaşması) ile konuşulmuş olanlar idi. (Akıllar karışmasın; START, SALT, INF, NPT, SORT… var. Aşağıdaki resimde tarifleri, isimleri ve süreçleri gösterilmektedir. Burada amaç işin anlamını açıklamaktır.)

Bugün neden INF? Örneğin Rusya çok kızdı ve nükleer başlıklı füze atacak. Diyelim hedef Avrupa. Buraya ya kısa menzilli ya da orta menzilli silahlar yeterlidir. Eğer Rusya Amerika’ya bir şey atacaksa stratejik silah kullanır idi. INF gündeme geldi ise bu konuya tersten bakaran demelisiniz ki: “Şu an güç mücadelesindeki hedef, yani üzerinde konuşulan coğrafya Avrupa’dır. Dolayısıyla INF kapsamındaki tartışma başlatılıyor.” Neden Avrupa? Güç mücadelesinin Atlantik’ten Avrasya’ya kayması demek, esasen Avrupa’nın konusudur da ondan. Hatta Rusya, Asya-Pasifik eksenine kaydırılacak mücadele ortamının asıl taşıyıcısıdır da ondan. Çünkü jeostratejik konum ve stratejik kabiliyetler buna elveren en önemli göstergelerdir. Hem Rusya tecrübesiyle bu sorumluluğu kontrol edebilecek kabiliyette bir ülkedir.

Sıcak temas yeri neresi? İtilaflı coğrafyalar. Örneğin Baltık’ta Kaliningrad, Doğu Avrupa sınırdaş ülkeler ve şimdi daha da yakından bildiğimiz Ukrayna, yani Karadeniz. Baltık uyanırsa burada işler başka döner, Doğu Avrupa daha başka, elbette Karadeniz bütün bunlardan başka!.. Öyleyse sıcak temas Ukrayna’da olur, hükümetlere baskı, yan sokaklarda kamuoyu oluşturacak eylemler ise her yerde, Avrupa kentlerinde, bugün Paris’te, yarın Berlin’de, Roma’da veya Londra’da… Bu işleri planlayanların aklı böyle çalışır, bilinmiş olsun!

Şunu da söylemeliyim, eskiden bu konuları sınırlı insanlar bilir konuşurdu, halk bilmezdi. James Bond çantalarıyla taşınan, “gizli” veya “çok gizli” damgalı “istihbarat raporları” gibi dokümanlarda yazardı bilgiler. Peki ya şimdi? Örneğin ACA, ISIS, IISS veya benzeri ajanslar/kurumlar twitter’den bile yayımlarlar bu raporları. Neden? Kamuoyu oluşturmak için. Yöntem bu oldu artık! Yöntem insanları hazırlamak, kendi adımlarıyla hedeflenen seviyelere tıpış tıpış gelmelerini sağlamak oldu. Hani Turuncu Devrimler, Gürcistan’da ve Kiev’de halk hareketleri, Arap Baharı eylemleri, Mısır’da Tahrir Meydanı, Türkiye’de Gezi, şimdilerde Paris’te Sarı Yelekliler… Sosyal medya ve Big Data ile sevk ve idare edilir toplumlar. Devir bu devir!

NATO diye bütçesini önemli ölçüde Amerika’nın yönettiği ve karşıladığı, bizim de üye olduğumuz bir Atlantik İttifakı var. Bu ittifak Soğuk Savaş sonrası birazcık işlevsizleşti. Şimdi INF konusu konuşulunca (hafta başında Brüksel’de Dışişleri Bakanları toplanmış idi) NATO çok hareketlendi, “Atlantik’te işler bitmedi, ben de çöpe gitmiyorum ha!..” dedi yüksek sesle. Ama ayrıntı şu: Avrupa şu an güç aktarımında kullanılıyor, durum 1945’lerdeki gibi değil. Üstelik güç aktarımı sürecinde Fransa sesini yükseltti. Devlet Başkanı Emmanuel Macron ne dedi? “Avrupa’nın güvenliğini Rusya ile oturup görüşme zamanı geldi,” dedi. Neden Almanya’nın tecrübeli Şansölyesi Angelina Merkel konuşmadı? Çünkü Almanya halen işgal altında bir ülkedir, onlar bu şekilde konuşamazlar. Macron konuşursa Merkel gider onun yanağından öper. Ama sonra İstanbul’a gelirler ve “Dörtlü Zirve” yaparlar. Nedir bu? “Konuşma zamanı geldi,” dendi ya! Almanya, Fransa, Rusya ve Türkiye gelirler ve yeni süreci konuşurlar. Ayrıntıda ise konu elbette Suriye ve İdlib’dir. Ama arka plandaki asıl konu “güç aktarımı” planı! Sonra açıklanır, “NATO dursun ama Avrupa Ordusu PESCO’yu biraz güçlendirelim”.

İşte tam bu noktada INF tartışmaları başlar, ABD Başkanı Donald Trump, “Rusya yükümlülüklerini yerine getirmiyor, INF anlaşmasını bozacağız,” ve bir de Paris’te Sarı Yelekliler “Mazot pahalı, zamları geri al!” der. Yani bugünlerde Karadeniz’de Rus gemileri Kerç Boğazını tutarlarken, ABD Karadeniz’e savaş gemisi gönderme hazırlığı yaparken, Türkiye Boğazlardan dolayı sorun çıkmamasını düşünürken, NATO Bakanlar toplantısında Ukrayna ve INF konuşuluyorken, Trump INF’den dolayı Rusya’ya kafa tutarken ve 60 günlük süre verilmişken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Elinizde delil yok, asıl siz INF’i ihlal ediyorsunuz,” diye karşılık verirken, Paris’te Sarı Yelekliler Eyfel etrafında polisle çatışırken, hatta Türkiye S-400’leri alacağım derken, bizim İstanbullu, Ankaralı veya Hakkarili asla, “Bana ne bundan!..” dememelidir.

İşler nereye gider vatandaşım? 2019 kötü geçebilir, dikkat etmek gerekir. Ama benim asıl öğütlediğim bu zaten; sakın elinizdeki sosyal medya platformlarına kanıp sokağa çıkmayın ve ayağınızı yorganınıza göre uzatmaya devam edin. Eğer işlerin ne anlama geldiğini anlamadıysanız, sadece sabredin. Çünkü güç aktarımlarında işler kızışır ve altındaki insanlara yük bindirir. O yük bizi ezmesin, teğet geçsin isterim.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

İsrail’in Nükleer Tehdidi ve Küresel Barış Çabaları

DİĞER YAZI

Analiz: İsrail’in Askeri Gücü

Güvenlik 'ın son yazıları

Biyolojik Savaş ve Biyo-Teknoloji

Covid-19 biyo-teknolojide belli bir gelişme alanı yarattı. Diğer yandan pandeminin başlangıcından itibaren Dünya Sağlık Örgütü’nün üzerine

İngiliz Dünyası (Anglospere)

Anglosphere anlaşılmadan küreselleşmeyi, Atlantik’i, NATO’yu, Pasifik’i, jeostratejiyi, küresel güvenliği, silahlanmayı ve hatta AUKUS’u anlamak mümkün olmaz.