kafkaslarda-rusya-manipulasyonu
Kafkaslar'da Rusya Manipülasyonu

Kafkaslar’da Rusya Manipülasyonu

741 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Ermenistan’ın Azerbaycan’a Tovuz saldırısı olarak öne çıkan ve bir anda dikkatlerin Kafkasalar’a çevirilmesine sebep olan bu elim hadise sonucunda üst düzey askeri yetkililerin şehit düştüğünü, buna karşılık veren Azerilerin iki yüzden fazla Ermeni askerini bertaraf ettiğini, Türkiye’nin ‘Bir Millet İki Devlet‘ şiarıyla kardeşlerinin yanında saf tuttuğunu, uluslararası platformlarda diplomatik faaliyetlerin gözlemlendiği ve küresel bakışla, bilinen bir çatışma alanından yeni bir beklenti içine giren Rusya’nın manipülasyonunu görmüş olduk. Bütün bunların çok ana hatlarla değerlendirmesini yapalım.

Rusya Gerasimov Doktrini ile sürdürdüğü Doğrusal Olmayan Çatışma yöntemini kullanıyor. ABD tarafı Rusya’nın bu yaptığına Çok Taraflı Savaş diyor. Gri Bölge‘de, yani barışta rakipleri baskılayarak sonuç alma yöntemiyle, Hibrit Savaş uygulamaları söz konusu oluyor.

Rusya asıl rakipleri olan, ben buna Rusya’nın İki Buçuk Rakipleri diyorum, ABD ve Çin birer, Avrupa buçuk rakibine karşı küresel çapta çok katmanlı ve çok yöntemli stratejisini uyguluyor. Bu manada yürüttüğü kampanyalar: ABD’ye karşı asıl faaliyetlerle ilgili ve bunun yanı sıra 11 bölgede; Geniş Batı/AB, Güneydoğu Avrupa/Batı Balkanlar, Batı Sınırı, Yurtdışında Yakın, Suriye, Ortadoğu, Çin İlişkileri, Afrika, Latin Amerika, Güneydoğu Asya/Hindistan, Kuzey Kutbu Kampanyalarını yürütmektedir.

Bu küresel kampanyalarla Türkiye‘nin bölgesel faaliyet alanlarında yer alır. Bu cephelerde Türkiye ve Rusya’nın çıkarları yönünden hem ortak hem de karşıt oldukları görülür. Örneğin; Ermeni-Azeri bölgesi Rusya’nın Batı Sınırı Operasyonları olarak işaret edilir; Suriye Operasyonu sahasında daha ziyade Türkiye ile sürdürülen Astana ve Soçi süreçleri ön plandadır; Afrika’da ise Libya‘yı görmekteyiz. Bu alanlarda aynı zamanda ABD, Çin ve Avrupa’nın çıkarları ve faaliyetleri vardır. Bütün karmaşıklık, kaos, bu denklemlerin birbirine geçmiş olmasından kaynaklanır.

Türk-Rus işbirlikleri de var: Akkuyu, TürkAkım ve S-400 gibi.

İşte Kremlin bu kapsamlı planında zamanı kollayarak Ermenistan üzerinden Azerilere yönelik, ama bir anlamda da ABD, Çin, Avrupa ve bölgede en belirgin aktör Türkiye’ye yönelik manipülasyonunun yaptı. Tovuz olayı stratejik bakış açısı ile böylesi bir kapsamdadır.

‘Harap ve bitap düşmüş, bütün kaleleri fethedilmiş’ konumdaki, nüfusunun, maddi değerlerini, ruhunu kaybetmiş Ermenistan lime lime iken havadan köprüyle Rusya’nın çok taraflı desteğine (ekonomik, askeri, vs.) muhtaçtır. Ermenistan Kafkaslar’da Rusya’nın geride kalan tek kalesidir ama idaresi zordur.

Ermenistan’da nüfus 2,5 milyon civarına düşmüş, yaşlı, çocuk, asker ve devlet memurlarından oluşur. Bu nüfusa ilave olarak diasporaya bakalım; 2 milyon kadar Rusya’da, 1 milyon kadar ABD’de, 500 bin kadar ise Fransa’da yaşamaktadır. Başka ülkelerde de diaspora vardır.

Denizi olmayan Ermenistan’ın yaşama imkanı ancak sınırdaş ülkelerle ortak hareket etmesiyle mümkün olur. Bu da barış demektir. Ermeniler Azerbaycan ile barışmıyor ise bunu engelleyen tek ülke Rusya’dır. Halbuki Rusya’nın Ermenilerle sınırı kalmamıştır. Sınırdaş ülkeler Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve İran’dır. Rusya karadan sevkiyatlarını İran üzerinden sürdürmektedir.

Zira ABD ve Avrupa’nın da bölgede çıkarı ve planı vardır. ABD ve Avrupa 1990 yılından bu yana Orta Asya’dan Ukrayna’ya, Hazar ve Karadeniz havzalarında, Rusya’nın eski gücünün zayıflamasına, nüfuzunun azalmasına adım adım çaba sarf etmektedir. Kafkaslar’da Gürcistan ve Azerbaycan Batı standardı bir yaşam tarzını kabul etmiş görünmekte, Azerbaycan gayet güçlü bir ülke olarak dünya ticaret ve siyasetinde yerini almış durumdadır.

Azerbaycan açısından bu avantajlı gelişen durum askeri sahada güçlenmesi ve Ermeniler’e kaybettiği Dağlık Karabağ‘ı geri alacak potansiyele eriştiği bir durumun yolunu açmış gözükmektedir.

Arada şunu da hatırlatalım, Rusya SSCB zamanından sonra bu ‘Sınır Ülkeleri’ ile siyasi başlamda Bağımsız Devletler Topluluğu (CIS) ve askeri açıdan Ortak Güvenlik Antlaşması Organizasyonu (CSTO), yine ülkelerle ve özellikle Ermenistan ile Acil Müdahale Gücü bağlantısı vardır.

Tovuz olayı bütün bu konuları kapsıyor. Azeriler haklı sebebiyle, Türkiye bunun yanında uluslararası alanda çaba sarf edebilir.

Rusya, ‘Ermenistan benim nüfuz alanımdır, buraya daha fazla asker yığmama sebeplerim var, Ermeni ve Kafkas alanında görüşülecek başat güç benim, ABD, Çin, Avrupa ve hatta Türkiye Ermeni sorununda benimle görüşme zorundadır…’ dercesine bu Tovuz olayını yaratmıştır.

Hem bu konu Koronavirüs ve ABD seçimleri ile ilgili başka sorunlu alanların rakipleri baskıladığı bir zamanda gerçekleşmiştir.

Tovuz olayından sonra Rusya Kafkaslar’da geniş çaplı bir askeri tatbikat başlatmıştır. Ayrıca Kırım’da ilhak ettiği topraklardaki askeri varlığının sayısını artırmıştır.

Azerbaycan’ın bu Tovuz İlinden TANAP Boru hattı, başka enerji hatları ve Çin-Avrupa tren yolu hattı geçmektedir, yani İpek Yolu üzerindedir.

Türkiye‘nin, Orta Doğu‘da ve Kuzey Afrika‘da (MENA) olduğu gibi, Karadeniz, Kafkaslar, Hazar ve Orta Asya jeopolitiğinde nüfuz alanları ABD, Rusya, Avrupa ve Çin ile çakışmaktadır. Ortaklıklar ve rekabet aynı anda seyredecek konulardır. Türkiye bu bakımdan rakiplerin uyguladığı yöntemleri uygulamak durumundadır: Hibrit Savaş, Çok Taraflı Çatışma, Gri Bölge Savaşı, Doğrusal Olmayan Savaşı vs. Türkiye’nin askeri diplomasisi, sondaj gemileri, vs. alandadır.

Sonuç olarak bu manipülasyon Rusya’ya yeni bir Çok Taraflı Çatışma biçimi imkanı yaratmıştır. Bütün taraflar bundan böyle bu olaya böyle bakacaktır. Her şartta Türkiye Azeri kardeşlerinin yanında yer alacaktır. Türkiye, Doğu Akdeniz, Libya ve Suriye‘de olduğu gibi, Hazar ve Karadeniz politikaları ile de belirli gündemlerle karşımıza çıkacaktır.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Libya’da Hava Savaşı İhtimali

DİĞER YAZI

F-35 ve Sonrası

Güvenlik 'ın son yazıları

Tam Spektrumlu Savaş ve Türkiye

Tam Spektrumlu Savaş, Gri Bölge Operasyonları ve Geliştirilmiş Transatlantik İttifak olarak üç temel açıklamayı dikkatinize sunuyorum