pence-harekatinin-ilk-degerlendirmesi
Pençe Harekâtı’nın İlk Değerlendirmesi

Pençe Harekâtı’nın İlk Değerlendirmesi

1053 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

27 Mayıs 2019 günü öğle saatlerinden itibaren topçularla ve Hava Kuvvetleri unsurlarıyla Irak’ın Hakurk bölgesi ateş altına alındı. Bu saat 20:00’da başlayacak olan Pençe Harekatı’nın başlangıcıydı. Harekât başladı. Savunma Bakanlığı ve Genel Kurmay sosyal medyadan gerekli açıklamaları yapmaya başladı. Harekâtı bizzat SKKHM’den Savunma Bakanı ve Kuvvet Komutanları yönetiyordu. İlk açıklamalara göre PKK terör örgütünün Hakurk bölgesindeki yuvalandıkları yerler ele geçirilecek, PKK unsurları imha edilecekti. Gün boyu sorular şunlardı: Pençe Harekâtı ne kadar sürecek? Asıl hedef ne? Kandil’e harekât olacak mı? Harekât ne kadar sürecek? Savunma Bakanlığı bu konularda henüz açıklama yapmadı, gelişmeleri yönetiyor.

Harekât inisiyatifle ve baskın tarzında başlatılmıştı. Hedefi belliydi. Sonuçta bu planlı bir harekattı, planlandığı şekilde süresi, amacı, bölgesi belliydi. Ama terör örgütünün bunu bilmemesi daha doğruydu.

Kullanılan kuvvet; ateş destek vasıtaları (Fırtına Obüsleri ve diğer top ve roket birlikleri), Hava Kuvvetleri (F-4, F-16, Tanker, vs.), İHA ve SİHA’lar, genel maksat ve Atak helikopterleri ve birden fazla komando tugayı veya bunların içinden seçkin gruplar da olabilir… Harekât, Silahlı Kuvvetler ve MİT ve İçişleri unsurları ile de işbirliği içinde sürdürülmekteydi. Onların unsurları hakkında şu ana kadar detay yok. Ama ne olabileceği anlaşılıyor.

Bölgenin yapısı, PKK terör örgütünün durumu ve TSK’nın genel niyeti belliydi. Siyasi otorite PKK terör örgütü ve Kandil konularında çeşitli zamanlarda açıklamalar yapmış idi. Acaba bu tür bir amacın gerçekleşeceği zaman başlanan bu operasyonla mı gerçekleşecekti? Dolayısıyla uzmanlarca gün boyu çeşitli değerlendirmeler yapıldı.

Başka konular da vardı. Şöyle ki, Bir süre önce Irak Başbakanı Adil Abdül Mehdi Ankara’da idi. Bu akşam saatlerinde ise Cumhurbaşkanı Berham Salih eşiyle İstanbul’a geldi. Irak ile çeşitli ekonomik ve siyasi konular görüşülecek ama somut olarak iki ülke arasında Askeri İşbirliği Anlaşması imzalanması bekleniyor. Bunun yanı sıra başka gelişmeler de var. Örneğin ABD İran’a harekât yapmanın hazırlığı içinde. Elbette bu tip bir kapsamlı planın bu bölgesinde, Irak’taki unsurlarının kontrolündeki vekaletçi güçleri kullanarak yapacağı söylenebilir. O vakit bölgenin Türk ve Irak askeri tarafından kontrol edilmesi başka bir anlam taşıyacaktır. Buna ilave olarak Suriye ilgili de açıklamalar var. İran sınırından Hatay sınırına kadar Kuzey Irak ve Suriye’yi kapsayan coğrafya bir bütün görülmekte ve burası ABD kontrolündeki ise Türkiye’nin Afrin’den Hakurk’a ABD’ye karşı bir girişimde bulunduğu anlamı çıkmaktadır.

Aşağıda bir örnek harita görüyorsunuz. Bu harita temsili bir anlatım göstermektedir. Eğer harekât ifade edilen çapta bir kuvveti içeriyorsa ve Türkiye’nin niyeti kapsamlı bir harekât yapmaksa, bu harita bize belirli bir tarifin yapılmasını kolaylaştırılıyor. İnceleyelim: (Haritada ince mavi renkli çizgiler yol güzergahlarını gösterir. Kalın oklar ise muhtemel yaklaşma istikametleridir. Sarıyla işaretli dağlık bölgeler gayet sarp bölgelerdir.)

Dağlık arazide harekât güçtür ve süreyi uzatır. Buralarda zayiat vermek söz konusu olabilir. Hatta, önceki tecrübelere gör söylüyorum, hedef unsurlarının ekseriyetinin bu bölgelerde olmadığı gerçeği söz konusudur. Ancak güneyde işaretli dağlık kesim Kandil’de PKK terör örgütünün ana karargâhı olduğu ve asıl hedefin burası olabileceği söylenebilir. Peki, eğer hedef Kandil ise mevcut şartlarda bu kritik bölgeye nasıl ulaşılır? Öncelikle şunu söylemek gerekiyor, Kandil için Soran-Hacı Ömer karayolu kontrol ediliyor olması şarttır. Bu yola TSK’nın intikal yapabileceği imkanların hazırlanması çok önemlidir.

Demek ki Hakurk’tan yaklaşarak Kandil’e ulaşmak işin bir kısmı olabilir, ikinci ve asıl basamak buradaki yolun kontrol edilmesi ve TSK’nın buralara üslenmesidir. TSK bu bölgede nereden başlayarak üslenebilir? Bu sorunun cevabı işte Pençe Harekatı’nın tarifini yapıyor. Eğer bu Pençe birden fazla safhadan oluşuyor ise ilk kısmı şimdi başlatılan harekât olacaktır. Bunun hedefi Sidekan’a inmek olacaktır. Dolayısıyla harekâtın gelişimi şöyle olabilir; Mehmetçik doğusuna sarp dağları alarak Barmiza, Dilan, Kavet ve Sidekan istikametinde ilerleyebilir. Bu kuzeyden güneye kullanılan kötü de olsa yol istikametinin kontrolü demektir. Bu istikamet 50-60 km mesafeyi kapsar. Eğer en iyi şartlarda sürdürülürse nispeten kısa denebilecek bir sürede Sidekan’a ulaşılır.

İşte bu hedefin ele geçirilmesinden sonra bir ikinci safhanın başlaması söz konusu olabilir. Burada eğer hedef Kandil ise kapsamlı bir intikalin gerçekleşmesi söz konusu olacaktır. 30-40 km güney doğuya ilerlemek için başka bir plan yapılacaktır. Özellikle bir konu var, Türkiye kuzeyden baskıya başladığında kendi bölgesinden İranlıların, güneyden ise Irak birliklerinin kapama yapması şarttır. Bu ihtimalde harekatın genel süresi yaz mevsimini kapsayabilir.

Eğer hedef doğrudan Kandil değil ise örneğin diğer kamp yerlerinde (Zap, Avaşin-Basyan, Metina, Sinat-Haftanin,vs.) sürecekse, bu durumda Sidekan’a inen birliklerin Soran Batısındaki ana yol güzergahının kontrolü için biraz daha düz arazide üslenmesi gerekir. Bu hedef PKK unsurlarının bahse konu Kuzey Irak ve Suriye coğrafyasında Kandil ile irtibatı kesilmiş olacaktır. Bu da bir basamak hedef olarak işaret edilebilir.

Yetkililerin açıklamaları çerçevesinde Pençe Harekatı ile ilgili süreci daha net okuyacağız. Başlangıçtaki değerlendirmeler böyle yapılabilir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Hibrit Savaş’ın Uygulandığı Bu Günlerde Türkiye

DİĞER YAZI

Esed’e Kim Dur Diyecek?

Güvenlik 'ın son yazıları

Biyolojik Savaş ve Biyo-Teknoloji

Covid-19 biyo-teknolojide belli bir gelişme alanı yarattı. Diğer yandan pandeminin başlangıcından itibaren Dünya Sağlık Örgütü’nün üzerine

İngiliz Dünyası (Anglospere)

Anglosphere anlaşılmadan küreselleşmeyi, Atlantik’i, NATO’yu, Pasifik’i, jeostratejiyi, küresel güvenliği, silahlanmayı ve hatta AUKUS’u anlamak mümkün olmaz.