sabir-metanet-dirayet
Sabır

Sabır, metanet, dirayet!..

Okuyucu

Bugün 12 Ocak, sabah 7 sularında bir yazı için masaya oturdum. Ne yazacağıma karar vermek için düşündüm. Aklıma bir cümle geldi; “Dünya durdu mu?” diye. Bu cümleye göre hem düşünüp hem de bugünlerdeki “sükûnetin” anlatımını yazmaya başladım kendimce. Sıralıyordum, bırakıncaya dek. Şunları yazabilmiştim:

Türkiye’de sakin bir hafta sonu… Politikacılar işleri normal seyrinde görüyorlar. Partiler kongre kararları alıyor, iktidar anayasa dönemini başlatıyor, ekonomiden sorumlu bakanlar yeni dönemi anlatıyor; ne güzel her şey normal. Sanki olması gereken gibi…

Peki, Doğu Akdeniz’e onca savaş gemisi geldi, boşuna mı? Suriye ve çevresine o kadar asker ve silah yığıldı, boşuna mı? Rusya ile kriz yaşanmaya başlandı, boşuna mı? İran ve Suudiler kalkıştılar, boşuna mı? Barzani’nin bağımsızlık sözü, boşuna mı? Başika’da Türk birliği, boşuna mı? O kadar yüksek düzeyli diplomat ve asker ziyareti oldu, boşuna mı? Milyonlarca mülteci aç susuz ve soğuktan üşüyorken bu sessizlik niye? IŞİD yayıldığı alanda sıkıştırılmaya devam ediyor, değil mi? Ya hendekler? Bunlar da boşuna mı? Ama bir de şehitler olmasa, şu yürekler dağlanmasa…

Kim kimin yanında, kime kime karşı, saflar tutulmuş gibi ama bir hayli karışık:

  • Esad: Rusya, İran ve Hizbullah yanında. Muhaliflerle işi var. Muhaliflerin arkasında Amerika, Türkiye ve başta Suudiler olmak üzere Arap dünyası var. Esad’ın IŞİD’e karşı savaşıp savaşmadığı pek seçilemiyorsa da düşmanı olarak ilan etmiş durumda.
  • IŞİD: Herkese düşman gibi, ama taşeron. Amerika’ya, Kürt unsurlara, Suriyeli muhaliflere, Türkiye’ye, Arap milletlerine ve diğer müttefiklere düşman. İkinci derecede düşmanları da var; Esad, Rusya, Şiiler, dolayısıyla İran ve Hizbullah. Küresel terör örgütü ama Irak ve Suriye bölgesinde kendine bir yayılma alanı bulmuş, “Ben devletim,” diyor! IŞİD içinde dünyanın her yerinden militan var. Diyarbakır’da, Ankara’da, Suruç’ta, Paris’te, Amerika’da eylem yapıyor. Ama daha çok Türkiye’de eylem yapabiliyor.
  • PKK: Rusya, İran, uyuşturucu baronları arkasında. Bugün böyle, geçmişte arkasında kimler vardı, kimler!.. Karargahı Kandil’de. Amerika onları neden söküp atmaz? PKK Suriye’de PYD’yi destekliyor. Salih Müslim’in güçlerini savunmak için militan ve silah desteği veriyor. Türkiye’de hendeklerde.

Bir işim çıktı, masamdan kalktım. Yazı henüz bitmedi; nereye varacağı da tam belli değil. Saat 10’u geçiyor. Bir flaş haber: “Sultanahmet’te canlı bomba, 10 ölü, çok sayıda yaralı, çoğu Alman turist…” Sonra yazıya devam etmekten vazgeçtim. “Demek ki dünya durmamış, kötülükler devam ediyor…” dedim içimden. İzlemeye koyuldum, iç basın, dış basın… Cumhurbaşkanı açıkladı: “Suriye kökenli canlı bomba…” Bilgiler giderek kesinlik kazanacak. Şimdi tekrar klavyenin başındayım.

O kadar savaş aracı, asker, diplomatik trafik hiç boşuna olabilir mi? IŞİD veya PKK, terörü araç edinenler, işin daha kötüsü, insanların beline bomba sarıp kalabalıkların içine itenler hiç dur duraktan, insanlıktan anlarlar mı? Ya arka planda durup terörü taşeron diye tutanlar? Yazıklar olsun onlara, yazıklar olsun çıbanları kaşıyıp yara yapıncaya kadar plan peşinde koşanlara, akılsız insanları masumların üzerine salanlara.

Meğer kötüler durmazlarmış!..

Ne denebilir ki? Dünya hali mi diyeceğiz biz bu işe? Nasıl bir dünya hali kurgusu bu? Sebep çıkar mı? Bir hafta sonu soluklanması dahi haram edildi masum nefeslere. Boğazımıza dizildi ne varsa, yutkunmak zorlaştı sanki. Yazık!..

Elbette sabır, metanet, dirayet…

Yazı böyle bir konuya saptığı için üzgün…

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Kamu Düzeni ve Güvenliği Üzerine Bir Değerlendirme

DİĞER YAZI

Uzun Savaş

Güvenlik 'ın son yazıları

Stratejik Dönüm Noktası

Rusya’nın 18 Ocak 2023 Dnipro saldırısından bugüne hangi gelişmeler oldu? Önümüzdeki günlerde Ukrayna’daki savaşın cephesi, Rusya-NATO

Stratejiyle Kazanmak

Çok Alanlı Operasyonlar bahsinden ne anlıyoruz? Ukrayna’daki savaşta ABD, Rusya’yı nasıl yıpratıyor? ABD, Çin ile hangi

Bilgi Harbi ve Dezenformasyon

Hiç gündemden düşmediği halde günlük koşuşturmadan ve politika ile dezenformasyonun cazibesinden dolayı göz ardı ettiğimiz, ancak