Savaş Çanları

12 Şubat 2022
Okuyucu

Beyaz Saray ve Batı medyası savaş çanları çalıyor. Herkes duysun diye çanı daha hızlı vuruyorlar, troller de devreye kondu. Kiev savaş kabinesini topladı. Ortalığı kızıştıranlar “nükleer savaş bile çıkabilir” diyorlar. Rusya, Ukrayna ve Belarus sınırlarında tatbikat yapıyor; ama bu belliydi zaten. 

İşgal için neden 15-16 Şubat tarihi veriliyor? Olimpiyatlar zamanıymış! Çin ne der? Böyle bir savaşın olimpiyatla ne ilgisi olabilir ki? 

Elbette ABD’nin elinde Rusya hakkında istihbarat değerlendirmeleri vardır. Ama savaş senaryosu için şartları hazırlamak için kampanyaların gerçekleşmesi de olasıdır.

Bu şartlarda kimin ne istediğini bilmek, bulmak güçtür. Zira bu, kaotik şartları yönetebilme kapasitesine sahip büyük güçlerin işidir. Bunun dışındakiler sadece niyet beyan ederler: Savaşmayın, anlaşın derler.

Henüz Rusya’ya karşı Batı tarafından ekonomik yaptırımlar uygulanmadı. Acaba Batı, “ekonomik yaptırım zorunluluğu var,” dediği anda, bunu uygulamak için şartları mı oluşturuyor? Zira Batı’nın kendi içinden de gelebilecek direnç var. Oligarklar ayaktalar…

Avrupa telkin etti: Ukrayna’nın bugünlerde NATO’ya girmeyi açıklamaması gerektiği. Halen diplomasi kanalları çalışıyor. Başkanlar veya başbakanlar seviyesinde sürekli görüşme trafiği işliyor.

Acaba gerçekten bir sahte bayrak operasyonu olacak ise iki uçtaki liderler bunu değerlendirmeden mi savaşı kabul edecekler? Bu intihar olur.

Stratejik itidal fikrinden bahsettim. Savaş çanı çalanlara karşı yazdım bu yazıları.

Kim hata yapacak? Kim köşeye sıkıştırılacak? Kimin inisiyatifiyle gerginlik sürdürülecek ve birtakım kazanımlar elde edilecek? ABD tarafı Tam Spektrumlu Savaş içinde görüyor bütün bu süreçleri. Savaş çanları çalınıyorsa bunun anlamı bellidir; stratejik caydırıcılık.

Tarihe birkaç kelime not düşelim… Yumuşak Güç ile işgale demokrasi, Sert Güç ile işgale savaş denir. Savaşmadan hak elde etmek istediğinizde bile sizi mutlaka savaşla yüzleştirirler, stratejiyi buna göre oluşturmak gerekir!

Akşam saatlerinde Biden ve Putin görüşmesi sonucu açıklandı. Eğer doğruysa sonuçta liderler Ukrayna meselesi hakkında anlaşmaya vardılar denebilir. Nasıl mı? Kırım Rusya’da kalıyor! Peki ne oldu da böyle bir sonuç çıktı? Bu görüşmeye kadar neden ortalığı gerdiler? Neden savaş çanları çaldılar?

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz. 

Gürsel Tokmakoğlu

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Hibrit Savaş Bölgesinde Terör ve Türkiye 

DİĞER YAZI

Deter or War

Güvenlik 'ın son yazıları

30 views

İsrail’in İran Saldırısı ve Polemolojik Analizi

19 Nisan gecesi İsrail, İran-İsfahan'daki bir askeri hedefi vurdu. Önce alınan bilgiler ve geliş yöntemleri doğru mu yanlış mı tartışıldı. Ancak, olağanüstü denebilecek türden yeni bir süreçle ilgilendiğimiz gayet açıktı. Ben sizlere bir askeri analiz yaparak, eldeki bilgileri de kullanmak suretiyle, bazı poüemolojik sonuçlar çıkarıp sunmak istiyorum.
75 views

İran Yine İsrail’e mi Çalıştı?

1 Nisan'da İsrail, İran'ın Şam elçiliğine saldırdı. 13 Nisan'da İran, İsrail'e günü-saati belli bir misilleme operasyonu yaptı, adı: Operation True Promise! 15 Nisan itibariyle durumu gözden geçirelim.
127 views

Birisi

Moskova’daki Crocus City Hall terör saldırısı konusunu analiz edelim. Ama önce bugünlere nasıl geldik, bir bakalım. Sonuçta aradığımız birisi var! Kim bu birisi? Hani öndekileri görüyoruz, yakalandılar da. Ama bu tür küresel etkisi olan ciddi konularda, Rusya gibi bir ülkeye terör saldırısı yapılarak, asıl ne amaç güdülüyor olabilir, bunu anlamaya çalışalım.
181 views

Küresel Silahlanma Tartışmaları

Her ülke silahlanıyor? Bu silahlanmanın caydırıcılık amacıyla yapılıyor olması bize neyi açıklar? Asıl konu egemenlik mi, küresel mücadele içinde daha fazla güçlü olabilmek mi? Bilinmedik şeylerden mi bahsediliyor? Bu soruları cevaplandıracağız. Ayrıca Macron ve Putin neler söyledi, değerlendireceğiz. Bu şekilde, asıl ilgilendiğimiz olgular ve temel düşünceler olacaktır.
191 views

Milli Güvenlik Siyaseti

Türkiye daima kazanan ve gelişen olmak zorundadır, başka türlü düşünülemez! Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (Kırmızı Kitap) gibi dokümanların kendi gücü için geri planda çok çalışılmalı, fikri altyapısı ve anlayışı özgün ve tutarlı olmalıdır. Ama önemlisi; bunun uygulanmasında herkesin, her kurumun, her şirketin, inanarak, gösterilen hedefleri elde etmek amacıyla, bütünlük halinde ve bu bağlamda tek yolda yürümesi gerekmektedir. Bu, "devlet disiplini" konu ve kapsamını aşan bir yaklaşımdır, ülkece disiplinli olmayı gerektirmektedir. Eğer ülkece disiplinliysek hak edilen gelişmenin yolunda oluruz! Siyasetin kendisi, entelektüel yaklaşımlar veya iş dünyası bizi yolumuzdan alıkoymamalıdır. Bu çok hassas bir konudur.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme