turkiyenin-hava-savunma-ihtiyaci
Türkiye'nin Hava Savunma İhtiyacı

Türkiye’nin Hava Savunma İhtiyacı

14 Haziran 2019
Okuyucu

S-400 ve F-35 konuları gündemin ana maddelerinden olmaya devam ediyor. Son bir haftada Kongre kararı, mektup, Bakanlar arası görüşmeler ve açıklamalar en üst ağızlardan sürüyor. Esasında konu Türkiye’nin hava savunma ihtiyacı hakkındadır. Bu temel bağlamı açıklamakta yarar var. Diğer kısmı elbette politiktir. ABD politik nedenlerle Türkiye’nin hakkı olan F-35’leri vermem diyor, çeşitli engeller oluşturmaya çalışıyor. Bu şartlarda olayı net bir şekilde açıklayalım. ABD ve Türkiye ne yapmak istiyor?

Türkiye bir NATO ülkesidir. Ancak bu coğrafya Merkezi Avrupa’da değil, NATO’nun sınır ülkesidir. Tıpkı kuzey ülkeleri gibi  Türkiye NATO’nun etkin korumasında olan bir ülke değildir. Türkiye’nin Hava Savunmasının ancak yüze 30’unu NATO karşılayabilmektedir. Bu durumda Türkiye kendi gayretiyle hava savunma ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Ne yapmıştır? Aerodinamik ve seyir füze tehditlerine karşı yerden havaya hava savunma füze sistemi hakkında önce NATO ülkelerine ortak çalışma talebinde bulunmuştur. İkincisi, ki bu konu şimdi söyleyeceğim şekilde ele alınmadı, Türkiye elindeki savaş uçaklarını modernize etmek amacıyla yine NATO ülkelerinden ABD’nin ortak çalışma faaliyetine katılmıştır. Bilindiği gibi F-4 uçakları artık ömrünü tamamlıyor ve bunun yerine ihtiyacı karşılayacak modern bir sisteme ihtiyaç var. ABD ne dedi? Gel F-35 projesine sen de katıl ve modernizasyonunu gerçekleştir. Şimdi S-400 ile bunun ne ilgisi var denecektir. F-35 hem taarruz hem de hava savunma uçağıdır. Eğer ülkenin hava savunmasını yapacaksanız uçak da olmalı, füze de olmalı, uçaksavar da…

Türkiye şöyle düşündü, madem ki müttefikimiz ABD uçak işinde bizle var ama Patriot’u vermek istemiyor, o halde ben de gider piyasadan en uygun olanla hem milli ihtiyacım gereği, hem de NATO bölgesindeki açığı kapatacak şekilde kendi paramla hava savunmamı yaparım. Bunun üzerine Ruslar S-400 sistemleri için iyi çözüm sundular ve bu konu halledilmiş oldu.

Bugün NATO ülkesi ABD Türkiye’ye uçak ve füze alma, gerekirse biz sizi koruruz diyor. Üstelik bu yaklaşımı tam da yanıbaşımızda terör örgütlerinden bozma yapıyla bir uydu devlet kurmaya çalışırken ima ediyor. Nasıl olacak bu iş? NATO kendi ülkelerini bozuk para gibi görebilir mi? Hem de bu tarz adil olmayan hatta hakaret içeren bir tutumu Türkiye gibi bir ülkeye karşı düşünebiliyor!.. Dolayısıyla ABD’li yetkililer önce ne dediklerini bir düşünmeliler.

Gelinen noktada ABD Türkiye’ye S-400 alma, Suriye işinde ben ne yapıyorsam sen kabul et ve Rusya ile Stratejik Ortaklığını boz, eğer böyle yapmazsan F-35 de vermem diyor.

Ne oldu şimdi? ABD Patriot vermedi piyasadan S-400 almak zorunda kaldık, hava savunmada diğer bir nokta olan F-35 ile ilişkimizi kestiği zaman yine kendi çözümümüzü mü aramak zorundayız? Hay hay! Neye mal olursa olsun, Türkiye bunu da göğüsler; değil mi ki vatan savunulacak, milletin refahı ve güvenliği sağlanacak!

Ama bu tarz derin sorunları ortaya çıkarmaya gerek var mı? Türkiye’nin önerisi garip değildir. Norveç’te ve İsrail’de F-35 var ve bu ülkelerin uçakları S-400’lerin etkili alanında ve çok yakınında uçuyorlar. S-400 bu ülkelerin F-35’lerinin bilgisini mi çalıyor. Bilindiği gibi İsrail F-35’leri Suriye’de, Norveç F-35’leri de Rus sınırının dibinde uçuyor. Eğer önceki gün Donald Trump’ın Beyaz Saray’da kabul ettiği Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda’nın teklifi üzerine anlaşırlar ve 32 adet F-35 bu ülkeye satılırsa ne olacak? Polonya, Kanada sınırında bir ülke değil ki! O halde samimi olmak gerekiyor. İçinde NATO temsilcisi uzmanların da olduğu bir komisyon, iddialar üzerine gündemde olduğu için, F-35’lerin zarar görmemesi açısında çalışsınlar ve rapor sunsunlar. Eğer bu komisyon S-400’lerin F-35’lerin etkilenmediği yönünde sonuçlar elde ederlerse yolumuza devam edelim. Ayrıca ABD yönetimi Türkiye’ye Patriot satışının Kongre tarafından onaylanmasına garanti versin, onu da alalım. Üstelik Patriotları Rus sınırında kullanalım ki NATO görevi de yerine gelmiş olsun. Halen İtalya ve İspanya’nın NATO adına geçici birlik göndermesine de kalmaz, onlar da rahatlarlar.

Halen ABD Temsilciler Meclisi karar aldı ve Türkiye’ye F-35 vermeyin dedi. Bu karar bağlayıcı değil. Bundan başka F-35’ler ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında da değildir. Ama yine de ABD Savunma Bakanı Vekili Patrick Shanahan Savunma Bakanımız Hulusi Akar’a bir mektup gönderdi. Bası idari tedbirleri içermişler, eğitim duracak, vs. diye… Bu mektubu daha önce tartışmıştık. Kabul edilemez bir durum ve yetkililer gereken cevabı verdiler. Ayrıca Bakan Akar kısa zaman sonra Shanahan’a cevabi mektubunu da gönderecektir. Ay sonu Japonya’da yapılacak G-20 zirvesinde ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan görüşecekler ve konu hakkında tekrar bir değerlendirme yapacaklardır.

Not: Görüntü Lockheed Matrin, F-35 Lightning II’nin resmi web sitesinden alınmıştır. https://www.f35.com/media/photos-detail/inverted-aim-9x-live-fire

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

tahran-zirvesi-oncesi
ÖNCEKİ YAZI

Türkiye Esed’e Müdahale Eder mi?

bugunku-feto-pdy-konusu
DİĞER YAZI

Bugünkü FETÖ/PDY Konusu

Güvenlik 'ın son yazıları

191 views

Etki Ajanlığı Yasası

Bu çağda, etki ajanlarına karşı önlem almak ve ülke yararına çalışanların eline mücadele etmek adına imkan vermek gibi konularda aksi düşünülebilir mi? Bu gerekli, ülke güvenliği açısından yerinde bir hamle. En azında caydırıcılık çok önemli. Ajanlar ve etki ajanları öyle cirit atmasınlar... Gerekli önlemleri ve bu kapsamda belli yasal düzenleme imkanlarını yaratalım. Her türlü tehdit var. Onları caydıralım, caydırıcı nitelikte ülkenin somut eylemleri olsun. Türkiye'de istihbarat hizmetleri 2014'dan itibaren iyi bir seyirle gelişiyor. İlk olarak operasyon yapma imkanı oldu. Kötü mü? Operasyonel İstihbarat gayet başarılı. Teröristler ve bölgemizdeki hasım ülkeler bunu görüyorlar, dikkatleri çekildi. Şimdi de bu tür ilave yasalar olsun isterim. Doğru adım! Elbette ben bu konuyu istihbarat açısından ele alacağım, uzmanlığım bu yönde. Hukuk konusu ayrı.
85 views

Yeni Üstünlük Mücadelesi ve Savunma Anlayışı

Temel konumuz silahlanma ve polemoloji olacak. Bu alanda yeni anlayışları irdeleyeceğiz. Genel savunma ve silahlanma politikalarına, büyük güçlerin aldıkları pozisyonlara, örnek olarak ABD'nin savunma yöntemine ve son olarak yeni üstünlük mücadelesi kavramlarına değineceğim. Bahsedeceğim yeni üstünlük mücadelesi terimleri neler? Oyun değiştiricilik, sistemlerin sistemi mimarisi, otonom kor sistemler, tam baskılama veya üstünlük kurma (dominasyon), bütün yönleriyle nüfuz etme (penetrasyon), istihbaratın penetrasyonu ve caydırıcılık için silahlanmak, olacak. Bunları neyle yapabilirsiniz? Bu makalede size ipuçlarını vermiş olacağım.
80 views

Otonom Orduların Tartışması

Teknoloji geliştikçe otonom sistemler cephede yerlerini alıyorlar. Kara, hava, siber-uzay, deniz, derin ve geniş cepheler... Bu konu başka ülkelerde hem askeri hem sivil, çeşitli uzmanlarca tartışılıyorken, Türkiye'de henüz o noktaya gelinemedi. Savaşın bilim ve sanatı yönüyle ben size özgün bir tartışma başlatmak isterim.
115 views

İsrail’in İran Saldırısı ve Polemolojik Analizi

19 Nisan gecesi İsrail, İran-İsfahan'daki bir askeri hedefi vurdu. Önce alınan bilgiler ve geliş yöntemleri doğru mu yanlış mı tartışıldı. Ancak, olağanüstü denebilecek türden yeni bir süreçle ilgilendiğimiz gayet açıktı. Ben sizlere bir askeri analiz yaparak, eldeki bilgileri de kullanmak suretiyle, bazı poüemolojik sonuçlar çıkarıp sunmak istiyorum.
163 views

İran Yine İsrail’e mi Çalıştı?

1 Nisan'da İsrail, İran'ın Şam elçiliğine saldırdı. 13 Nisan'da İran, İsrail'e günü-saati belli bir misilleme operasyonu yaptı, adı: Operation True Promise! 15 Nisan itibariyle durumu gözden geçirelim.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme