Ukrayna’daki Savaşın Değerlendirmesi

2 Ağustos 2023
Okuyucu

Ukrayna’daki savaş uzadıkça, tarafların daha belirgin hale geldiği noktada başı çeken ABD ve Rusya açılarından süreç kontrollü bir hal almaya başladı, sanki bir satranç oyununa döndü. Savaş öncesi düşüncelerle yaklaşık on sekiz ay içinde uzman görüşleri ve değerlendirmeleri değişti durdu. Bugüne gelindiğinde yeni düşünceler ileri sürülüyor. Ben burada nereye ve nasıl bakmamız gerektiğini açıklayacağım. Öyle ki, bir başka savaşa veya gerilime bakış açılarımızda da benzer yaklaşımların olabileceğini göz önüne alabilmemiz açısından bu önemlidir.

Her savaşın kendi karakteri vardır. Ayrıca savaşanlar, savaşı isteyenler veya menedenler, gözlemciler ve uzmanlar bakımından bir savaş olur, ama değişik bakış açılarıyla açıklanır, ona yüklenen değerlerle aynı savaş başka başka karaktere bürünür. Zayıf uzmanlar savaşa zayıf karakter bahşederken, güçlü uzmanların anlatımlarında o savaşlar, çok daha kritik konularla bezenmiş biçimde tarif edilir. Aynı zamanda bunu uzmandan alanlar bakımından da değerlendirmek gerekebilir. Örneğin zayıf uzmanın açıklamalarını alan zayıf algıya sahip toplumlar için o savaş sanki bir hayal mahsulü detaylara sahipken, tersi durumda tamamıyla bir polemolojik (savaş bilimi) kapsama sığdırılabilir. Ukrayna’daki savaş da bu şekilde ele alınmalıdır, gerçekte olan, beklentilere göre tarif edilen ve anlatılan şeklinde görülmelidir.

Uzmanlar, Ukrayna’nın Rusya tarafından saldırıya uğrayıp uğramayacağını tartışırlarken, ABD ve İngiltere istihbaratı savaşın başlayacağı zamanı bile verdi, politikacılar açıklama yaptılar. Bu daha başlangıçtayken bize ne olup bittiğini anlayamayan birçok uzmanın varlığını da gösterdi. Böyle olunca ilk yanlışları almaya başladık. Saldırı olursa, Rusya’nın Ukrayna’nın hava savunmasını hızla alt edeceği, Kiev’in hızla kuşatılacağı, kapsamlı bir kara harekâtı başlatılacağı, Ukrayna ikmal hatlarının parçalanacağı ve ülke güçlerinin çoğunun kolayca tecrit edileceği söylendi. Benim gibi tersi yaklaşımlarda bulunanlar ise sadece bir “tartışmacı” olarak tarif edildi, yani gerçek askeri uzmanlık pek işe yaramadı. Kulaklarımda ise Eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in Soğuk Savaş’ın hemen sonrasında sarf ettiği sözleri çınlamaktaydı, “Bu Rusları biz kolay yener, Moskova’ya gireriz![1] Haliyle, Rus’ya karışıktı, Rus ordusunu soyup soğana çeviren başta ordu mensupları olmak üzere birçok mafya örgütü vardı… Hem dönüşüm zamanındaki Bulgaristan’da da görülmüştü, Rusların silahları sanki niceliksel değerdeydi. Bu tür konuları dahi bilmeden analizcilik yapanların alanı doldurabildiği bir medya dünyasının zararını siz düşünün!

Zaman içinde Ruslar silahlarını modernize etme çabasına girdiler, ancak satmak ve para kazanmak için, depolarındakileri yenilemek için değil. Bunun etkilerini pek gören olmadı! Bugün Ukrayna cephesinde Rusya’nın kullanabileceği sofistike silahları mevcut ama etkisiz durum var. Ruslar, askeri insan gücü ve lojistik konuları bakımından gayet sorunlu bir orduya sahipler. Motivasyonları düşük. Savaşmak için paramiliter güçlere bağlanmışlar. Bu savaşta Rus tankları bir bir avlanınca Batılı yetkin uzmanlar, “nerede bu tanların zırhları” diye sordular; hatta atılan füzeler tam isabet kaydedemediklerinde, “acaba depolarda iyi saklanmayan mühimmat mı var” şeklinde sordular; güçlü olduğu bilinen Rus hava gücü Ukrayna sahasında tam bir baskı sağlayamadıkça, “uçakların ve roketlerin elektronik sistemleri çalışmıyormuş…” dediler. Komuta sistemlerinin vazifeyi başarmaya yeterli şekilde değil. Bir savaş olur da harp prensipleri gözardı edilir mi! Ettiler. Temel güçlerine güveniyorlar. Ama bu anında başarılı olmaya değil, savaşı sürdürmeye yeterli oluyor. Rusya’nın temel kapasitesi bu savaşı, Ukrayna’daki cephe dışına çıkarmayı, stratejik silah kartını göstermeyi gerektiriyor.

On sekiz ay sonra ağız değiştiren çok uzman gördük. Ancak yanılanların çoğu aynı aymaz tutumla hareket ettiler, şaşkınlıklarını gizlemeye bile gerek duymadılar, mikrofonlara karşı, “ben demiştim” sözleriyle aldatıcı konuşmalarını sürdürdüler. Neyi demiştiniz? Asıl olan şuydu, Ukrayna ordusu iyi savaşıyordu, fakat aynı zamanda geri planda Batı dünyasının kapasitesi ve desteği vardı. Buna daha savaş başlamadan öncesi yapılan planlar ve altyapı hazırlıkları dahildir. Savaşın kurgusu belliydi, ABD ve Ortakları (burada özellikle İngiltere ve NATO demem gerekir, zira Almanya, Fransa vs. ülkeler gelişmelerin ciddiyetine daha sonradan ikna oldular) çok iyi analiz yapmış idi, safha safha bu süreci nasıl geliştireceğini biliyorlardı ve Ukrayna ordusu da gösterilen istikamette başarıl olabildi. Yani her şey kendiliğinden, düşüncesizce, hesapsızca olmadı, bu savaşın ABD ve Ortakları yönüyle nasıl sevk ve idare edileceğine dair yapılan planların tutarlılığını düşünmeden hareket edilemez. Bugün bile öylesine değerlendirmeler yapan ve biraz da şaşkınlık ifadeleriyle karşımıza çıkan aynı türden zayıf uzmanların sahne almasına tanık olmaktayız.

Aslen bu savaşta kendi kapasitesinin düşüklüğünü gören ve biraz da bocalayan taraf Rusya oldu. Savaşta (onlar buna Mart 2022’den itibaren “özel operasyon” dediler) karşılaştıkları mukavemete ilişkin önlemler geliştirmek zorunda kaldılar. Lojistik ve personel ikmal etmek, komuta sistemlerini gözden geçirmek, hatta asıl düşmanları olan ABD ve Ortaklarına karşı alabilecekleri önlemleri de geliştirmek durumunda kaldılar. Ama bu tedbirler hep bir adım geriden takip etmelerine neden oldu. Bir savaşta, değil birkaç adım, sadece bir adım bile geride kalmak demek, süre uzadıkça giderek kayıpların artmasıyla yüzleşmek, her defasında daha büyük bir müşkülatı aşmak zorunda kalmak demektir. Şimdi Ruslar bununla yüzleşmekteler. O kendilerini iyi tanıdığımız uzmanlar ise bu durumu toparlayacak başlangıç yapamadıklarından, eksik ve şaşkın değerlendirmelerine devam etmekteler.

Savaşın başında hazırlık yapan Ukrayna ordusunun çabası doğru noktadaydı. Ukraynalılar bu savaşta tıpkı Birinci Dünya Savaşı’ndaki gibi siper savaşlarının olacağını değerlendirdiler ve disiplinli biçimde buna hazırlandılar. Bunu desteklemek adına, günümüzün en modern cihaz ve silah sistemlerine dayanarak, iyi İstihbarat Keşif Gözetleme (ISR), tanksavar, uçaksavar, keskin nişancı, hassas top ve mermileri, dronlar kullandılar, böyle devam etmekteler. Denecektir ki; Ukraynalılar 2023 bahar döneminde iddia ettikleri karşı saldırıda başarılı olamadılar. Öyle, çünkü Ruslar bu kez siperleri kazdılar, mayınları döşediler, barajları boşalttılar, velhasıl savunmaya geçtiler. Ukrayna ordusu için hava gücü eksiği devam ediyor, karşı saldırının başarını bir nebze olsun bu gibi eksik olan temel silah sistemlerinin eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Gerçi şu da ilave edilmeli, Ukrayna’nın Karadeniz’de ablukayı ortadan kaldırabilecek bir deniz gücü yok, Rus denizaltıları ve savaş gemileri belli noktalara yaklaşarak füzelerini atabiliyorken, onlar bu deniz unsurlarına karşı savaş yapamamaktalar. İşte Vilnius’ta yapılan son NATO zirvesinde bütün bunlar konuşuldu, bir yol haritası belirlendi.

Gelinen noktada Ruslar, Kuzey Kore’den mühimmat, İran’dan kamikaze dron, Çin’den elektronik malzeme satın almak için sürekli koşuşturma içindeler. Ruslar bu savaşa kalkışmadan önce, 24 Şubat 2022 öncesinde, ellerindekilerin durumunu bilmiyorlar mıydı? Bilmiyorlardı. Ukrayna’nın Batı’dan büyük destek alacağı belliydi. Putin ve Biden, Cenevre’de savaştan önce bir araya gelmişlerdi. NATO sahaya yığınak yapmaktaydı. Ruslar, Ukrayna’nın hangi aşamada nelere sahip olabileceğini hesaplamadılar mı? Hayır.

Öyleyse bu nasıl savaş planı? Ben Rusları tanıyan biri olarak ifade edeyim; işte bu Rus tarzıdır. Eğer bu uzayan ve başkalaşan savaşın sonlarına doğru Ruslar, başka cepheleri ve pazarlıkları kullanarak, yani yeni satranç hamleleri yaparak, amaçlarını karşı tarafa kabul ettirecekler ise buna “Rus tarzı kazanma yöntemi” olarak bakılması gerekir. Şimdiden “zamana ve mekana oynayarak” bir stratejik bakış açıları olsa gerekir. ABD ve Ortakları bunu da görerek karşı hamlelerini yapıyorsa, ki öyle olmalı, bu da Moskova’nın baskı altına alınması ve Kremlin’in kendi içinde bir çıkış araması demektir. O halde Ukrayna cephesi bir bakış alanımız, diğer bakış alanımız ise küresel düzlemde ve uzun süreçli olmalıdır.

Bu savaş uzadıkça ABD ve Ortaklarının silah ve mühimmat üretimleri de artış gösterdi. Örneğin ABD’nin Ukrayna’ya gönderdiği top mühimmatı sayısı iki milyona yaklaşıyor. Benzer şekilde Avrupa ülkeleri de silahlanma projelerini öne çektiler. Silah sistemleri ve mühimmat bir taraftan üretiliyor, diğer taraftan geliştiriliyor. Bu durumda Batı’da silah ve mühimmat kapasitesi NATO çerçevesi içinde topyekûn bir stratejik hesabı destekliyorken, Rusya kendi içindeki kapasitenin eksikliğinden, politik ve ekonomik açılardan yakın gördüğü ülkelerle bazı yeni anlaşmalar yapma yolunu seçiyor, ama bunun belirsiz bir savunma stratejisine karşılık gelebileceğini de düşünmüyor değil.

Wagner isimli paralı asker şirketi Prigozhin’in Moskova’ya yürümek istemesi sonrasında gözler hem Belarus’a hem de Afrika’ya çevrildi. Arada sırada Moskova’ya ve Karadeniz’deki noktalara Ukrayna dron saldırısı ile tacizler yapılıyor ki Moskovalılar ve diğer yerlerdeki Ruslar da savaşın baskılarını hissetsinler.

ABD ve Ortaklarının dikkatleri başka coğrafyalara kaydırıldığında ne olur? Rusya buralarda kimlere güvenecek? Bu tür girişimler zaman kazanmaya yarar ise kabul edilebilir. Ama eğer savaş yeni başladıysa, örneğin on yıl daha sürecekse, Kremlin bunu karşılamak için yeterince hazırlıklı ve dirençli mi, Rusya Batı’nın hamlelerini görüp sonra kendi hamlesini doğru yapmaya mı odaklanacak? NATO şimdiden stratejik bakımdan İsveç ve Finlandiya hamleleri ile genişleme sürecinde pozitif bir hamle yaptı, başka ifadeyle Rusya kuzeyinde bir kale aldı (İsveç’in konusu TBMM onayını bekliyor, bu teknik konuyu kabul ederek işaret ediyorum). Rusya’nın at hamlesi, St. Petersburg’da Afrika ülkelerinin borçlarını silme merasimiyle ilgili ve “emperyalizme karşı savaş” dediği süreçte, Nijer miydi? Nijer birkaç konudan önemli, Trans-Sahra Gaz Boru Hattı Projesi (Batı’nın Nijerya’dan Avrupa’ya uzanan büyük projesi yanında, burada bir de Nijer-Benin boru hattı projesiyle Çin’de var), uranyum (ülke dünyada yedinci sırada üreticidir) ve Rusya’nın Sehel’deki ülkeleri Batılılara karşı örgütlemesi. NATO, Polonya-Belarus sınırına bir miktar daha asker sürdü, piyon hamlesi diyelim buna. Böyle sürecek…

Gelelim Türkiye’ye. Tahıl Koridoru Anlaşması’nın sonlanmasından sonra Karadeniz yeniden önemli hale geldi. Eğer yakın zamanda Erdoğan-Putin görüşmesi olur ise konuşulacak çok konu var. Benim önemsediğim Suriye’de İran’ın genişlemesi ve Rusya’nın buna karşı önlem alamaması. Putin’in önemsediği ise Türkiye’nin “enerji merkezi” olması konusu. Türkiye, Ukrayna’daki savaşta ise tarafsız ve dengeleyici duruşunu sürdürmeye devam ediyor.

O halde bu uzun soluklu satranç turnuvasında yapılan hamlelere iyi bakmak gerekiyor.


[1] (E) Orgeneral Doğan Güreş bu sözleri Harp Akademileri Komutanlığı’nda verdiği bir konferansta söylemişti.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Anadolu

DİĞER YAZI

Sıfır Kayıplı Savaş Hayal mi?

Güvenlik 'ın son yazıları

61 views

İran Yine İsrail’e mi Çalıştı?

1 Nisan'da İsrail, İran'ın Şam elçiliğine saldırdı. 13 Nisan'da İran, İsrail'e günü-saati belli bir misilleme operasyonu yaptı, adı: Operation True Promise! 15 Nisan itibariyle durumu gözden geçirelim.
117 views

Birisi

Moskova’daki Crocus City Hall terör saldırısı konusunu analiz edelim. Ama önce bugünlere nasıl geldik, bir bakalım. Sonuçta aradığımız birisi var! Kim bu birisi? Hani öndekileri görüyoruz, yakalandılar da. Ama bu tür küresel etkisi olan ciddi konularda, Rusya gibi bir ülkeye terör saldırısı yapılarak, asıl ne amaç güdülüyor olabilir, bunu anlamaya çalışalım.
171 views

Küresel Silahlanma Tartışmaları

Her ülke silahlanıyor? Bu silahlanmanın caydırıcılık amacıyla yapılıyor olması bize neyi açıklar? Asıl konu egemenlik mi, küresel mücadele içinde daha fazla güçlü olabilmek mi? Bilinmedik şeylerden mi bahsediliyor? Bu soruları cevaplandıracağız. Ayrıca Macron ve Putin neler söyledi, değerlendireceğiz. Bu şekilde, asıl ilgilendiğimiz olgular ve temel düşünceler olacaktır.
182 views

Milli Güvenlik Siyaseti

Türkiye daima kazanan ve gelişen olmak zorundadır, başka türlü düşünülemez! Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (Kırmızı Kitap) gibi dokümanların kendi gücü için geri planda çok çalışılmalı, fikri altyapısı ve anlayışı özgün ve tutarlı olmalıdır. Ama önemlisi; bunun uygulanmasında herkesin, her kurumun, her şirketin, inanarak, gösterilen hedefleri elde etmek amacıyla, bütünlük halinde ve bu bağlamda tek yolda yürümesi gerekmektedir. Bu, "devlet disiplini" konu ve kapsamını aşan bir yaklaşımdır, ülkece disiplinli olmayı gerektirmektedir. Eğer ülkece disiplinliysek hak edilen gelişmenin yolunda oluruz! Siyasetin kendisi, entelektüel yaklaşımlar veya iş dünyası bizi yolumuzdan alıkoymamalıdır. Bu çok hassas bir konudur.
146 views

Küresel Stratejik Savunma 

Bu makalede, küresel savunma ve küresel strateji, savunma sanayiine olan ihtiyaç, bununla refah ve güvenlik yönleriyle kazanılacak avantaj, stratejik plan ve proje konuları ve KAAN projesinin değeri ortaya konacaktır. ABD, Rusya, Birleşik Krallık ve Türkiye örnekleri üzerinde duracağım.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme