Arsızlaşmak

144 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Toplumsal zehirlenme konusunu basit gibi görünen arsızlaşmak konusu ile açıklayalım. Konu malumumuz, ama bu bakış açısıyla ele alırsak ne denli ürkütücü, böyle bakalım.

Arsız sözcüğünün anlamı; utanıp sıkılması olmayan, sırnaşık, yılışık, yüzsüz kişi; diğer yandan, iyi yetişmemiş çocuk, demektir. Öyleyse bireyi daha çocukluğundan itibaren incelemek gerekiyor, iyi yetişip yetişmediğini görebilmek için. Çocuk bu, daha masum, ham, olgunlaşacak, eğitilecek, öğrenecek. Hoş görülür tarafı var. Belki çok çabuk eğitim alacak, yüksek farkındalığı gelişecek, belki de büyüyecek arsızlığa devam edecek.

Düşünün, birey çocukluğunda iyi yetişmemiş olsun. Daha sonraki yaşlarda meslek, itibar, mal ve mülk sahibi olsa, hatta fırsatlar veya destekler onu önemli mevkilere getirse bile, arsızlaşmak mümkündür. Sonradan olur mu? Olur. Yüksek mevkilerde olur mu? Olur. Bakış farkı olabilir. Arsız kendini nasıl görür? Dışarıdan biri arsızda neleri görür? 

Öğrenciyken bir şeyde eksik kalıp veya istemeden de olsa yanlış yapıp sonra üzüldüğümüzü görünce haylaz arkadaşlar yardımcı olmaya çalışırlardı. “Beş dakikalık mahcubiyet diye bir şey var, onu uygula,” derlerdi. Nasıl? Şöyle: Bir yanlışa veya eksiğe sebep oluyoruz, sorumlu geliyor, “bu yaptığın yanlış (veya eksik), bir daha sakın yapma,” diyor. Peki diyorsun, birazcık mahcup (veya mahcup gibi) oluyorsun, ama sonra defa istediğini yapmakta özgür kalıyorsun. Buna kolay alışıyor insan, aslında arsızlaşıyor: Yanlış veya eksik yap, birazcık mahcupmuş gibi tavır al, sonra yine aynısını yap, oluyor işte!

Şöyle düşünüyorum, bireye dışarıdan bakınca, her ne kadar o kendini başka görüyor olsa bile, sanki hemen profilini çıkarabiliriz. Peki önemi var mı? Bazı hallerde yok maalesef! İşin kötüsü, gücün baskın olduğu yerlerde başkalarının görüşünün pek önemi olmuyor. Ama diyeceksiniz bu kişi önemli bir yerde, belki politikacı, hatta partisinin ileri noktalarında görevli… Olabilir! Püf noktası burada işte, büyüklerde arsızlaşmak çocuktaki gibi kolaydır, ama bir fark var, büyükte masumiyet aranmaz, karşılığını gecikmeksizin mutlak surette bulmalıdır.

Küfretmek, yalan atmak, dil çıkarmak, olmadık yerde gülmek, olmadık yerde ağlamaklı olmak, şekilden şekle girmek… Bunlar yanlış tavırlar, böyle olunur mu denecektir? Bu örnekler en basit haliyle bir yetişmiş arsızı tarif eder.

Çok uç bir teşbih ama etkili, arsızlık seri katillik gibidir; öldürüyorsunuz yakalayan yok! Seri katil eylemini çok ustaca yapıyor, yakalamak mümkün olmuyor… Ne olur, bu neticede hastalık halindedir, yapılanın bir felsefesi bile olur bireyin iç dünyasında.

Güç insanı farklılaştırıyor. Güçlü olanın sağlam karakterlisi (fazlasıyla) aranan bir özelliktir. Ama güç bireyi zamanla zehirleyebilir. Politika da bireye güç verir, salgın gibi, zehirlenmek mümkündür. Veya her kim ise birey zaten zehirlenmiştir, ama iyi iş çeviriyordur. Birilerinin aradığı kişidir. 

İş yaşamında bazıları var, fırsatı veya durumu şok iyi kullanır, kredi alır ve asla geri ödemez. Meşru bir ödeme yapacağına gayrimeşru yolu seçer, her defasında karşısındakini ya pazarlığa ya da mahkumiyete iter. Arsızlaşmıştır artık! “Bir dahaki defa hallederiz,” der. Karşısındakini içeriye çektikçe çeker, daha güçlenir, güçlendikçe güçlenir. Devir onun devridir artık! Aranan kişi olup çıkar…

Politikada savunulan fikir, yol, yöntem, plan, proje farklı olabilir. Düşüncenin kökeninde ideoloji, çıkar, inanılan bir dava olabilir. Bundan dolayı yapılan politika çok uç noktalarda kutuplaşmayı dahi temsil edebilir. Burada bunu aramıyoruz. Aradığımız bireyle ilgilidir, arsız mı, değil mi? Üstelik bir adım daha attık, sıradan birinden farklı konumdaki güçlü (örneğin politikacı) için, arsızlık pek fena sonuçlar doğurur. Zehir gittikçe yayılır, herkes beş dakikalık mahcubiyeti öğrenir.

Büyükler nasıl arsızlaştırır? Yalan attınız, küfrettiniz, kabadayı gibi davrandınız, hırsızlık yaptınız, rüşvet yediniz, birinin hakkına tecavüz ettiniz, memurları zorladınız, bürokrasiyi baskıladınız, çevrenize üstten baktınız, diğerini olur olmaz şekilde suçladınız, bunun çevrede geçerli olduğuna inandınız, yanlışı kanıksadınız, üstelik gösterilen tepkiler sizi sürekli teğet geçiyor, suçlamak mümkün olmuyor, mahkemeye sevk etmek başka bir mesele zaten, baktınız bir şey olmuyor, arsızlaşmak başladı ve daha da gelişiyor demektir. Bu arsızlık kanıksandığında birey artık kendini tartmaz bile, davranışları kişiliğine yerleşir, öğrenilmiş gerçeklik asıl olanın önüne geçer, dünyası değişir insanın. Arsız kendini bile bilmez. Dışarıdan bakan görür ama ya tehlikeden uzak durur ya da aynı çembere girer, bir iş bilen olur…

Toplumu zehirlenmeye gör! Arsızlık bu kez büyüklerden evlere, bebeklere geçer, tıpkı genetik şifre gibi. Arsız bir toplum kolay provoke edilir, ama aslında bu yolla kolay kullanılır olur.

Mahkemeler yetmez. Toplum düzeltecek bu hastalığı. İnsanlar bir diğerini yaptıklarından dolayı eleştirecek, utanmasını sağlayacak. Bir şey olmaz değil, bir şey olacak! Alnındaki leke ile bir yerlere gelemeyecek o insanlar.

Arsızlaşmak için etkileşimler değişik katmanlı olabilir. Yatay ise kolay, iskambil oynayanlardan biri hile yaptı, masadaki diğerleri farkına vardı, onlar da hilebazlığa başladı. Dikey olan durumda iki yön var, aşağıdan yukarıya, yukarıdan aşağıya. Yukarıdaki ortamı zehirledi ise yayılması geniş alanları kapsar ve hızlı gelişir. Aşağıdaki yukarıyı arsızlaştıracaksa ağır ilerler, daha temkinli hareket edilir, ta ki yapıda güç dengesi ele geçirilene kadar. Sonra kum saati tersine çevrilir, akış hızı sabitlenir ve bu rutinleşir.

Zamanın getirdikleri var, örneğin sosyal medya. Yazıyorsunuz, hakaret ediyorsunuz, karşılığında bir şey olmuyor. Ama bunu takip edenler ve istismarı teknolojiyle yapanlar var. Arap Baharı zamanında Tahrir’de gerçekleşen olaylar örnektir. Yaratılmış gerçeklik ABD secimlerine kadar girebiliyorsa, toplumları planlı ve organize şekilde zehirlemek veya tahrik etmek mümkün olabiliyor. Bu bile bir silah oldu çıktı! Bir ülke diğer ülkeye bu yolla yaptırımda bulunabiliyor.

Kopya çekmek basit gibi görülebilir. Arsızlaşma için geçerli bir örnektir. FETÖ’yü düşünün, şu an karargahı ve elebaşları ABD’de olan FETÖ, soruları çaldı, mankurtlarına verdi, devleti işgal etti, sözde askerleri darbe girişiminde bulundu… Organize bir durum, ama basit bir arsızlık meselesi ile bile açıklanabiliyor.

Etkileşimler yozlaştıysa, arsızlık zehir kolay yayılır. Aranan kişilere eklenenler olur; aranan iş adamı, aranan politikacı, aranan hain, aranan işbirlikçi, aranan casus…

Ülkeyi, toplumu idare etmek giderek güçleşiyor. Etkileşimlerin katmanları, hızı, yöntemleri değişiyor. Kontrol etmek güçleşiyor. Hatta bırakın kontrolü, su akar yolunu bulur diye anlayışlar var. Küresel arsızlık diye bir kavram var. Donald Trump gibi bakın dünyaya, ben dedim oldu, bu mudur? Küresel olarak arsızlığın heykelini dikmeye kalksak kimi model seçeriz?

Örneğin Japonya’da birinin arsızlık yapması, toplumdan men edilmesi için yeterlidir. O zaman kültür önemli!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Dâhi Lider Atatürk

Kültür 'ın son yazıları

Dâhi Lider Atatürk

İçimden geldiği gibi yazayım, bir 10 Kasım sabahı neler geliyor aklımıza, Atatürk hakkında. Lider olunmaz, şartlar

Türkistan’ın Değeri

Arada bir tarihi ve kültürel derinlikleri hatırlamamız, hatırlatmamız gerekiyor. Örneğin Afganistan neresi? Afganistan’ın Türkistan ile ilgisi

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve