buyuksehir-devrimi
Büyükşehir Devrimi

Büyükşehir Devrimi

Okuyucu

Brookings Enstitüsü Yayını olan bir kitap[i] büyükşehirlerin (metropollerin) yaşama olan etkisini inceliyor. Kitap Amerika ile ilgili bir araştırmadır. İçinde yaşadığımız büyükşehirlerin yaşamımızı ne denli değiştirdiğinin farkında mıyız? Kendi bakış açımızla neler yapılmalı, bunları gözden geçirelim.

Kaç çeşit devrim var bilmiyorum. Kendiliğinden, zorlamayla, etkili, etkisiz, doğru, yanlış… Ancak kentleşmenin insan üzerine etkisini ön plana çıkarttığımıza göre bu yöndeki değişimlere ait açıklamaları da doğallığıyla kabul edebiliriz. Özellikle metropollerde (büyükşehir) olup bitenler kent algısının en karmaşık ve yoğun hissedildiği bir coğrafyadır. Diğer yandan Amerika’da olanlar dünyanın diğer yerlerinde de olmaktadır.

Düşünceme göre küreselleşme ulus devletleri işlevsizleştirirken içinde kim yaşarsa yaşasın metropolleri öne çıkararak yoluna devam etmektedir. Bu nedenle küreselleşme ile kentleşme kavramlarının kesişme noktasına metropolü koyuyorum ve ulus düşüncesinin bu anlamda yerinin tarifini tekrar gözden geçirmek gerektiğini düşünüyorum. Hiç değilse bu Amerika için böyledir.

Metropolitan devrimi devletin topyekün düşünce, gayret ve politika üretmesi gereken bir gerçek midir? Bu soruya ulus devlet bağlamında “evet” denecektir. Ancak ekonomik çözümler bağlamında bakıldığında sürdürülebilir projeler için devletin büyükşehirlere bakışında da farklılıklar yakalanmalıdır. Sadece kenti değil, insan unsurunun gelişimi için de politikalar esasa bağlanmalıdır. Kitap metropollerdeki bağlantılar, pragmatik liderler, politik ilişkiler, ekonomik büyüklükler yönüyle bazı metropolleri inceleyerek durum tespiti yapmaktadır. O halde özellikle Türkiye İstanbul için her şeyi yeni bir bakışla yeniden gözden geçirilebilir. Özellikle insana olan etkisi incelenebilir.

Endüstrileşmeden sonra bilginin bütünüyle hâkim olduğu yaşam algısında planlamaların fabrikalara göre değil, bilgi üretim ve yayılım yönlerine göre de düzenlenmelidir. Bağlantılar, akışlar, yenilikler (inovasyon), işbirliği alanları, insan kaynağından en verimli istifade yolları bilinçle düzenlenmelidir. Kente göçle gelenlerin yükü önceden hesaplanabilmeli ve gerekli altyapı hazır tutulmalıdır. Bunlara bilgi düzleminde entegrasyonu kolaylaştırıcı yerleşme ve işleme boyutları verilmelidir. Her türlü deneyimin kolaylıkla aktarılması ve gerekli katalizörlerin yer bulması sağlanmalıdır. Ancak şu esastır ki, devrim her kültürün kendi dinamiklerine göre bir doğrultuya endekslenirse başarılı olur. Yoksa çarpıklık yaşamdan çıkar toplumu terörize eden doğal bir gerçeklik halini alır. Kolektif düzenekler iyi hesaplanmış olmalıdır. O halde bu devrimde “çıkar” kelimesinin anlamını belirlerken ekonomik çıkarın ötesindeki değerler daha önemli olacaktır.

Ülkenin ve kültürün gelişmesi için bu kent ne tür fonksiyonları almalı ve nasıl yerleşmelidir? Bu sorunun cevabını ne kadar sağlıklı ve uzun soluklu verebilirsek o kadar olumlu etki yaratırız. Refah ve güvenlik bu bağlamda gendi dengelerini bularak gelişir. Geleceği düzenlemek için kentleri düzenlemek en temel iştir.

Metropoller bir çekim alanıdır. Her şeyi kendine çeker. O halde çekimin her aşaması, gücü, yayılması gibi değişik faktörler üstün liderliklerle yönetilmelidir. Büyüklükleri hesaplarken kentin çürümüşlüğü kendi doğasında üretebileceği de göz önünde tutulmalıdır. Gelişmeler metropollere bir yandan yeni anlamlar yükler ama bu bir tarih yanılgısı yaratmalıdır. Özellikle tarihsel doku ile ilgili değerler mutlaka hesaba katılmalıdır. Yoksa da oluşması sağlanmalıdır. Unutulmasın ki bu çekim güçleri iyi bir hesapla düzenlenirse devrim ülkenin gelişmesinin de devrim altyapısı olur.

Küreselleşme, modernizm, post modernizm içinde bütün bu yeniden inşa anlayışı yeniden değerlendirilmelidir. Olup gidenin bir savruluş değil, bir avantaj oluşturması gerekmektedir.

 


[i] Bredce Katz, Jennifer Readley, “The Metropolitan Revolution” How Cities and Metros Are Fixing Our Broken Politics and Fragile Economy, Brookings Institution Press, 2013.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

DİĞER YAZI

İrenizme Duyulan İhtiyaç

Kültür 'ın son yazıları

Objektiflik

Aslında algılarınıza yönelen hazırlanmış sözcüklerle yönlendiriliyorsunuz. Bırakın bu savaşı, savaş sonrasında olması istendiği özelliklerdeki aklınızın bu

Gerçeklik Ötesi

Gerçeklik Ötesi (post-truth) ile ilgilenmeden bunun içinde yaşamayı sürdürmek çağımızın kurtlu doku hastalığına tutulmaktır. Hastalıklar teşhis

Politika ve Odaklanma

Yaşamımızda çok temel konuları tartışmak zorunda kaldık. Örneğin diyoruz ki başka gezegenimiz yok! Bu zaman diliminin