Düğüm Noktası: Sınav

Okuyucu

Pazar günü ülke çapında sınav vardı. Şu meşhur ÖSYM (Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi) YGS (Yükseköğretime Geçiş Sınavı) yaptı. Yine sıkıntı ve gözyaşı… Senede bir olan bu sınav kâbusu her ne olursa olsun sorun yaratmaya devam ediyor. Bir kere insani değil… Gençlerden bazıları bu sene konan 15 dk. kuralı sebebiyle kapılar yüzüne kapandı ve dışarıda kaldı, sınav kağıdını bile göremedi.

İşe bakınız… ÖSYM kısa zaman önce FETÖ’ye çalışırdı. Evlatlarımız aptal yerine konurdu. Devlet, koca koca profesörler (ki bir kısmı akademisyen tilti alırlar ama aslında idari kadro elemanıdır) ve hukuk adamları görmezden gelirdi. Unutmadık değil mi? Sınavlar üzerinden çok oynandı. Bizler, sade vatandaşlar, ana babalar, “Bunun başka yolu yok mu da çocuklarımızı en temel hakkından alıkoyuyorsunuz?” diye sordukça, “Sus, bozguncu!” dendi.

Sınav insanları terbiye etme konusu değildir. Bu belli… Tanıma bakın; Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi. Kendi koyduğu kural ile ne ölçebiliyor ne seçebiliyor ne de yerleştirebiliyor, fonksiyonunu yerine getiremiyor. O zaman bak dünyaya, başka ülkeler bu işi nasıl yapıyor, öyle değil mi?

Onlar da biliyor ne olduğunu ama değiştirmiyorlar. İşlerinden olacaklar, bazıları o noktalara siyasi imkanlarla geldiklerinden siyasetten uzaklaşacaklar, belli ki güçleri ellerinden gidecek….

“ÖSYM’ye gerek var?” diyorsanız, “Üniversiteler işini yapamıyor, üniversiteleriniz uluslararası değil, onların üstünde bir otorite olmalı…” diyorsunuzdur. Otorite!.. Eğer konu makam mevki meselesi değil ise ne? Bu “yapay” işi düzeltmemek üniversiteleri baskılamak mı? Böyle bir siyasetiniz mi var?

Bakınız, stratejide bir tabir var; Choke Point. İngilizce bu söz Türkçede, “düğüm, boğum veya birleşme noktası” olarak karşılık bulabilir. Örneğin pek çok yerden gelen demiryolları bir düğüm noktasında birleşir. Askerler saldırı planı yaparken bütün demiryollarını hedef almazlar, bu düğüm noktasını köreltirler. Az gayretle çok etki yaratmış olurlar. Yani, bir yerde düğün noktası varsa burası istismar edilir. Tersi de doğrudur; bir yeri kontrol etmek için oraya bir düğüm atarsınız veya boğum yaparsınız, geçişi daraltırsınız, olur.

Sınav, bu alanı kontrol etmek isteyenler için de düğüm noktasıdır ve siyaseten olması istenir. Sebep; kontrol, tek elden müdahale vs. Halbuki bu siyaset ve savaş stratejisi olayı bir yana konsa ya… Bu iş ilim irfan ve hak hukuk işi diye görülse, o zaman çare başından belli: Üniversiteler kendi işlerini yapabilirler, hatta tüm dünyadaki eşiti kurumlar gibi.

Örneğin, çocuk ishal oldu diye bir yıl hakkını kaybedebilir mi, düşünsenize…

Demek ki ÖSYM bir Choke Point fonksiyonu görmektedir. Onlar ne olduklarını biliyorlar mı acaba?

İnsanların okuması ve meslek sahibi olması bir haktır. Bu hakkın talep edilmesi ve serbestçe kullanılması insana ait özgürlüklerin en baş göstergelerindendir. Sebebi her ne olursa olsun hiçbir suretle engellenemez. Peki, sınav prosedürleri kimi bağlar, hakları engeller nitelikte düzenlenmiş ise sorumlusu kimdir?

Geç kalmanın bedeli ne?
ÖSYM_YGS_SINAV

Bu mesele de pek çok konuda olduğu gibi iyi organize olabilme kabiliyeti ile ilgilidir. Eğer iyi organize olabilmiş bir kültür temel hak ve özgürlükleri eşitlik ilkesini sebep göstererek aslında kısıtlayıcı bir yolu öneriyorsa ve böylece temel hakları ihlal ediyorsa yapılması gereken bellidir.

Kanunlarla korunmuş bir kurumun işini yaparken engelleyici, kısıtlayıcı, hak gaspına sebep olucu biçimde çarpık bir prosedür ile işletilmesi bu çağda kabul edilecek bir şey değildir. Halk zanneder ki bu usuldür, kanunla belirlenmiştir, başka türlüsü düşünülemez! Ama öyle değildir. Gelişmiş ülkelerde de üniversite var, eleme var, yeteneğe göre belirleme var…

Halledemedik gittik bu işi. Demek ki amaç başka: “Kontrol bende olsun!” zihniyeti. Haydi hukukçular iş başına. “Her şey kanuni efendim!” demeyin. Millet adına inisiyatif alın biraz, meclisi zorlayın, kanunlarda düzenlemeler yapın. Siz de bir tür “düğüm noktası” olmayın!..

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Evet mi, Hayır mı?

DİĞER YAZI

Kutuplaşma

Kültür 'ın son yazıları

Anakronizm ve Propaganda

Anakronizm ile politik propaganda arasında ciddi bir ilişki vardır. Kitle psikolojisiyle ilgilenenlerin çalışma alanında bu tür

Objektiflik

Aslında algılarınıza yönelen hazırlanmış sözcüklerle yönlendiriliyorsunuz. Bırakın bu savaşı, savaş sonrasında olması istendiği özelliklerdeki aklınızın bu

Gerçeklik Ötesi

Gerçeklik Ötesi (post-truth) ile ilgilenmeden bunun içinde yaşamayı sürdürmek çağımızın kurtlu doku hastalığına tutulmaktır. Hastalıklar teşhis