pozitif-hukukun-esitligi
Pozitif Hukukun Eşitliği

Pozitif Hukukun Eşitliği

458 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

İleri demokraside hukuksal eşitsizlik olamaz. Bu bir temel prensiptir. Bu prensibin pratikte başka bir yansıması var. Bundan söz edeceğim.

İleri demokraside pozitif-hukuk kavramı esas alınır. Devlet-birey, birey-birey arasındaki hukuki ilişkiler eşitlikçi şekilde güvence altındadır, biri diğerine hukukun baskısını hissettirerek avantaj elde edemez. Örneğin Amerikan hukuk sisteminde yargıçlar ve yüksek mahkeme bu tür konuları usul olarak yürürlükte tutmaktadır.

Bizden basit örnekler verelim. Birey daha devlet kapısına müracaat etmesini, nasıl hak arayacağını, şikayetini ne şekilde ifade ederse kazanacağını, uğradığı haksızlığın altından nasıl kalkacağını bilmez. Diyelim biliyor, müracaatını başlattı, sürecin ne şekilde ilerlemesi gerektiğini bilemeyebilir, müdahale edilmesi gereken noktalarda üstüne düşeni yapamadığından davası düşebilir. Akıl verenler büyük meblağlarla konuya müdahil olabilir.

Temelde şu öneriyi yapanlar çoğunluktadır: Nasıl bireylerin bir doktoru, dişçisi veya bankadan kredi kullandı ise hayat sigortası olması gerekiyorsa, kanuni mükellefiyeti doğan her bireyin de bir avukatı olmalıdır. İyi de kasabaya gitmek için minibüs parasını ödeme güçlüğü çeken köylü Hasan Amcanın veya yaşlı kardeşi Zehra Halanın avukat parasını kim verecek?

İleri demokraside bireyin işlerini hakkınca sürdürecek bir sistemin devletçe garanti altına alınması gerekmektedir. Suçlanan veya kovuşturulan birinin şahsi veya kurumsal avukatı yoksa baro birini tayin eder, ama burada aranan konu o değildir. Peki, nedir?

En üstten aşağıya doğru kim varsa düşünelim. Cumhurbaşkanını, başbakanı, parti başkanını, bakanı, rektörü, belediye başkanını, enerji dağıtım firmasının müdürünü, banka genel müdürünü, zengin bir müteahhiti, vs kurumsal yönü az çok güçlü olan bir hukuksal özneyi düşünelim.  Bu hukuksal öznenin gücü oranında değil bir tane, kurumun hukuk bürosunda ordu gibi avukatı vardır. Hukuk ordusunun maaşları ve masrafları devletten veya şirketten temin edilir. Bu hukukçular sadece kurumun tüzel kişiliğini korumazlar, aynı zamanda kurumun başındakini, yani bireyi de korurlar. İşte size devlet veya kurum eliyle birey-birey eşitsizliği örneği…

Türk anayasası ve kanunları makamı-mevkii ne olursa olsun birey-birey bağlamındaki hukuki ilişkide derin bir eşitsizliğin kaynağı konumunda mıdır? Cevaplanması gereken soru budur. Eğer bu gözle bakılarak gerekli anayasal eşitlemeler yapılmaz ise devlet her zaman haklıdır sözü istendiğinde istismar edilir ve devlete sırtını dayanan her zaman haklıdır veya güçlü olan haklıdır olur.

Düşünün bir gün kapınıza polis dayanmış. Sizi alıp götürüyor. “Konuş, başkanın anasına sen mi küfür ettin?” diye soruyor. Siz, “Bu nereden çıktı, ben ne başkanı ne de anasını tanırım…” dersiniz. Belli ki işin içinde bir kumpas var. Ama tüm hukuk sistemi başkanı ve kendi çalışanlarını tanır, sizi nereden tanısın? Böyle bir durumda artık siz doğal duruma hapsolmuş bir zafiyet alanısınız. Güçlü sizin sistemsel zaafınızı kolaylıkla bir suç isnadına dönüştürebilir. Tanımadığınız biri size açtığı davayı böyle bir hukuk sisteminde kolaylıkla kazanabilir. Eğer örnekteki başkan güçlü adam ise maaşını aldıkları hukuk ordusu kendini sevdirmek için aşırı çaba içinde olabilirler ve sizi un-ufak edilebilirler. Artık birilerinin insafına kalmışsınızdır. Adalet birilerinin iki dudağı arasındadır.

Tam tersini örnekleyelim. Yolda yürüyorsunuz, adam geldi size hakaret etti. Döndünüz bir şikayet için karakola gittiniz. İlgililer sizin müracaatınızı aldılar ve hakim karşısına çıktınız. Hakim sordu, siz söylediniz. Ama karşı taraf çok güçlü. Aklınızın alamadığı derinlikte derslerine çalışmış hukuk ordusu konuyu alır ve işi tersine çevirebilir. Siz zayıf kalabilirsiniz. Bu noktada yine bir insaf işi devreye girmelidir, yoksa işler başka yerlere kadar gidebilir.

Siz de aklınızdan bir çok hukukta eşitsizlik örneği geçirebilirsiniz. Şunu düşünün, silahlı çatışmada bile kurallar vardır, eşit ateş gücü kullanılmasına dönük uluslararası yaptırımlar vardır. Mesela tabanca ile ateş eden birine savunmak amaçlı bile olsa tankla karşılık verilemez. Peki, hukukta bu eşitlik yok mu? Varsa da sözde mi?

İleri demokrasilerde bu pozitif-hukuk sistemli biçimde, daha birey istemeden dahi onu adaletle koruma garantisi altına almış durumdadır. Bir yandan demokrasinin sözünü edip, hatta nimetlerinden faydalanıp, diğer yandan vatandaşının üstüne bir hukuk ordusuyla saldırmanın önemli bir hukuksuzluk yarattığı ülkelerde eşitlik ilkesi asla savunulamaz. İşte size bir ileri demokrasiyi hazmetmiş bir kültürlülük uygulaması…

Yeni anayasa düzenlemeleri yapılacak. Bu bahis toplumun genelini ilgilendiren ve önemli açıklığı olan bir konudur. Sistem düzenlenen evrakın değeri üzerinden değil, kişinin var olan temel hak ve özgürlüklerinden dolayı işlemelidir. Sistemin bir tür kılıfına uydurma işinde çalıştırılması demek adalet ihtiyacını karşılar demek değildir. Herkesin adalete ihtiyacı var, biliyoruz. Ama hukuksal eşitsizlikler kaldırılmadan adalet nasıl tecelli etsin ki?..

Bu ülkede mağduriyetler olmasın! Kimse diğerinin insafına bırakılmasın! Her birey saygındır. Pozitif yaklaşım budur.

(Görsel: Flickr, vaXzine)

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

İhanetin Anatomisi

DİĞER YAZI

Politik Bölünme: Şii-Sünni Gerginliği

Kültür 'ın son yazıları

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka

Kriz Enfantilizmi

Kültürler, medeniyetler, kavramlar, algılar... Kısa süreli mesajlar, uzun süreli anlatımlar... İnsanlık deyinde tarih, politika, bilim, ekonomi