sosyo-korona
Sosyo-korona

Sosyo-korona

797 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Gerçekten hayatımız değişti! Küresel kapsamdaki yüksek aciliyete sahip yeni tip koronavirüs salgını meselesi sağlığı, ekonomiyi, politikayı da geçti, tarihsel çizgide köklü temellerle yer bulacak sosyal bir fenomene dönüştü. Ben de bu durumun adını sosyo-korona koydum. Gelin dertleşelim…

Genel

Neden sosyo-korona? COVID-19 konusu sosyo-ekonomik, sosyo-politik, sosyo-kültürel, sosyal güvenlik, daha aklınıza sosyal bağlamı olan her ne varsa hepsini etkiledi.

Şimdiden 1,5 milyondan fazla insan mikrobu aldı, ölümlerin önüne geçilemiyor. Ne dendiyse yalan oldu! Bilim insanları “virüs şudur,” dedikten hemen sonra eklediler, “yeni bir şey öğrendik, yanılmışız.”

Komplo teorisyenleri sürekli akılları karıştırıyor zaten! Bu durumda insanlar soruyor; “bu nedir, ne zaman ve ne olunca bu felaketten kurtulacağız, sokağa çıkacağız, işe güce gideceğiz?..”

Bir de akıllı uslu konuşanların teorileri var, “pandemi sonrası dünya çok başka olacak!” diye. İnsanlar bugün korku içindeler, bir de gelecek kaygısı ekleniyor meseleye. Peki, ne olacak? Cevap şöyle: “Çok farklı dedik ya!” Ama konuşulacak konu var elbette; neoliberalizme, küreselleşme, kripto para, yapay zeka, bilemedin uzayda kolonileşme…

Toplumsal merak ve gelecek kaygısı hat safhada. Bu sosyal düzenin kritik konularına etki ediyor, haliyle.

Kim hangi başlıkta konuştuğunu umursamıyor, sadece konuşuyor ve soruyor, ekonomi, politika, diplomasi, sağlık, sosyoloji, psikoloji, teknoloji…

Uluslararası alanda da bir kargaşa ve belirsizlik havası var. ABD ve Çin birbirlerini suçluyor. Çin biraz olsun kurtuldu bu konudan, şimdi yaraları sarıyor olmalı. ABD, bırakın sağlık konusunu, iç siyaset bakımından karışık halde, orada bir güç mücadelesi ve kırılma konusu yaşanıyor gibi. Avrupa perişan, bırakın sosyal devlet meselelerini, Avrupa Birliği ideali bile tartışılır oluyor bugünlerde. Rusya sessiz ve birazcık saklıyor içinde bulunduğu hali. Hindistan diğerlerine oranla daha hafif geçiriyor pandemiyi. Bu tabloda insanlar yine soruyorlar, “bize ne bunlardan?”

Aşı henüz yok, ilaçlar tam tedavi edici değil. Tedbirler insanları kontrol etmekle alakalı, virüsü kontrolle değil. Sorun büyük ölçekte insanları kontrole odaklanınca haliyle sosyal yaşam etkileniyor bundan.

Günlük Yaşam

Sabah kalk, gece yat saatleri değişti. Yemek düzenleri ve alışkanlıklar farklı hale geldi. Çocukların evde canları sıkılıyor; iyice düştüler bilgisayar oyunlarına ve film seyretmeye. Öğrenciler alışılagelen eğitim sisteminden evde derse dönünce düzen çok farklı bir hal aldı. Tüketim alışkanlıkları değişti. Muhabbet konuları, aile bireylerinin evdeki ilişkileri değişti.

İnternet platformlarından film seyretmeye düşkünlük arttı. Kablolu şirketler eleştiriliyor, aynı şeyleri çevirip duruyorsunuz diye. Büyüklerde de online oyun alışkanlıkları görülüyor. Sanat ve kültür etkinlikleri internetten yapılıyor. Kitaplar ve dergiler eve sipariş ediliyor. Okuma oranı ne alemde diye sorulabilir, bazıları için pek değişmedi sanki.

Spor yapanlar azaldı. Evde imkanı olanlar yapıyorlar. Müsabakaları seyretmek ve muhabbetini yapmak ise bir fanteziye dönüştü.

Geçen gün bir hukukçuya sordum, suç oranları nedir diye. Ne öğreneyim, aile içi şiddetli geçimsizlik olayları artmış! Mahkemeler karı-koca meseleleriyle uğraşacak belli bir süre.

İnsanlarda korku, anksiyete bozukluğu, gelecek kaygısı, agresiflik, depresyon halleri!.. Eczaneler vitamin satıyorlar; aktarlar bahar geldi ama kış çayı. Limon aranır oldu marketlerde.

İnsanlar tehlike altına gireceklerini duydukları hallerde gider alışveriş mağazalarında rafları boşaltırlarmış. Bu konuda bir Amerikalı ile Türk aynı tepkiyi verdi mesela, makarna ve tuvalet kağıdı depoladı evine. Makarnayı anladım da temizlik malzemesi ne diyeceksiniz. Bu psikolojik tepkiymiş. Batı’da tuvalet alışkanlığı başka, bizde daha başka; ama tepki aynı, insanlar gidip tuvalet kapıdı alıyorlar.

Toplu taşıma araçları dolup taşardı, şimdi daha sakin. Trafik rahatladı, hele İstanbul gibi metropollerde.

İletişim yöntemleri daha da belirginleşti. İnsanlar dostlarıyla mesajlaşarak ve görüntülü-görüntüsüz telefonlaşarak muhabbet etmeye çalışıyor. Ama günaydınlaşmalar ve sağlık dilekleri arttı bu sürede. Mesajlaşmada o kadar çok tekrar var ki, imoji kullanımı da arttı.

Yaşlılarımız sürekli dua ediyorlar, hayırlar diliyorlar… Bu konuda bir fark yarattık, Batı yaşlılarını Türkiye’deki gibi baştacı etmedi herhalde. Batı’da yaşlıların kendini işe yaramaz, fazlalık görmesi hali ortaya çıktı.

Restoranlar kapalı. Lokantalardan eve servis yapanlar çalışıyor. Üstelik paçacı bilmem kim de eve servis yapıyor. Demek ki tüketicisi var.

Ev-ofis mantığı gelişti. İşler evlerden daha fazla görülür oldu. İş yerine ofisine gidenler de telefon ve mesajla birbirleriyle koordinede bulunuyorlar, haberleşiyorlar. Patronlar kapısına gelene buyur demiyor, “oradan söyle,” diyorlar.

Evlere temizlikçi almak yerine robot temizlik araçlarına doğru eğilim artıyor. Böyle olunca da evlerden fazlalık eşyalar atılıyor ki robot rahat hareket edebilsin.

Evde herkes birbirini tıraş eder oldu. Kadınların saçlarını kocaları boyalama başladı.

Ödemeler kredi kartından yapılıyor, temassız. Mümkün mertebe cepte para taşınmıyor.

Geçen araç sigortası bitmiş, haberim yok, ama telefonla arandım, “biz çalıştık, fiyat bu,” dedi uzman, ben de yapınmasını istedim. E-posta adresime 10 dk sonra geldi sigorta poliçesi.

Almanya’da akrabası olan oradan bir şey duyuyor, işe yarar veya yaramaz, hop al sana bir konu!.. Telefonlar ve sosyal medya çalışıyor, insanlar yeni bir içerik görüyor, bu aslında yeni bir spekülasyon! İşe yarar veya yaramaz, içerikler her yerde paylaşılıyor, aynı şeyler dönüp duruyor değişik mecralarda.

Türkiye’de bir de gazeteciler var, iş arıyorlar kendilerine, eleştiri konusu bulsak da yazsak diye. Dünya medyası da aynı sayılır. Trump’a sataşan gazetecileri görünce bunu anlayabiliyorum. Bence fark şu, bazı küresel medya organları konuyu bütün boyutlarıyla derinlemesine analiz ediyor. Türkiye bu ölçekte analiz etmiyor.

Otoriteler mutat bilgilendirmelerini yapıyorlar, vatandaş pür dikkat ekran karşısında. Duyurular, ikazlar var; el yıka, tokalaşma, öpüşme, sarılma, evde otur, sigarayı bırak!

İbadetler bireyselleşti, toplu ibadet yok.

Cenazeler ceset torbalı veya normal şeklinde ayrıldı. Defnederken ritüellerde az çok farklılıklar var.

Sonuç

Bu tablo böyle uzar gider, ekleriz de daha başka gördüğümüz olursa. Sonuçta sosyal bir değişim oluyor, gerçekten! Buradaki alışkanlıkların hangisi kalıcı olacak şimdiden bilinmez. Alışkanlıkların kazanılmasının süre ve tekrarlarla ile ilgili olduğunu biliyoruz.

Ancak evde yaşamayı sürdürme konusu daha sistemleşiyor belli ki: e-eğitim, e-ticaret, e-beslenme, e-banka, e-sigorta, e-eğlence, ev-ofis, karşılıklı konuşmak yerine mesajlaşmak…

Şu an gerçeklerden bahsedelim, evde oturuyoruz ve iş dünyası neredeyse el frenini çekti. Bu bekleyiş neden? Salgından, zayiatın az olması istendiğinden ve belki biraz politik tercihlerden. Peki ne olacak bu ekonomi ve finans dünyası? Olur! Bir noktadan sonra işler düzelir, 2008 krizinden sonra böyle görmüştük.

Virüs bizi doğrudan değiştiremez; bizlerin şu an neleri tercih ettiğimiz bizi değiştirir. Ortamda virüs var ama tercihleri bizler yapıyoruz. Sosyo-korona bu şartlarda edindiklerimizin toplamı olacak.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

iki-yaprak-misali
ÖNCEKİ YAZI

Bayağılık Salgını

tbmm-100-yasinda
DİĞER YAZI

TBMM 100. Yaşında

Kültür 'ın son yazıları