AB ve Türkiye’nin Jeopolitik Hamlesi

360 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

2020’nin son tarihlerinde başlatılan ve 2021 başında, henüz bir ay olmadan, Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında yaşanan sıcak hava gayet dikkat çekici boyuttadır. Türkiye’nin AB üyeliği müzakerelerini başlatmak için ilgili taraflarca ön görüşmeler yapılıyor. Süreç hızla ilerleyecek ve küresel çapta tartışılan önemli bir gündem haline gelecek. Hazır mıyız?

Temaslar

AB ile yakın ilişkiler yoğunlaştı. Bugün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun misafiri Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas idi. Maas, AB ile 2016’da başlatılan görüşmelerin artırılmasından bahsetti, önemli bir ifade de “ileriye bakalım” oldu. Maas ve Çavuşoğlu görüşmesinde bugün neredeyse değinilmeyen konu kalmadı. Maas, Almanya’ya eksiksiz bilgi ile dönüyor.

Bundan öncesi de var. AB’nin Aralık 2020 zirvesi bir noktada Türkiye’ye yönelik olumlu sinyal niteliği taşımaktaydı. Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, AB Parlamentosu Başkanı Charles Michel ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile olumlu görüşmeler yapmıştı. AB Büyükelçileri ile Ankara’da 12 Ocak’ta yapılan toplantıda hem CB Erdoğan hem de DİB Çavuşoğlu önemli açıklamalarda bulunmuştu. Erdoğan AB Büyükelçilerine, “üyelik için siyasi irade var,” mesajını vermişti. Ben bu konuşmalara bakarak, televizyonda yaptığım değerlendirmede, “AB’den de işbirliği sinyalleri geliyor,” demiştim. 

AB dönem Başkanlığı Almanya’dan Portekiz’e geçti. DİB Çavuşoğlu Portekizli meslektaşı ile görüşmeler yapmıştı. Ayrıca bugün basına yansıyan habere göre, İspanya Başbakanı’ndan önemli bir açıklama oldu; Türkiye ile ilişkilerin gelişmesinden bahsetti. 

Dahası da var, birkaç gün sonra Brüksel’de DİB Çavuşoğlu’nun yoğun temasları olacak. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Joseph Borrell ile görüşmeler olacak.

Çavuşoğlu, Maas ile görüşmesinin sonunda, “AB ile pozitif atmosfer var, somut sonuçlar da bekliyoruz,”demişti.

Jeopolitik

İngiltere Aralık 2020 sonunda AB’den tam olarak ayrıldı.

ABD’de Başkanlık seçimleri yapıldı. Joe Biden 20 Ocak’ta Beyaz Saray’a geçecek. Ama ABD uzun vadede Avrupa’nın kafasını kurcalayacak türden çok önemli olaylara sahne oldu.

AB şunu fark etti: ABD’yi yakalayacak ve belli konularda geçecek AB için, İngiltere’nin ayrılmasından sonra, boşluğu dolduracak bir ülkenin, yani Türkiye’nin üyelik süreci tekrar başlatılmalı. Bu üyelik tam ortaklık olur, imtiyazlı ortaklık şeklinde de olur, ama AB öncelikle jeopolitik, ekonomik ve güvenlik yönüyle eksikleri tamamlamak şeklinde görüyor.

Şimdi AB-ABD rekabeti açısından bazı detayları vereyim. Bu konuda daha fazla bilgi için Joseph S. Nye’nin “Amerikan Yüzyılı Bitti mi? ” İsimli eserine bakabilirsiniz.[1]

ABD ile mukayese edildiğinde AB’nin; küresel dengeleyici yapısı ve kapasitesi, yumuşak gücü, gücü dönüştürme kabiliyeti, siyasi-kültürel uyumu, Dünya Ticaret Örgütü ve Uluslararası Para Fonu içindeki dengeleme imkanları, çok-uluslu şirketlerinin kapasitesi, yaratıcı sermayeye sahip olması, çok konuda küresel standartlarda belirleyici olması, hukuki ve küresel bütünleşmede tek bölgesel güç olarak örnek alınabileceği, Avrasya ile yakınlığı ve işbirliği kapasitesi, gibi önemli avantajları vardır. 

Nye’ye göre Avrupa dünyanın en büyük ekonomisidir. AB’nin politika ve savunma alkanlarında bazı eksikleri olabilir ama zamanla gerekli hamleler yapılabilir. AB Amerikan gücünü dengeleyebilir, ama şu haliyle denklik sağlayamaz.

AB’nin küresel rekabetçi kapasitesini artırması için nüfusa hem de genç nüfusa ihtiyacı var. Bunun dışında savunma, güvenlik, enerji, Orta Doğu ve Asya ile ortaklık, gibi ileri adımları atabilmek için Türkiye’ye ihtiyacı vardır.

Çin’in Kuşak Yol İnisiyatifi Pekin’den başlar Frankfurt’a ulaşır. Türkiye’nin konumu Avrupa için gereklidir.

AB ile Çin arasında 30 Aralık 2020’de her ne kadar prensipte de olsa Kapsamlı Yatırım Anlaşması (CAI) imzalandı. (https://politikmerkez.com/konular/politika/ab-cin-cai-anlasmasi/) Buna dönük çalışmalar devam ediyorken altyapı sorunlarının çözülmesi ve ABD’nin tepkisinin azaltılması gerektiği taraflarca biliniyor.

ABD, Orta Doğu ve Afrika ile ilgilenecek şekilde AFRICOM’u güçlendirme kararı almıştır. Özellikle Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) Avrupa’nın sorumluluk alanındaki bölgesidir, asla burayı boş bırakamaz.

ABD, İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan ile jeopolitik açıdan yakından ilgileniyor. Bu ilgi AB için ileride tehlikeli boyutlara ulaşabilir, konunun dengelenmesi gerekiyor. Ayrıca Doğu Akdeniz’de ve Orta Doğu’da AB her ne yaparsa yapsın Türkiye’nin elindeki gücü kullanmaz ise eksik kalacak.

AB, Yunanistan ve diğer bazı ekonomisi sorunlu, yaşlı nüfusa sahip ülkelerden dolayı dertlidir. Ekonomik canlanmaya ihtiyacı vardır.

Okunacak İlgili Yazılar:

Batı’nın Stratejik Hatası (https://politikmerkez.com/konular/politika/batinin-stratejik-hatasi/)

Türkiye ve Dış Politika (https://politikmerkez.com/konular/politika/turkiye-ve-dis-politika/)

Sonuç

Belli ki Almanya başta olmak üzere AB bir değerlendirme yaptı ve kurulma amacı olan küresel güç oluşumu için şu an Türkiye olmadan pek de başarılı olamayacak. 2021 başı itibarı ile bir trafik başlatıldı, sorunları çözmek amacıyla çeşitli görüşmeler yapılacak görünüyor. Bundan sonra kurumsal yapıyla, ilerlemenin önünü açacak ve sorun yaşanan ülkelerle müzakereler AB’nin ve Türkiye’nin en öncelikli ve stratejik konusudur.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu


[1] Joseph S. Nye Jr., Amerikan Yüzyılı Bitti mi?, Çev. Burç Beşgül, Uluslararası İlişkiler Kütüphanesi, 2016, İstanbul, s. 24-28.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Biden ve Bu Bölge

DİĞER YAZI

Küresel Ötekileştirme Politikasına Dikkat!

Politika 'ın son yazıları

Kırılma

Bu bir kitap olacak. Bu günü gününe tutulan notların birikimi ile gerçekleşecek. Geçenlerde bir twit attım