Küresel Ötekileştirme Politikasına Dikkat!

289 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Küresel yaklaşımda liberal demokrasi ifadeleriyle bir ötekileştirme ve düşman ilan etme politikası sürdürülüyor. Dünya sadece Amerika’dan ibaret değil, bunu biliyoruz. Ancak bugün dünyada ayrışmayı körükleyenler gayet tehlikeli bir süreci dayatmak istiyorlar. Nasıl mı? Bu sürecin sebeplerini ve sonuçları çök özgün biçimde sadece burada okuyacaksınız.

Liberal demokrasi tabirini kim çıkardı, amaç ne, ülkelerin tercihi için mutlak yol mu? Çok uzun cevapları gerektiren bir konu bu. Amacım bu değildi zaten. Ama bugün ülkelerin tasnifinde, bu düşman bu dost gibisinden yapılan ayrımlar için, liberal demokrasi bahsi bir kriter oldu, birileri bununla ilgili politikaları belirleyici kabul etti. Biz bu birilerine kısaca küreselciler dedik.

ABD iç siyasetinde bugün Donald Trump dahi liberal demokrat değil diye ötekileştirildi. Ha, şunu kabul etmemek mümkün değildir: Trump’ın kendisi hiçbir şekilde ABD başkanlığı makamına getirilecek bir karakter değildi. Ama burada bahsettiğim Trump’ın şahsı değil, ABD’deki Cumhuriyetçilerin savunduğu muhafazakâr demokrasi bahsidir. 

Ne oldu demokrasiye, özgürlüklere, hukuka, insan haklarına?.. Rekabet demek ötekileştirmek midir?

Bugün bu liberal demokratlar Trump örneğinden hareketle muhafazakâr demokrasiye vuruyorlar, ben politikanın bu çalımını sorguluyorum. Trump zamanında ABD istikrarsızlaştı, anti-demokratik oldu, deniyor. Öyleyse bırak muhafazakâr demokratları kendisine, siyasetlerini tekrar kurgulasınlar.

Her şey bir kişiye mi bağlı? ABD’yi geçtim, dünya sistemi tek Trump karşıtı olmaya mı bağlı? Buna benzer konuları çoğaltmak için küreselciler kurnazlık peşindeler: Trump gibi otoriter liderlerin hepsi popülist ve illiberal diyorlar. Oldu! Hiç anlaşılmadı bu çalımınız…

Donald Trump kötü. Xi Jinping, Putin ve devamı var, bunların hepsi kötü. Bu şekildeki bir politik yaklaşımla dünyaya liberal demokrasinin faziletlerini anlatmak mümkün olabilir mi? Hem düşmanlaştıracaksın, üstüne silahlanıp mevzileneceksin, tatbikatlar yapıp senaryolar yazacaksın, müdahalelerin, yaptırımların önü alınamıyor, hem de inandırıcı olacaksın. Biz buna çifte standart diyoruz.

ABD’deki kendini kurnaz yerine koyan politikacılar dünyaya ayar vermek için büyük bir kampanyaya giriştiler. Bu tıpkı Soğuk Savaş döneminde düşmanlaştırmak için kullanılan komünizm argümanı gibi bir şey. Elbette içerikte fark var, burada konu ideolojiyi tartışmak değil, ama düşmanlaştırma yönteminde izlenen yol aynı, bunu demek istiyorum.

Sadece 1950 sonrasına bakalım, ABD’nin diğer ülkelere uyguladığı politikalarda demokrasinin gelişmesine katkısı nedir? Liberal ekonomiye katkısı daha fazladır, zira küresel ekonomik sistemi kurup yönetmek Beyaz Saray’ın da üstünde, Fed’in varlık sebebidir. Fed, ABD içindedir ama küresel dünyanın patronluğunu yapmak için kurgulanmış bir kurumdur. ABD başka ülkelerde darbeler yapılmasını teşvik etti, teröre destek verdi, savunma gerekçelerini ileri sürerek bazı ülkeleri işgal etti. Soğuk Savaş’ta da bunu yaptı, sonrasında da. ABD’nin demokrasi bağlamındaki notu kırıktır, inandırıcı değildir.

Mantıken düşünün, eğer kendi beka gerekçeleri ile ABD’ye müttefik bir ülke ipleri kendi eline alma mecburiyetiyle karşı karşıya kaldı ise, bunun ayakta kalması ve dertlerinden bir an önce kurtulması için samimi destek mi gerekli, yoksa ötekileştirmek mi tercih edilmeli? Bu ötekileştirme politikaları liberal demokrasinin ruhuyla ne derecede bağdaşır? Samimi destek sayesinde ülkeler yumuşak gücün cazibesinden yararlanırlar, dışlanarak değil!

ABD’nin ulusal stratejisinde düşmanı Çin ve Rusya (İran ve Kuzey Kore’yi saymıyorum). Bu bir meydan okuma ise çıksın savaşsın bize ne? Dünyayı kurgulayıp dolaylı yollarla iş yapmasın.

Evet Çin küresel ekonomiyi kabul etmiş ve bazılarına göre liberal ekonomiyle (sadece ekonomik neoliberallik bahsinden bahsediyorum, hu sözleri yanlış yerden sökenler var) güçlenmesini ve yayılmacılığını sürdüren bir ülke. Ama dünyada hiç kimse Çinli veya Çin gibi olmak istemez! Konfüçyus gibi düşünmek isteyenleri başka yere koyuyorum! Liberal demokrasiyi savunan onca küreselci yazar bunu anlayamıyor mu? ABD ve Avrupa başka türlü bir anlayışla hareket etmeli ki Çin’in şimdikinden daha tehlikeli bir akılla insanlığı tehlikeli bir yere sürüklemesin. Bu başka bir tehlike bahsi, olur mu olmaz mı bunu da bilen yok esasında. Zaten konu hiç bu noktadan tartışılmadı bile. Ekonomisi ilerliyor, 2035’te ABD’yi geçecek, o zaman düşman ilan edelim… 

Neokolonyal akıl! Bir zamanlar Afrika’yı Amerika ve Avrupa sömürdü, şimdi Çin köprüleri buraya attı. ABD, Avrupa, Çin, Rusya, bunlardan kim daha insancıl diye düşünen var mı? Tek düşünülen şu: Ben önce kapayım!

Duruma böyle bakması gereken bir Amerikan aklını sorgulamadan Trump’ın popülistliğini tartışıyoruz, çok garip! Biz biliyorduk Trump’ın 2016’da nasıl Beyaz Saray’a gönderildiğini, siz mi bilmiyordunuz ey Amerika? Şimdi sokaklara silahlı adam koyup film stüdyosu gibi çekimler yapıyorsunuz. Buna inananlar olabilir, bazı noktalar doğru da olabilir. Ama bunlar bizi ilgilendirmiyor, bizler liberal demokrasi savaşçısı falan olmayacağız, işimize bakacağız.

Şunu da yazayım ve öyle bitireyim, henüz ağzımızdan şu maskeyi çıkarıp atmamışken… Ben şahsen küresel dünya kurgusunu iyi analiz eden bir kişiyim. Lehte ve gerçek gidişat yönüyle küreselleşme hakkında çok da yazdım. Demokrasi mi? Bu Politik Merkez’in adı sanı rasgele seçilmedi, fiilen yaklaşık 10 yıldır savunduğu ileri demokrasi fikri boşuna değil. Ancak küreselcilik yani o kurnaz neokolonyal akla karşıyım. Dahası 2100 yıllarında bu sapkın akılla hareket edenler dünyayı neoelitizmin ellerine taşıyacaklar. Bilinsin istedim!

İlişkili okunacaklar:

Neoelitizmi Tartışmak (https://politikmerkez.com/konular/politika/neoelitizmi-tartismak/)

Trumpizm’den Kurtuluş (https://politikmerkez.com/konular/politika/trumpizmden-kurtulus/)

Kutuplaşma ve Demokrasi (https://politikmerkez.com/konular/politika/kutuplasma-ve-demokrasi/)

ABD Senato Binası Neden İşgal Edildi? (https://politikmerkez.com/konular/politika/abd-senato-binasi-neden-isgal-edildi/)

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

AB ve Türkiye’nin Jeopolitik Hamlesi

DİĞER YAZI

Uygurlar

Politika 'ın son yazıları

Soğuk ve Sıcak

Soğuk Savaş dönemini ve bugünü stratejik ölçekte kıyaslayalım. Dünün politikalarının ve güçlü adımlarının bize öğrettikleri var,

Dördüncü Güç Medya

Gerçeklik ötesi, algı yönetimi, yumuşak güç, dördüncü güç, medya, küreselleşme, güç mücadelesi, kültür, demokrasi ve güvenlik