cianin-kasikci-cinayeti-raporu
CIA'nın Kaşıkçı Cinayeti Raporu

CIA’nın Kaşıkçı Cinayeti Raporu

327 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Önce Amerikan medyasından sızıntılar oldu ve ardından CIA raporuna istinaden ABD Başkanı Donald Trump kameraların karşısına çıkıp Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili görüşlerini açıkladı. Trump’ın açıklaması Amerikan menfaatlerini korumanın ötesinde değildi. Konuyu ABD Kongresine ve Senatosuna aktaran Trump Suudiler üzerinden bölgede kurdukları düzenin Çin ve Rusya’nın eline geçmesinden kaygılı. Bakın açıklamalar nasıl?

Sızdırılan Bilgiler

Amerikan medyası CIA raporunu ve buna dayalı açıklama yapması beklenen Başkan Donal Trump’ı beklemeden Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesiyle ilgili olarak bazı haberleri sızdırmaya başladılar. Buna göre: “Kaşıkçı’nın ölüm emrini Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın verdiğinin gün gibi aşikar olduğu,” söylendi.

ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın (CIA) Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili raporunu gören ve adının açıklanmasını istemeyen bir yetkilinin ABC News ajansına yaptığı açıklamada, “Cinayette Suudi liderliğinin dahli olduğuna dair çok güçlü fikir birliğinin bulunduğunu, bunu kimsenin tartışmadığını,” belirtti.

Ayrıca Washington Post gazetesinin haberinde, CIA’in, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi emrini Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın verdiği sonucuna ulaştığı, iddia edilmişti.

Trump’ın Açıklaması

ABD Başkanı Donald Trump, CIA’in kendisine sunduğu raporun ardından, Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili bilgi sahibi olabileceğini söyledi ve şöyle dedi, “Belki biliyordu, belki de bilmiyordu. Suudi Veliaht Prens gelebilirse kendisiyle G-20 zirvesinde görüşebilirim. CIA cinayetle ilgili yüzde yüz bir saptama yapmadı.”

Önce CIA’nın raporuna göre konuşacağını ifade eden Trump şimdi de CIA’nın Veliaht Prensi sorgulamadığını mazeret gösteriyor. Bunun anlamı; Suudi Arabistan bizim için önemli, bu olay sebebiyle ilişkileri ters yüz etmeyelim!.. Trump, ABD’nin çıkarlarını sağlamak için Suudi Arabistan’ın kararlı bir ortağı olmaya devam etme niyetinde olduğunu belirtti. Kaşıkçı’nın öldürülmesinin kabul edilemez olduğunu belirten ABD Başkanı, büyük bağımsız araştırmalar sonrasında korkunç suçun pek çok ayrıntısını öğrendiklerini ve yine de bu cinayetin arkasındaki tüm gerçeklerin hiçbir zaman öğrenilemeyebileceğini  bildirdi. Trump, Suudi Arabistan’ın İran’la mücadelede harika bir müttefik olduğuna da dikkat çekti. Trump, Suudi Arabistan’la yapılan ticari anlaşmalardan vazgeçmeyeceklerini söyledi. Geçen yıl yaptığı ziyarette Suudi Arabistan’ın ABD’ye 450 milyar dolar yatırım yapmaya ikna olduğunu da hatırlatan Trump, “Savunma sözleşmelerini aptalca iptal edersek, Rusya ve Çin’in yararına olur. Kongrede farklı bir yol izlemek isteyenler olduğunu anlıyorum. Bunu yapmakta özgürler. Ancak bana sunulan fikirleri yalnızca Amerika’nın güvenliği ile tutarlılarsa düşünürüm,” dedi. Topu Kongre’ye atmak istemesinin sebebi var olan ticaret hacmini tartıştırmak, bu kararı yalnız vermemek ile ilgildir. Ekledi, “Bu ülke ile yaptıkları ticari anlaşmaları sürdüreceğiz, 100 milyarlarca dolardan vazgeçmeyeceğiz. Eğer vazgeçersek petrol fiyatları tavan yapacak!” dedi.

Ayrıca Trump, “Dünyadaki terörizm tehdidini tamamen ortadan kaldırmak en büyük hedefimiz,” dedi. Bu ne demek? Terörle savaş (Uzun Savaş) devam edecek ve ABD ülkeleri bu havuç-sopa misalindeki sopa ile “yola getirmeye” devam edecek.

Senatör Corker ve Menendez’in Magnitsky Yasası mektubu

ABD’li senatörler Cumhuriyetçi Bob Corker ile Demokrat Bob Menendez, ABD Başkanı Donald Trump’a Kaşıkçı cinayeti hakkında Magnitsky Yasası’na atıf yapan yeni bir mektup gönderdiler. Senatörler Başkan Donald Trump’a yeni bir mektup göndererek, gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinden doğrudan Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın sorumlu olup olmadığının “Magnitsky Yasası” kapsamında açık bir şekilde ortaya konulmasını talep etti. Komite tarafından 10 Ekim’de gönderilen ilk mektuba atıf yapan senatörler, yeni mektupta “doğrudan Prens Bin Selman’ın Kaşıkçı cinayetinden sorumlu olup olmadığının Trump yönetimi tarafından ortaya konulmasını,” istedi. Ayrıca mektupta, 10 Ekim’den itibaren 120 gün içinde Trump yönetiminin Senato Dış İlişkiler Komitesine konuyla ilgili kararını iletmesinin beklendiği vurgulandı. Bunun anlamı CIA raporunun Senato’da da gündeme getirilmesidir.

Cumhuriyetçi Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham’ın açıklaması

“Obama yıllarından öğrendiğim bir şey, Ortadoğu’daki sorunlara ‘diğer açıdan’ baktığınızda bunun nadiren işe yaradığıdır. Benzer şekilde Cemal Kaşıkçı’nın vahşice katledilmesine sıra geldiğinde de diğer yolu seçmek bizim ulusal güvenlik çıkarlarımıza uymamaktadır.” Bu hatırlatmayı yaptıktan sonra Graham şunları ifade etti: “Tüm medeni normlara karşı gelen bu barbarca eylemden dolayı (Suudi) Kraliyet Ailesinin üyeleri de dahil Suudi Arabistan’a yönelik ciddi yaptırımlar gündeme geldiğinde inanıyorum ki (Kongrede) her iki partiden de güçlü destek olacaktır. Her ne kadar Suudi Arabistan stratejik bir ortağımız olsa da Veliaht Prens’in davranışı birçok bakımdan aramızdaki ilişkiye saygısızlıktır ve bana göre (bu durum) kendisini zehirlemiştir. Uluslararası arenada kötü aktörler ve mükemmel olmayan durumlarla ilgilenmemiz gerektiğinin tamamen farkındayım ancak eğer ahlaki sesimizi kaybedersek en güçlü varlığımızı da kaybetmiş oluruz.”

Magnitsky Yasası

Magnitsky Yasası, Dış İlişkiler Komitesi’nden talep gelmesi durumunda ABD Başkanının “ifade özgürlüğü hakkını kullanan bir kişiye yönelik yasa dışı infaz, işkence ve diğer ağır insan hakları ihlallerini” soruşturma şartı getiriyor. Yasaya göre ABD Başkanının, komitenin talebinden itibaren 120 gün içinde söz konusu taleple ilgili bulguları içeren rapor ve varsa insan hakları ihlallerine karışmış yabancı kişi veya kişilere yönelik yaptırım kararını açıklama zorunluluğu bulunuyor. Hermitage Capital Management Fonu avukatlarından Sergey Magnitsky’nin, 2009 yılında Rusya’da gözaltındayken hayatını kaybetmesinin ardından ABD ve Avrupa ülkeleri, Rusya’nın gözaltı süresince gerekli önlemleri almadığını savunarak sorumlu bürokratların cezalandırılmasını istemişti. Bu kapsamda 2012’de ABD’de kabul edilen Magnitsky Yasası, insan hakları ihlallerinde bulunduğu belirtilen Rus bürokratların ABD’ye girişinin engellenmesi de dahil bir dizi yaptırım getirmişti. Kongrenin 2016’da yaptığı düzenlemeyle söz konusu yasa, ABD yönetiminin dünyanın herhangi bir ülkesindeki insan hakları ihlalleri kapsamında ilgili kişi ve kurumlara yaptırım kararı alabilmesine imkan tanıyacak şekilde genişletilmişti.

Türkiye’ni Hamlesi

Bu arada Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu önce basına bir açıklama yaptı ve ardından Genel Sekreter ile telefonla konuşarak konuyu Birleşmiş Milletler nezdinde uluslararası platforma taşıma iradesi gösterebilecekleri yönünde bir tavır gösterdi. Bu mesaj aslında ABD’ye de bir ikaz niteliğindeydi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres bu konuda araştırma yapılması yönünde bir açıklama yaptı ama bu yol da hızlı ilerleyebilecek tarzda görünmüyor.

Sonuçta Türkiye bu konuyu çok yönlü sürdürecek ve cinayetin asıl emrini verenin kimliğinin tespit edilmesini ortaya çıkarmak adına değişik adımlarını atacaktır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Türkiye-Rusya Stratejik Ortaklığı

DİĞER YAZI

ABD’nin Suriye’deki Yeni Stratejisi Türkiye’yle mi İlgili?

Politika 'ın son yazıları