diplomatik-misyonlar-teror-yuvasi-degildir
Diplomatik Misyonlar Terör Yuvası Değildir

Diplomatik Misyonlar Terör Yuvası Değildir

18 Ekim 2018
Okuyucu

Cemal Kaşıkçı davası dünyada kamuoyunun 1961 Viyana Konvansiyonu’nu tekrar düşünmesine sebep teşkil etti. Çünkü diplomatik misyonlar barışa hizmet etsin diye muhkem tutuldu, terör üretsin diye değil. Dünya kamuoyu şaşkın, Soğuk Savaş’ta bile böylesi basit ve iğrenç olaylar olmazdı bu misyonlarda. Şimdi sorgulanan nedir?

İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu ve birkaç yüz metre ilerisindeki Konsolosun rezidansı, kırmızı plakalı araçlar ve çalışanların diplomatik pasaportları, tümüyle düşünün, bütün bunlar kendi vatandaşı olan Cemal Kaşıkçı’nın katline mi hizmet etti? Viyana Konvansiyonu’nun hedefi terörü, devlet terörünü kolaylaştıran alanlar yaratmak mıydı?

İnsanlık, bu karmaşıklaşan nizamın belli belirsiz kaotik çukurlarına düşmemek için sürekli dikkat etmek zorunda kalıyorsa, bu endişe verici dünyayı asla kabul etmeyecektir. Bitmek bilmez bu döngünün temel kuralına göre söyleyelim; yapısal olarak insanın beyni iyiyi aramak, yaratmak ve yapılandırmak için geliştiyse, insanın kurguladığı düzenler ve düzenekler belli süreçlere dayalı olarak çıkan arızalardan alınan derslerle, bir sonraki adıma kadar iyileştirilir, geliştirilir, hayat bulur.

Örneğin Viyana Konvansiyonu böylesi yaşanan derslerle kendini sorgulamak zorundadır. Zaman gelmiştir. Diplomatların münferiden hata yaptıkları düşünülmemelidir. Eğer bu olaydaki gibi düşünülürse, işin içinde, suç üreten sistemli ve planlı organize yapılar vardır. Birleşmiş Milletler bu tür suçları üreten, binaların dışındaki aklın ve niyetin uluslararası sisteme nasıl etki ettiğini iyi görmelidir. Artık günümüzde taş duvar, çelik kasa, tel örgü, namlu ucu gibi koruyucu tedbirler Konvansiyonun kendini rahat ve güvende hissetmesine, vatandaşına hizmet etmesine ve bütünüyle barış içinde hareket edilmesine yeterli olmamaktadır.

Viyana Sözleşmesi belli tariflere dayanır. Ancak ülkeler, özellikle hareket kabiliyeti yüksek ülkeler, istediklerinde bu korunmuş yapılara danışman, uzman kisvesindeki bazı unsurları kısa ve uzun süreli getirip götürerek kendi amaçlarını güçlendirmek istiyorsa, işte size açık, buradaki mevcut tarifler kolaylıkla istismar ediliyor demektir. Bu bakışla kısıtlamalar ve deklare edilmesi gerekenler hakkında yeni tarifler yapılmalı ve bu Konvansiyon’un şu an iş görmeyen maddeleri elden geçirilmelidir.

Bakın, özel uçaklarla bir devletin kırmızı veya yeşil pasaportlu çalışanları başka bir ülkedeki korumalı alanına geliyor, VIP geçişi yapıyor, kırmızı veya yeşil plakalı araçlarla seyahat ediyor, tel örgünün arkasında insanlık dışı işler planlıyor, yapıyor, sonra elini kolunu sallayarak ülkeyi terk ediyor, Konsolos dahil bütün diplomatlar suç hakkında işbirlikçi olabiliyor, yardım ve destek verebiliyor ve bütün bunları Viyana Anlaşması’nı istismar ederek gerçekleştirebiliyor.

Bilmeyenler için işaret edeyim, konu sadece bahse konu Kaşıkçı davası ve Suudi Başkonsolosluğu değildir, örneğin ABD hemen bütün dış misyonlarında atanmış diplomatları kadar danışman ve uzman bulundurur, bırakın bunları, sürekli gelip giden memurlarla faaliyetlerini yürütür. Bunlara siz, suç işliyorlar, diyemezsiniz, ülkelerinin çıkarına çaba içindedirler. Ama çıkar demek çok geniş bir kavramdır. Nasıl çıkar? Eğer kabul eden ülke ile işbirliği halindeki çıkarlar gözetiliyor ise başka algılanır, bu ülke dışındaki üçüncü bir ülke, STK, örgüt, vs. için çıkar tanzimi yapılıyorsa başka olur. Şimdi günümüzde bu gibi faaliyetlerin çok yoğun olduğunu görmemiz mümkündür.

Bir bakan, memur veya politikacı, “Viyana Sözleşmesi budur…” deyip açıklama yapar; ama bu insanlığın çıkarına değilse yetersizdir. Peki, düzeltme o anın işi midir? Hayır. Anında Viyana Sözleşmesi’nde bir değişiklik yapılamayacak ise bir sonraki adımda aynı türden bir arızayla karşılaşmamak gerekir, insanlık tarihi, aklı ve vicdanı bunu kabul etmez. Suç ve terör konuları üzerine Sözleşme maddeleri günümüzün icaplarına göre tadil edilmek zorundadır.

Bir hatırlatma daha, Viyana Sözleşmesi’nin sahibi taraf devletlerdir, ama önce Birleşmiş Milletler’dir. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Adalet Divanı da benzer biçimdeki suçlar ve terör faaliyetleri için daha işlerlik kazanmış bir kurum olmalıdır. Birşey beklemesine gerek yok, işte olay, Kaşıkçı’dan dolayı başlasın davaya!.. Hem bütün diplomatik misyonların kurumsal kimliklerini insanlık vicdanında aklamak için böylesi bir girişimde inisiyatif alması şarttır, diye düşünüyorum.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

kasikcidan-pompeoya
ÖNCEKİ YAZI

Kaşıkçı’dan Pompeo’ya

yaptirimci-amerika-dunyaya-sorun
DİĞER YAZI

Yaptırımcı Amerika Dünyaya Sorun

Politika 'ın son yazıları

48 views

Yerelde Yapısalcılık

Bir olaya bakış yöntemimde felsefe ve tarih olmaz ise ben bunu oldukça eksik görürüm. Hemen herkesin siyaset, seçim, belediye, vs. konuştuğu noktada ben, bu işte temel felsefe ve asıl stratejik açıklama nerede diye arıyorum. Dolayısıyla felsefi yaklaşım ve stratejik bakış tarzı siyaset üstüdür. Benim açıklamalarım bu noktada değerlidir; mevcut yapılanlar gibi değil, başka türlü tartışmaları kapsamaktadır. Açıkça yazayım: Kim kazanacak, iktidar veya muhalefet ne yapacak, türü ifadelerle değil; imar neye göre olmalı, altyapı ve üstyapı nasıl planlanmalı, ülke ekonomisine uyumluluk ne şekilde sağlanmalı, kanunlar ne içerikte olmalı, gibi piramidin üstündeki meseleler önemlidir.
89 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
101 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
130 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
98 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme