g20-sonrasi-durum
G20 Sonrası Durum

G20 Sonrası Durum

Okuyucu

Güvenlik işlerini çok seviyoruz. Kanuni Sultan Süleyman zamanında da öyleydi. Avrupalılar yüzlerce parça ticaret gemisi ile Doğu ve Batı Hint Şirketleri ile dünya ticaretini ellerine geçirirlerken Barbaros Hayrettin Paşa kadırgalarıyla Akdeniz’i bir göle çevirmekle meşguldü.

Antalya G20 zirvesini güncellenmiş de olsa bu akılla ama BBC’nin yorumu ile bir “Savaş Kabinesi” şeklinde yönettik. Elbette Paris Saldırısı, IŞİD, Suriye ve mülteciler sorunu isteseler de istemeseler de zenginleri bu yönde bir mesaiye itti. Etrafı ateş çemberi olan ve her gün teröre kayıp veren bir Türkiye bu durumu bir kenara itemezdi. Şartlar böyle idi.

Ama başka bir gerçek daha var: Ne dünya ticaretinde vaktiyle söz sahibi olabildik, ne de bugün… Orta Doğu Osmanlı toprağıyken bile bu zengin bölgenin petrol yataklarında bir kuyumuz yoktu, şimdi mi olsun? Sanırım bölgede konu petrol veya başka birşey değil! Ne ekersen onu biçersin!

Gelelim “Savaş Kabinesi” bildirgesine.

Suriye’de Esad’ın bileti kesildi. Bir süreç işleyecek. Cenevre ve Viyana görüşmeleri bunu ilerletecek. 1916’da Osmanlı için olan bugün Suriye için oluyor mu? Viyana süreci Suriye’nin Sykes Picot Anlaşmasının hazırlık toplantıları mı? Anımsatmak için aşağıya orijinal bir harita koymam gerekiyor. Harita tarihsel bir anlatımdır, sonuçta bugün bu olacak denemez, çünkü içinde Türk toprakları var, biz ise Suriye’den bahsetmekteyiz.

SYKES-PICOT MAP - BRITISH LIBRARY

Türkiye süreçte var. Suriye’nin toprak bütünlüğü (!) korunuyor. Ama Irak’a benzer bir yapı ile “özerk bölgeler” sistemine bölünecek görünüyor. Konuşmalardan anlaşıldığı üzere Türk-Suriye sınırında, Irak’taki KDP’ye benzer şekilde bir PYD bölgesi olacak.

IŞİD ile “savaş” ilanı anlam kazandı. Hatırlatmak için bir başka bilgi vermem gerekiyor. “Uzun Savaş” George W. Bush döneminde, 2007 yılında ABD’de “İslam” ile savaşı konu alarak üretilmiş bir kavramdır. Şu referansı incelemenizi öneririm: Jacquelyn K. DavisRadical Islamies Ideologies and the Long War Implications for US Strategic Planning end US Central Command’s Operations, The Institute for Foreign Policy Analysis, IFPA, 2007.

Buna göre “Radikal İslam” “11 Eylül” öncesinden başlayan ve daha sonra da devam eden belli bir düşmanlık tarifiyle ilgilidir. “Uzun Savaş” (ilgili dokümanlarda ifade edildiği üzere) İslam’ı terör ile özdeşleştirerek gerekli tedbirlerin alınmasını işaret eder. Kapsamında, teröre karşı tedbirler, bilgi harbi, Müslüman ülkelerin etkin olduğu coğrafyaların kontrolü vardır. Joseph Nye’nin ifadesi ile “Yumuşak Güç” kullanma, ikna yolları bulma, ortak hareket etme, dünyayı piyasa ekonomisine dönüştürme gibi yöntemlerle zenginleştirilir. Bununla birlikte, işkence, terör, canlı bomba, siber taarruz, psikolojik harekat gibi savaşın/çatışmanın birçok istenmeyen yüzü ha fazla görülür olmuştur. Bir soyutlamaya dayandırıldığı için kavramın süreç içinde değişikliğe uğraması söz konusudur. Sürekli düşmanlık ile insanı ve istismarcıları karşı karşıya getirir. Beklentisi “fiili düşmanlık” ve “kontrollü savaş” olup tecrübe beklentisi arttıkça kavram güçlenir. Çatışma alanları yaratılmasını gerekli kılar. Uygun zeminler arar veya yaratılır. Daha çok eski sömürgeler diye bilinen coğrafyalar bu savaşla daha çok iç içedir. İddialı ve dayatmacı bir kavramdır ve her şeyi bağlamında düzenlemeyi amaçlar.

Sizce adı “uzun” olan bu savaş halen devam ediyor mu? Bazı yazarlara göre III. Dünya Savaşı şu an olmaktadır. Acaba bu uzun savaş üstü örtülü dahi olsa bir dünya savaşı mıdır?

Bu toplantı bildirgesi önemli bir vesika oldu. IŞİD küresel nitelikte terör örgütüdür. Daha başka bir ifade ile El Kaide’den evrimle bu hale gelen “Yeni Küresel Barbarizmin” aktörlüğü bugün IŞİD ile somutlaşmış kabul edildi. Yalan da değil! Dünya varoldukça artık savaşlar, tehdit algıları ve insanlığın güvenlik ihtiyaçları bu yeni küresel barbarlara göre belirlenecek. O vakit, bugün adı IŞİD yarın başka, ama Irak, Suriye, Yemen, Türkiye, Fransa veya başka yerlerde görüldüğü gibi eylemeler ve bununla mücadele devam edecek.

Bu tehdit şartlarında Türkiye’nin Avrupa’da ikinci, dünyada dördüncü büyüklükteki, klasik savaşa göre teşkil edilmiş ordusu ne iş yapacak dersiniz? Bu ordu tarihte olduğu gibi Viyana kapılarına dayanır ama IŞİD ile terör mücadelesi veremez. Kara harekatı da yapmamalıdır, değil mi? Barrack H. Obama bile bunu söyledi: Amerikan askerini sahaya indirmem tehlikelidir, dedi. Ama insanlı/insansız havadan vurmak, örtülü özel birlik harekatı yapmak, istihbarat ve psikolojik savaşları yapmak, siber güvenliği gerçekleştirmek var.

Başkan Obama siber tehdit konusunda “patron benim, ben sizi bu yönde destekleyeceğim,” dedi ve bu çoğunluğun dikkatlerinden kaçtı. Ne demekti ki bu siber güvenlik? Diğer ülkeler ABD’nin siber korumasına mı girdi? Siber bilgi toplama, kontrol ve paylaşma neye göre olacak?

G20 toplantısı yapıldı. Güvenlik dışında işin öteki yüzü ekonomi mi? Türk yetkililer ellerindeki raporları okudular; çoğu uluslararası kuruluşların hazırladığı metinler, araştırsanız siz de bulursunuz. Ama Obama’nın basın toplantısının çok büyük kısmı  güvenlik ile ilgili oldu. Ne anladık? “Amerika kendi bildiğini okur,” mu dedi? “Amerika’nın ekonomik yönden alınacak kararlarda yeni bir öneriye ihtiyacı yok, ihtiyaç müttefik, savaşacak asker ve lojistik üs bulmakta,” dedi. Türkiye bunları verebildiği için “Model Ortak”.

G20 güzel bir organizasyon oldu. Antalya’da hava güzeldi, oteller zaten şahane. Benim aklım başka yerlerde…

Örneğin, ABD yüzlerce parça gemi ile uzaya açılırken orada IŞİD olmayacak. Türkiye’nin PYD konusundaki endişesi onu çok ilgilendirmeyecek. Rusya ve Çin bir yolunu bulup yeni ticaret denizlerinde yelken açarken, Türkiye, Maliye Bakanı Şimşek’in ifade ettiği gibi, “küresel ticaretten pay alma stratejisini” uygulamak suretiyle ekonomisini yöneten bir ülke olmanın gururunu yaşayacak. Belki “ordu” biraz da olsa küresel barbarizme karşılık jandarmalık yapar ve oradan da gelir elde edilebilir.

Şahsen merak ettiğim bir sene sonra yapılacak Çin G20’nin konuları olacak. Çin’de Kuzey Kore, Tayvan veya Sincan sorununu mu konuşacağız dersiniz? Hayır! Çin’de beklenmedik birşey olabilir, “yeni kolonyal düzenin” temelleri dahi atılabilir. Türkiye’nin bu tür konularda düşüncesi ne acaba? Bölge ülkeleri ile küresel ticarete devam mı?

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Türkiye Cumhuriyeti Açısından İleri Demokrasinin Gerekçeleri

DİĞER YAZI

Putin Asıl Düşmanı Tarif Etti

Politika 'ın son yazıları

’Hırsız ABD’

Dün, bugün medyada Suriye, Rakka bölgesinde karayolu üzerindeki uzunca bir tanker konvoyunun video görüntüsünün yayımlanması üzerine

Pelosi Esintisi

ABD Temsilciler Meclisi Nancy Pelosi'nin Asya-Pasifik bölgesine ve bunun içinde Tayvan'a yaptığı ziyaret (2-3 Ağustos 2022)

Ortadoğu’da Bloklaşma

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Jeo Biden'ın uluslararası ilişkiler açısından çokça sözü edilecek bir ziyaret programı gerçekleşti.