jeopolitik-bolunme
Jeopolitik Bölünme

Jeopolitik Bölünme

Okuyucu

Dünyanın genel coğrafyası bugünün değişik boyutlu gibi görülen çıkmazları içinde boğuşurken, Amerika ardı sıra yenilik açıklamalarıyla başka bir yaşam kurgusu hakkında ileri düzeyde farklılıklar yaratmanın eşiğinde duruyor. Ben buna Jeopolitik Bölünme adını veriyorum ve fiili başlangıcını 2030 yılı olarak düşünüyorum. Yapısına ana hatlarıyla bakalım:

Son birkaç haftadır Elon Mask’ın dünyayı sarsan yeni sürüm gereçlerinin tartışması içindeyiz. SpaceX’in çok defa kullanılabilen uzay roketlerini takip ediyoruz, inip kalkıyorlar. Hyperloop ile Amerika önemli bir ulaştırma devrimini açıklıyor, yine SpaceX’ten. Elon bir mahalle inşa etmiş, değişik güneş enerjili çatı malzemelerini tanıttı. Çatılar üretici oluyor, basit görünümlü ama şaşırtıcı teknolojiyle yine devrim niteliğindeki fotovoltaik çatılı mahallede yaşamak başka bir ayrıcalık olacak. Bundan yaklaşık bir yıl önce yine Elon ev tipi elektrik depolama gereçlerini ileri sürmüştü. Zaten beş yıldır Tesla Motors’un otomobilleri yok satıyor.

Çatınız şebekeye bağlı olmayan (off-grid) elektriği üretip hem kullanıma açıyor hem de depoluyor. Garajınızdaki tam-elektrikli araç parktayken şarj oluyor. Böylelikle güneş kaynaklı, ucuz ve temiz enerji kullanımı ile yeni bir kent düzeneği oluşuyor.

Son açıklamalara göre 2020 yılında dünyadaki elektrikli araç üretim miktarı 2.2 milyon olacak. Şu an (2016) yılda 700 bin araç üretiliyor. Demek ki önemli bir artış planlanmış durumdadır. Başka bir açıklamaya göre 2020 yılında üretilen tüm araç sayısının (tüm segmentlerde) %50’si elektrikli olacak. Yıl 2017-2018’e geldiğinde duyacağız ki, özellikle Amerika gibi ülkelerde 2030 yılında tüm günlük kullanım araçlarının % 80-90’ı elektrikli olacak. Fosil yakıtlı araçların çoğu ya zorunlu kullanım alanlarında olacak ya da sportif ve koleksiyonerlik bakımından muhafaza edilecek.

Diğer başka şirketler de araştırmalarını sürdürüyor, Tesla Motors’unki bir hayli ileri gitti, sürücüsüz araç ve akıllı kentlerin düzenlemesi içine girilecek. Buradaki tartışma noktası robotik sistem yazılımlarına insanı “öldürme kodu” verilip verilmemesidir.

Öyleyse bir kent düşünün, toplu taşıma havayla çalışan Hyperloop; kişisel araçlar, taksiler, kiralık araçlar tamamen elektrikli ve sürücüsüz, evler kendi enerjisini üretiyor ve araçları da şarj ediyor… Şehirlerarası ulaşım yine Hypeloop ile yapılıyor. Bu başka bir yaşam kurgusu; hızlı, konforlu, ucuz, temiz.

Amerika’nın geçtiğimiz yıl bir diğer ileri adımı oldu, uzayda maden arama ve işletme kanunu çıkardığını gördük ve şaşırdık. Ne oluyor, bir yere mi gidiyoruz, dedik. Açık ifadesi şöyle; Amerika “uzayda koloni” kanununu çıkardı ve NASA uzay işçisi alım ilanlarına çıktı. Diyelim Mars gezegeninde veya Europa uydusunda koloni kuran ve gidip gelen roketleri olan SpaceX (veya başka bir şirket) yeni tip bir elementi dünyaya getirip, başka ileri teknoloji, enerji, silah vs. yaptı!..

Kendi arasında iletişim kurabilen, kendi öğrenme kabiliyetine sahip yapay zekalı (Artificial Intelligence – AI) robotları, internette ve bilgi aktarımında kullanılan büyük veri (Big Data – BD) ve şeylerin interneti (Internet of Thing – IoT) gibi konuları da bunların yanına koyalım. Bütün bunlara çeşitli uygulamaları gün yüzüne çıkan üç boyutlu baskı (3-D Printing) cihazlarını da düşünebiliriz. Günlük hayatın akışı ne denli değişecek?

Bütün bunları film seyreder gibi düşünebilirsiniz; ama değil, planlanıyor, çalışmalar olanca hızla devam ediyor, ürünleri birer birer ortaya konuyor. Planlar 2030’da gerçekleşecek şekilde sürdürülüyor. Ben bütün bunlara bakarak bir küresel tasnif yapmak istiyorum, dünyada ülkeler belirgin biçimde ikiye ayrılacaklar. Bu husus ancak bir Jeopolitik Bölünme ile açıklanabilecektir.

Nedir Jeopolitik Bölünme? Büyük ölçüde endüstrileri ve yaşam kolaylıkları fosil yakıta bağımlı ülkeler ve bağımlı olmayan Amerika ve bazı coğrafyalar. Fosil yakıta bağımlı ülkeler hangileri? Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya, Arabistan, Türkiye… Almanya ve Fransa gibi ülkeler şimdiden bu bölünmeyi gördü ve Amerika’ya yanaşmak için tabiri yerindeyse kıvranıyor! Ülke bazında bunlar başta olmak üzere dünyanın tamamına yakın coğrafyası fosil yakıt bağımlısı olarak yani şimdiki gibi “klasik” diyebileceğimiz biçimde kalacak. Ancak bu ülkelerin ile mega kent merkezleri küresel ağlara (Global Network) dahil olacak.

Bu arada bir hatırlatma yapayım, Amerika petrol rezervinde dünyada en ileri ülkelerdendir. Yakın döneme kadar petrol ihraç etmiyordu, aldığı bir kararla az da olsa Amerika’da petrol ihracatçısı oluverdi. Bir diğer konu da yakın zamanda görülen petrol fiyatları üzerinden yapılan bir ekonomik savaştır. Varili 110 Dolarlardan 35 Dolarlara düştüğünü gördük. Ne döndüğü pek anlaşılamayan bir kargaşa sürüyor. OPEC üretimi artırıyor ve fiyatlar düşüyor… Böyle mi bilinmez! Sonuçta BRICS ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, G. Afrika) kontrol ediliyor, dünya ekonomisi büyüme oranlarını tutturamıyor…

“Bazı coğrafyalar” dememdeki sebep şudur: Küresel vizyon belirleyen kuruluşların açıkladığına göre 2030 yılında dünyada dört yüzden fazla küresel-mega kent birbirine entegre şekilde olacak. İletişim, ulaşım, veri üretimi ve kullanımı, finans, ticaret, eğlence, vs. alanlarında ortak noktalarıyla birbirini besleyen sistemler bu mega kentlerde gelişecek. Amerika küresel zincirdeki mega kentlere bütüncül-ülke olarak bağlanacak. Kanada, İngiltere ve Avustralya gibi ülkeler bu yeni küresel düzen coğrafyasına büyük oranda dahil olabilirler, göreceğiz. Hatta performansları gereği Japonya ve G. Kore de buna ülke bazında dahil olabilirler.

Savaşlar, çatışmalar, anlaşmazlıklar nasıl olacak? Küresel-mega kentler taşranın saldırısına uğrayacaklar. Buralarda terörün ileri düzeydeki örnekleri görülecek, diyebiliriz. Amerika başta olmak üzere sıraladığımız bazı coğrafyalar ise kendi içinde bir güvenlik anlaşması içinde olacak; hem asayiş hem de küresel saldırılar bakımından.

Fosil yakıt bağımlısı küresel taşra coğrafyaları kendi içinde çıkar çatışması içine gireceklerdir. Bilinen konvansiyonel savaş alanları buralarda kurulacaktır. Liderler sürekli devrilip yerine yenileri çıkacaktır. Bu arada, ülkelerin ufalanmaları ve çok kolay idare edilmeleri beklenen bir gelişme olarak gösterilmektedir. Ortadoğu’da şimdiden görülen sancılar bundan dolayı mı acaba? Hırçın bir coğrafya görüntüsü buralarda daha fazla görülecektir. Medya ve siber saldırılar ile buralardaki sosyal yapılar sürekli maniple edilecektir. Amerika Saddam’ı devirir gibi bir daha başka bir coğrafyaya gelmez. Ya ne yapar? Bugün gördüğümüz gibi; siber yönde etkiler, uzaydan robotlarla saldırır (IHA dahil), özel kuvvetlerini gizlice bölgede tutar, vs. ama esasen yerel güçleri birbiriyle savaştırır.

Daha pek çok konuda klasik-şimdiki anlayışlar ile 2030 yıllarının anlayışları arasında büyük bir farklılık doğacak görülüyor. Ben bunu belirginleştirmek amacıyla bir Jeopolitik Bölünme’den söz ettim. Coğrafi anlayış Amerika patronajında küresel mantıkla belirginleşecek ve buna “küresel” ve diğerlerine de “taşra” demekteyim. Taşranın idari yapısı şimdiki politik anlayışlarla sürdürülecek; hükümetler, bakanlar, belediyeler…

Eğer yeni bir değer sistemi öngörmezler ise küresel finans politikalarında FED bağımlılığı devam edebilir. Kaldı ki yeni bir değer sistemi olsa da FED gibi küresel mantıkla çalışacaktır. Öyle veya böyle, Jeopolitik Bölünme’nin klasik dünyası, yani küresel-taşra yapıları karşılığı şimdiki gibi Amerika’dan belirlenen bir parayı kullanabileceği gibi kendilerine verilmiş sanal bir takas işlemini de kullanabilirler. Henüz bunu konuşmaya başlamadık. Belki şimdiden kontrolün elden çıkmaması isteniyordur! O halde fikren biz de ABD Doları’nın iktidarını 2030’da da kabul edelim, küresel politikalar buna göre belirlenmeye devam edecek, diyelim. Fakat böylesi bir bölünme içinde Dolar’ın baskısı şimdiki gibi mi olur? Örneğin petrol ve gaz bağımlısı endüstriler kendi klasik üretimlerini takas ederlerken, Amerika’nın belirginleştirdiği küresel değer sistemini mi kullanmaya devam ederler? Cevap, “evet”. Bu nokta küresel taşranın çıkmazı olacak görülüyor. Çok çalışıp az kazanan insanların gözü küresel yapıya bağlı olacak politikalarla çeşitlenecek, çıkarcılığın hedefleri değişecek. Bu kendi içinde yeni bir denge (detant) oluşturacak. Küresel medya bu sistemin belirleyicisi olarak işlev görecek.

Ana hatları ile size 2030 yıllarını anlattım. Jeopolitik Bölünme bir “küresel yeni düzen” demektir. Bu bir “yeni dünya” değildir, çünkü uzay ağırlıklı biçimde coğrafyaya katılacak görülüyor. Eğitim, sağlık, eğlence ve pek çok konuda farklılıkların meydana geldiğini ve daha da derin bir sosyo-politik kopuşun yaşanacağını şimdiden söyleyebiliriz. Peki, bu gidişatı şimdiden değiştirecek, farklı bir kulvara oturtabilecek başka bir güçten söz edebiliyor muyuz? Bugün dünyada nüfus 7 milyar, 2030’larda 11 milyar olacak. Düşünsenize bu dünya kurgusunda paylaşmak ve anlaşmak nasıl olacak? Nüfus kendi zorunluluklarını gerekli kılacak potansiyelde artış gösteriyor; buna koşut teknoloji ve tecrübe de artıyor. Geçmişten bugüne olduğu gibi gelecekte de jeopolitik düzen bu potansiyele göre şekillenecek. İpuçları ortada… Arasındaki dengeyi şimdiden görenler yükselir, diğerleri bundan farklı kategoride olur. İyi-kötü demiyorum, farklı! Bugünden 2030’ların politikalarını neye göre planlıyoruz?

(Görüntü: Flickr, NikonFDSLR)

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Küresel Seçim Havası

DİĞER YAZI

Tarih Sahnesi Önündeki HDP ve Derin Grilik

Politika 'ın son yazıları

Şam Sevicilik

Son günlerde Suriye ve Esad ile ilişkiler konusu gündemde yer alınca bu konuda yanlış anlaşılmaların olduğu

Beka

Beka gibi çok ciddi bir kavramı öyle çok basit görmeyelim! Hatta işi politika olanların bu gibi