Küresel Öngörü

358 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Küresel sistem güçlenirken ve buna bağlı önemli değişiklikler yaşanırken uluslararası sistem zayıflayacak mı? Bu sorunun cevabını arayalım. Özellikle ABD ve Çin açısından son durumu gözden geçirelim.

ABD’nin politikadaki yanlışları küresel bir güç boşluğu yarattı. Rusya ve Çin bu boşluktan yararlanacak adımları kendi kültürlerini ve devlet kapasitelerini kullanarak aşmanın peşinde oldu. Bu arada kısmi düzeydeki (yarım diyenler de var) Amerikan hegemonyası daha da farklı bir yapıya bürünmüş görünüyor. ABD üzerindeki tartışmalarda artış var. ABD hem iç tartışmalara sahne olacak bir sürece doğru savruldu hem de dışarıda küresel meselelerde bocaladı, geç kaldığı konularda nasıl hareket etmesi gerektiğinde kararsız kaldı.

Bu arada güç hesabı yapanlar, son çeyrek asırda küresel çapta ve ağırlıkta ortaya çıkan büyük şirketlerin fonksiyonunu da görmezden gelemeyeceklerdir. Artık bu topraksız ancak Dijital Çağ’ın imkanlarından hızla yararlanan küresel güçler değişik coğrafya ve konularda belli oranlarda hesabın içindedirler. İstedikleri gayet açıktır: Küresel sistem, liberalizm, sınırların ve tahditlerin olabildiğince kalkması ve küresel geçişkenliklerin artması.

Joe Biden yönetiminin işbaşına gelmesi ile ifade edilen şablon şöyle: Batı kapitalizmi ve demokratik liberalizm. Artık bu şablonun içeride ve dışarıda uygulanmasına özen gösterilecek bir dönemdeyiz. 

Küreselciler ilk baştan Liberal Enternasyonalizm’den söz etmişlerdi, ancak şimdi diyorlar ki bazı gerçekçi ayarlamalara gidilmelidir (Barry Gewen ve G. John Ikenberry). 

Çin güçlendikçe, küresel nüfuz alanını ve kapasitesini artırdıkça kendiliğinden bir değişim sürecini yaşayacaktır. Yeniden Konfüçyüs çalışmaya başladılar bile. Neye dönüşeceklerini kestirmek zor ama olası senaryoda şu husus var: İçeride yaşayacakları olaylara, bunları değerlendirme ve hazmetme süreçlerine ve kural koyma biçimlerinin etkinliğine bağlılar.

Çinliler öncelikle, sanayi ve teknolojide gelişirken ki metotla, Batı tarzı kapitalist yöntem ve kurumsal yapıları kopyalayacaklardır, bunu yapmaya başladıklarını söyleyebiliriz. Ancak ABD’nin öne sürdüğü demokratik liberalizm konusunda kopyalayacağı konular sınırlı kalacaktır. Hatta Amerika Çin’i iç sorunlara itmek isteyecek, Çin buna uluslararası sistemin kabul edebileceği marjları da göz önünde tutarak önlemek isteyecektir. Bu durum içeride kendine has değişimleri oluştururken ve dışarıdaki nüfuzunu artırırken farklı tepkiler görülecektir. Bu hususlar Çin’in ihtiyaç duyacağı o yumuşak güç yönteminde alacağı küresel, bölgesel ve yerel tepkilere göre belirginleşecektir.

Çinliler riski sevmezler, atılmazlar, buna karşılık sabırla çalışırlar. Kapalı bir sistem de olsa olabildiğince atacakları adımları kendi aralarında tartışırlar. Çin’in değişimi ancak yavaş ve kendilerine özgü olabilir.

Çin son dönemde dünyaya (küresel ekonomik durgunluk, ABD ile ticaret savaşı, teknolojideki değişim, COVID-19’a verilen tepkiler, vs. yaşanırken) daha dikkatlice baktı ve şunu gördü: Japonya, Güney Kore, Almanya ve İskandinav ülkeleri, İngiltere veya Amerika gibi ülkelerden farklı politikaları izliyorlar. Bu ülkelerin küreselleşme başarıları, özgün yöntemleri, sorun çözme kapasiteleri ve geleneklerine bağlılıkları herkesin olduğu kadar Çin’in de dikkatini çekmektedir. Eğer konu sadece liberal demokrasi ise Çin ev ödevini bu gibi gerçek şartlardaki tepkilere bakarak yorum yapabilecektir. Ama olacaksa da akşamdan sabaha bir değişim beklenmemelidir. 

Bu şartlarda küresel sistemin şekillenmesinden söz ediliyorsa eğer, en azından önümüzdeki 5-10 yıl için elimizdekilerin neler olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bunlar; Batı tipi kapitalizm, ABD’nin demokratik liberalizm ihraç politikaları, Çin’in temkinli nüfuz geliştirme süreci ve bölgesel/yerel dinamikler. Elimizde olan bu dört konu bize küresel sistemin inşasında uluslararası sistemi alaşağı edemeyeceği, ancak kıyasıya rekabete fazlasıyla açık mevcut yapıların zayıflıklarının yeni sorunlar doğurabileceği sonucunu göstermektedir.

Bir de buna küresel salgın hastalıklar ve küresel ısınma gibi olağanüstü şartları eklemek gerekmektedir. Eğer pandemi atlatılacak evreye girdi dersek, önümüzdeki asıl konu başlığı küresel ısınmadır. Bazı felaketlerin projeksiyonlarını yapan bilim insanlarının daha fazla gündeme geleceği açıktır. Bunun beraberinde, titizlikle ve sorumlulukla etkin önlemlere yoğunlaşacağımız bir evrede olduğumuzu önemsememiz gerekiyor.

Bütün dünya olarak çalkalanan bir kavanozdaki irili ufaklı taşların yerli yerine oturmalarını bekleyeceğiz. ABD ve Çin rekabetinde görülen her bir konu, Avrupa Birliği’ni, Rusya ve kısmi de olsa İngiltere, Japonya, Hindistan gibi ülkeleri ve küresel şirketler gibi topraksız güçleri de ilgilendirecektir. Bütün bunlar dünyanın diğer kesimlerini etkileyecektir. Üst klasmana çıkmak için gücünü toplayan yeni güçlülerin şansı vardır. Ancak başarı şansı kıyasıya mücadele ortamında çok zahmetli bir süreçle gerçekleşecektir. Bu gerçekleşme esnasında baskıların ve risklerin çok yönlü alanları için çok daha fazla çalışmak ve mücadeleye inanmak şart olacaktır. 

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

İnsan Hakları Konusunda İkiyüzlü Politikalar

DİĞER YAZI

Amerikan Enternasyonalizmi

Politika 'ın son yazıları

Yeni-Rönesans

Küresel çapta önemli bir bariyeri aşmak üzereyken güçler arasındaki sürtüşmeleri çok doğru bir yere koyarak tartışmamız

Yeni Hakimiyet Mücadelesi

İnsanın hakimiyet mücadelesi bitmez. Belki de ilerlemenin yolu budur! Düşmanı ve kaynakları savaşla ele geçirme dönemi Soğuk

Neomedyeval Çağ

Yeni-Normalleşme mimarlarının hedefi neomedyeval düzendir. Bu konuyu yeterince özümsemeden geçersek, olup biten hakkında ne desek az