merkelin-touchgo-ziyareti
Merkel’in Touch&Go Ziyareti

Merkel’in Touch&Go Ziyareti

Okuyucu

Angela Merkel’in günübirlik İstanbul ziyareti çok hızlı şekilde gerçekleşti. Merkel hem Cumhurbaşkanı hem de Başbakan ile görüştü. Basına ana hatları bakımından görüşme, “Küresel ve bölgesel konular,” diye duyuruldu. Ayrıntıdaki başlıklar; Suriye ve mülteciler, Schengen vizesi, AB fasılları ve diğer…

Ben burada dile getirilmeyen veya üzerinde az durulan birkaç diplomasi, dış politika ve güvenlik hususunu açıklamak istiyorum. Ancak önce Batı basınını ziyaretle ilgili verdiklerine dikkat çekip daha sonra iç basında geçenler ve kendi çıkarımlarımı ifade edeceğim.

Batı Basınındaki Haberler

Independent gazetesi ziyareti eleştiren yazılar yazdı. Gazete haberi, “Merkel, Avrupa’ya göçmen akınını durdurmasına karşılık, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği konusunda ‘kirli bir anlaşma’ öneriyor,” başlığıyla verdi. Gazete, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in göçmenlere yönelik tavrının ülkesinde eleştiri konusu olduğunu, Alman Başbakan’ın, Avrupa’daki göçmen akışının durdurulmasına karşılık, Türkiye’nin AB üyeliği sürecini hızlandırmayı teklif ettiğini belirtti. Ayrıca gazete, yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Merkel’in izlediği göçmen krizi politikası yüzünden partisi Hıristiyan Demokratlar’ın puan kaybettiğine dikkat çekti.

Financial Times ise Türkiye’nin 2005’ten beri başladığı AB ile tam üyelik müzakerelerinde 35 başlıktan sadece 14’ünü açabildiği ve kapatılan başlık sayısının sadece “1” olduğunu hatırlattı. Almanya Başbakanı’nın Türk tarafının talep ettiği iki başlığı açmayı kabul etmediği belirtildi. Gazeteye göre bunlardan birincisi, “Türk vatandaşlarına vize sınırlamalarının 2016 yazında kaldırılması,” bir diğeri ise “AB’nin Osmanlı Ermenilerinin 2015’te katledilmelerine (!) yönelik tutumunu değiştirmesi.”

Times Gazetesi Türkiye’nin AB’ne katılma şansının, Almanya Başbakanı Merkel’in “u-dönüşü” ile yeniden canlandığını belirtti. Haberde, Merkel’in, Suriye’den göçmen akışının kontrol altına alınmasına yardımcı olduğu takdirde Türkiye’nin AB üyeliğine muhalefete son vereceğini yazdı.

İngiliz gazetelerine karşılık Alman gazeteleri daha farklı bakış açıları yakalamış görülüyor. Der Tagesspiegel gazetesi, “Merkel müttefik arıyor,” derken Süddeutsche Zeitung, “Merkel Türkiye’ye para ve vize sözü verdi,” manşetini kullandı.

PKK Meselesi

Görüşlerimi verirken ilk olarak PKK konusuyla başlamak isterim. Eğer yanlış anlamadıysam, Merkel, “01 Kasım sonrası Kürtlerle barış yapın,” dedi. “Biz Kürtlerle savaşmıyoruz!” diye müdahale eden oldu mu, bilemiyorum.

Bu konuda durum ne? Örneğin iç politikada, “Bizim Kürt sorunumuz yok, PKK sorunumuz var,” diyoruz, doğrusu da budur. Ama yabancı muhataplar, PKK bir terör örgütü olduğu halde, konuyu Kürtler bağlamında seslendiriyor. Bizim buna düzeltmemiz nedir, görmek istiyorum.

Konu hem yabancıların Türkiye’deki sorunlara bakış açısı bakımından hem de bizim politikacılarımızın yabancılara deklare ettikleri politikalar açısından tartışılabilir görülüyor.

IŞİD ile Mücadele

Hafızalardadır, vaktiyle İngiltere Başbakanı David Cameron’un, “IŞİD’e destek verenleri memleketinizde barındırmayın, adınız kötüye çıkmasın,” türünden ikazda bulunmak için Türkiye’ye ani bir ziyareti olmuş idi. Daha sonra Amerikalılar’ın ziyaretleri oldu ve ardından ABD ile İncirlik mutabakatı imzalanmış idi. Amerikalılar halen sürekli telefon unucundalar.

Küresel terörle ilgili olarak benim çıkardığım, Merkel’in yetkililerimizi IŞİD konusunda uyardığıdır. Çünkü Türkiye’de meydana gelen gelişmeler Avrupa’yı da rahatsız etmektedir. Nasıl Suriyeli sığınmacılar Almanya’ya ulaştı ise IŞİD bombacıları da yolunu bulup ulaşabilir. Bölgemizde özellikle Almanya’dakiler ile akrabalık bağları olan IŞİD militanlarının Almanya’ya veya diğer Avrupa’ya kentlerine ulaşmaları mümkün müdür? Eğer mümkün görüldü ise Almanya bu tehdidi şimdiden ortadan kaldıracak adımları atmak zorunda olduğunda Türk meslektaşlarına, “Aman ha, dikkat!” demek durumundadır. İlk yapılması gereken istihbarat paylaşımı ve giriş-çıkışların kontrolüdür.

Türk basını tarafından IŞİD ile mücadelede Almanya’nın pek işin içinde olmadığını ima eden yorumlar yapılmaktadır. Almanya’nın bu mücadelede Suriyeli muhaliflere silah ve mühimmat yardımı yaptığı bilinmektedir.

Ayrıca bölgede IŞİD ile mücadelede devrede olan Irak-Barzani güçlerinin de silah yardımı alacakları konusu yeni gündeme gelmiş olabilir. Eğer konu belirginleşti ise Merkel-Davutoğlu görüşmesinde bu noktada bir mutabakatın yapıldığı söylenebilir.

Avrupa’nın Mültecileri

Başka bir yazımda da belirttiğim gibi (https://politikmerkez.com/avrupanin-multecileri/), Suriyeli sığınmacılar yürüyerek Avrupa kapısına dayandı ise bundan böyle dünyanın her yerinden, özellikle eski sömürge ülkelerinden insanların veya yoksulların normal yolları izleyip, “Ben geldim!” diyebileceği bir kapıyı aralayacak mahiyettedir. Dolayısıyla, “Avrupa’nın Mültecileri,” diye başka ve daha geniş ölçekli bir sorun sahasını var olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim.

Bizler açısından da yasadışı göç konusu gelecekte daha fazla konuşacağımız bir konu başlığı olma hüviyetini devam ettirmektedir.

Her durumda Almanya’nın Suriyeliler’i kapılarında görmek istemedikleri anlaşılıyor. Türk tarafına önerilenler acaba İngiliz basınının dile getirdiği şekilde midir?

NATO Görevleri

Bölgedeki güvenlik hususlarına tümüyle yaklaşılır ise NATO’nun pozisyonu bağlamında Almanya’nın ne gibi yardımlar yapabileceği de görüşülen konular arasında olabilir. Geçmişteki Patriot bataryalarının konuşlanmasına benzer şekilde tekrar bu tip birliklerin intikali görüşülmüş olabilir.

Rusya

Bütünüyle bakılırsa, hiç dile getirilmeyen ama sanki gündeme getirilmeden geçilemeyecek türden bir başka konu daha var; zira Avrupa’nın, özellikle Almanya’nın, Rusya’nın Kırım müdahalesinden dolayı önemli yaptırımları uyguladığını biliyoruz. Bugün Suriye, IŞİD, Rusya, NATO, ABD’nin İncirlik’e takviye birlik getirmesi gibi hususlar Almanya’nın, “Ben de varım!” demesini gerektirmiş olabilir.

Ben burada yine bir hatırlatma yapmak istiyorum. Ermenistan konusunu kısaca ele alıyoruz. Fazla açıklamıyoruz. Bölgedeki gelişmelere paralel olarak yakın gelecekte Rusya’ya karşı bir Ermenistan kartı oynanacak ise Türkiye bununla ilgili ne planlıyor, bilinmiyor. Ben bu olasılığı, “Suriye ile ilgili sınır dahil düzenlemeler ciddiye alınıyor, Rusya’nın tutumundan endişeler duyuluyor ve ABD ile NATO’nun burada belli beklentileri var, Rusya’nın Ukrayna ile ilişkisinde bazı gergin noktalara daha gidileceğe benziyor, hatta Ermenistan’daki Rus varlığı ve buna mukabil önlemler de işin içine sokulabilir görünüyor, yani bölgede önemli bir gerilim, çatışma potansiyeli var, Türkiye iç politika ve terörle meşgul!..” şeklinde dile getirmiştim (https://politikmerkez.com/tarih-tansiyon-ve-turkiye/).

Fasıllar

Görüşmede Ekonomi ve Parasal Politikalar-17, Yargı ve Temel Haklar-23, Adalet, Özgürlük ve Güvenlik-24, Eğitim ve Kültür-26 ve Dış Güvenlik ve Savunma Politikaları- 31 konularında fasılların açılması görüşmesi yapıldığı duyurulmuştur. Türkiye bu şartlar altında AB ile hangi faslı ne şekilde ilerletebilir? İçeride ve dışarıda sorunlar bunlarken açılan bu fasıllar ilerler mi? Merkel bilerek mi bunları istedi, yoksa konu bizden mi çıktı? Söylentilere bakılırsa bu konu Merkel’in girişimi gibi görülebilir.

Evet, söylendiği gibi, “Kürtlerle barış imzalarsak,” bu fasıllar hemen tamamlanabilir! Bu ajite açıklamayı bir yana bırakalım. Ama olması gereken şu: Yeni bir anayasa hazırlandığında bunun içinde fasıllarla ilgili her şey kapsanmış olacak ve Merkel bunu hatırlatmış olabilir.

Sonuç

O halde Merkel, “Gel kardeş, birlikte Avrupa’yı barışa götürelim,” demiş de olabilir mi?

Zaman kısa idi, birkaç görüşme, yemek, Boğaz’da fotoğraf çekilmesi, basın toplantısı vs uzun süre alır. Acaba dosya teatisi yapıldı ve görüşmelerin ayrıntısı sonraya mı bırakıldı, biz çok mu abarttık?

Daha da önemlisi, Batı basınına ziyaretin yansıması çizgisinden bakıldığında, I ve II. Dünya Savaşları’nın İtilaf Devletleri öncüsü İngilizler ile İttifak Devletleri öncüsü Almanlar’ın bölgedeki politikaları Türkiye- Suriye sınırı üzerinde çatışıyor mu acaba? Bu sorunun cevabını ancak görüşmelerde bulunanlar ve Dışişleri mensupları bilebilirler, değil mi?

Sanırım işin içinde biraz da farklı güçlerin “milli menfaatleri” çatışması var. Türkiye için AB’ye girme sürecinin tekrar yola konduğunun ifade edilmesi ziyaret açısından en önemli konudur, gibi görülüyor. Bu noktadaki soru şu: Almanya’daki muhafazakarlar fikir mi değiştirdiler, Türkiye’ye AB sürecinde yeşil ışık mı yaktılar, ne umuyorlar?

Diğer hususlar ise daha çok tartışılacağa benziyor.

 

Not: Fotoğraf’ın kaynağı – STAR-DÜNYA’nın “Merkel’in Ziyareti Alman Basınında” yazısından. http://haber.star.com.tr/dunya/merkelin-turkiye-ziyareti-alman-basininda/haber-1063754

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Davutoğlu’nun Mirası Ne Olacak?

DİĞER YAZI

Bu Sizin Son Şansınız

Politika 'ın son yazıları