bu-sizin-son-sansiniz
Bu Sizin Son Şansınız

Bu Sizin Son Şansınız

272 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
1
Okuyucu

Seçimlere yaklaşık bir hafta kaldı. Türkiye yine zor bir sınavdan geçecek. Halk adına ve halka bir sorum var: İleri demokrasi istiyor musunuz? Ahlakıyla, usulleriyle, işleyişiyle, her yönüyle mücehhez…

Bilinen konularla başlayalım anlatmaya, önce neye gerek duyduk, söyleyelim, sonra bir son şans verelim bugünkü siyasilere ve dahi kendimize. Bakın şöyle…

“7 Haziran” seçimleri ülkeye belli bir deneyim oldu. “1 Kasım” seçimi bu deneyime göre yapılacak ve sonuçları buna göre değerlendirilecek. Aslında iki aşamalı bir seçimin sonucunu görmüş olacağız.

“7 Haziran” seçimlerinde gördüklerim şu oldu: Belli bir kesim oy kullanacaklarla tek tek ilgilendi, ne sorun varsa çözdü, ulaşım sorunu olan seçmenlere otobüs bileti ve harcırah bile verdi, “Yeter ki oy kullan, kullanmazsan sen bizden değilsin,” dedi. Belli sandık başkanları sandık sorumlularına, “Oy kullanma işi tamamlandığında zaman kısıtlı olacak, atın imzalarınızı, işimiz kolay olsun,” dedi, amacını garantiye aldı. Belli köy ve beldelere sandık sorumluları giderken, diğerilerine gidemedi. Elektrikler kesilmedi, çöpte çuval bulunmadı, kediler trafolara yaklaşamadı (!), bilgisayar programlarında oyun var denmedi; ama belli sandıklarda belli partiler tulum çıkardı…

Her ne ise… “1 Kasım” seçimleri bu tecrübeye göre yapılacak. Belki belli yörelerde sandıklardan tulum çıkmayacak.

Herkesin bir görüşü ve beklentisi var. Hiç düşünmeden oy verecekler var, mührü basarken karar verecek bir kesim de var. Bütün bunlar toplanacak ve neticede Türkiye’nin siyaseti için bir ruhsat olacak.

Burada dikkat edilmesi gereken şu önemli noktalar var: Sandığa herkes gitsin, oyuna sahip çıksın. Sandık görevlileri mutlaka sandıklarına gitsin, sandığına sahip çıksın. Oylar hatasız kullanılsın, oylar değer kazansın. Bir oy, bir oydur. Bu seçimde bu klişe her defasından daha önemlidir. Sandıklarda prosedürler eksiksiz uygulansın, yanlış işlere imkan verilmesin.

Halkın hür iradesi! Kimse kendini başka birinin baskısı altında hissetmesin. Eş kocasının, baba evladının oyunu bilmesin. Ağa şunu dedi, bey bunu emretti demesin. Hiç bir Adem hür iradesini başkasına teslim etmesin. Oy demokrasi gereğidir ve geleceğin inşası için de vazgeçilmezdir. Evladını düşünen demokrasisine özen göstersin.

Ne kadar mümkün? Bir tehdit var ise ne kadar hür iradeden bahsedebiliriz ki? “Kredi alamazsın, borcunu ertelemeyiz, maaşına zam yapmayız, adını kirletiriz, işin olmaz…” bunlar çok bilinen türden tehditlerdir. “Bu köye bir daha adım atamazsın, alnına sıkarız, seni yaşatmayız…” hiç istenmediği halde, tecrübelerle sabit aşağılık tehditlerdir.

Sadece tehditlerden de söz edilmemelidir. Vaatlerin ötesinde konular da var. Siyasetçi elbette programıyla vaatte bulunur. Milletin geleceği bağlamında işe yaramayacak türden, “Oy verirsen ben de sana veririm,” biçimindeki vaatle ve devletin kaynaklarını hakkı olmayana dağıtmayı taahhütle siyaset olur mu? Bu vaat hakkı işaret etmez. Hakkın olmadığı yerde demokrasiden söz edilemez. Bu bir kültür konusudur, öyle değil mi? İşini bilen siyaset bu ise bunu isteyen kim ki?

Neyse… “7 Haziran” ve “1 Kasım” tarihleri arasında da birşeyler olmuş, bazı vaatler savurulmuş ve tehditçiler kol geziyor olabilir… Bu işleri yapanlar bir de demokrasi, insan hakları ve özgürlük havarileridir, değil mi? Bu halk alıştı bu tür işlere, sonraya bakıyor sükunetle.

Halkın hür iradesi… Siyaset kurumu başka türden gelişen, kendiyle ilgili vesayetleri ortadan kaldıramaz ise, orada ileri demokrasi olabilir mi? Siyasi denilen yöntemlerle ve doğrudan veya dolaylı güç göstererek uygulanan tehditlere demokrasi kültürümüz ne der? Hangi ülkeler, hangi milletler buna layıktır?

Güvence ne? Devlet! Devlete zeval nereden gelir? Bilinenler bir yana; zayıflık yapılması ve insanın kendi iradesiyle değil de başkalarının iradesiyle hareket etmesi, devlete zeval vermenin kolay bir yoludur. Diğer konular bir yana, konumuz bu ya, siyasette “sürü” olmak, hiç de “ileri” olmak demek olmaz.

“İleri” dendiğine bakmayın, bu çeviriden ileri gelmektedir; aslı virtual. Demokrasinin ilerisi gerisi mi var? Evet. Demokrasinin eksik olanı, sandık demokrasisi olanı, “asıl” demokrasi için gelişmekte olanı var; bütün bunlar geri sistemlerdir. Türkiye’deki demokrasi “Virtual Democracy” değildir. Bu siyasilerin işine gelir; “Bizde demokrasi var,” derler. Bu eksik olandır, bu bizim için yeterli değildir, biz buna layık değiliz. “Asıl/gerçek/tam/ileri Demokrasi” için demokrasi kültürüne sahip olmayan kişi ve kurumları eğitmek gerekir, siyasi kurumlar ve liderler buna dahildir.

“Batı demokrasiyi geliştirdi…” diyorlar. Yanlış! Batı kendini geliştirdi; eğitimde, kültürde, bilimde, anlayışta, disiplinde, sorumluluk anlayışında, ekonomide, yönetme ahlakında ve dahi çok alanda gelişen Batılının bu özgür ikliminde demokrasi olgunlaştı, sonra her ikisi birbirini besler oldu, katma değeri yüksek idari yapı her yönüyle çok ilerilere vardı. Bunu anlamayan Türkiye ilerlemeyi beklemesin! Kendini olgunlaştırmaz ise üzerine giyeceği her elbise dar gelir.

Bunun içindir ki; devlet, demokrasi, adalet, güven, asayiş, parti, oy, seçmen ve irade önemlidir. Eğer herkes aynı düşünmez ve kalbi aynı atmaz ise kartopundan bir çığ düşme tehlikesi hep olacaktır!

Örneğin kurulacak hükümet siyaset yapar, ama kimin adına? Retorik aynı, kullanılan halk! Mühür yanlış insanların elinde kalır mı? Hükümet işlerini çok bildiklerini zannedenlerin elinde millet oyuncak olur mu? İki kelimeyle açıklanabilen milli menfaat için en önemli konu; “refah” ve “güvenlik” zafiyete uğrar mı?

Milli menfaat ve ileri demokrasi!.. Halkın ileri demokrasi kültürü ve hakkını istemesi…

Zaman geçer, siyaset halleridir bunlar; şikayetler hep yapılır, “Bu kötü durum benim yüzümden değil, dış konjonktürden,” gibi açıklamalar yapılır, “Görmüyor musunuz, bombalar patlıyor, savaş var, bu savaşı ben mi imal ettim…” denir, mutlaka bir sebep vardır. Ama sonuçta refahta ve güvenlikte sürekli erozyon olur. Ufak ufak erir değerler. Gelecek nesiller için bir tehlike hissi duyarız kalplerimizde…

Biz halkız…

Bu seçim çok önemli! Oylar, sandıklar önemli, ama seçimden sonraki siyasi ahlak daha önemli. Çünkü, “Oyunu verdin, sen görevini yaptın, şimdi çekil kenara,” denecek millete, bir sonraki vakte değin. Milletçe siyasi ahlakımız adına düşünelim… Hükümet kurmayı kişisel çıkar gibi görenleri dahi gördük, tecrübelendik, inkarımız olamaz.

O halde son bir şans verelim bu siyasilere: “Bu son şansınız idi,” diyelim. “Çünkü siz milletle, partiler, aktörler ve partililer arasında ve hatta uluslararası camiayla yüzgöz oldunuz. Siz yüzgöz olmuş siyasi aktörlersiniz. Şartlar gereği size son defa şans vermek zorundaydık. Biz görevimizi yaptık. Eğer siz hükümet kuramazsanız veya kuracağınız hükümet kişisel çıkarlara alet edilir ise bir daha sizi siyaset sahnesinde görmek istemiyoruz. Her kim olursanız olun, görmek istemiyoruz. Kenarında köşesinde sizi istemiyoruz. Siz kendi ellerinizle kapatın parti kapılarınızı, dağıtın kadrolarınızı. Biz yeni partiler, siyasi ahlak anlayışı ve siyasetçiler görmek istiyoruz. Tümüyle değiştireceğiz bu sistemi. Biz halkız, ileri demokrasiyi gerçekten istiyoruz.”

Görevimizi yaptıktan sonara böyle diyelim mi? Bu kültür bunu diyebilir mi? Eğer diyemez ise ileri demokrasiyi hak edebilir mi? İleri demokrasi “ileri” kültürel olgunluğa ulaşan milletler içindir. Değerler itilip kakılmakla değil, halkın kendi iradesiyle gelişir. Öyleyse henüz güneş batmadan, ileri demokrasi için bu size son bir şans!..

#BuSonSansınız

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Merkel’in Touch&Go Ziyareti

DİĞER YAZI

Viyana’da Dörtlü Görüşme

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden

Soğuk ve Sıcak

Soğuk Savaş dönemini ve bugünü stratejik ölçekte kıyaslayalım. Dünün politikalarının ve güçlü adımlarının bize öğrettikleri var,