ahlak
Ahlak

Ahlak

522 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Muttaki için ahlaklı olmak en temel göstergedir. Muttaki ancak davranışlarındaki ahlaklılıkla güzel örnek olur.

Ahlak, kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kurallarıdır.  Ahlak, vicdanın tavsiyesine veya sesine uyarak, insanın gerçekleştirmek üzere olduğu veya ortaya koyduğu somut bir davranışın niteliğini kabul ve tasdik ettiği bir akıl yürütmedir. İnsan yaptığı ve söylediği her şeyde doğru bildiği şeyin izini sürer. Ahlak, vicdanın işaret ettiği iyileri, doğruları ve güzelleri derleyip toplar; bir bütün halinde insanın ortaya koyduğu iradeli davranışlara işler.

Ahlak, inanç dünyası açısından başat bir konudur. Hatta insan için dünyada verilen sınavın esası bir açıdan “ahlaklı olmak” üzerine kurulmuştur.

İnsan nefsini iyi eğitti ise iyi, doğru ve güzel seçiminde hata yapma olasılığı azalır. Vicdanın sesiyle iletilen ruhunun ağırlığını içinde hisseder. Akıl ile açıklanmış olan ahlaki iyilik hakkında son doğrulamayı vicdanın ihtiyatlı yargısı tamamlar.

İnsan onuru ahlaklı olmayı gerektirir. Ahlak, insanlığa malolacak ilkeleri kavramayı, bu ilkelerin ortaya çıkmasına neden olan koşulların nedenlerini ve sonuçlarını pratik bir şekilde ayırt ederek uygulamayı, ortaya konulmuş ya da konulacak somut eylemler üzerindeki yargıyı içerir.

Ahlak, dünya işlerine dönük işlev görür. Bu hallerde yanılma eşiğine gelebilir. Ahlak tavrını koyarken nefsin dürtüsüne gerekli mukavemeti gösteremeyebilir. Doğa gereği “Haydi!.. Daha çok… En fazla…” diyen nefis dürtüleri zor alt edilir cinstendir. Örneğin meslek yemini eden ve mesleğinin değerlerine sadık kalacağına ahlaken bağlanan birey, maddi kazancın değerini değişik yorumlarla besleyerek kendini ve çevresini aldatma yoluna girebilir. Meslek meslektir, yemin yemindir, sonuç yasaldır; ama işler bir şeylerin istismarı ile gerçekleşmiştir; buna da cin fikirlilik muamelesi yapılabilir…

Ahlak, öğrenilmesi, keşfedilmesi, tercihlerinin yapılması ve tecrübe edilmesi gereken bir konudur. Ahlaka riayet etmeyen vicdanıyla karşı karşıya kalır. Vicdan bir bilinç işidir. Bilincin formatı ne ise vicdanın gelişimi de o format içeriğinde olur. Ahlak, vicdandan esin alırsa yürüttüğü fikir sistematiğine değişmez doğrularla mukayese imkânı sağlar. Öğretilen ortalamalarla değer yargısı ifadesi şeklinde gelişiyorsa çıkarcı üslup ahlakın yerine geçer. Burada hak ve adalet kavramları zarar görür.

Tutum ve tavır ise anlaşılır bir iştir. Kişinin işine bakılır. Nefsin, akıl, mantık süreçlerinin ideal düzeyde yerleştirilmesi sayesinde kişi örnek davranış şekillerini sunabilir. Zaten aranan, insana insanca muamele etmektir.

Ancak ortaya çıkan durumun şekline göre alınan sonucun idealliğini tartmak gerekir. Gündelik yaşamdaki doğrular ile veya öğretilmiş alışkanlıkların icrasına imkân veren ortamlarda hareket etmekle; ortalama bilinenlerin dışındaki hallere verilen tepkiler bir olmayabilir. “Benden bu isteniyor, ben kendimce doğruyu yaptım, gerisi beni ilgilendirmez…” gibi muhakemeler sonucunda belirginleşen genel ahlaksızlıkların faturasını çıkardığımızda, o kişinin de hesabında bir yanlışlığa ortak olma hali vardır. Modern dünyanın en fazla yanlışa düşülen kısmı da buradadır. Hiroşima’ya kitle imha silahını atan kişi, fert olarak çok ahlaklı ve hatta bir vatansever olabilir. Ama sebep olduğu olayda “doğru mu yaptı?” sorusuna verilen cevapta, “onun iradesi yok!” denip denmemesini tartışmak gerekir.

Felsefe terimleri açısından ahlak kavramı “etik” olarak da ifade bulur. Etik, felsefenin ödev, yükümlülük, sorumluluk ve erdem gibi kavramları analiz eden, doğruluk veya yanlışlık ile iyi veya kötüyle ilgili ahlaki yargıları ele alan, ahlaki eylemin doğasını soruşturan ve iyi bir yaşamın nasıl olması gerektiğini açıklamaya çalışan dalıdır. Etik, yaşama dönük teknik alanlardaki kavramların içerildiği dağarcıkta yer alan temel bir kavramdır. Ahlakın türevleri olan etik alanlarda örneğin farklı disiplinlerin yaklaşımları açıklanmaktadır. Bir disiplinin etik duruşu diğerine uymasa bile ahlaksızlıktan bahsedilmemiş olur.

Batı ahlakının yarattığı ekonomik normlar çerçevesindeki kötü yaklaşımı ortaya koyan diğer kitaplarımda da verdiğim bir örneği verelim: Kısırlaştırılmış sütten yoğurt yapıp satmakla ilgili konuya bir bakalım. Süt doğaldır. İnsan doğaldır. İnsan sütü doğal yolla elde edebilmekte ve tüketebilmektedir. “Üretimin ilkeleri” gereği farklılık yaratmak isteyen üretici, daha fazla kazancı elde edecek konuları araştırır. Sütte yarayışlı ne varsa içinden alır ve başka ürünlerin üretiminde kullanır. Kalan süt kısırdır. Yoğurt yaparken bu süte ilave kimyasallar karıştırır. Doğallığının ötesinde bir ürün elde edilir. Reklamlarda şöyle tanıtılır: “Daha dayanıklı, daha lezzetli, daha ucuz, istediğin her markette ve her rafta; kaçırmayın, gelin hemen alın!” Peki, vücut için gerekli ve yarayışlı bir besin olan yoğurttaki bakterilere ne oldu? Bu satılan yoğurt mu? Yapılan iş ekonomik açıdan ahlaki ise, insani bakış açısıyla da ahlaki mi? Kötülerin eliyle, doğadakiler yoğurt benzeri ürünler için hep böyle mi bozulacak ve bize satılacak? Kandırmacadan mı bahsediyoruz? Eğer ahlak var ise, bu örnekte insan için gerekli neler var? Ahlak bunun neresinde? Ama iyi ve kötü insan için ayrım işte tam buradadır. Kazanılan ahlak ile varılan nokta “seçenekleri sundum, seçici insanın kendisidir, bu durumda bir ahlaksızlık veya suç olmaz” şeklinde olacaktır. Ahlaksızlık yapmadığını düşünen kötüye değerlendirme yapacak insan bile ahlaksızlık bulamamanın endişesi içine girecektir. İşi meşrulaştırma böyle olur!

Muttakinin ahlaki yapısı tamdır ve davranışları bu yönde perçinlenmiştir. Güzel örnek olmakla toplum kendi değerlerini güçlendirir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

DİĞER YAZI

İrenizme Duyulan İhtiyaç

Kültür 'ın son yazıları

Türkistan’ın Değeri

Arada bir tarihi ve kültürel derinlikleri hatırlamamız, hatırlatmamız gerekiyor. Örneğin Afganistan neresi? Afganistan’ın Türkistan ile ilgisi

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka