Ortadoğu’da Bloklaşma

Okuyucu

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Jeo Biden’ın uluslararası ilişkiler açısından çokça sözü edilecek bir ziyaret programı gerçekleşti. Önce İsrail’e gitti ve burada bir çok etkinliğe katıldı. İsrailli yöneticilerle konuştu, “Kudüs Bildirgesi“ olarak anılan “ABD-İsrail Stratejik Ortaklığı Ortak Deklarasyonu“nu imzaladı, buradan telekonferansla ABD, İsrail, Hindistan ve BAE olarak dört ülke “I2U2“ zirvesi gerçekleştirdi, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüştü, peşinden Suudi Arabistan’a gitti ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile anlaşmalar imzaladı, en son olarak da “Cidde Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi” yapıldı, bu zirveye katılan ülkeler Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Ürdün, Kuveyt, Irak, Umman, Bahreyn, Katar ve ABD oldu. En büyük beklentilerden biri de petrol arzının artması talebi idi ve Suudi Arabistan günlük petrol üterimini 11 milyon varilden 13 milyona çıkaracağını duyurdu. Bunun fiyatlara ne ölçüde yansımayacağını göreceğiz.

ABD Başkanı Joe Biden, Suudi Arabistan ve İsrail ziyaretlerini gerçekleşirdi. Daha Biden, Madrid Zirvesi’ndeyken, bu ziyaretin amacını “İsrail istedi” şeklinde açıklamıştı. ABD’nin hedefinde her zamanki gibi Rusya ve onunla hareket eden İran vardı. Belki de Ortadoğu ziyaretinin asıl amacı, İsrail ve Yahudi lobisini memnun etmekti. Enerji arzının artırılmasından söz edildi. Ayrıca, Ukrayna Savaşı’nda ilerleyen Rusya’nın sıkıştırılması konusu vardı.

Rusya propagandaya başladı. O dedi, bu dedi… Algı yerleşsin başka bireye gerek yok! İfade şöyle: “Üst düzey İranlı yetkili, İran’ın teknik olarak nükleer bomba üretme kapasitesine sahip olduğunu söyledi.” Olmaz mı olur. Ne zaman? Belli değil. Yarın İran-Rusya mesaj verecek, tıpkı ABD-İsrail gibi.

İsrailli bir güvenlik yetkilisi şöyle dedi: “Rusya ile İran arasındaki herhangi bir anlaşma Suriye’deki operasyonlarımızı sınırlamayacaktır.”

Joe Biden Kanal-12’ye verdiği röportajda, İran’ın nükleer silah edinmesini önlemek için son çare olarak güç kullanacağını, şu anda var olan İran’dan daha kötü olan tek şeyin nükleer silahlara sahip bir İran olduğunu ve 2015 İran Nükleer Anlaşması’nı canlandırmaya kararlı olduğunu, ayrıca, anlaşmayı bozsa bile İran İslam Devrim Muhafızları’nın Washington’un yabancı teröristler listesinde kalacağını, söyledi.

Nükleer silah sahibi İsrail’in Başbakanı Yair Lapid, İran’ın nükleer tehdidini durdurmaktan söz ediyor. İfadeye göre İran’ın nükleer tehdidi özgür dünyaya karşıdır ve Lapid, “Bunu durdurmanın tek yolu masaya güvenilir bir askeri tehdit koymaktır,” diyor.

Suudi Prens Muhammed bin Selman, Biden ile yapılan anlaşmaları zafer olarak görüyordu. İsrail yönetimi, Biden ile elde edilen sonuçlardan sonra, bölge lideri olarak daha ileri adımlar atmaya cüret edecekti, önündeki engeller kalkmaktaydı. Elbette ABD istediğini aldı. Üstelik Biden seçimlerde bu ziyaretini pazarlayacaktı.

Genel bir değerlendirme yapacak olursak şunları söylemek mümkündür:

Putin savaşı Ortadoğu’ya yaymaktan çekinmez. İran-Rusya Ortadoğu’da alabildiğine agresifleşir. Suriye burada bir istismar alanı olarak ortada durmaktadır.

Biden ve İsrail birlikte bir stratejik anlaşma yaptı. İsrail için hedef İran; ABD için ise hem Rusya hem de İran. Evet, ABD ve İsrail ne yaparsa yapsın, Rusya ve İran bu agresif tutumunu değiştirmez, anlaşmazlık konusu çok derin ve sorun da bu!

Eğer yakın zamanda İran bir nükleer silahın denemesini yapar ise bütün dengeler yeni baştan ele alınmak zorundadır. Bu tehlikeyi en çok İsrail düşünmektedir. Bölgede tek nükleer kapasitesi olan ülke İsrail’dir. Bu durumda kim neyi göze alacak? Biden’ın bu gezisi çok sivri noktalara dokundu.

Ayrıca ABD ve İsrail, Hindistan ve BAE, bir anlamda “I2U2 Birliği” kurdu. İsrail’in bu genişlemesi kendileri için dikkat çekici bir kazanımdır.

Dünya, Doğu Avrupa’daki gerilimi uzun suredir tartışıyordu ki, Biden’ın bu ziyaretiyle birlikte İran ve İsrail artık resmen oyunda denebilir.

Cidde Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi ise başlı başına bir gruplaşma konusudur. İsrail normalleşme süreçlerinin sonunda Körfez ve Arap ülkelerini kendine başlamış oldu. Bu ülkeleri birbirleriyle hava savunma ve limanların emniyeti dahil pek çok konuda birlikte çalışacaklar.

ABD’nin, güvenlik işbirliğini bütünleştirmek ve geliştirmek için Ortadoğu’daki müttefikleri ve ortaklarıyla, daha entegre ve bölgesel olarak ağ bağlantılı hava ve füze savunma mimarisini ilerletmeye ve bölgenin barış ve güvenliğini tehdit eden devlet dışı aktörlere karşı insansız hava sistemlerinin ve füzelerin çoğalmasına karşı koymaya elverişli bir çalışma başlatıldı.

Ayrıca ABD’nin, dünyanın enerjisinin yüzde 40’ının birden fazla ortak deniz görev gücü aracılığıyla geçtiği Bab al-Mendab ve Hürmüz Boğazı gibi stratejik uluslararası su yolları üzerinden ticaretin serbest akışını koruma taahhüdüyle, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) aracılığıyla entegre bir yapı kuruluyor.

Avrupa ise nispeten sessiz sayılır, bu bataktan nasıl çıkılır, arayış içinde.

Bu dönemde bir tek Almanya Şansölyesi Olaf Scholz’un sesi çıktı ve Avrupa’da Yeni Emperyalizm konusunun belirginleştiğinden söz etti. Avrupa niçin şunu da işaret etmemiz gerekiyor, İngiltere’de Boris Johnson hükümeti devrildi, İtalya’da Draghi hükümeti sırada, bu yetmezmiş gibi Olaf Scholz hakkında da dedikodular çıktı. İşte bu noktada, Putin’in gaz sevkiyatını durdurarak enerjiyi bir silah olarak kullandığını kaydeden Scholz, Sovyetler Birliği’nin bile Soğuk Savaş sırasında bunu yapmadığını ifade etti. Alman ordusunun ve sivil savunma yapılarının durumu ile Rus enerjisine olan aşırı bağımlılığa işaret eden Scholz, tüm bunların Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra yanlış bir güvenlik duygusu içinde olunduğunu gösterdiğini belirtti.

Scholz, şöyle devam etti: “Kırık tedarik zincirleri, kıt ham maddeler, savaşın neden olduğu enerji piyasalarındaki belirsizlik, tüm bunlar dünya çapında fiyatları artırıyor. Dünyada hiçbir ülke böyle bir gelişmenin karşısında tek başına duramaz. İşverenler, sendikalar, bilim ve siyasi karar alıcılar arasındaki uyumlu eylemin bir parçası olarak bu ülkede kararlaştırdığımız gibi, birbirimize bağlı kalmalı ve el ele vermeliyiz. O zaman krizden girdiğimizden daha güçlü ve bağımsız çıkacağımıza inanıyorum. Hedefimiz bu.”

Joe Biden, Ukrayna Savaşı öncesinde Avrupa’yı, NATO’yu ve G7’yi, şimdi de stratejik ortağı İsrail ile Arap dünyasını konsolide etti. Putin ise Doğu Avrupa’da Belarus, Ortadoğu’da İran ile ortak. Ortadoğu’da Rusya ve İran’a karşı ABD, Arap ve İsrail bloğu oluştu.

Biden’ın kabinesinde Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan (MENA) sorumlu Elçi Brett McGurk’u unutanlara hatırlatırım, bu ziyaretin mimarı Türkiye’nin de yakından (özellikle Suriye politikalarından) tanıdığı bu isimdir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Küresel Gelişmelerin Seyri

DİĞER YAZI

Pelosi Esintisi

Politika 'ın son yazıları

Şam Sevicilik

Son günlerde Suriye ve Esad ile ilişkiler konusu gündemde yer alınca bu konuda yanlış anlaşılmaların olduğu

Beka

Beka gibi çok ciddi bir kavramı öyle çok basit görmeyelim! Hatta işi politika olanların bu gibi