ortadogunun-yeni-jeostratejisi
Ortadoğu'nun Yeni Jeostratejisi

Ortadoğu’nun Yeni Jeostratejisi

5 Nisan 2018
Okuyucu

Ortadoğu’da gelişmeler jeostratejik hamlelerle ileri bir seviyeye yükselmektedir. Dengeler değişim göstermektedir. Bu nedir? Gelin birlikte bakalım.

Ortadoğu’da yeni politik yaklaşımlar:

Ortadoğu’da dengeler değişiyor. Bunu diplomatik alanda hemen herkes görmeye başladı. Özellikle ABD, İsrail, Suudi ve Mısır eksenli oluşum Irak’ın sonrasında Suriye’de de benzer bir yapılanmaya giderek siyasi coğrafya haritasına yeniden şekil vermek istediler. Buna bildik tabirlerle Sykes-Pikot benzeri bir model, BOP’un yeni hedefi yakıştırmaları yapanlar oldu. İsrail’in hedefi İran ve Türkiye gibi bölgede güçlü ülkelerin olası tehditlerini mümkün mertebe uzakta hissetmek, mezhep ve etnik çatışmalar ile bölgeyi yönetilebilir parçalara bölmek oldu. Buna ABD ve Körfez’den diğer Müslüman ülkeler de dahil oldular. Ta ki Suriye düğümünün çözülmesinde inisiyatif bir adım önde olacak şekilde Rusya, Türkiye ve İran eksenine kayınca çatışma başka bir boyuta taşınmış oldu. Artık konu sadece bölgesel değil, aynı zamanda uluslararası bir hüviyet almış görünmektedir. Avrupa ve NATO bu işe müdahil olma arayışlarını güçlendirmektedirler.

Son olarak 4 Nisan 2018 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen Suriye konulu zirvede Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Başkanı Putin, İran Cumhurbaşkanı Ruhani bir kez daha uluslararası sahnede mesajlarını verdiler: Terör yok edilecek, Suriye’nin toprak bütünlüğü muhafaza edilecek, mazlum Suriye halkının yaraları sarılıncaya kadar çaba sarf edilecek. Bundan böyle Cenevre süreci Astana formatının dışına çıkarılamayacak.

Bu durumda ABD-İsrail yönetimlerinin kendi güçleri ve imkanları nispetinde dikkatleri dağıtacak türden çeşitli sorunları ortaya çıkarmaları muhtemeldir. Rusya, NATO ve Avrupa ile; İran nükleer denetim ve mezhep çatışmaları ile, Türkiye ise PKK, iç politika ve ekonomik baskılar ile oyalanabilir. Bu tip gündemlere daha çok şahit olunacak gürülüyor.

Ortadoğu’da yeni nükleer denge:

Burada gözden kaçırılmaması gereken bir konu var. İsrail, uluslararası kurumlara elindeki nükleer silah kabiliyeti hakkında net olmayan bilgiler veren ve böyle olduğu halde müsamaha gösterilen tek ülkedir. Bu vaziyet İsrail’in Ortadoğu’da güçlü tavrının bir sebebi olmuş idi. İran’ın nükleer enerjiyi işleme yolunda uzunca süredir kat ettiği mesafe en çok İsrail’i, Suudi Arabistan’ı, Mısır’ı ve Doğu Akdeniz ve Körfez’deki menfaatleri cephesinden bakılırsa ABD’yi tehdit eder bir mahiyet almıştı. Obama’nın bu konuda İran ile barış sürecine girmesinin önünü Trump kesme hamlesi yaptı. Şimdi durumlar net; her iki kutup ayrıştı!

Geçtiğimiz günlerde Suudilerin Veliaht Prensi “İran’a karşı biz de nükleer silah yaparız,” çıkışıyla aslında tehditkar bir söz söyledi. İsrail’e karşı değil, İran’ı hedef gösterdi.

Ve şimdi!.. Bölgede nükleer alanda yeni bir oyuncu devreye giriyor. 2023’te bir, 2030’da üç nükleer enerji santralini hizmete sokma planı yapan bir Türkiye var. Konu sadece elektrik enerji açığını kapatmak olarak görülmüyor. Elbette esas amaç bu olabilir. Ama yıllarca; siz uçak yapmayın biz size vereceğiz dedikleri gibi, siz elektrik ihtiyacınızı nükleer güçle karşılamayın, deprem bölgesindesiniz, akarsularınıza baraj yapın dendi. Biz de öyle yaptık.

Şunu akıldan çıkarmamak gerekir, nükleer işi bir kültürdür, disiplindir, başka bir kapıdır. Bu kapıdan geçenler eğitimli ve tecrübeli olurlar. Sonra diğer istediklerine ulaşacak potansiyele sahip olurlar. Ağır su meselesini, zenginleştirmeyi çözebilirler. Hatta istediklerinde silah bile yapabilirler. Bu bakımdan bu tip nükleer silah yapma iradesi gösterebilmek için sadece yakıtınızın, eğitim düzeyinizin olması yetmemektedir. Aynı zamanda egemence irade gösterebilecek güçlü bir toplum olmanız aranmaktadır. İster beğenin ister beğenmeyin, İsrail ve İran toplumları bu iradeyi gösterebilmektedirler. Diğer yandan denge aranmaktadır. Örneğin Soğuk Savaş zamanında Hindistan bu kabiliyete ulaşınca Batı hemen devreye Pakistan’ı soktu ve Güney Asya’da dengeyi oluşturdu.

Şimdi Ortadoğu’da denge İsrail lehineyken buna karşılık İran devreye girmiş idi. Şimdi Türkiye bu nükleer işini Rusya partnerliğiyle öğrenmeye başlıyor. Bu durum bölge stratejisinde çok önemli bir değişim rüzgarı yaratacak nitelikteki olaydır. Belki İsrail sadece İran veya sadece Türkiye ile baş edebilirdi. Ama şimdi bu iki güçlü ülkeyi de karşısına aldı. Acaba daha agresif olacak mı?

Türkiye, Akkuyu nükleer elektrik santral projesine Putin ve Erdoğan himayesinde 3 Nisan’da start verdi. Türkiye güçlü, kararlı ve egemen bir ulus olarak bölgede duruş gösterdi.

Sonuç:

Ortadoğu, Doğu Akdeniz, Körfez… Bu bölge en eski uygarlıkların yaşadığı çok önemli çatışmaların ve barış anlaşmaların kaydedildiği bir coğrafyadır. Bu aşamada bölge için yeni bir statüko ortaya çıkmaktadır. Jeopolitik konularda jeostratejik hamleler birlikte atılmaya başlamıştır. Bu demektir ki seviye bir derece yukarıya taşınmıştır. Diğer gelişmelere bakarak söylüyorum, kim ne derse desin, bu yeni bir Soğuk Savaş pratiğidir.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

yeni-soguk-savas-ruzgarlari
ÖNCEKİ YAZI

Yeni Soğuk Savaş Rüzgarları

plutokrasi-masasi
DİĞER YAZI

Plütokrasi Masası

Politika 'ın son yazıları

48 views

Yerelde Yapısalcılık

Bir olaya bakış yöntemimde felsefe ve tarih olmaz ise ben bunu oldukça eksik görürüm. Hemen herkesin siyaset, seçim, belediye, vs. konuştuğu noktada ben, bu işte temel felsefe ve asıl stratejik açıklama nerede diye arıyorum. Dolayısıyla felsefi yaklaşım ve stratejik bakış tarzı siyaset üstüdür. Benim açıklamalarım bu noktada değerlidir; mevcut yapılanlar gibi değil, başka türlü tartışmaları kapsamaktadır. Açıkça yazayım: Kim kazanacak, iktidar veya muhalefet ne yapacak, türü ifadelerle değil; imar neye göre olmalı, altyapı ve üstyapı nasıl planlanmalı, ülke ekonomisine uyumluluk ne şekilde sağlanmalı, kanunlar ne içerikte olmalı, gibi piramidin üstündeki meseleler önemlidir.
89 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
101 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
130 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
97 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme