silah-sistemlerinin-tedariki-ve-turkiye
Silah Sistemlerinin Tedariki ve Türkiye

Silah Sistemlerinin Tedariki ve Türkiye

385 Tıklama
17 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alınması çok büyük bir kırılmayı hissettirdi. Peşinden yaptırım konuları, NATO ve F-35 tartışmaları geldi. Ruslar yeni öneriler yaptılar. Dünya çapında hemen herkes bu konuları konuşuyor. Özellikle Türk halkı silah sistemi alımını daha yakından tartışıyorken temel bir konuyu hatırlamakta yarar vardır.

Silah sistemleri tedarik programları başat/üretici ülkeler için başka, kısmi üretici olsalar da alım yapan ülkeler için başkadır.

Başat/üretici ülke

Başat/üretici ülke önce en az 60-75 yılın vizyonunu ortaya koyar. Silah sistemleri ile ilgili faaliyetler stratejik değerdedir (50-100 yıllık öngörüye dayalı temel faaliyet). Bu vizyon dokümanı dünyadaki gidişata karşılık gelir. Gidişatın açıklaması, olanlardan yola çıkarak geleceğin belirginleştirilmesi işlemidir. Başat ülkeler geleceği tahmin ederlerken aynı zamanda kendi devlet yöneticilerine ve politikacılarına görevler verir. Örneğin tasavvur edilen geleceğin şartları için elverişli ortamın hazırlanması sağlanır, desem yanlış olmaz. Gizli servisler buna çaba sarf eder. Bu durumda asıl sözcük tehdit değerlendirmesi olur. Tanımlanan tehdide göre silah sistemi belirginleştirilir. Örneğin bir uçak imalini planlıyorsunuz, eğer tehdit arazideki zırhlı araçlar ise başka olur, yerleşim yerlerinde binaların çeşitli yerlerine saklanmış terörist türü tehditlerse başka. Her ikisini de birlikte düşünüyorsanız, bunu da dikkate alırsınız.

Silah sistemi yapacaksınız, çok pahalı bir iş, bunun adedi maliyetini düşürmek için yeteri kadar miktarda satışını sağlamanız gerekecektir. Örneğin bir uçak tipi için bin adet yapmakla 10 bin adet yapmak arasında fark olur. Bunun alıcısını belirlerken uzay aracı bile yapsanız satılabilecek bir maliyet hesabı olmalıdır. O zaman silah sistemlerinin alıcısını vizyon dokümanında dolaylı olarak tarif etmiş oluyor ve eğer ülkelerden bahsediliyorsa, bazı ülkelerin buna ihtiyaç duyacağı atmosferi sağlıyor olmanız gerekmektedir.

Bakın bu çok basit bir ekonomik kural gibi gelebilir ama aslında çok da zorlu bir durumdur. Bazı ülkelerin başına çorap örmeyi gerekli kılar. Hatta terörist imali gerekiyorsa bu bile yapılır. Neden böyle dedim? Soğuk Savaş ile tespit edilen tehdit değerlendirmesi sonrasında 11 Eylül ile birlikte dünyada yeni tehdit algısı ne oldu? Küresel radikal terörizm. Bu tespit büyük/stratejik projeler için işin politik kısmıdır. Başat ülke dinamikleri tümüyle buna odaklanır, dünya da olaylara bu ölçekte bakar.

Şimdi konuyu somutlaştırayım. Örneğin savaş uçağı F-X için önce vizyon dokümanda tanımlama yapılır. Henüz böyle bir uçağınız yok, dolayısıyla X denir. Sipariş vermediniz. İmal edenin adı dahi belli değil. ABD Savunma Bakanlığı ve Beyaz Saray’dasınız. X için;

  • Tehdidin tarifi şöyle: Küresel çapta radikal terörle mücadelenin gelişeceği öngörülüyor. Harekat ortamının tarifi ne? Uzaydan yerleşim merkezlerine değişim gösterecek. Tehdidin teknolojik kabiliyetlerle tespit, teşhis ve önleme kabiliyetlerinin artacağı değerlendirilmektedir.
  • Vizyonda tanım şöyle: Küresel bir uçak. Stealth (hayalet) kabiliyetli. Tek pilot. Tek motor. Düşük süratlerde manevra kabiliyeti yüksek. Yarı otonom çalışabilecek. Hassas mühimmat kullanabilecek. Uzun, kısa pist iniş ve uçak gemisi için deniz tipleri olacak.

Bu tip ihaleye çıkılır. Örneğin iki proje ortaya çıkar ve savunma bürokrasisi bunlardan birisi için karar verir. Diyelim FX için Lockheed Martin’in F-35 Lightning II projesi uygun görüldü. Lockheed Martin’e çalış derler. Maliyetleri çıkarır. Bu kez ABD tüm gücüyle buna uygun bir kulis faaliyetine küresel çapta başlar. Kanada’dan Avustralya’ya kadar politikacılar, diplomatlar, savunma bürokrasisi çalışma yapar. Alıcılar için talep modelleri geliştirilir. F-35 için küresel konsorsiyum modeli yapılır. Nedir bu? Üretim, işletme-idame, kullanma. Bu silah sisteminin imali yaklaşık 10 yıl sürecektir. Başlangıçta ben varım diyenlerle mukaveleler imzalanırken, maliyetin düşmesi için başka alıcıların da bulunmasına çalışılır. ABD için politikacılar devrededir, stratejisine, siyasetine ve çıkarına uygun bir çaba sarf edilir. Bu on yılda asıl alıcılar ile seri üretim prototipten geçilecek şekilde tamamlanır.

İşte bu tip bir silah sistemi için başat ülkedeki anlayış budur. Başat ülke gücünü jeostratejik olarak devam ettirmek adına zaten kendisi ana alıcıdır. F-35 örnektir. ABD kendi uçaklarını yenilerken bunu hesap eder. Diyelim 2 bin F-16 modernize edilecek ve F-35’ler bunun için üretilecek. O zaman elden çıkarılacak F-16’lar için de alıcı başka ülkeler (pazarlar) bulunacaktır. Bütün bunlar savunma politikaları ile sürdürülür. O halde kabaca 1.500 adet F-16’nın nereye gideceği belirlenecek, savunma politikaları buna göre işletilecektir. ABD elindekileri çıkarır, en az 50 yılı garanti eder, ama diğer tarafta elden çıkardıkları için alıcı ülke en az 20 yıl kendi ihtiyacını karşılar. Bu orta vadeli plandır. Bu elden çıkarılacaklar için hibe programları ile müttefiklik konuları da hesaba katılır.

Türkiye veya benzeri ülkeler için düşünüldüğünde durumu ifade etmekte yarar vardır. Şimdi alıcı ülke safhasına bakalım.

Alım Yapan Ülke

Örnek bir ülkede tedarik programı neye göre yapılacak? Aynı tehdit algısına, stratejiye, ittifaka ve politikalara sahip bir ana üreticinin, yani başat ülkenin belirleyip öne sürdüğü tehdit değerlendirme dokümanlarına göre milli tehdit değerlendirmesi yapılır ve vizyon dokümanı yazılır.

Bahsedilen bu nokta çok önemlidir. Eğer başat ülkenin vizyonu içindeyseniz bir biçimde bağımlısınızdır, aynı görüş sahibisinizdir! Eğer başat ülke silah sistemini bir ülkeye vermekten vazgeçtiyse, kurulan bağımlılıktan kopulur, bu vizyon dışı, hasım olmak demek olur, tam böyle değilse bile bunun anlamı, bu yolun önü açıldı demek olur. Dolayısıyla karşılıklı çok iyi düşünülmesi gereken bir noktadan bahsetmekteyim. Barack Obama Patriot vermem dedi ise bu iyi düşünülmüş bir konu mudur?

Türkiye, NATO üyesi ülke olarak hem milli amaçları için hem de ittifaka bağlı biçimde Soğuk Savaş zamanında silah sistem programlarını yürüttü. Şimdi elinde bulunan silahları yenileyecek zaman geldi ve aynı zamanda yeni tehdit değerlendirmesine uygun silah alacak veya imal edecek mecburiyette. F-4 uçaklarını modernize etmek için başından bu yana, en az 50 yıllık ihtiyacını karşılayacak biçimde, geleceğindeki hesabını yaptı ve F-35 programına başlangıçtan itibaren dahil oldu. Şimdi F-35 programı için ABD Türkiye’yi askıya aldı.

Savunma Sanayii Başkanı açıkladı, “İhtiyaç var, gerekeni yapacağız,” dedi. Ya Milli Muharip Uçak (MMU) TFX için çalışılacak ya da başka bir alım yapılacak. Demek oluyor ki bu alımla yeni başat/üretici ülkenin vizyonuna dahil olunacak veya ortak vizyon geliştirilecek, ortak geliştirme yapılacak. İşte bu tehdit ve vizyon anlamında kırılma hadisesidir.

Bu arada dün Rus tarafı açıkladı, “Gelin size SU-35 verelim,” dedi. Bu orta vadeli modernizasyon içindir. Ayrıca uzun vade için Vladimir Putin dahil hemen bütün Rus yöneticileri işaret ettiler, “Su-57’yi birlikte geliştirelim,” önerisini yaptılar. Bu kısmı incelenir. Ama asıl olan S-400’den sonra kırılmaya başlayan vizyon bağlamlı taraf olma halinde nerede alınacağının yaklaşık bir asırlık dönem için doğru bir hesabının yapılmasıdır. doğru karar vermek gerekmektedir. Rusya bu vizyon ve temel strateji değişimini hararetle ister!

ABD’de Politik Durum

İşte ABD gibi ülkelerin politikacıları, böylesi stratejik ve hassas konularda çocuk gibi davranmayacağına göre, çok başka sebeplerle hareket ediyor olabilirler. O zaman bu politikaların bilinmesine, takibine, gerekiyorsa lobi yapılmasına ihtiyaç vardır. Uzun süredir Türkiye, ABD politikaları için Washington’da lobi yapacak şirketler aramıştır. Bu da başka bir sorundur. ABD kendine bu kanalla bağımlılık yaratmaktadır, “Yolu bu, buna tabi olacaksınız,” dayatmasında bulunmaktadır.

Veya ABD politikacıları hata yaptılar, hesabı şaşırdılar! ABD için 50-100 yıl sonrasını gören stratejik vizyondan şaştılar. Soğuk Savaş’ta bu politikacılar alışkın oldukları yapıyla nispeten kolay iki kutuplu dünyada stratejik bakışa sahiplerdi. Ancak bugün hızlı değişim gösteren konjonktürde ABD politikacıları başkalarının etkisi altında kalıyor ve esasen çıkarcı davranıyor. Örneğin Yahudi Lobisi’nin! Hal böyle olunca Pentagon, Beyaz Saray ve Temsilciler Meclisi arasında değişik görüşler ortaya çıkabiliyor. CIA ve Pentagon arasında bile farklı uygulamalar olabiliyor. Örneğin Barack Obama hata yapıyor veya hata yapması sağlanıyor! Donald Trump için de başka şeyler söylenmektedir. Ancak Trump iç politikada önde olmak, 2020’de yeniden Başkan seçilmek adına Demokratları suçlamak ve bugün Obama’nın hatalarını işaret etmeye çaba sarf ediyor.

Türkiye İçin Durum

Önceki gün New York Times’ın S-400’lerle ilgili yazısında “Türkiye’nin haklılığını ve duruşunu” övdü. Aslında amacı ABD’deki politikalardan şaşanları, Demokratları ikaz etmekti. Türkiye sağlam duruş gösterdi, devam ettirmesini de bilecektir, itidalli davranacaktır, duruma vakıftır. Politikacılar ve bürokrasi son yıllarda yaşanan elim hadiselerden sonra uluslararası politikalarda nasıl düşünmesi gerektiğini yaşayarak öğrenmiştir. Kendilerini dünyanın yeni haline ABD’li bazı politikacılardan daha iyi adapte etmişlerdir.

İyi ki Türkiye uzunca süredir yerli üretim için yatırımlarını yaptı ve gelişmeler için hazır hale geldi. Bu kabiliyet Türkiye’yi üretici/başat ülke sınıfına yükseltmek için bir basamaktır. Bu konu iyi değerlendirilmelidir. Türkiye kendi vizyonunu ve tehdit değerlendirmelerini yapmalıdır. Stratejik bakışını bir asrı kapsayacak şekilde üretmeyi becerebilmelidir. Bu vizyonunu ihraç eder hale gelmelidir. Bu elbette uzun vadeli bir konudur ama iddiası olan ve hatta bu coğrafyada beka önceliği olan bir ülke için elzemdir.

Umuyorum ki Trump 2020’de seçildikten sonra Türk F-35’lerinin teslimi gerçekleşir ve diğer savunma sistemleri tedariğinde ilerleme olur. Büyük ortaklıklar böyle gerektirir!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Beyaz Saray F-35 Kartını Oynadı, Ama…

DİĞER YAZI

Suriye Sınırında Güvenli Bölge

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden

Soğuk ve Sıcak

Soğuk Savaş dönemini ve bugünü stratejik ölçekte kıyaslayalım. Dünün politikalarının ve güçlü adımlarının bize öğrettikleri var,