turkiyenin-beka-stratejisi
Türkiye’nin Beka Stratejisi

Türkiye’nin Beka Stratejisi

Okuyucu

Türkiye, 2016 yılına kadar yaşadığı kapsamlı yıpratma ve saldırılara karşı basamak basamak geliştirdiği bir strateji var. Bu yeni süreçte Türkiye doğrudan ve dolaylı biçimde kendisine yöneltilen saldırılara karşı koyduğu gibi, bunun da ilerisine geçerek, kazanımları inisiyatifle ele geçiren biçimde belirgin bir strateji oluşturdu. Başlangıçta bu biçimde belirlenmiş bir strateji değilse de gelişmelere göre ortaya çıkan ve şimdi bir bütün halinde açıklanabilecek hale dönüşen bir stratejidir. Bu stratejiye verilmiş bir isim olmadığına göre biz şöyle diyelim: Beka Stratejisi. İnceleyelim.

Bu strateji sorunlu olan iki ana konuyu karşılayacak biçimde, aynı şekilde iki kısımdan oluşur. Birincisi enerji sorununu çözmek, ikincisi ise güvenliği tesis etmek. Türkiye’nin enerji kaynaklarına erişmesi güvenlik konusu olmuş, tam tersine güvenliği ise enerji ile birleşmiştir.

Bu stratejinin alt bölümlerini gösterebilmek amacıyla bir harita hazırladım. Görüleceği üzere (ana görsel) stratejiyi 6 ayrı coğrafi alan ile açıklamak mümkün olacaktır. Bunlar;

  • Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge (MEB),
  • Suriye’de Fırat’ın Batısı,
  • Suriye’de Fırat’ın Doğusu,
  • Kuzey Irak,
  • Yurt içinde Van, Hakkari, Şırnak ve derinlikteki alan,
  • Yurt içinde Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve derinlikteki alan.

Şimdi bu konuyu bölümler halinde kısaca özetleyelim:

Birinci Bölge: Türkiye, Mavi Vatan’da ve özellikle Doğu Akdeniz’de MEB içerisinde mevcut ve satın aldığı 2 sismik ve 2 sondaj gemisi ile enerji arayacaktır. Bu konuyu diplomasi, uluslararası politika, güvenli maksadıyla kuvvet göstererek desteklemekte ve uygulamaktadır. Bu alanda Kıbrıs meselesi ve Yunanistan ile ilişkiler konusu da ele alınmıştır.

İkinci Bölge: Türkiye, Suriye’de Fırat’ın Batısında öncelikle inisiyatif alarak Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Operasyonlarını düzenledi, Afrin, Cerablus ve Al Bab bölgelerine askerini soktu, bu bölgede DAEŞ ve PKK/YPG unsurlarını bertaraf etti. Daha sonra bu bölgeye Suriyeli sığınmacı sivillerin geri dönüşünü kolaylaştıracak şekilde yaşam kolaylıklarını götürdü. Halen bu bölgede hayat normale döndü ve yaklaşık 400 bin Suriyeli sığınmacının evine dönmesi sağlandı. Bu faaliyet diğer alanlarda uygulanabilecek türden örnek bir durum oluşturdu. Bu iki harekatta Türkiye Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte hareket etti. İkinci bölgede bir diğer önemli konu İdlib ile ilgili oldu. Türkiye, Astana Mutabakatı ve devamında Soçi görüşmeleriyle Rusya ve İran ile birlikte hareket etmektedir. Rusya’nın bölgede Lazkite ve Hmeymin’de askeri üsleri ve kuvveti bulunmaktadır. İran’ın ise Lübnan’dan Suriye içlerine kadar her alanda ama daha çok bu bölgede Hizbullah başta silahlı milis güçleri bulunmaktadır. Burada asıl amaç, Birleşmiş Milletler (BM) çerçevesinde sürdürülen Suriye’de kalıcı barışa ve anayasal sisteme geçilmesi bağlamındaki Cenevre Görüşmelerine hızla gidilerek ön çalışmaları bitirmektir. İdlib Suriye’de en kritik alan ve konulardandır. Buraya Çatışmasızlık Bölgesi ihdas edilmeye çalışılmıştır. Radikal terör örgütlerinin ve muhalif unsurların silahlarını bırakması için çaba sarf edilmiştir. Sivil halkın Türkiye’ye göçünü durdurmak ve bu alanda barışı tesis etmek adına sürdürülen mücadele bir yere kadar sürdürülmüştür, halen zorluklar olsa da sürdürülmektedir. Değişen şartlara göre 16 Eylül’de İstanbul’da yeni bir Astana Süreciyle ilgili ilgili ülkelerle zirve gerçekleştirilecektir. Burada yeni kararlar alınacaktır. Türkiye, Fırat’ın Batısında ABD ile Menbiç konusunda bir mutabakat yapmış ama üzerinden 14 ay geçmesine rağmen bir sonuç alamamıştır. Halen Menbiç ve Tel Afar bölgelerinde ABD’nin desteklediği PKK/YPG unsurları mevcuttur.

Üçüncü Bölge: Türkiye, Suriye’de Fırat’ın Doğusunda bir harekat yapmak için her türlü hazırlığını tamamladı ve askerini sınıra yığdı. ABD Başkanı Donald Trump’ın 19-20 Aralık 2018’de, DAEŞ ile mücadelenin tamamlandığını ve Suriye’den askerilerini çekeceğini, Türkiye sınırında 20 NM derinliği olan bir Güvenli Bölge ihdas edileceğini ilan etmesi üzerine, halen bu ülkeyle görüşmeler sürdürülmektedir. Son noktada 5-7 Ağustos 2019’da Ankara’da bir mutabakata varılmış ve belli konularda anlaşmaya varılmıştır. Amaç Türkiye’nin güvenlik risklerini ortadan kaldırmak, bu bölgeye bir Barış Koridoru inşa etmek ve Suriyeli Sığınmacıların geri dönüşlerini sağlayacak süreci başlatmak, bu işleri gerçekleştirebilmek için Türkiye’de bir Birleşik-Müşterek Harekat Merkezi (BMHM) kurmak olmuştur. Şanlıurfa’da BMHM dün (24 Ağustos) itibarıyla tam kapasiteyle çalışacak şekilde hazırlıklarını tamamladı. ABD’li yetkililerle kritik konular üzerinde henüz anlaşmaya varılamamıştır; Güvenli Bölgenin ne mesafe ve derinlikte olacağı, komutanın kimden olacağı gibi. Bölgeden PKK/YPG unsurlarının silah bırakıp çekilmesi, bölgenin terörden temizlenmesi, ABD’nin eğit-donat ile verdiği binlerce araçla taşınan ağır silahlar başta hepsinin toplanıp geri alınması, teröristlerin hazırladığı bütün tahkimatın ortadan kaldırılması söz konusudur. ABD ise bugüne kadar vekili konumundaki (proxy) PKK/YPG’yi Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adıyla değiştirerek, Suriye’de belli bir özerk bölge kurmayı amaçlamıştır. Türkiye, görüşmelerin asıl odağında ABD’nin Suriye’yi bölmekle ilgili özerk bölge niyetinden vaz geçmesi beklenmektedir, ki bunun da mümkün olmadığı düşünülmektedir.

Dördüncü Bölge: Türkiye, Kuzey Irak’ta gerçekleştireceği güvenlik faaliyetleri için hem Bölgesel Kürt Yönetimi (IKBY) hem de Irak Merkezi Yönetimi ile anlaşmaya varmıştır. Hakurk Bölgesinde Mayıs ve Temmuz aylarında Pençe-1 ve Pençe-2 operasyonlarını başlatmıştır. Hakurk Bölgesi Irak, Türkiye ve İran kesişimindedir. Türk güvenlik birimleri Kuzey Irak’ın her noktasında etkili hava harekatı ve sözde lider kadroya yönelik nokta operasyonları gerçekleştirmektedir. Dün (24 Ağustos) itibarıyla Sinat-Haftanin Bölgesinde yeni bir operasyon başlatılmıştır. Sinat-Haftanin Bölgesi Irak, Türkiye ve Suriye kesişimindedir. Bu son operasyon ile Irak ve Suriye arasında terörist ve onlara ait lojistik aktarımlarının önü kesilecek ve Suriye’nin bölgeyle irtibatı kesilecektir. Irak ve Suriye arasındaki Samalka kapısı kontrol edilecektir. Genel olarak Amadiya ve Başika düzleminde Türkiye’nin Irak’ta askeri varlığı bulunmaktadır. Bu operasyonlarla TSK’ya ait özel birlikleri de konuşlanmış haldedir. Son operasyon genişleyecek olur ise Silopi Güneyi alanda, Irak’ın Suriye’ye yakın bölgesinde derinliği 30 KM olan alanda yeni kontrol noktaları oluşturacağı düşünülmektedir. Esasen Irak’ta çok uzun yıllarca yuvalanmış ve yine ABD tarafından kollanmış olan, özellikle Kandil’de kamp yerleri bulunan PKK terör örgütünün sözde yönetim alanına bir son vermek hedefi konmuş durumdadır. Hatta Yeni Kandil diye isimlendirilen Suriye’ye yakın olan Sincar’ın da bu anlayışla ele alındığı bilinmektedir. Sonuçta Irak’ta PKK terör örgütünün bulunmaması için diplomatik, politik, askeri her türlü tedbir alınmıştır.

Beşinci Bölge: Türkiye, Kuzey Irak’a hemen komşu ancak ülke sınırları içinde bulunan Van, Hakkari ve Şırnak illerini kapsayan Kıran Operasyonu’nu 19 Ağustos 2019’da başlatmıştır. Kıran operasyonu alanı İran’dan Suriye’ye kadar sınırda yurt içi sahasıdır. Burada kullanılan güvenlik birimleri İçişleri Bakanlığı’na başlı Jandarma ve Emniyet unsurlarıdır. PKK terör örgütünün bu bölgeyi kullanması önlendiği gibi bu bölgedeki terör unsurları bertaraf edilmiştir, edilmektedir. Bölge halkına güven aşılayacak, onların meraları ve yolları açık hale getirecek, terörün baskısı ortadan kaldıracak tedbirler alınmaktadır. Beşinci bölgenin derinliğindeki yurt içi sahası genelgüvenlik anlayışıyla ele alınmaktadır. İç güvenlik için gerektiğinde PKK terör örgütünün 20 Mart 2005 tarihinde Kandil’de aldığı kararla uyguladığı Kürdistan Toplulukları Birliği (KCK) bağlamındaki politik ve sosyal alanlardaki teröre destek veren faaliyetleri de ele alınmaktadır.

Altıncı Bölge: Bu alan Kuzey Suriye’ye hemen komşu ancak ülke sınırları içinde bulunan Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin illerini kapsar. DAEŞ ve PKK/YPG terör örgütleri başta bütün terör unsurlarının bu uzun sınır bölgesinden içeriye girmesini engellemek amacıyla bir duvar inşa edilmiştir. Bu bölgede Suriyeli sığınmacılar için açılmış büyük kamplar yer alır. Ayrıca burası olası sığınmacı göç hareketleri için ilave tedbirlerin alındığı bir alandır. Gelinen noktada bu bölgede TSK birlikleri ve ÖSO unsurları emir bekler şekilde içeriye girmek üzere hazır bekletilmektedir. Altıncı bölgenin derinliğindeki yurt içi sahası genelgüvenlik anlayışıyla ele alınmaktadır. İç güvenlik için gerektiğinde PKK terör örgütünün KCK bağlamındaki politik ve sosyal alanlardaki teröre destek veren faaliyetleri de ele alınmaktadır.

Halen bütün bu bölgelerde faaliyetler aralıksız ve kararlı bir tavır gösterecek şekilde sürdürülmektedir. Türkiye’nin artık fiili komşuları ABD ve Rusya gibi küresel güçler olmuştur. Eğer böyle bir yola gidilmeseydi ülkenin geleceğine umutla bakması söz konusu olmayacaktı. Beka Stratejisi budur, operasyonel ve taktiksel bağlamda dinamik biçimde uygulanmaktadır.

Türkiye bu stratejiyi uygularken bazı özellikleri, öncelikleri ve ilkeleri dikkate aldı. Karışık biçimde bunlardan söz edelim.

  • Politik: Stratejik projelere yönelmek. Enerji ve güvenlik alanlarında çözüme gidecek alanlarda proaktif olarak hareket etmek. Yeniden Asya açılımını gerçekleştirmek. Savunma Sanayii başta ileri teknoloji ürünlerde Yerli ve Milli üretimi artırmak.
  • Diplomatik: Aynı anda masada ve sahada bulunmak. Müzakereci ve kararlı olmak.
  • Askeri: Kuvvet kullanma önceliğiyle hareket etmek. Kararlılık ve caydırıcılık göstermek. İnisiyatifle hareket etmek. Tedarikte kaynak çeşitliliği yaratmak.

Zorlu bir dönemden geçilmektedir. Uygulanan bu Beka Stratejisi’nin uzun yıllar sürecek bir mücadele olduğu açıktır. En azından sorunlu ve sınırımızın hemen yanı başındaki, en az 20-40 yıl gibi bir süreyle ele alınabilecek perspektifi kapsar. Bu süreçte kaynak yaratmak, risk parametrelerini azaltmak, belirlenen stratejiyi desteklemek, sonuçta bölgesinde ve küresel çapta barış ve istikrara yönelik katkıyı sürdürmek hedeflenmektedir. Bütün bu alanda güçlenmek ve hedefleri ele geçirebilmek adına korunması gereken en öncelikli konu, ülkece kenetlenmek, birlik ve beraberlik içinde hareket etmektir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Suriye’de Vaziyet ve Çıkarlar

DİĞER YAZI

Erdoğan’ın Moskova Ziyareti

Politika 'ın son yazıları