Şanlıurfa’dan İzlenimler

Toplum

Şanlıurfa, ilçeleri Akçakale ve Ceylanpınar’da incelemelerim oldu. Asıl seyahat konum sınırdaki hareketliliklerdi. Şu malum konu, Fırat’ın Doğusundaki teröristlerin durumu… Bu seyahatimin sonrasında gördüklerimi ve hissettiklerimi çok kısa işaret etmek istedim.

Bir defa Şanlıurfa çok değişmiş. Görmeyeli 7-8 sene olmuştu. Bu arada emeği geçenlere teşekkür etmek bir borçtur. Bir gerçek var, bu şehrin adının “Şanlı” olması hiç de boşuna değil doğrusu. Bu gerçeği Türkiye’nin diğer yöreleri unutmasın! Halkı ikramı, misafirperverliği, vatan sevgisini, hoşgörüyü, değer vermeyi biliyor ve yaşatıyor. Dikkatimi çeken konu, hemen her seviyeden insan Şanlıurfa ve Türkiye meselelerine tamamen hakim. Sorularınıza bir uzman değerinde ve öz cevaplar veriyorlar, şaşırmamak elde değil. Turizmde ileri gitmişler. Tarımda ise biraz fikre ihtiyaçları olsa gerek. Kentlerinde heme hemen eksik kalmadığını ama şimdi sıranın görünümü düzeltmeye geldiğinin farkındalar.

Resulayn’ın karşısındaki Ceylanpınar ve Tel Abyad’ın karşısındaki Akçakale (Akçakale’nin Arapçası Tel Abyad, iki kasaba ortadan malum süreçlerle ayrılmışlar ama aynı isimdeler,) insanına hayran olmamak mümkün değil. Her çeşitten insan bir arada ve ahenk içindeler. Akrabaları sınırın karşısında. Terör ve hoyratlık bitsin istiyorlar.

Arap, Kürt veya Türkmen, o insanlar kadar milliyetçi ki inanamazsınız. devletlerini yanındalar ve destek olmak için ekmeğini kırıp yarısını vermekten geri kalmıyorlar. Suriyeli o kadar çok sığınmacı gelmiş, hepsini kabullenmişler. “Bunlar da nereden çıktı,” diyen yok.

Teröristi istemiyorlar, onlardan rahatsızlar. Devletin bir çare bulmasından yanalar. “Artık bu son olsun,” diyorlar. Gerekirse canlarını vermeye ve şehit olmaya razılar. Bunu her şartta ifade ediyorlar.

Kadınlarla, analarla konuştum, inanamadım! Ne kadar da bilinçliler!.. Bir hanıma sordum, “Siz devletin meselelerini ne kadar da yakından takip ediyorsunuz ve özlü olarak açıklayabiliyorsunuz, bu birikim nereden geliyor?” Cevaba bakın: “Biz kadınlar toplanıyor ve aramızda konuşuyoruz, sorunlara kendi çapımızda çareler arıyoruz, hem iç siyasette hem de dış siyasette…” Yani anlaşılan, boş zaman geçirmiyorlar.

Gelen, “Buyur çay içelim, çiğ köfte yapalım, yemek yiyelim, eve gidelim, bizde yat…” demeden geçmiyor. İnsanlar yolda giderken bakıyor meşguliyet var, duruyorlar, selam veriyorlar ve bir arzumuzun olup olmadığını soruyorlar. Yakın durmanın ve sosyal olmanın böylesi “gerçek” halde olması örnek bir konudur doğrusu.

Terörist mi? Onlar tel örgünün ötesinde hendek ve tünel kazıyorlar, patlayıcıyla tuzak kurmakla uğraşıyorlar, kız-erkek vatandaşın evladını zorla kaçırıyorlar, yerel halkın zorla elindeki parayı vergi deyip alıyorlar… Bu nedir arkadaş, insanlık bu mudur? O veya bu çıkarcıların maşası olmak demek, devlet olmak demek midir? Bu ne kötü bir durum? Şanlıurfa Fransızı eline geçirdiği tırmıkla, kürekle, çapayla, odunla kentinden silip süpürmüş, vaktiyle Sykes Picot’a en önemli cevabı vermiş, bugün tel örgü ötesindeki teröristler bütün bunları bilmezmiş gibi davranıyor, çıkarcıların uşaklığını yapmanın beyhude çabası içindeler!..

Leave a Reply

Toplum 'ın son yazıları

Bilgelik

Bilgeye ve bilgeliğe yeterince ihtiyaç duymuyor muyuz? Çağımızın konularında ileriye atılım yapılamamasının
DÖN BAŞA