sihirli-degnek
Sihirli Değnek

Sihirli Değnek

556 Tıklama
11 Dakikalık Okuma
Okuyucu

COVID-19 pandemisini yaşıyoruz. Küresel çapta eve kapandık! Sağlıktan sonra en düşündürücü konu, “Ekonomide bu tarz bir el freni çekmeye neden ihtiyaç duyuldu?” şeklinde oldu. Mevcut sosyo-ekonomik düzen birden sarsıcı bir biçimde durdu, sanki “Yeni bir şey olacak!” izlenimi bile verdi. Mayıs ayının ilk haftasından itibaren hükümetler karar alacaklar görülüyor; “İşyerlerine gidebilirsiniz, sosyo-ekonomik çarkları tekrar çevirebilirsiniz,” denecek. Ama önce hasar tespiti yapılması gerekiyor. Sonra bir yerden başlanacaktır.

Hasar tespiti yapmak bile bir maharet, politika ve süreç. Belki bu tespit şimdiden yapılıyordur. Hasar tespiti yapmak demek, bundan sonra atılacak adımları belirlemek demek oluyor, önemi bundandır. Eğer adımlar doğru atılamaz ise bahse konu ülkelerde halk fakirleşecek, derece derece. Bu da bir pandemi!

Görülen şu, madem ki Mayıs ortası gibi işimize döneceğiz (bu tarihi beğenmeyenler ister Haziran desin, isterse Temmuz, bu bir biçimde olacaktır), peki bizi neler bekliyor? 

En belirgin hamle şu: Hukuk herkesi gözden geçirecek. Kredi kullananlar, borçlarını erteleyenler, işini tamamlayamayanlar hakkında hesap sorulacak; bir suiistimal varsa ve hatta hükümetin işaret ettiğinin dışında bir olumsuzluk söz konusuysa, denecek ki “mahkemeye git”. Mahkemeler, avukatlar, sigortacılar, mal sahipleri, bankalar, vs. karşı tarafta yer alacak ve her detayın sorulmasını talep edecekler.

Burada vatandaşın bir sihirli değnek beklentisi olacak mı bilmem, ama bence asıl soru, özellikle gelişmekte olan ülkelerde makro ekonomide bir sihirli değnek beklemek durumunda kalınacak gibi görülüyor. Bunun için ne öngörülüyor? Zira kırılgan ekonomiye sahip ülkelerin genel ekonomik yapıları önemli; küresel sistemdeki yeri ve adımları, vatandaşa etki edecek baskının seviyesini de gösterecektir. 

Kırılgan ekonomi olan ülkelerin COVID-19 öncesinde bir değişiklik var mıydı? Model olarak incelenirse, bilinen kapitalizmin kurallarına göre bir sihirli değnek bulmak mümkün müydü? Hatta küresel güçlerin karakteri ve niyeti bakımından işaret edelim, eğer bugünden sonra bir postkapitalist adım atılacak ise ekonomisi hassas ülkeler buna hazırlar mı?

Bugüne kadar sürdürülen neoliberal politikaların gerektirdiği ekonomik adımları atarak maliyesini yürüten kırılgan ülkelerde, bu kritik periyottan sonra da ellerinde sihirli bir değnek olamayacağı açık. Zor, zoru doğurur!

Kapitalist sistemin temel yöntemi şöyle: Yeni kaynak yaratmak ve rakiplerden daha fazla soğurmak. Postkapitalist düzenden daha çok bilgi ve buna bağlı kaynakları soğurmak ve oynak finansal argümanlarla çok ileri adımlar atarak rakiplere fark yaratmak.

Türkiye’ye bakalım. Genel olarak hangi kaynağı soğuracak? Eski Bakanlardan Mehmet Şimşek’in mevcut Türk ekonomisini tarif ettiği o cümlesini hatırlatayım: “Küresel ticaretten aldığımız payla maliyemizi güçlü tutacağız.” Bu ne demek biliyoruz: Güçlü sermaye yapıları ticaret yapar, maliyemiz dolaylı vergi adı altında payını alır. Bir başka açıklama: Aynı yapılar gelirler üretim yaparlar, biz de kaynak ilave ederiz, payımızı alırız. Burada halka yüklenen ne?

Aslında bu ekonomik modelin temellerini Şimşek atmamış idi, kısa bir süre öncesinden beri böyleydi. Türkiye’de 2001 finans krizi olarak bildiğimiz dönemde “kurtarıcı” sıfatıyla ülkemize bir süreliğine gelen Kemal Derviş’in modelinin devamıydı bu. Kemal Derviş ne yapmıştı? Özeti şöyle: Neoliberal kalıplarda eksik olan alanları onardı, işletimi sağladı. Bankacılıkta eksikler vardı. Finansta disiplini sağlayan belli kurumlar ihdas edildi. Sıkı para politikası dendi. Kemer sıkma işleri hep bilinen bir yöntem. Merkez Bankası özerkleştirildi. Bir yerlerden sermaye bulundu ve belli bir sistem kuruldu. Dış sermaye için “güven ortamı” hazırlandı. Yatırımcı gelsin istendi.

Borç almanın dışında ve halka yansıtılan vergilerin ötesinde, bu ülkeye, rakipleri arasında avantaj yaratacak bir kaynak bulundu mu? Bu kritik zamanlarda zaten hemen olacak bir şey değildir. Zaman içinde kaynak artıracak politikalar sürdürülür. Sabırla ve disiplinle çalışmak gerekir. Ülkenin sosyo-ekonomik politikalarının orta ve uzun vadede sağlıklı adım atmasının geri dönüşünün halka olumlu biçimde gerçekleşmesi bunun doğru yapıldığının kanıtı olur.

Özellikle Ağustos 1971’den sonraki dönem için, küresel ekonomi modelinde açıklanan “büyüme” açıklamalarına pek bakmıyorum. Bu büyüme aldatıcıdır. Pratikte sermayenin kendini büyütmesi başka bir konudur. Eğer bir ekonomide büyüme halkın alım gücüne olumlu etki ettiyse değerlidir. Halkın bankadaki mevduatının büyüklüğü ve bu sermayesinin dinamik bir biçimde yatırımlara akması, ancak güçlü ekonomilerin işidir.

Pandemiden sonra eğer ekonomide doğru adımlar atılmaz ise fakirleşmenin artacağı bir döneme girildi denebilir. Buna her yönüyle ve her seviyede hazır olmak gerekiyor. Hatta sosyo-politik ilişkilerde dikkatli olunmalı, fırsatçılar bundan daha başka şekillerde yararlanmak isteyebilirler. 

Eğer yakın gelecekte gelişmekte olan ekonomilerde daha fazla istihdama ihtiyaç olacaksa, ki olacaktır, bu durumda hazır yatırımcılar olmalıdır. Dünyadaki servet eriyip gitmedi, birilerinin kasasında. Bu servet kullanılırken daha da değerlenmeyi ister, kapitalizm böyle bir sistem. Bir ülke için yatırımcı yabancı ise daha fazla kazanç isteyecektir. Hatta yatırımcı küresel kredi kullanacaksa, ki genelde bu yöntem seçilir, bunun yükü de projelere dahil edilecektir. Ülkeler yeni projeler üretecek ve ilgililere sunacaktır. “Kazan kazan” sözü burada devrededir. Başka yolu var mı? Bunun kaçınılmaz yönleri olacaksa, sonunda yük halka dönecektir. Yeni bir şeyi elde ederken diğer yerdeki açık daha da fazla olacaktır. Bunlar doğru yönetilmesi gereken meselelerdir. Önümüzdeki sürecin meseleleridir.

Ülkelerin kaynakları bellidir, rakiplerininki de. Ülkelerin belli bir birikimi, öz sermayesi yok ise, ki kırılgan ekonomilerin genelinde bu husus geçerlidir, işler zor yürür. Bugün pandemiden etkilenen Almanya, Amerika, Kanada, İngiltere, Belçika, Hollanda, Fransa, Çin, Güney Kore veya başka güçlü ülkelerin sermayesi veya sermayeye dönüştüreceği hazır bir potansiyeli var ve onların süreci atlatmaları daha kolay olur. 

Halka, kendine güven denir: Başkalarından önce kendi aklına, emeğine güven! İyi de gerekli güveni göstermek bile zaman harcamak demektir. Hatta mevcut ekonomik uygulamalardan pek de farklı bir uygulama yoksa, “Bir sorunum var,” demek olacaktır. Oysa kapitalizm demek önce sermayede güçlü olmak ve kasada yedek akçe tutmak demektir.

Küresel çapta ekonomik açıdan 2020 kadar 2021 yılı da kötü geçecek görülüyor. Gücü olan ekonomilerin bu yükü halkına yansıtma ölçeği ile kritik ekonomilerinki nasıl olacak, bu mukayeseyi yaşayarak öğrenmek söz konusudur. Yaşayarak öğrenmenin ise sosyo-ekonomik olduğu kadar sosyo-politik tarafları da vardır. 

Elimizde bir sihirli değneğin olmadığı aşikârdır.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

covid-19-sonrasi-kuresel-ekonomik-politika
ÖNCEKİ YAZI

COVID-19 Sonrası Küresel Ekonomik Politika

kuresel-fed-sistemi
DİĞER YAZI

Küresel Fed Sistemi

Ekonomi 'ın son yazıları

Ekonomik Pandemi

Türkiye dirençli bir ülkedir. Çünkü ekonomik açıdan birçok badire atlatmıştır. COVID-19 pandemisinde oldukça başarılı olmuştur. Şimdi

Postkapitalist Teoloji

Neoliberalizm, postkapitalizm, neokolonyal ve küresel düzen üzerine bir eleştiri. Homo Economicus üzerinden sürdürülen bir tartışmanın başka

Küresel Fed Sistemi

COVID19 ile ilgili süreci konuşuyorken aynı zamanda ekonomiyi de konuşmaya devam ediyoruz. Küresel Fed Sistemi nedir?