covid-19-sonrasi-kuresel-ekonomik-politika
COVID-19 Sonrası Küresel Ekonomik Politika

COVID-19 Sonrası Küresel Ekonomik Politika

2544 Tıklama
18 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Yeni tip koronavirüs ile ortaya çıkan şartların ekonomideki etkisi çok yaygın, derin ve kalıcı bir etki yarattı. Böylesi bir durumda ekonomik açıdan neler beklenmelidir? İşte bu soruya doğru bir yaklaşımı ileri sürerken belli adımları takip etmemiz gerekecektir: Teori ne diyor, mevcut durum ne, neler beklenebilir? İnceleyelim.

Teorik Yaklaşım

Ülkelerin gelişmesine engel ne? Belli bir ülke, kaynak, nüfus, vs. var, ama yine de biri diğerinden faklı boylarda kendini gösterir, en azından ekonomik bakımdan. Bu geçmişte böyleydi, gelecekte de böyle olacak. Ancak büyümek, gelişmek, diğerinin önüne geçmek, gibi kavramlar düşünülürse, burada önce uygulanan politikaların başarısını görmek gerekir.

Temelde olanlar belli (aşağıdaki görselden takip edelim): Zaman akıp giderken, bir yanda baskılar söz konusudur, diğer yandan hükümetler, liderler veya yöneticiler icrada bulunurlar. (Vahşi) Post-kapitalizm, neo-emperyalizm, neo-liberalizm, neo-kolonyalizm, globalizm, kaotik ortamın belirsizlikleri, güç merkezlerinin hareketi, kutuplaşmalar, gri bölgeler, uluslararası sistem ve dinamikleri, buna göre dönen hukuk, küresel şirketlerin eğilimleri başlı başına birer baskı konusudur. Bu baskı en üstte ve ağır bir yük oluşturur. Bu konular içinde kaybolmamak gerekir. Asgari refah ve güvenlik ihtiyacı ülkeye göre belirlidir ve bunun mutlaka karşılanması gerekir. Cari durum da bellidir; olup biten hakkında iyi okuma yapmak gerekir. Geriye kalan baskı konusu nedir? Doğal ve olağandışı etkiler, kapasite/kabiliyet gibi konular. İşte COVID-19 ile dünya hem doğal bir sorunla karşı karşıyadır hem de küresel çapta olağanüstü şartları yaşatmaktadır.

Uygulamada durum nasıl olur? A politikası için beklenti bellidir. Beklentiler gerçekçi olmalıdır. Zira baskıların etki söz konusudur, her bir hedefin gerçekleşmesi şartlara göre gelişir. Ortaya A politikası için beklentiden çok farklı ama gerçek bir sonuç çıkar. B politikası için de hal böyledir. Hatta ülkelerin durumları bu gerçekleşmelere göre belirlenir, sonuçta biri diğerine göre ileriye geçer, diğeri başka bir konumda olur. Burada şans nerede, bir komplo var mı? Olmaz!

“Ama ben riskleri bilmiyorum!” Böyle denebilir. Hatta bu riskler şimdi görüldüğü gibi hiç beklenmeyen biçimde seyredebilir ve etkisi de farklı boyutlarda olabilir. Bunun için de risk değerlendirmeleri yapılır, en azından stratejistler için bunlar birer olasılık hesabı konusudur. Örnek verelim:

Bu 2020 yılı küresel risk tablosu pandemiden çok önce yapıldı ve yayımlandı. Bu tür hesapları yapan çok kuruluş var. Bu örnek bir tanesidir. Bu tür riskleri dikkate alan hükümetler, politikacılar, bürokratlar, CIO’lar olur; aksine, “Ben riski göze alıyorum,” diyen de çıkar. Kendi liderliği!

(Not: Örnek görseldeki Türkiye çizimini ben ekledim, sadece açıklamak adına.)

Güncel Durum ve Kısa Vadeli Beklentiler

Uzmanların ortak görüşü haline geldi, bugünkü ekonomik görünüm neredeyse II. Dünya Savaşı şartlarıyla eşit. Bu da demek oluyor ki küresel çapta büyük bir çöküş söz konusu, durgunluğun etkisi kısa vadeli olmayacak. Bu durumda ekonomik faaliyetlerde, finans piyasalarında ve iş yapan herkes için güven katsayısı tamamen çöküş içinde.

COVID-19 salgınının seyri hakkındaki beklentiler yanıltıcı oldu. İlk önceleri 2008 krizindeki gibi düşünüldü, Fed para basar ve büyük bankalar aracılığıyla durumu onarır dendi; ama sanırım bu kez senaryo öyle olmayacak ve krizdeki derinlik ile süre artacak. Para basan basana, konu bu değil, borçlar nasıl tahsil edilecek, bedeller nasıl ödenecek, konu bu.

Ödeme güçlükleri ve finansal karşılık bulma yönüyle büyük sorunlar yaşanacak. Özellikle Avrupa ve Amerika’da politik kararlar ve altyapı imkanları da olumsuz bir ortam yarattı. Her ülkede vatandaş bu ekonomi ve sağlık politikalarına ilişkin tutumlarından dolayı kendini sorgulayacak. Talep durdu, belli alanlarda imalatlar da durdu, tedarik zincirleri kopukluk yaşıyor, herkes için önemli bir mali bir sorun var. Buna bağlı olarak tüketici ve küçük ölçekli yatırımcı bundan sonraki adımlarında hem ekonomik çabada hem de politik tercihlerinde çok dikkatli olacak. Ama önce yaraların kapatılması konusu tartışma yaratacak. 

Yine belirgin biçimde 2008 krizinden farklı noktalar var, örneğin Çin ve Hindistan ekonomileri de bu kez darbe aldılar. Hatta ülkemizde de söz edilmişti, “kriz teğet geçecek” diye, şimdiden bakarak, bu kez krizin teğet geçeceği bir ekonomi olmayacak diye söylenebilir. Zira küresel finans, üretim, tedarik zincirleri, tüketim kondisyonun tekrar yerli yerine oturtulması o kadar kolay onarılacak gibi görülmüyor. Altın fiyatları tavan yaptı ve petrol başta emtia fiyatlarından dolayı önemli düşüşler var. 

Pandemiden önce de ekonomik sorunlar çoktu. ABD ve Çin arasında Ticaret Savaşı vardı. Bilindiği gibi Avrupa ve Japonya ekonomileri de durgunluk içindeydi. Brexit ile ekonomik süreç nasıl gelişecek, tam kestirilemiyordu. Petrol fiyatlarının düşük seyretmesinden olumsuz etkilenen Rusya’da da işler rayında değildi. Sorunların üstüne bir de pandemi eklendi.

Bütün dünyada endüstriyel motorlar stop etti, hizmet sektörü duruyor. Tarım kendini kurtarıyor. Türkiye’de turizm tesisleri kapılarını kapattı. Hemen her ekonomi için işsizler ordusu büyük sorun alanı oldu. Buna bağlı sosyal güvenlik ve sigorta sistemleri derin düşünce içinde. Neo-kapitalist yaklaşım hemen her çalışanı önemli bir tüketici haline getirerek çarkı hızlı çevirmekle övünüyorken bugün işsiz ordularının evine kapanmaktan başka bir tercihi kalmadı. Bir iş arasa hemen bulamayacak ve bu daha uzun süre etkisini gösterecek. Bu işsizliğin getirdiği olumsuz etkilerden en önce kiralama ile iş yapan sektörler kendini tamir edecek süreyi yaratmakta zorlanacak. Hükümetlerin işsizlere verdiği parayı ise hemen bu sektörler toplamak isteyecek. Şok temel ihtiyaçlar üzerine dönen olumsuzluk çemberleri sonuçta ümitsiz kitleleri yaratacak ve bu da politikaların sorunu olacak. Örneğin ABD bu alanda tartışılacak bir politik çalkantı alanı halinde olacak. Kasım 2020 başkanlık seçimleri bu stresi bütün dünyaya aksettirecek. 

Pandemiden Komünist Çin hızla çıkmayı bildi veya şimdilik öyle görünüyor. Kullanılan sistemler tamamen halkı kontrol ediyor, virüsü değil. Şimdi ekonomik çarkları hızla çevirmek için istekli. Ancak küresel işsizlik ve talep eksikliği Çin’in arzını da etkilemektedir. Mali birikimlerini bu alanda ortaya atıp risk alması gerekiyor, bunu ne denli yapar bilinmiyor. Küresel girişimciler ise tedirgin, ya Çin’de ikinci bir salgın olursa diye. Bütün bunlar durgunluğun devamı anlamına geliyor.

Esasen ekonomik durgunluk ülkelerin para birimlerinin değer kaybetmeleriyle de alakalı gelişiyor. Diyelim sosyal güvenlik açısından belli sosyo-ekonomik politikaları öne alacak ve yeni iş imkanları yaratmak isteyecek, işte bu şartlarda kendi merkez bankalarının finansal tedarik için kolları sıvaması yeterli olmuyor. Eğer böyle yaparsa, ki bazı ülkeler için başka şans yok, kendi mali dengelerini derinliğine bozmuş oluyor ve bunu düzeltmek için ise ne yapsa yeterli olmuyor, çünkü küresel daralma ve dinamizm yoksunluğunun etkisi tek başına gayretle çözülmüyor.

Fed, varlık alımları yoluyla finansal piyasaları desteklemek ve birçok yabancı merkez bankasına dolar likiditesi sağlamak için gerekli önlemleri alıyor. Avrupa Merkez Bankası da büyük miktarda devlet ve kurumsal tahvil ve diğer varlık alımlarını yapıyor. İngiltere Merkez Bankası hükümet harcamalarını doğrudan finanse ediyor. Diğer merkez bankası kendi çaplarında finansal piyasaların durgunluğunu engelleyecek tedbirleri alıyor. Ancak bu tedbirlerin karşılığının alınması nasıl gerçekleşecek, zamanla görülecek bir konu. Zira bir şekilde ABD dahil hemen her hükümet doğrudan veya dolaylı yollarla borçlanıyor. 

Borçlanmanın değişik yolları var, bu da öyle. Üzerinde tartışılan temel mesele de buydu, ki spekülasyonlar bir türlü durmak bilmedi; ekonomide yeni bir açılıma gidilmesi mi gerekiyor, küresel ve neo-liberal oyun kurucuların etkili müdahalesi olmalı mı, diye. Bu şartlarda merkez bankalarının kritik dönemde kendilerine göre fedakâr gibi görülen hamleleri sadece yangını söndürmeyi düşünen bir mantıkla alakalıdır. Haklı olarak pandemi sonrası şartlarda ne olacağını umursamıyorlar. Yöneticiler, nasıl olsa o zamanlar gelince ne yapılacağına bakarız diyorlar. Ancak küresel çapta bu şartlarda dahi tuzu kuru olan büyük sermaye sahiplerinin sosyo-ekonomiye ve politikaya nasıl müdahale edecekleri herhalde şimdiden belirlidir. Bu güçlü şirketler dünyanın en iyi beyinlerini kullanıyorlar.

Bu eşitsiz durumla alakalı düşünce ise insanları derinden rahatsız ediyor. Acaba kimlere şans verilecek, kimlere yürü, senin önünü açtık denecek veya tam tersi?.. Dolayısıyla kafasından senaryo üretenler de çoğaldı. Bunların belirsizlik adına olumsuz etkileri de işin cabası. Ancak şu kadarını söylemek lazım, yeni yatırım fırsatları için şimdiden hangi sektörlerin öne çıkacağı belli oldu bile, bu nedenle komplo kurmaya gerek yok! IV. Sanayi Devrimi ürünleri, çeşitli gereçler ve uygulamalar, tabii sağlık, yeni tür endüstriler gelişme gösterecek. Bunun tüketicilerinin şartlarının da belirlenmesi için belli standartlar devreye girecek. İşin doğası böyle olmasını gerektiriyor.

Orta-Uzun Vadeli Gelişme Konuları

Öngörümü Kondratief modeli ile açıklamaktayım. Bu ekonomide bilinen bir anlatım şeklidir. İlave ettiğim son kısmı. Şöyle ki: Örnek çizim ilk bakışta sizi aldatmasın, ekonomik açıdan 2020’yi saymıyoruz zaten, fakat 2021 de kötü, hatta 2022 ilk çeyreğine kadar şartlar zor geçecek görünüyor. Ama ümit veren taraf bundan sonra başlıyor ve ilerilere doğru, orta-uzun vadeli planları, 2050 veya 2070 hesaplarını buna göre yapmak mümkün olacak.

2008’de başlayan küresel ekonomik kriz bugün de devam ettiğine göre, Donald Trump yönetiminde başlatılan Ticaret ve Teknoloji Savaşı ve COVID-19 pandemisini de buna ilave edersek dipteki dönem ortaya çıkıyor. Dipten çıkış zaman alır, sonra toparlanma başlar. Bundan önce uzmanlar 6. Kondratief periyodunu yenilenebilir enerji ve yapay zeka ile ilgili gelişmeler bağlamında işaret etmişlerdi. Ben bir adım daha ileri gidiyorum, Uzay Savaşları, Siber Savaşlar, Uzayda Kolonileşme çabaları, vs. konuları da buna ekliyorum. Ama şöyle; insanlığı uzaya taşıyacak altyapıların ihtiyaç duyduğu bütün alanların içinin doldurulması söz konusu olacak. İleri teknolojiye bağlı ekonomik yatırımlar da buna göre gelişecek. Sosyo-ekonomik yaşam biçimi farklı cephelerden açıklanabilir. Küresel mega-kentler olgusuna dayalı bir modeli öne çıkarmak isteyeceklerdir. Küresel sermayenin tercihi ile belirlenecek gelecek, 2050 yılları için yeni bir vizyon demek olacaktır. Şimdiden kaybedenler ve hatta gözden çıkarılanlar olabilir. Zira bu vahşi kapitalizm böyle bir şeydir. Şunu da işaret edeyim, kapitalizm bitmez, değişir. Yeni hali olsa olsa post-kapitalizmdir.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

finansta-dijitallesmek-mi
ÖNCEKİ YAZI

Finansta Dijitalleşmek mi?

sihirli-degnek
DİĞER YAZI

Sihirli Değnek

Ekonomi 'ın son yazıları

Ekonomik Pandemi

Türkiye dirençli bir ülkedir. Çünkü ekonomik açıdan birçok badire atlatmıştır. COVID-19 pandemisinde oldukça başarılı olmuştur. Şimdi

Postkapitalist Teoloji

Neoliberalizm, postkapitalizm, neokolonyal ve küresel düzen üzerine bir eleştiri. Homo Economicus üzerinden sürdürülen bir tartışmanın başka

Küresel Fed Sistemi

COVID19 ile ilgili süreci konuşuyorken aynı zamanda ekonomiyi de konuşmaya devam ediyoruz. Küresel Fed Sistemi nedir?