finansta-dijitallesmek-mi
Finansta Dijitalleşmek mi?

Finansta Dijitalleşmek mi?

907 Tıklama
39 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Bugünkü şartlarda küresel düzen içinde finansal teknoloji endüstrisi hangi uygulamaları kullanabilir? Finansta dijitalleşmek mi? Bu, konuyu en kapsamlı tartışan bir yazı olsun istedim. Konuyu parça parça ele alanlar var, ama bütün olarak görmek daha yararlı olacak kanısındayım. Konunun insanın temel özelliğinden tutun, inşa ettiği her bir detayla ilişkisi var. Başlıklar ve bazı temalar neler? Yeni sistem arayışı, ekonomi, finansal teknolojiler, küreselleşme, liberalizm, yeni ve finansal teknolojiler, kripto para, blok zincir, dijital-yuan, dijital-dolar, güvenlik, politika, ABD, Çin, Fed.

Yeni Bir Sistem Arayışı mı?

ABD’de Federal Reserve, Fed’in konuyla ilgili çalışmalarının olduğunu öğrenince Finansal Teknoloji (Fintech) endüstrilerinde ciddi adımların atıldığını daha açık gördük. Konu sadece blok zincir (Blockchain) uygulamaları değil, daha kapsamlıdır. 

Bitcoin gibi blok zincir projelerini isteyenler kullanabilirler. Fed de bu konuda bir araştırma yaptı ve şimdilik ihtiyatla bekliyor. Kripto paralar bir yana asıl yapılmak istenen ne? Ekonomide ve özellikle finansta bütünüyle dijitalleşmek ve verimi artırmak. Bunun için bütün küresel güçlerin ve ekonominin beklentisine göre tam bir uyumun pratiğe geçirilmesidir.

Küresel kapitalizmin (ki artık başka bir tabirle bu post-kapitalizm demek de mümkündür,) geldiği evrede mevcut fiziki parayla sürdürülen sistemin doygunluğa ulaştığı eleştirisi en üst seviyede ortaya çıkmaktadır. IV. Sanayi Devrimi’ni gerçekleştiren insanlık gerekli altyapıları tamamlamanın eğişindedir, çoğu adımları attı bile. Konuya sosyo-ekonomik ve finans sistemlerinin ihtiyaçları ve ortaya çıkan arz-talep değişikliği çerçevesinde yaklaşıldığında, dijital para konusunda temel bir adımın atılacağı gerçek görülüyor, bu mümkün. Bugün Finansal Teknoloji endüstrileri içindeki uygulamaların genelleştirilmesi noktasına gelindi denebilir.

Dijital paranın kapsamında neler olmalı? Çok genel bakıldığında karşılanması istenen özellikler şunlardır:

  • Küreselleşmenin tamı tamına uygulaması olmalı.
  • IV. Sanayi Devrimi’nin gereklerini uygulamalı.
  • Laissez-Faire (Serbest Piyasa) ekonomisi eksiksiz uygulanmalı.
  • Güvenilir ve sürdürülebilir olmalı.
  • Mevcut sosyo-ekonomik kapasiteyi fazlasıyla katlayan büyüklükleri elde etmeye imkân vermeli ama bu kaotik değil, sistemli ve kontrolü mümkün bir biçimde olmalı.

Bir dijital para sisteminden söz ediliyorsa bunun mevcut sistemlerle olan ilişkisini nasıl tanımlamak gerekir? Dijital para sistemi ancak şöyle kabul görür: Mevcut ekonomik sistemle tam entegre olacak ve bu yeni ortaya çıkan ileri sistemi kendi getirdiği özgün yeniliklerle limitsiz zamanda katlayarak büyümesine imkân verecek.

Ekonomide kontrol dışı bir olasılığın gelişmesine imkân verilebilir mi? Hayır! Bu özelliklerin karşılanması için arayışlar sürmektedir. Halen ABD ve Çin bu konuda önemli adımlar atmak istemektedir. Üstelik neo-liberal küreselci Komünist Çin ile içinde her türü barındıran (öncelikle muhafazakâr ulusalcı Cumhuriyetçiler ile neo-liberal küreselci Demokratlar) ABD bu tarihlerde önemli bir Ticaret ve Teknoloji Savaşı içindedir. Ayrıca Siber Savaş bakımından her iki ülke gezegende en fazla taarruz ve savunma işçindedir.

Aslında işin başlangıcında ABD, Fed, ekonomik sistemler bağlamında derin analizlerin yapılmasına ihtiyaç olacaktır. Çünkü bu halen “hükmü süren” bir sistemin içinde olduğu faaliyet alanında fikir ileri sürmek ise öncelikle ondan bahsetmek gerekir. Ancak ben bu konuda çok yazdım, konuştum, burada tekrarlamak istemiyorum. Şu kadarını söyleyeyim, halen dünyada Fed para basıyor, ABD Hükümetine borç veriyor, ABD Hükümeti ve dünyanın geri kalanı bu paraları harcatıyor. Ekonomik büyüme buna göre sistemli bir biçimde sürdürülüyor. Bu politika son şekliyle 1971’den bu yana uygulanıyor, ülkelerin merkez bankaları kendi para birimlerinin değerini dolara göre belirliyor. Küresel düzen tam anlamıyla kendini gösterince, hükümetler ve şirketler arası dolar kullanımı belli ölçülerde sorun yaratır oldu ve şimdi bu konu tartışılan bir hal aldı, en çok da ABD ve Çin’de.

Finansal Teknolojiler

Finansal Teknoloji, finansal faaliyetlerin daha verimli yapılabilmesi maksadıyla IV. Sanayi Devrimi ile ortaya çıkan imkanların kullanılmasıdır. Kısaca, mobil bankacılık, yatırım hizmetleri ve kripto para birimi için akıllı cihazların kullanılması, finansal hizmetleri genele daha erişilebilir hale getirmeyi amaçlayan teknolojilerden müteşekkildir. Finansal Teknoloji endüstrileri hem yeni kurulan yapıları hem de mevcutların dönüşümünü öngörür. Temel olarak sigorta, ticaret, bankacılık hizmetleri ve risk yönetimi dijitalleştirilerek kullanılır. Bugün için bu teknolojide yapay zekâ, makine öğrenimi, nesnelerin interneti ve büyük veri ile desteklenmesi aşamasına gelinmiştir.

Fintech kullanımı pratikte neyi sağladı? Cazip fiyatlar ve ücretler (artış %27); kolay erişim ve hesap kurulumu (artış %20); çeşitli yenilikçi ürün ve hizmetler (artış %18); daha iyi hizmet kalitesi ve ürün özellikleri (artış %12). 

Ayrıca savunulan tez şöyle: Teknolojinin bu yeni uygulaması, kitleler için finansal hizmetleri demokratikleştiriyor, geleneksel olana göre avantajlar çok fazla, hatta devir artık bu oldu. 

Mesele küresel düzeyde uyumlu olabilmektedir. Burada demokratikleşme denince hemen, “Çin’de demokrasi mi var?” diye sormak gerekiyor. Hatta çok ünlü filozoflar bugün değil Çin’de küresel çapta post-kolonyal çağın yaşandığını anlatıp duruyorlar. Tanım görece kullanılıyor, şeffaflık, serbestlik gibi amaçlara hizmet ediyor. Üstelik Çin’in Komünist Parti ile yönetildiğini bilmeyen yok.

Fintech endüstrisi içinde faaliyet gösteren şirketler her geçen gün büyümektedir. Küresel açıdan bakılırsa, Fintech’in en fazla kullanıldığı ülkelerden hesaplanırsa, ABD, Kanada, Peru, Kolombiya, Fransa, İspanya, İtalya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Rusya, Çin, Japonya, Hindistan ve Güney Afrika ortalaması %64’tür. Çin ve Hindistan bu ölçütü bir adım daha aşmış görülüyor; yapılan bir ankete göre, her iki ülke de %87 oranında finans teknolojisini günlük hayatta kullanıyor. 

Çin’de mobil ödemeler ve dijital cüzdanlar tamamen kullanılıyor. Bu yaygın yapı Asya’daki oranı daha da yukarı çıkartır. Alipay ve WeChat Pay gibi hizmetler sayesinde 890 milyon mobil ödeme aracı kullanıcısı Çin’i nakit ekonomisinden dijital ekonomiye dönüştüğünü gösteriyor. 

Hatta COVID-19 ile mücadelede Çin tamamen Alipay teknolojilerini kullandı ve pandemiyi kontrol etmekte bu sistem öne çıktı. Ama Çin’in kişisel veri paylaşımı odaklı hukuk mevzuatı buna müsaade ediyor, diğer Batılı ülkeler için bu en önemli tartışma konusu. Hukuk başlı başına bir tartışma konusudur. Hatta bu tartışmayı Fed’i de merkeze koyarak yapmak gerekir diye düşünüyorum.

Fintech kategorilerine göre yapılan bir analizin sonu şöyledir: 2019’da para transferi ve ödemeleri oranı %75; mevduat ve yatırımlar %34; bütçe ve finansal planlama %29; sigorta %48; kredi ise %27.

Soru şu, finansta bütün dünyayı dijital hale dönüştürmek istersek önce nereden başlamak gerekir. Elbette ABD’den. Birinci neden, Fed orada. İkinci neden, New York finans merkezinin hacmi küresel finansın %56.2’dir. Peşinden %33.7 ile Londra gelir. Eğer Çin Fintech kullanımını %87 oranına çıkardıysa, dahası küresel üstünlük ve neo-liberal politikalar için bu konuda ön alma amacı güdüyorsa, bu taktirde ABD’nin uygulama bakımından %46’larda kalması kabul edilemez. Eğer Fed ve New York finans merkezi Londra’yı da yanına alıp tüm operasyonlarında bu kapsam içine girecek olursa, bu demek olacaktır ki, dünyanın hemen hemen tamamı dijitalleşme dönüşümünü tamamlamak zorunda kalacak. 

Burada dikkat edilmesi gereken konu bankacılık yönüyle değil de büyük sermaye hareketlerinin Fed merkezli sevk ve idaresi parametrelerinin kabul edilmesi hadisesidir. Çünkü Fed bastığı doları piyasaya sürerken klasik ve bugün için sağlam olan yöntemleri kullanmaktadır. Para ABD hükümetinden karşılığı tahvil almaktadır. İkisi de kâğıt üzerine basılan rakamlarla çalışan bir metottur, ama fizikidir. 

Bu yeni finans endüstrinin gereği olarak küreselleşme bakımında aranan ne? Fed fiziki para basmasın, oynaklığa açık olan meblağı dijital olarak kaydetsin, karşılığı da aynı şekilde dijital kaydedilsin, müteakiben bağlantılı olarak merkez bankaları dahil dünyada bütün finans sistemi bu dijital verilere göre işlem yapsın. Eğer sistem bu yapıya gelmez ise küresel dönüşüm gerçekleşmiş kabul edilemez. Başka bakışla, mesele dijital-dolar veya Fedcoin olacak mı, şeklindedir.

Bu durumda olasılıklar neler?

  • Dijital-dolar çıktı ve dünya bu noktadan itibaren küresel dijital para kullanmaya başladı.
  • Dijital-yuan çıktı ve müteakiben Fed hariç diğer önemli merkez bankaları da kendi dijital paralarını piyasaya sürdü, alışverişin bu yönde olmaya başlaması hali doğdu.
  • Doğrudan bir dijital (Bitcoin gibi) bir paranın merkez bankalarında olmayacağı teknik açıdan küresel çapta kabul görür ve başta ABD ve Fed dünyayı bu konuda ikna eder.

Bu olasılıklardan hangisi gerçekleşebilir?

Eleştiriler

Bu noktada ekonomist Nouriel Roubini’nin değerlendirmesine yer vereceğim. Roubini şöyle diyor: “Dijital ödeme sistemlerine ve finansal hizmetlerde bir devrim olacağına inanıyorum. Ancak finansal hizmetlerde devrimin kriptoyla ve hatta blok zincirle hiçbir ilgisi yoktur.” O zaman ön planda olan ne? Fintech. Roubini, Bitcoin gibi blok zinciri hiç benimseyemedi. En önemli eleştiriler de ondan gelmektedir. Zira şu anda ekonomideki balonlar hakkında en kapsamlı ve güvenilir araştırmaları yapan kendisidir. Demektedir ki, bu tür projeler balonun ta kendisidir, hatalı çok yönü vardır.

Roubini’ye göre Fintech şöyle açıklanmaktadır: “Fintech üç öğenin birleşimidir. Birincisi, yapay zekâ ve makine öğrenimi; ikincisi, büyük veri; üçüncüsü, nesnelerin interneti. Bu bir Fintech devrimidir. Ödeme sistemlerinde devrim yaratacaktır. Kredi tahsisinde devrim yaratacaktır. Sigorta ve sermaye piyasası işlemleri ve hatta varlık yönetiminde devrim yaratacaktır. Bu devrim şu anda sağlam iş modelleri olan, gelirleri ve kârları olan binlerce firma ile gerçekleşiyor. Ve bu devrimin blok zincir ve kripto para birimi ile yapmasının karşılığı yok.”

Ayrıntılar önemli: “Çin’de, Alipay ve WeChat Pay var. Hindistan’da, yarım milyar kişi tarafından kullanılan UPI tabanlı dijital ödeme sistemleri var. Kenya ve Sahra altı Afrika’da sistem M-Pesa’dır. ABD’de PayPal, Venmo, Square var. Bu zaten orada var, dijital ödeme sistemleri. Deli gibi büyüyorlar. Milyarlarca insan tarafından kullanılıyor. Ölçeklenebilirler. Güvende. Merkezi bir sisteme dayanıyorlar, ama sorun değil! Bankacılık sistemlerimiz gibi… Burada yapılacak başka bir gözlem daha var, biraz teknik. Ethereum’un mucitlerinden biri, büyük bir kripto gurusu olan Vitalik Buterin kabul edilen çok akıllı bir adam. Esasen kriptoda tutarsızlıklar (üç nokta) olduğunu söyledi: ‘Aynı anda ölçeklenebilir, merkezi olmayan ve güvenli bir sisteme sahip olamazsınız. En azından üçte ikisini seçebilirsiniz.’ Geleneksel finansal sistemlerimizi ele alalım. Ölçeklenebilir ve güvenlidirler, ancak merkezileştirilmişlerdir. Bankalarınız var, merkez bankalarınız var, takas merkezleriniz var, mevduat sigortanız var. Son çare borç verenleriniz var. Hatta ‘başarısız olamayacak kadar büyük’ kurumları sistemli olarak kurtarıyoruz. Üstelik bu sadece üst seviyelerde değil. Kredi kartımı kaybedersem, neredeyse her işlemi anında engelleyebilirim. Birisi bir şekilde banka hesap numaramı öğrenir ve yanlış bir çek verirse, işlemi durdurabilirim ve banka beni bütünleştirir. Bu yüzden yönetim kurulu genelinde güvenliğimiz var. Ayrıca geliştiricilerin merkezileşmesi de var. ‘Kod kanundur’ derler. Kanun değil. İşler yanlış gittiğinde yasayı keyfi olarak değiştiren bir grup geliştiriciniz var. Aynı anda polis, savcı ve yargıçtırlar. Ethereum bu özel fonu yarattığında, DAO, birkaç gün içinde tüm paralar çalındı. Sonra işlemi tersine çeviren kod değiştirmeye karar verdiler; Kripto’nun geri dönüşümsüzlüğü için çok fazla. Keyfi olarak kodu değiştirmeye ve bozuk parayı çatallamaya karar verdiler. Ethereum Classic’ten yeni Ethereum’a geçti. Kodun ne olduğuna karar verebileceği ve değiştirebileceği için ‘Yaşam İçin Yardımsever Diktatör’ adı verilen Vitalik Buterin var. Bu akıllı sözleşme olarak görülenler aslen ne akıllı ne de sözleşmedir. Yasal sözleşmelerin geri alınabilmesinin iyi nedenleri vardır ve bu sözde sözleşmeler bile geri çevrilemez. Ayrıca büyük bir zenginlik yoğunluğu var. Bitcoin holdinglerindeki Gini katsayısı 0.88’dir, Kim Jong-un yönetimindeki Kuzey Kore’den daha kötüdür.”

Roubini kriptonun ölçeklendirilememesini önemli bir eleştiri konusu olarak ele almaktadır. Ölçeklendirmenin en büyük sebebi de bir merkezden kontrol edilmeyen bir sistem olmasıdır. Uzmanlar kripto paraya merkezsiz demektedir, ama bu ne denli önemli ayrı bir tartışma konusudur. Halbuki bir merkezin olması demek işlemleri doğrulamak ve güvenilir bir otoriteyi ve sistemi muhatap almak demek. 

Çelişki ise şu noktadadır: Denir ki, “Bitcoin kendi sistemi içinde zaten merkezileştirilmiştir.” Roubini açıklıyor, “Bu madencilik oligopollerine sahipsiniz ve bunların dört veya beşi tüm işlemlerin %50’sini, %60’ını veya %70’ini zaten kontrol ediyor. Bu madencilerin birçoğu hukukun üstünlüğü veya demokratik olmayan ülkeler olan yargı bölgelerinde bulunuyor: Çin, Rusya veya Belarus gibi yerler. Tüm finansal işlemlerinizin Rusya, Çin ve Beyaz Rusya tarafından doğrulanmasını ister misiniz? İstediğiniz dünya bu mu? Borsaların muazzam bir merkezileşmesi de var. Tüm kripto işlemlerinin %99’u merkezi borsalarda gerçekleşir. Bu merkezileştirilmiş borsalar büyük bir hacklemeye maruz kalırlar ve borsaları hacklediklerinde paranız sonsuza kadar gider. Birinin paranızı çaldığı bir banka gibi değilsiniz. Kripto paranız iyiye gitti. Birisi bilgisayarınıza veya iPad’inize erişiyor ve özel anahtarınızı mı çalıyor? Paran sonsuza kadar gitti. Bunlar tersine çevrilemez.”

Benim eleştirim ise daha basit, ABD gibi bir ülke ve Fed gibi bir güç, kendindeki sermayeyi başka bir ülkenin veya gücün kullanımına o kadar rahat vermez. Karşılığında bir şey alır. Üstelik ABD’de vergiler, faizler, ödemeler, sigortalar ne kadar da katıdır, öyle değil mi? ABD ve Fed parayı kontrol ederek güçlü kalıyor, bunun tersi bir durum (kendisi açısından) nasıl yönetilir?

Dijital-yuan

Çin Merkez Bankası’nın “dijital-yuan” çalışmalarının başlangıcı 2014 yılıdır. Ancak henüz test aşamasındadır, resmi bir ticari platformu yoktur. Çin Merkez Bankası’nın bir elektronik ödeme sistemi açıp açmayacağını veya bunu ne zaman açıklayabileceğini söylemek zordur. Çünkü Çin veya başka bir merkez bankası, dijital para birimi ölçeğinde bazı engeller görmektedir. Örneğin, gizlilik sorunları, para politikası (negatif faiz oranları) veya kara para aklama karşıtı hükümler. 

Bu şartlar içinde dahi Çin Merkez Bankası işe geçen yıl Dijital Para Araştırma Enstitüsü’ne kriptografi uzmanları aldı. Diğer taraftan Ekim 2019’da Alipay’ın sahibi Ant Financial’ın Çin Merkez Bankası ile dijital-yuan projesi hakkında arayüz çalışmasını tamamladığı öğrenildi.

Dijital-dolar

Fed’in çalışmaları henüz sonuçlanmamıştır. Fed, siber güvenlik, dijital para birimi perakende bankaları ile tüketici arasındaki ilişkinin düzenlenmesi konusunda net bir ilerleme sağlamış değildir veya henüz bunu yapmak istemiyor da denebilir. Çünkü temel stratejilerin arasında, doğrudan Fed’in tüketicilerle ilişki içinde olabileceği yeni bir sistemin inşası bulunmaktadır. Bu amaçla bazı bankaları kullanmak yerine, müşteriler tasarruflarını merkez bankasında tutabilirler. Eğer bu gerçekleşirse, Fed kendisini yetkilendirmenin çok ötesindeki faaliyetlerde, kredileri onaylama veya ipotek etme pozisyonunda bulabilir.

Uzunca süredir New York’un kâğıt dolar yerine bir dijital para sistemi üzerine çalıştığını biliyoruz. 21 Şubat 2020’de bazı kaynaklar Fed’in “Fedcoin” adıyla yeni kripto para (cryptocurrency) tanıttığını açıkladı. Fedcoin, blok zincir teknolojisine dayalı çalışan merkezileştirilmiş bir dijital para olacak. Buradaki mantık, çeşitli blok zincir proje uygulamalarından (örneğin Bitcoin) farklıdır, küresel çapta tek bir güvenli sistemin işletilmesidir. Dünyanın neresinde olursa olsun arz ve talep aktörleri güvenle Fedcoin’i kullanabilecektir. Düşünülen böyle bir opsiyon. Bu durumda Çin gibi diğer bütün merkez bankaları kendi başlarına üretici olmak yerine Fedcoin’i kullanabilirler. Tam da bu noktada dünyada işte bu konunun bir cepheleşme ve tartışma yarattığını söylememiz gerekmektedir.

ABD ve Fed bu çalışmayı neden önemsiyor? Başlangıçta belirtilen olasılıklardan biri olan Çin başta ülkelerin kendi başlarına bu yola girmeleri halinde dolar ve Fed imparatorluğu fiilen bitmiş olacak.

Bitcoin ve blok zinciri destekleyen teknoloji, bazı merkez bankalarının “merkez bankası dijital para birimi”konusunda araştırma yapmalarına sebep oldu. Bitcoin dijital para birimi olarak bazı umutlar vaat ederken, oynaklık özelliği onu tüketicilerin çoğunluğu için erişilemez kılıyor. Bir merkez bankası dijital para birimini nasıl uygular? Tüketiciler, nakit gibi (ancak Bitcoin’den farklı) olan mevcut hesap biriminde bulunan güvenli, sabit fiyatlı bir elektronik para formuna sahip olunmasına izin verirlerse bunu uygularlar. Aynı zamanda, nakdin aksine, bu dijital para birimi uzun zamanlı işlemlerde kullanılabilir. 

Para politikası yapanlar için fiziksel nakitlerin dijital nakitle değiştirilmesi, ihraç eden merkez bankasının “negatif faiz oranlarını uygulayabileceği” anlamına gelir. Bu, nominal faiz oranları düşük veya sıfırın altında bir ortamda durgunluk olduğunda, faydalı bir araçtır. 

Bir merkez bankasının dijital para biriminin mevcut bankacılık sistemi üzerindeki etkisi karmaşık bir sorudur. Ekonomik fikirler ve sistemler tarihinin de gösterdiği gibi, kamu tüketimi için devlet tarafından verilmiş somut olmayan bir para birimi için emsaller vardır. Merkez bankası dijital parasıyla ilgilenen araştırmacılar için, posta bankacılığı gibi bölümler araştırılmalıdır. Kamuya açık bir borsa ortamını sağlamak için özel sektörle rekabete giren hükümetin yararlarını belirlemeye yardımcı olmak için bu tür konular daha fazla araştırmayı hak ediyor. Bu bölümler, hükümet etkisinin özel bankacılık sektörünü sakatlamadığını gösterme eğilimindedir, ancak bu etkilerin büyüklüğünü belirlemek için tarihsel verilerin daha dikkatli bir şekilde incelenmesi gerekmektedir.

Devletin dijital para birimini uygulamasının birçok yolu vardır. Banknotların ve madeni paraların benzersiz özelliklerinin çoğaltılması önemli kabul edilirse, Fedcoin gibi bir şey üzerinde çalışmayı hak eder. Belki de suçluların ve vergi kaçakçılarının piyasalara katılımını azaltmak için Fedcoin türü kriptolar küçük değer ödemeleriyle sınırlı tutulur, bu yerleşik bir mekanizma ile nakitte (anonimlik ve sansür seviyeleri gibi) direnç sağlayabilir.

Küresel-Stratejik Güvenlik

Prensip olarak Bitcoin gibi uygulamalar kendi alanında işliyorlarsa da olmadık yerlerde, alanının dışında, üreticiyi veya tüketiciyi garanti edemeyecek şartları sunmaktadır. Bu anonim projelerin mal ve hizmet arzı ve talebi içinde kendi alanları dışında uygulanması konusu bile tam güvenilir değildir. İhtiyacın istendiği gibi karşılanamaması söz konusu olabilir. Bu serbest piyasa koşullarının sadece bir ayağıdır, diğer ayağı ise finansal piyasalardır. Finans arzı ve talebi ile bunun türevleri araçlar halinde küresel geçerliliği olan kapsamda işlemlerin gerçekleşmesi her defasında sorgulanmaya ihtiyaç duyulan bariyerlerle karşılaşacaktır. Bu nedenle bütün halkaların tek bir zincir halinde olmasını öngören bütünleştirici bir yapının uygulanması gerekmektedir. Olması gereken ne? Küresel kullanımı ve değeri olan, tek elden kontrol edilen ve güven veren, her türlü piyasa koşullarında geçerliliği olan bir sistem. 

Blok zincirin Bitcoin gibi anonim uygulamalarla teker teker kendi dengesini bulması prensibi bir başka açıdan da güven verici değildir. Neden? Çünkü sistem tam bir altyapı bağımlısıdır. En azından bu bağımlılık internet güvencesiyle ölçülebilir. Bu konuyu tam olarak şöyle düşünmek gerekir, halen ABD ve Çin kendi açılarından uzayı parsellemenin yarışı içindedir. ABD, SpaceX firmasının sürdürdüğü proje ile atmosferde bir network kurmak üzere uydularını yerleştiriyor. Proje 2022’de belli bir safhaya gelecek görülüyor. Bu sistem ve benzeri uzaydaki yapıları korumak için ABD Savunma Bakanlığı Uzay Kuvvetleri Komutanlığı’nı dahi kurdu. Proje bitince internet kesintisiz ve bedava olacak. 

Diğer taraftan Çin de bir çalışma içindedir. Hatta kuantum bilgisayar üretimini de içeren bu çalışmasının uzay ayağında Micius uydu projesini geliştirmektedir. Çin, kendi ayakları üzerinde durmanın ötesinde küresel yarışta öne geçmek çabası içindedir. Yerküreye 5G’nin gelişmişi 6G ile çalışan bir yapıyı yerleştirmek istemektedir. İşte bütün bunlar birer çatışma alanı konusudur. Demek ki bu kontrol etme meselesinde şimdiden ABD ve Çin karşılıklı yarış içindedir. Biri diğerinden önce otorite olmak istemektedir. Hemen her küresel gücün şimdiden farklı bir hesabı vardır; ABD’nin, New York Finans Merkezi’nin, Fed’in, Çin’in, İngiltere’nin, Londra Finans Merkezi’nin, Avrupa Birliği’nin, Rusya ve Hindistan’ın.

Stratejik güvenlik açısından ikinci konu Siber Güvenlik’tir. Bu konuda güçlü ülkeler siber ordular veya merkezler kurdular. Amaç dijital dünyada hekırların etkisini en aza indirmektir. Anonim yapılar kendi anonim savaşçılarını ve teröristlerini yaratmaktadır, sanal alemde bu daha kolay olabilmektedir.

Özgürlük

Liberal yaklaşım ve buna dayalı serbest piyasa algısı ekonomik alanda bazı romantiklerin aklını karıştırmaktadır. Onlar zannetmektedirler ki dünyada ekonomik güç olma ve hükmetme olgusu bir yana, dijital paranın anonim uygulamalarla özgürlükler tam anlamıyla gerçekleştirilebilir. 

Halbuki böyle bir dünya yok! Mevcut kapital güç gidip intihar edercesine elindeki imkanları dağıtmaz. Özgürlük kavramı neo-liberal ve laissez-faire ile kendi yerini bulur. Ancak dijital para demek tek başına ne neo-liberalizm ne de laissez-faire demektir. Ya ne olur? Hepsi birlikte düşünülmelidir.

Blok zincirin Fed otoritesinde olması hali düşünülürse uygulaması mümkün gözükmektedir. Elbette bu başkalarının işine yarayacak bir şey değildir. Öte yandan özgürlükleri karşılamadığı nedenle bir tartışma yaratan konudur. Hani halen Fed bağımlısı bir dolar sistemine nasıl değişik ülkelerden ve güçlerden itiraz ve Ticaret Savaşı başta birtakım yeni düzen arayışı gerginlikleri söz konusu oluyor ise yakın gelecekte de tek merkezli küresel sistemin işletimine anonim ve milli (ulusçu) itirazlar gelecektir. Üstelik anonim ve milli sistemleri ayartmak isteyecek bazı sermaye güçlerinin de çaba sarf edeceğini öngörmek mümkündür. Bütün bunların asıl söylediği ne? “Fed zaten bizi bağlıyordu, bu durumda kurtulmuş olmuyoruz ki! Hatta blok zincir ile her türlü veri Fed’de olacak ise bizim modern köleden ne farkımız olacak? Bu dijital para fikrine ihanet!”

Sonuç

Bugün insanlık dar bir boğazdan geçiyor. Mevcut yapıyı zorlayan birçok fiili durum söz konusu. Bir tarafa evrilirken planlı bir geçiş mi olacak, yoksa bir kargaşayı müteakip mi yeni sistem yerleşecek; bunu yaşayarak göreceğiz, belki de görmekteyiz!

Ben bugün birikimimi kritik bir anda bankadan çekip, elimde tutup, yarınımı garanti etmek için bir umuda sahipken dijitalleşmenin getirisi olarak birilerinin verdiği bir sayıyı mı elimde tutmaya zorlanacağım, üstelik o sayılar her an silinebilir. Altın gibi madenlerin ekonomiden silinmemesinin bir nedeni de budur, insan en temel dürtüleri ile hareket etmeyi asla terk etmez, bu onu yaşatan şeydir.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

kuresel-ekonomide-doygunluk
ÖNCEKİ YAZI

Küresel Ekonomide Doygunluk

covid-19-sonrasi-kuresel-ekonomik-politika
DİĞER YAZI

COVID-19 Sonrası Küresel Ekonomik Politika

Ekonomi 'ın son yazıları

Ekonomik Pandemi

Türkiye dirençli bir ülkedir. Çünkü ekonomik açıdan birçok badire atlatmıştır. COVID-19 pandemisinde oldukça başarılı olmuştur. Şimdi

Postkapitalist Teoloji

Neoliberalizm, postkapitalizm, neokolonyal ve küresel düzen üzerine bir eleştiri. Homo Economicus üzerinden sürdürülen bir tartışmanın başka

Küresel Fed Sistemi

COVID19 ile ilgili süreci konuşuyorken aynı zamanda ekonomiyi de konuşmaya devam ediyoruz. Küresel Fed Sistemi nedir?