ABD ve Rusya Politika Yumağına Sarılıyken Ukrayna Nasıl?

15 Aralık 2023
Okuyucu

Size stratejik açıdan Rusya-Ukrayna Savaşı’nda son yaşananları, mevcut durumu ve önümüzdeki dönemde olabilecekleri kapsayarak, önemli bir değerlendirme sunacağım. Taraflar kadar, dünyanın her yerindeki bu savaştan etkilenen ve konuyla ilgilenen herkese yarayışlı bu yazı ile mümkün olabilecek tüm olasılıkları analiz edeceğim.

Son Yaşananlar

Geçtiğimiz kış boyunca Ukrayna cephesinde öne çıkan konu Bakhmut oldu. Rusların uzunca uğraşından sonra bu kasabayı, daha sonradan sorun çıkaran ve uçak kazası süsüyle öldürülen Prigozhin’in paralı asker şirketi, Wagner almayı başardı. Bahar geldiğinde Ukrayna’nın karşı saldırı haberleriyle meşgul olduk. Açıkçası, Ukrayna’nın bu karşı saldırıdan başarı elde edemeyeceğini bu işi takip eden uzmanlar gibi ben de ifade ettim. Çünkü henüz Ukrayna ordusu böyle bir karşı saldırı için yeterli güce erişememişti. Gerçi Rus ordusu da pek iyi durumda sayılmazdı, ama yine de kendisi açısından mümkün olabilecek en iyi hazırlıkları yaptı. Kış boyunca Bakhmut’ta Wagner Ukraynalıları oyalarken, diğer taraftan Dinyeper Nehri boyunca ve üç hat halinde, Ruslar İkinci Dünya Savaşı usullerindeki gibi klasik siper savunması hazırlıklarını tamamladı. Bu arada Ukrayna’nın Moskova, Sivastopol ve Karadeniz’de bazı asimetrik taarruzlar gerçekleştirdiğine şahit olduk. Buralarda daha çok denizden ve havadan drone saldırıları gerçekleşti.

ABD ve ortakları Ukrayna’ya desteğini yapmaktaydı. Askerî açıdan, belki de bir NATO ordusuna dönüşüm için gerekli olanlar denebilecek türden, yapılan desteklerin en dikkat çekenleri, daha önceden itibaren verilen modern Batı tipi silahların mühimmatı, bunun yanında F-16 savaş uçakları projesinin başlatılması oldu. Başkan Zelensky hemen her yerde ve fırsatta konuşmalar yaptı, daha çok destek istedi. Beklendiği gibi bahar ve yaz ayları boyunca Ukrayna ordusu Rusların hazırladığı siperleri ve mayınlı bölgeleri geçmekte başarılı olamadı. Bu dönemde değerlendirmelerimizin özünde savaşın belli bir durgunlukta olduğu ve hem ABD hem de Rusya için bu durgunluğun sürmesinin avantajlarından yararlanabilecekleri vardı.

Hamas’ın 7 Ekim saldırısına karşılık ABD’nin büyük bir güçle Orta Doğu’ya askeri gücünü göndermesi söz konusu olduğunda ilk değerlendirmem şöyle oldu: Ukrayna cephesinde durgunluk açısından gerekli doğal durum mevcut, bundan hem ABD hem de Rusya kendilerine göre yararlanırlar. 

Mevcut Durum

2023’ün kış aylarını Gazze ve İsrail öncelliğiyle geçirmekteyiz. 2024’e girmeye sayılı günler kaldı ve birden dünya Ukrayna cephesini hatırlar oldu. Bazı uzmanların makaleleri yayımlandı, düşünce kuruluşları ve küresel medyada Rusya’nın ekonomisi hakkında çeşitli yazılar çıkmaya başladı, Başkan Zelensky’nin Amerika gezisi gerçekleşti, ABD’nin Ukrayna’ya yaptığı ve yapabileceği yardımlar hatırlatıldı, hepsinin özünde cephede bir durgunluk olduğu itiraf edildi. Burada öne çıkan soru ise: Hem ABD hem de Avrupa açısından, Ukrayna’ya askeri ve ekonomik destek sağlamaya devam edilmesi yönündeki siyasi istek aşınmaya mı başladı, yeni bir strateji mi yürürlüğe konacak, Ukrayna halkı bu yeni stratejiyi nasıl hazmedecek, Kremlin buna nasıl yaklaşacak, bütün bu bakış açıları ateşkes hazırlıklarıyla ilgili düşünülebilir mi?

Ukraynalılar en baştan bu yana Rus ordusunun topraklarından tamamen çıkmasını istiyor ve savaşın nihai hedefi olarak bunu ileri sürüyor. Buna, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü denmektedir. Rusya ise fiili duruma yaslanarak, Donetsk, Luhansk, Kherson ve Zaporizhia bölgelerinde ilhakını ilan ettiği toprakların ve Kırım’ın kendinde kalmasını yeterli görmekteyse de, öne süreceği Ukrayna’nın NATO üyesi olmaması koşulu halen ortada duruyor. NATO, Ukrayna’nın mevcut haliyle (yaklaşık yüzde 80’lik topraklarıyla) kendine bağlanmasını yeterli görüyor. 

ABD’de Başkan Biden yönetimi ise Ukrayna’ya daha fazla maddi destek yapmak yerine mevcut durumun kendisi için yeterli olabileceğini düşünüyor. Nasıl olsa bu savaş ile beraber ABD hedeflerinin büyük bölümüne ulaşmış görünüyor. Nedir bunlar? NATO genişledi. Avrupa, ABD’nin stratejisine bağlı olarak konsolide edildi ve Rusya ile mevcut olan projelerinden vazgeçilmesi sağlandı. Rusya ekonomik ve politik açılardan yıpratıldı. Küresel silahlanmanın önü açıldı. ABD, Rusların Karadeniz’deki imkanlarının olabildiğince daraltılmasını isterdi, ama sanırım bu kadarı da yeterli görülebilir. Bu süreçte ABD, Rusya’nın Orta Doğu ve Afrika’daki nüfuzundan geri adım atmasını da değerlendiriyor olabilir. Kuzey Buz Denizi ekseninde NATO’ya girmesi söz konusu olan İsveç ve Finlandiya ile ABD önemli bir avantaj elde ediyor denebilir. Bütün bunlar ABD’nin daha fazla ölçüde Hint-Pasifik bölgesine odaklanması açısından bir kazanım olarak gösterilebilir. ABD, tartışmalı konularda Rusları ikna etmek için ekonomik çözümlemelere yaslanabilir. Elbette ABD’nin küresel ölçekte en fazla öne çıkarabileceği konuların başında ekonomi bulunmaktadır. Belki de bugünlerde, sürekli bir biçimde, ABD ve İngiltere kaynaklı düşünce kuruluşlarının ve FED çalışanlarının, Rusya’nın ekonomisini ve savunma bütçesinin analiz ediliyor olmasının bir nedeni de bu olabilir.

Bu savaş, Rusya’nın Kuzey Kore’den ve İran’dan silah ve askeri malzeme satın almasıyla birlikte düşünülmeyen ülkelerin yükselmesine imkân tanıdı, en azından bu bahsettikleri böyle. Bu ABD çıkarları için küresel dengelerde yeni önlemler alınmasını gerektirecek gelişmelerdendir. Ekonomik açıdan da benzer bir durum söz konusu edildi. Rusya kendi parasıyla ticaret yapma imkanlarını arttırdı ki, bu FED’in pek de hoşuna gideceği türden gelişmeler değildi. ABD, bu türden durumları gelişmesiyle birlikte, ekonomide de ortaya çıkan ve kontrolü zor olan alternatiflere dönük ilave tedbirler gerektiğini düşünmeye başladı.

Savaş başlar başlamaz Vladimir Putin ve Xi Jinping Pekin’de görüştüler ve bir anlaşmaya vardılar. Bu savaş dolayısıyla Çin, her gelişmeye bağlı olarak, Rusya ve Çin ortaklığı konusunu kendi lehine geliştirecektir, bu olasılığı da görmeden geçemeyiz.

Bir de şunu unutmamak gerekiyor, ABD ve Rusya için 2024 yılı Başkanlık seçimlerinin olacağı bir yıl. Bu yıl, liderlerin kendi seçmenlerine, zafer elde ettiklerini, hatta ekonomide işleri yoluna koyduklarını söylemesi gereken bir yıl olacak. En azından şu açık konuyu bilmekteyiz, seçimlere giriyorken ABD’de eski Başkan Trump taraftarı ve Cumhuriyetçi kanat, Demokratların elini zayıf düşürmek için eleştirilerinin temposunu yükseltmekteler. Hatta Ukrayna’ya maddi destek için Kongre’deki imkanlarıyla Biden’e kırmızı kart göstermeye başladılar. Yine bilinen bir husus, Trump ile Putin’in geçmişteki sıcak ilişkileri. Bunlar ABD seçimlerinde konu edilebiliyor. Cumhuriyetçileri bırakın, savaş karşıtları açısından bile tartışma konusu edilebiliyor.

Benim baktığım pencereden görülen şöyle, bir soruyla açıklayayım: Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimini başlatmadan hemen önce, Cenevre’de bir anlaşmaya varamayan Biden ve Putin, bu gelişen şartlarda, acaba Cenevre’den ne kadar farklı bir durumdalar? Başka bir ifadeyle, yeni bir Cenevre zirvesi olur ise Amerikan ve Rus Başkanları, aralarında uzlaşabilecek açıklıkları yeterince kapatabildiler mi? Yoksa, Ukrayna ve Zelensky ne der, diye bakmıyorum. Bence asıl politik konu bu ABD-Rusya anlaşması üzerine açıklanmalıdır. 

Askeri-Stratejik Durum

Hal böyleyken, yine de askeri-stratejik yönleriyle durumu gözden geçirmemiz gerekmektedir. Şimdi stratejik açıdan bu durum gözden geçirelim. Kimin stratejik bakış açısı daha önemli? Eğer bir kalıcı ateşkes görüşmesi ve barış konferansı toplanacak ise bu çatışma bölgesi ve tarafları noktasından hareketle ele alınabilecek bir konudur. Taraflar masaya oturduklarında kendi stratejik kazanımlarına göre pazarlık yapacaklardır. Fakat birinin şimdiden ateşkes görüşmeleri için trafiği başlatması gerekiyor. Sonuç alınması yüksek ihtimal olan bir trafiği kim başlatacak ve yönetecek? En azında öncelikle bir tarafın teklifi ortaya çıkmalı.

İşin gerçeği Rusya bu savaşta çok fazla asker ve askeri vasıta kaybetti, buna bir de ekonomik kayıpları eklemek gerekmektedir. Peki, Rusya bu savaş halini daha ne kadar sürdürebilir? Savaş yüksek tempoda olursa Rusya’nın kayıpları yüksek olur. Eğer savaşın temposu, son dönemdeki gibi yavaş olursa, Rusya bu durumun askeri yönünden kendisi için gerekli olan ikmali tamamlayacak zamanı bulabilir. Ancak mevcut ekonomik zorluklar devam edecektir. ABD ve ortaklarının yaptırımlar süreci devam edeceğinden, Rusya’yı bağlayıcı unsur bu olabilir. ABD’nin Ukrayna’ya desteği nasıl gelişebilir? Eğer savaş yüksek tempoda olursa, ABD Ukrayna’ya çok fazla destek vermesi gerekecektir, ki bu durum ABD ekonomisinin durumu ve küresel dengelerde öncelikleri kullanma açılarından önemlidir. Tam tersine yavaş savaş temposu demek Rusya’nın işine gelen bir sonucu üretebileceğinden dolayı bu tercih edilmeyebilir. Halen Rusya ve ABD durumu bu şekliyle değerlendirebiliyor olmalı. 

Savaşlarda sürprizler olabilir, ama stratejik değil, bu daha alt seviyelerde gelişebileceklere dayalı görülür. Çeşitli seviyelerde ortaya çıkan durum üstünlüğü fırsatı geliştirilerek karşı tarafa baskı artırılabilir. Yine de ABD, Kremlin’de bir koltuk değişimi olur mu diye bekliyor olabilir. Ama bunun ciddi bir hesaplamada etkisi olamayacağından sadece bir beklentiden ibarettir veya üzerinde çalışılan bir hedeften ibarettir. O halde olağan şartlara dayalı gerçek hesaplar geçerlidir. Bu durumda ABD inisiyatif alıp muhtemel bir müzakere masası için yavaş yavaş çalışmalara başlamalıdır.

Cepheye ve savaşan tarafların kuvvet dengesine dönelim. ABD ve ortakları yüksek tempolu bir savaş için Ukrayna’ya çok fazla askeri destek yapsa bile Rusya bunu göze alabilir mi? Rusya’nın askeri-stratejik derinliği kullanma becerisi bilinen bir özelliğidir. Geçen kış görüldüğü gibi, bundan sonrası için yapacağı aynı tedbirlere başvurmak olur; siperler ve mayınlı araziler, bunlardan onlarca paralel hat inşa ederek olabildiğince gerilere yaslanabilir. Bu da ABD ve ortaklarının sürekli silah ve mühimmat desteğini sürdürmesi demektir. Üstelik ikide bir Kremlin nükleer silahların tetiğine basmak için tehditler savuracaktır. Doğu Avrupa ve Kuzey Denizi’nde tatbikatlar yapacaktır. Avrupa bu gergin tempoyla daha fazla yorulabilir ve ABD’ye itiraz edebilir. 

Ama önemlisi, böyle bir ihtimali durumda, Ukraynalı asker kayıplarının da hesabının yapılıyor olması gerekmektedir. Yüksek tempolu savaşta ve hatta, eğer Ukrayna toprak bütünlüğünü elde etmek amacıyla taarruz eden taraf olmak zorunda kalırsa, bu demek olur ki, Ukrayna kendine asker kaynağı yaratmak zorundadır. Silah ve mühimmat Batı’dan tedarik edilebilse bile, savaşacak askerin kendinden olması gerçeği, bu savaşın Ukrayna açısından daha ne kadar sürdürülebilir olduğu tartışmasını da geçerli kılmaktadır. 

Ukrayna’nın deniz ve hava gücü avantajı yok. ABD, Ukrayna’ya F-16 filoları verme projesini başlattığında çoğu kişi zannetti ki, uçaklar hazır ve Ukrayna’nın hava gücü hemen güçlendirilebilir. Bu öyle olmayacak, en az 3-5 yıl alacak bir projeden bahsedilmektedir. Diğer taraftan İngiltere açıkladı, Ukrayna’nın Karadeniz donanması güçlendirilecek şeklinde. Norveç’ten iki adet mayın tarama gemisi hibe edilecek, dendi. Bu tür projeler Rusya’nın Karadeniz’deki deniz gücü kapasitesini alt etmeye yetmez. Hem güçlükler çok fazla ve uluslararası sorunları da buna eklemek gerekmektedir.

Ukrayna’nın ve tabii ordusunun eli kolu o denli bağlı ki, ABD ne derse onu yapmak zorunda kaldığı bir durumda. Bu savaş halinde kendi gücüne değil, başka bir egemen güce bağımlılığın yarattığı zor şartların tarifi mahiyetindeki gerçektir. Diyelim ABD, bundan böyle Ukrayna’ya askeri destek veremeyeceğini söylerse, Zelensky ne yapabilir? Diyelim ABD Başkanlık seçimlerini Cumhuriyetçi bir isim kazandı ve politikalarının değişeceğini söyledi, bu Ukrayna için ne demek olur? İşte bu durum Ukrayna için ortada büyük bir sorun var demek oluyor ve cephedeki gerçekleri böylesi politik bir durum korkunç derecede etkiliyor. 

Ama durum böyle gelişti! İşgali başlattı, bazı askeri hatalar olduysa ve fazla kayıp verdiyse de; sonuçta bugün Ukrayna ordusunu zora sokan gerçek, askeri yardımlara dayalı bir harp yapma seçeneğinin olmasıydı. Putin bunu bir aşamada hesaba katmış olmalı. Batılıların desteğine göbeğinden bağlı bir Ukrayna ordusu kaç yıl daha savaşabilir? Savaş devam ediyor diyelim, bu şekilde Rusya’nın ilhak ettiği toprakları geri almak daha kaç yıl sürebilir? Ukrayna’da bunu sürdürebilecek irade olsa bile insan kaynakları ve mali yapı yeterli olabilir mi? Ama bir ateşkes yapılır ise Birleşmiş Milletler’in ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın öncülüğünde Batılılar kadar başka imkanlar da yaratılabilir ve Ukrayna’nın ayağa kaldırılması gerçekleştirilebilir.

Sonuç

İşte bu gibi gerçekleri Putin biliyor olmalı ve eğer ABD (veya başka bir ülke, isim) ateşkes için kendilerine yaklaşmaya başlar ise Kremlin pazarlık marjını en yukarılarda tutabilir. Bugün karşımızda duran en önemli ve asıl konu böyle bir şeydir!

Durum buraya getirildi ve ABD (ve dolayısıyla Ukrayna) geri adım atacak görünüyorsa, ne kadar geriye gidilebilir? En başta ifade ettiğim gibi, bu yeni bir Cenevre marjı konusudur. Biden seçimlere kadar bu açıdan ne yapabilir? Az şey yapabilir. Her ne kadar son bir haftada cezaevindeki muhalif isim Navalni gibi konuları ileri sürmek istiyorlarsa da bu Amerika’nın gösterebileceği iyi bir çıkış kapısı değildir. O halde kendi bakış açımla ifade edersem, ABD seçimleri sonrasına bakmamız gerekiyor.

Daha bugünden Joe Biden, Rusya’ya savaş ilan edecek değil ya! Hem onun asıl hedefi Çin! ABD’nin bu uyguladığı yöntemin adı Temassız Savaş. Bu tür bir savaş ne kadar kazandırır? Şimdi ABD ve Rusya politika yumağına sarılı halde bir denklemle karşı karşıyayken, Ukrayna’yı neler bekliyor, Zelensky bile bilmiyor. Benim açımdan durum şöyle; ABD politikası ile ABD’nin Temassız Savaş yöntemi karşı karşıya kaldı ve Rusya bunun kaymağını yiyebilir.

Güvenlik 'ın son yazıları

41 views

Uzayda Silahlanma Dönemi

Stratejik bakış açısına sahip olarak, savunma ve silahlanma alanında neler oluyor, başat güçler tarafından ilgili politikalar nasıl geliştiriliyor ve icra ediliyor, bu önemli soruya cevap verelim. Yaşananlardan elde edilenler bizi şuraya doğru götürüyor: Artık uzayda silahlanıyoruz, savaş alanı boyutları değişiyor ve caydırıcılık uzayda!
93 views

CIA Şefinin Açıklamaları Üzerine

ABD İstihbaratı CIA’nın Şefi William J. Burns’un Foreign Affairs’teki, 30 Ocak 2024 tarihli, “Casusluk ve Devlet Yönetimi, Rekabet Çağı için CIA'yı Dönüştürmek” başlıklı makalesi hakkında düşüncelerimi yazmak isterim. İncelememde, tehditler ve istihbarat çalışmaları yönleriyle ifade ettikten sonra, kısaca riskli alan ve konulara değineceğim. Bu konunun bir uzmanı olarak kendi kritiğimi de yapacağım, bunu en başta ifade etmek isterim.
111 views

Hizbullah Denklemi

Ortadoğu’da Hizbullah konusu gayet önemlidir. Burada Hizbullah’ın ne olup olmadığını tartışmayacağım. Belirtmek istediğim konu, İsrail, ABD ve Avrupalı bazı ülkeler Hizbullah’ı Lübnan’dan söküp atmak istiyorlar, fakat bunu meşru bir zeminde ve bir askeri operasyon sonucunda başarabilmeleri için ellerine bir imkân geçmesi gerekiyor. Gelin bu konuyu enine boyuna ve daha çok stratejik bakış açısıyla inceleyim.
190 views

Belucistan Krizi

Dünya Hamas-İsrail çatışması ve peşinden Kızıldeniz’deki olaylara kilitlenmişken, birden İran-Pakistan arasında Belucistan (Balochistan) merkezli bir kriz meydana geldi. Burada karşılıklı saldırılarda balistik füzeler, drone’lar ve savaş uçakları kullanıldı. Pakistan, İran sınırını kapatıldı, büyükelçisini geri çağırdı. Nükleer silah sahibi Pakistan ile yine nükleer silah üretmeye çabalayan İran’ın arasında gelişen bu ani kriz pek de bu dozda beklenmiyordu. Üstelik İran şu an için net olarak ABD, İngiltere ve İsrail olarak hedefte gösterilmekteydi. Bu kriz gayet düşündürücü bulundu, bu potansiyel gerilim hali ileriki dönemlere nasıl etki edecekti?
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme